Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » Dünyayı bütün saçmalığıyla yeniden kurmak

Dünyayı bütün saçmalığıyla yeniden kurmak

Dünyayı bütün saçmalığıyla yeniden kurmak02 Kasım 2026 - 04:11
İngiliz komedi tarihinin en büyük efsanelerinden John Cleese, kariyerinde ilk kez İstanbul’a geliyor. “Monty Python” grubunun kurucularından ve “Fawlty Towers” dizisinin yaratıcısı olan 86 yaşındaki sanatçının ziyareti, televizyonun anlatım dilini değiştiren ve sinemada dinî ve toplumsal tabuları hicveden “Monty Python”ın komedi mirasını yeniden hatırlamak için de bir fırsat.
SUZAN SOMALI SÖNMEZ
ssomalisonmez@gmail.com
 
Televizyon izleyicisinin bir skeçten beklediği şey bellidir: Durum kurulur, işler karışır ve sonunda bir espri gelir. “Monty Python”, tam da bu beklentiyi bozmak için vardı. Altı komedyen, bazen bir papağanın ölü olup olmadığı üzerine bitmek bilmeyen bir tartışmadan, bazen anlamsız yürüyüşleri düzenleyen bir devlet dairesinden yola çıkarak komedinin yerleşik kurallarını hedef aldı. 1969’da BBC’de başlayan serüven, televizyonun anlatım dilinden sinema tarihinin en tartışmalı hicivlerine uzandı. Grubun kurucularından John Cleese, "Last Time to See Me Before I Die" (Ölmeden Önce Beni Son Görüşünüz) Dünya Turnesi kapsamında 4 Kasım’da ilk kez İstanbul’da sahneye çıkarken “Monty Python”ın asıl marifetini hatırlamak için bir fırsat doğuyor: Dünyayı bütün saçmalığıyla yeniden kurmak.
 
 
İngiliz komedyen John Cleese, Monty Python ile televizyon komedisinin sınırlarını zorlayan isimlerden biri oldu.
 
Televizyonun kurallarını bozan altı adam
 
Cambridge ve Oxford çevresindeki üniversite tiyatrosu geleneğinden gelen beş İngiliz komedyen John Cleese, Graham Chapman, Eric Idle, Terry Jones, Michael Palin ile ABD doğumlu animatör Terry Gilliam’dan oluşan “Monty Python” ekibinin “Monty Python’s Flying Circus” adlı ilk programı, 5 Ekim 1969’da BBC’de yayınlanmaya başladı.
 
BBC'de 45 bölüm yayınlanan bu efsanevi skeç programı, geleneksel televizyonculuğun tüm kurallarını yıktı. Geleneksel skeçlerde beklenen başlangıç, gelişme ve esprili final düzeni burada sık sık bozuluyordu. Bir sahne tamamlanmadan başka bir hikâyeye geçiliyor, karakterler anlatının dışına çıkıyordu. Skeçlerin altına klasik espri finalleri (punchline) koymak yerine, sahneleri Terry Gilliam'ın ikonik ve avangart animasyonlarıyla birbirine bağladılar. İngiliz sınıf sistemi, bürokrasi, eğitim ve dinî otorite de grubun hiciv hedefleri arasındaydı.
 
Bakanın tuhaf yürüyüşler yapan insanlara fon sağladığı "The Ministry of Silly Walks", ölü bir kuşu canlıymış gibi satmaya çalışan satıcının olduğu "Dead Parrot" ve durup dururken odaya dalan "The Spanish Inquisition" (İspanyol Engizisyonu) skeçleri mizah tarihinin zirve noktaları kabul edildi. Monty Python, komedinin mutlaka bir espriyle sonuçlanması gerekmediğini göstererek televizyon anlatısının biçimini değiştirdi.
 
 
 
Graham Chapman, John Cleese, Terry Gilliam, Eric Idle, Terry Jones ve Michael Palin’den oluşan Monty Python, 1969’da Monty Python’s Flying Circus ile televizyon izleyicisiyle buluştu.
 
 
Sinema’da din, tarih ve insanlık
 
Televizyonun ardından sinemada da çığır açan, bugün hâlâ tüm zamanların en iyi komedi filmleri listelerinde ilk sıralarda yer alan yapımlara imza attılar:
 
”Monty Python and the Holy Grail” (1975): Kral Arthur ve şövalyelerinin kutsal kaseyi arayışını anlatan, sinema tarihinin en absürt ve düşük bütçeli parodisi. At bulamadıkları için arkadan hindistan cevizi kabuklarını birbirine vurarak at sesi çıkardıkları sahne bir klasik.
 
