Elektronik müziğin farklı rotaları
Annett Gapstream ve Ivan Masa, S.O.S. sunumuyla Kafes x Milo’da sahne alırken İlk edisyonunu gerçekleştirecek Bloom Music Festival, 17 saatlik programıyla İstanbul’un sahil hattına alternatif bir rota ekliyor. Shimza İstanbul’da, Claptone ve Jan Blomqvist ise Çeşme’de elektronik müziğin farklı türlerini aynı günün programına taşıyor.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
İstanbul ve Çeşme, 23 Ağustos Pazar günü elektronik müziğin farklı yönlerini buluşturan yoğun bir programa sahne olacak. İstanbul’da S.O.S. sunumuyla Kafes x Milo’da Berlin merkezli DJ ve prodüktör Annett Gapstream ile İtalyan prodüktör Ivan Masa sahne alırken, Sortie’de Güney Afrikalı Afro House sanatçısı Shimza, Sunday Society kapsamında kabine geçecek. Çeşme’de ise Bambu Beach Bar Claptone’u, Yuzu Beach de Jan Blomqvist’i ağırlayacak. İstanbul’daki Kafes x Milo Beach’te ilk edisyonunu gerçekleştirecek Bloom Music Festival de dört sahnede 17 saat kesintisiz müzik sunacak. Böylece 23 Ağustos, elektronik müziğin farklı tür ve sahne anlayışlarını İstanbul ve Çeşme hattında bir araya getiren geniş bir program oluşturacak.
Kafes x Milo’da S.O.S. buluşması
S.O.S. yani ‘Save Our Souls’ sunumuyla gerçekleşecek Kafes x Milo programında Annett Gapstream ve Ivan Masa’nın yanı sıra Seçkin Aygun, Emirhan Kaçar, Marwick Gurc, Elisa Noir, Özgehan Suman, Hana Bliss, Saint Man ve Can Cook kabine geçecek. Program, gün batımından geceye uzanan bir akış içinde melodik house ve techno ekseninde ilerleyecek.
Berlin’de yaşayan Annett Gapstream, elektronik müzikte melodik techno, house ve indie dance arasında dolaşan üretimleriyle tanınıyor. DJ’lik ve prodüktörlüğü birlikte sürdüren Gapstream, 2018’den itibaren kendi çalışmalarını yayınlamaya başladı. Stil vor Talent, Rebellion der Träumer ve Nown Music gibi plak şirketlerinin kataloğunda yer alan sanatçı, 2021’de kendi plak şirketi Artminding’i kurdu. Artminding, Gapstream’in kendi müzikal yaklaşımına alan açarken başka sanatçıların çalışmalarına da yer veren bir platform olarak faaliyet gösteriyor.
Gapstream’in müzikal çizgisinde melodik yapıların yanı sıra daha karanlık ve deneysel dokular da bulunuyor. Beatport’taki kataloğunda “Here We Are”, “Fundamental Illusions”, “Can’t You”, “No Distance”, “Pressed”, “Fiktion” ve “Next World” gibi çalışmalar yer alıyor. “Here We Are” ve “Can’t You” melodik house & techno olarak sınıflandırılırken, “Can’t You”nun Xotto remiksi indie dance kategorisinde yayınlandı.
Gapstream’in sahne geçmişi de Berlin’le sınırlı değil. Watergate, Kater Blau, Rummels Bucht ve ://aboutblank gibi Berlin kulüplerinin yanı sıra Avrupa’nın farklı kentlerinde, Tayland, Panama ve Kolombiya’da performanslar gerçekleştirdi. Fusion, Bucht der Träumer, Deichbrand, Rave on Snow, Pangea ve Thaibreak gibi festivallerde de yer aldı. Rebellion der Träumer bünyesinde resident olarak performanslarını sürdüren sanatçı, Berlin’deki kulüp kültürüyle uluslararası festival deneyimini aynı müzikal çizgide buluşturuyor.
Ivan Masa’nın acid-house kökleri
Kafes x Milo programının diğer uluslararası konuğu Ivan Masa ise İtalya’nın Caserta kentinde 1989’da doğdu. Elektronik müzikle erken yaşta tanışan Masa’nın müziğe ilgisinde ailesinin de etkisi bulunuyor. Babasının Caserta’daki bir kulübü işletmesi, annesinin ise bir dans okulunun sahibi olması, sanatçının müzik ve dans kültürüyle çocukluk yıllarından itibaren iç içe büyümesini sağladı. Dokuz yaşında ilk konsoluna sahip olan Masa, genç yaşta DJ’lik yapmaya başladı; 16 yaşında ise prodüksiyon çalışmalarına yöneldi.
İlk çalışması “Musa EP”yi 2007’de EMPRO Music etiketiyle yayımlayan Masa’nın ardından “Tone on Tone” geldi. 2008 tarihli bu çalışma, Dance Department radyo programında yer alırken Pan-Pot ve Miss Jools gibi isimlerden de destek gördü. 1980’lerin müziğine duyduğu ilgi zaman içinde prodüksiyonlarına yansıdı; acid house ve house kültürünün izlerini taşıyan çalışmalar geliştirdi. “Star Guitar 1 Pm” ile Suara kataloğunda yer alan Masa’nın müzikleri daha sonraki dönemde EIN2, Monaberry, ATLANT ve farklı bağımsız plak şirketlerinde yayınlandı.
Ivan Masa
Masa’nın sahne kariyeri de uluslararası bir çizgi izliyor. Ibiza’daki performanslarının yanı sıra Londra ve Avrupa’nın farklı kentlerinde sahne alan sanatçı, müziklerini Solomun gibi elektronik müziğin önemli DJ’lerinin setlerinde de duyurdu. 2017’de Ibiza’da ilk kez Santos’ta çalan Masa, sonraki yıllarda farklı Avrupa kulüplerinde ve uluslararası etkinliklerde performanslarını sürdürdü.
Sanatçının güncel üretimleri ise 2026 boyunca devam ediyor. Temmuz ayında “Anyway & Peren” adlı iki parçalık çalışmasını yayınlayan Masa’nın “Anyway” ve “Peren” kayıtları Dear Deer etiketiyle yayımlandı. Aynı dönemde “Silence” adlı çalışmasının Yulia Niko remiksi de AXEPT etiketiyle dinleyiciyle buluştu. Beatport kayıtlarında bu çalışmalar melodik house & techno ve indie dance başlıkları altında yer alıyor.
Bloom ilk kez sahilde
23 Ağustos’un diğer elektronik müzik programı ise %100 Müzik organizasyonuyla Bloom Music Festival. İlk edisyonunu Kafes x Milo Beach’te gerçekleştirecek festival, Ibiza, Tulum ve Mykonos’un sahil merkezli elektronik müzik kültürlerinden ilham alan bir konseptle yola çıkıyor. Festival programında dört farklı sahne bulunuyor ve organizasyon 17 saat boyunca kesintisiz müzik üzerine kuruluyor.
Bloom’un 23 Ağustos programında Bondi canlı performansıyla; Majnoon DJ setiyle; Skala, Skatman, Triart, Can Çaylak, Denniz Gold, Fratello, The Gang, Başak Yağcı, Dilara ÖnBey ve Lal ise DJ performanslarıyla yer alıyor. Program, gün doğumundan gün batımına uzanan sahil atmosferini farklı elektronik müzik setleriyle birleştirecek şekilde tasarlanmış durumda.
Festivalin İstanbul programı 23 Ağustos’la sınırlı değil. Bloom Music Festival’in kombine etkinliği 23 Ağustos’ta Kafes x Milo, 24 Ağustos’ta ise Blind İstanbul ayağını kapsıyor.
Kafes x Milo’daki S.O.S. etkinliği ise 23 Ağustos Pazar günü gerçekleşecek. Etkinliğin kapı açılışı 10.00 olarak duyurulurken program 23.55’e kadar sürüyor. Etkinlik 18 yaş ve üzeri katılımcılara açık.
Aynı gün İstanbul’un sahil hattında birbirinden farklı iki elektronik müzik programının gerçekleşmesi, 23 Ağustos’u yaz sezonunun dikkat çeken elektronik müzik tarihlerinden biri haline getiriyor. Kafes x Milo’daki S.O.S. programı uluslararası konukları ve yerli DJ’leri aynı kabinde buluştururken Bloom Music Festival, 17 saatlik programı ve dört sahnesiyle daha geniş ölçekli bir festival deneyimi sunuyor.
Sunday Society: Shimza
İstanbul’da elektronik müziğin rotasıbu kez Sortie’ye çevriliyor. Mekânın ‘Sunday Society’ serisinin ilk buluşmasında Güney Afrikalı DJ ve prodüktör Shimza sahne alacak. 23 Ağustos Pazar günü saat 18.00’de başlayacak etkinlikte sanatçı, Güney Afrika’nın elektronik müzik üretiminden beslenen Afro House çizgisini Boğaz kıyısına taşıyacak.
Asıl adı Ashley Raphala olan Shimza, Güney Afrika’nın Tembisa bölgesinde büyüdü ve 15 yaşında DJ’liğe başladı. Yerel DJ yarışmalarındaki başarılarının ardından profesyonel kariyerini geliştiren sanatçı, 2013’te Black Coffee’nin Soulistic Music etiketiyle çalışmaya başladı ve 2015’te yayımladığı “Shimuzic” albümüyle uluslararası elektronik müzik çevresinde daha geniş bir görünürlük kazandı. Müziğinde house ve Afro House ritimlerini atmosferik synth’ler, tekrarlayan elektronik yapılar ve melodik unsurlarla bir araya getiren Shimza, özellikle Afro House ve Afro Tech çizgisindeki üretimleriyle tanınıyor. 2019 tarihli “Eminence” albümünün ardından “Kunye” adlı çalışması da sanatçının müzikal kimliğinin öne çıkan kayıtlarından biri oldu.