 
 
“Monty Python and the Holy Grail” (1975). Arthur efsanesini absürt mizahla yeniden yorumlayan film, Monty Python’ın sinema tarihindeki önemli yapımları arasında yer alıyor.
 
 
 
“Monty Python's Life of Brian” (1979): İsa ile aynı gün, yan ahırda doğan ve hayatı boyunca yanlışlıkla ‘Mesih’ sanılan Brian'ın hikayesi. Dinî dogmaları ve körü körüne inanmayı eleştiren bu film, çıktığı dönem birçok ülkede yasaklansa da günümüzde bir sinema başyapıtı olarak kabul ediliyor. Filmin sonundaki "Always Look on the Bright Side of Life" şarkısı ise küresel bir marşa dönüştü.
 
“The Meaning of Life” (1983): İnsan hayatının evrelerini felsefi ve son derece hırçın bir mizahla ele alan ve grubun bir arada çektiği son film.
 
John Cleese’in sahne ve ekran kariyeri
 
Monty Python üyeleri zamanla kendi yollarına giderken grubun kurucularından John Cleese, fiziksel komedisi ve öfkeyle şekillenen oyunculuğuyla öne çıktı. “Dead Parrot” ve “The Ministry of Silly Walks” skeçleri, bu tarzın hafızalara kazınan örnekleri oldu. Cleese’in Connie Booth’la birlikte yarattığı “Fawlty Towers” (1975-1979) ise yalnızca 12 bölüm sürmesine rağmen yıllar içerisinde İngiliz televizyon komedisinin klasiklerinden birine dönüştü. Cleese’in canlandırdığı otel işletmecisi ‘Basil Fawlty’nin kibri, kontrol takıntısı ve öfkesiyle yarattığı komedi, dizinin yıllar içinde kazandığı itibarda belirleyici oldu. Yapım, 1976 ve 1980’de BAFTA’da ‘En İyi Durum Komedisi’ ödülünü kazandı; 2000’de British Film Institute’un ‘En İyi İngiliz Televizyon Programları’ sıralamasında ilk sıraya yerleşti.
 
 
Cleese’in canlandırdığı, yürüyüş biçimlerini düzenleyen devlet görevlisi karakteri, Monty Python’ın en bilinen skeçlerinden birine imza attı.
 
 
“Fawlty Towers”ın ardından Cleese, sinemada ve televizyonda farklı projelerde yer aldı; sinema kariyerindeki önemli dönüm noktalarından biri, 1988 tarihli “A Fish Called Wanda” oldu. Charles Crichton’ın yönettiği filmdeki oyunculuğu ve senaryosuyla ‘BAFTA’ ödülü kazanan sanatçı, ‘En İyi Özgün Senaryo’ dalında Oscar’a da aday gösterildi. Sonraki yıllarda “Fierce Creatures” filminde rol alan Cleese, “James Bond” serisinde ‘Q’ karakterini canlandırdı; “Harry Potter” filmlerinde ‘Neredeyse Kafasız Nick’i, “Shrek” serisinde ‘Kral Harold’ı seslendirdi. “Cheers” dizisindeki konuk oyunculuğuyla ‘Primetime Emmy’ kazanan sanatçı çeşitli projelerle televizyon, sinema ve sahne çalışmalarını sürdürdü.
 
Ekrandan gündelik dile uzanan miras
 
Monty Python’ın televizyon ve sinemada açtığı alan, grubun kendi yapımlarının ötesine geçerek dile ve popüler kültüre de etki etti. Altı komedyenin asıl yeniliği, yalnızca absürt durumlar yaratmak değil gündelik hayatın olağan kabul edilen kurallarını kendi mantıkları içinde işleterek nasıl saçmalaşabildiklerini göstermekti. Bürokrasi, sınıf ayrımları, dinî otorite ve televizyonun kendisi, bu yaklaşımda mizahın hedefi hâline geliyordu. Grubun absürt ve gerçeküstü mizahıyla özdeşleşen ‘Pythonesque’ sözcüğünün İngilizceye yerleşmesi, bu üslubun ortak bir kültürel referansa dönüştüğünü gösteriyor. ‘Monty Python tarzında’ şeklinde çevirebileceğimiz sözcük; mantık dışı durumların ciddi bir tavırla sunulduğu, beklenmedik gelişmelerle geleneksel anlatı düzeninin bozulduğu mizah anlayışını tanımlamak için kullanılıyor.
 
Bu mirasın izleri, beklenmedik alanlarda da karşımıza çıkıyor. Örneğin Hollandalı bilgisayar programcısı Guido van Rossum, geliştirdiği programlama diline hayranı olduğu “Monty Python’s Flying Circus”tan esinlenerek ‘Python’ adını verdi. Van Rossum, dilin örnek kodlarında da grubun skeçlerine gönderme yapan ‘spam’ ve ‘eggs’ sözcüklerini kullandı. Bugün istenmeyen e-postaları tanımlamak için kullanılan ‘spam’ sözcüğünün bu anlamı kazanmasında, “Monty Python”ın bir kafeteryada aynı sözcüğün tekrar tekrar söylendiği ünlü skeçinin etkisi oldu.
 
Monty Python’ın açtığı yol, kendisinden sonraki televizyon komedilerinde de karşılık buldu. “The Simpsons” ve “South Park” gibi diziler, animasyonun sunduğu özgürlükten yararlanarak toplumsal kurumları, siyasi figürleri ve gündelik hayatın çelişkilerini hicvetti. “Monty Python”ın öncülük ettiği anlatı kalıplarını bozma, absürt durumları sıradanmış gibi sunma ve otoriteyi mizah yoluyla sorgulama yaklaşımı, farklı biçimlerde sonraki kuşakların komedi anlayışına da yansıdı.
 
Monty Python üyelerinden Graham Chapman 1989’da, Terry Jones ise 2020’de yaşamını yitirdi. Hayatta kalan üyeler farklı projelerde ve zaman zaman ortak gösterilerde “Monty Python” mirasını sürdürdü. 2014’te Londra’daki O2 Arena’da düzenlenen “Monty Python Live (Mostly)” buluşması, bu ortak geçmişin sahneye taşındığı önemli etkinliklerden biriydi.
 
 
Monty Python üyeleri, uzun bir aradan sonra 2014’te Londra’daki O2 Arena’da Monty Python Live (Mostly) gösterileri için yeniden bir araya geldi.
 
İstanbul’da bir komedi ustası
 
John Cleese, 4 Kasım 2026 Çarşamba günü saat 19.30’da İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda “Last Time to See Me Before I Die” adlı gösteriyle sahneye çıkacak. Türkiye’de TuzBiber organizasyonuyla gerçekleştirilecek etkinlik, sanatçının İstanbul’daki ilk sahne performansı olacak.
 
Gösterinin ilk bölümünde Cleese, 60 yılı aşan kariyerinden seçtiği arşiv görüntüleri eşliğinde sinema ve televizyon anılarını, komedi dünyasının perde arkasını ve meslek yaşamındaki deneyimlerini paylaşacak. Din, ölüm ve insan doğası, kara mizahıyla ele alacağı konular arasında. İkinci bölümde ise seyircilerin doğrudan soru yöneltebileceği interaktif bir soru-cevap oturumu düzenlenecek. Etkinlik 18 yaş ve üzerindeki izleyicilere açık; organizasyon duyurusuna göre gösteri başladıktan sonra salona geç giriş kabul edilmeyecek.
 
Monty Python’ın komedi tarihindeki yeri, seyirciyi güldürmek için alışılmış yöntemlerle yetinmemesinden kaynaklanıyor. Grup, gündelik hayatın sıradan görünen kurallarını, bürokrasiyi ve toplumsal otoriteyi absürt durumlar üzerinden sorguladı; bunu yaparken televizyon skeçlerinin biçimini de değiştirdi. Bugün hâlâ hatırlanan, ölü papağanın yaşadığını iddia eden satıcı ya da anlamsız yürüyüşleri düzenleyen bakan, yalnızca komik karakterler değil. Her biri, kendi kurallarını sorgulamadan uygulayan bir düzenin nasıl gülünçleşebileceğini gösteriyor. Monty Python’ın mizahı, aradan geçen onca yıla rağmen bu nedenle karşılığını koruyor.
 
 
Etiketler: John Cleese  Fawlty Towers  Monty Python