Shimza’nın kariyeri yalnızca stüdyo üretimleriyle sınırlı değil. Cercle, Tomorrowland, Ultra Music Festival ve Burning Man gibi uluslararası platformlarda sahne alan sanatçı, Ibiza’da da Chinois’teki performanslarının yanı sıra daha önce Privilege’da rezidans yaptı. Elektronik müziğin uluslararası dolaşımında Güney Afrika’nın sesini görünür kılan çalışmalarının yanında, 2009’da başlattığı ‘One Man Show’ ile her yıl Tembisa’da dezavantajlı çocuklar yararına düzenlenen etkinlikler aracılığıyla müziği sosyal sorumluluk çalışmalarıyla da buluşturuyor.
Sanatçının küresel kariyerindeki önemli adımlardan biri de 2020’de kurduğu “Kunye”. Afrika elektronik müziğini öne çıkarmak ve kıtadaki üreticileri uluslararası dinleyiciyle buluşturmak amacıyla oluşturulan platform, zaman içinde bir plak şirketi ve etkinlik serisine dönüştü. Shimza’nın kendi üretimlerinin yanı sıra farklı Afrikalı prodüktörlerin çalışmalarına alan açan Kunye, Güney Afrika merkezli elektronik müziğin uluslararası dolaşımını güçlendiren yapılardan biri olarak faaliyet gösteriyor.
Son yıllarda Elderbrook, CamelPhat, Aloe Blacc, Rachel Chinouriri, Kasango ve AR/CO gibi farklı müzikal alanlardan isimlerle ortak çalışmalar yapan Shimza’nın güncel üretimleri arasında “Dreaming” EP’si, Elderbrook ile “Places” ve “Falling”, Kasango ve AR/CO ile hazırladığı “Fire Fire” bulunuyor. 2026’da da üretim ve performanslarını sürdüren sanatçı, 23 Ağustos’ta İstanbul’daki Sortie sahnesinde gerçekleşecek ‘Sunday Society’ kapsamında dinleyiciyle buluşacak. ‘Sunday Society’nin ilk buluşması, 24 Ağustos saat 04.00’e kadar devam edecek.
İstanbul’dan Çeşme’ye Claptone ve Jan Blomqvist
23 Ağustos Pazar günü elektronik müzik takvimi İstanbul’dan Çeşme’ye uzanan yoğun bir programla şekilleniyor. Aynı gün, farklı elektronik müzik anlayışlarını temsil eden Claptone ve Jan Blomqvist dinleyiciyle buluşacak.
Çeşme Altınkum’daki Bambu Beach Bar, 23 Ağustos’ta maskeli kimliğiyle tanınan Alman DJ ve prodüktör Claptone’u ağırlayacak. Saat 17.30’da başlayacak etkinlikte sanatçı, house ve tech house eksenindeki setini deniz kenarında gün batımından geceye taşıyacak.
Altın renkli Venedik maskesi ve beyaz eldivenleriyle sahneye çıkan Claptone, 2012 civarında elektronik müzik sahnesine adım attığından bu yana gerçek kimliğini kamuoyundan gizleyen bir sahne personası üzerinden ilerliyor. İlk döneminin belirleyici parçalarından “No Eyes”, ardından gelen “Cream”, “Wrong”, “Heartbeat”, “Before I Lose My Mind”, “Under the Moon” ve “The Drums (Din Daa Daa)” gibi çalışmalar, sanatçının house, deep house ve tech house arasında kurduğu müzikal çizginin temelini oluşturdu.
Claptone’un albüm kariyeri “Charmer” ile başladı. 2015 tarihli “Charmer”, sanatçının ‘gizemli bir varlık’ olarak kurduğu müzikal dünyayı ortaya koyarken, 2018’deki “Fantast” bu yaklaşımı daha geniş bir vokal ve atmosfer yelpazesine taşıdı. 2021’de yayımlanan “Closer” ise Seal, Barry Manilow, Peter Bjorn and John, Mayer Hawthorne ve James Vincent McMorrow gibi farklı müzikal geçmişlere sahip isimlerle iş birliklerini bir araya getirdi. Albümde “Queen of Ice”, “Just a Ghost”, “Nobody” ve “Wake Up” gibi parçalar yer aldı.
Claptone’un üretimi albümlerle sınırlı değil. Gregory Porter’ın “Liquid Spirit”, Mark Ronson’ın “Don’t Leave Me Lonely”, Elton John ve Dua Lipa’nın “Cold Heart”, Michael Kiwanuka’nın “You Ain’t the Problem” gibi parçalarına yaptığı remiksler, sanatçının house müziğin dışındaki dinleyici kitlelerine de ulaşmasını sağladı. 2021’de Barack Obama’nın yıl sonu listesinde de Claptone’un Gregory Porter remiksi yer aldı.
Sahne kimliği ise müziğinin ayrılmaz bir parçasına dönüştü. ‘The Masquerade’ adıyla düzenlediği partilerde maskeli balo fikrini elektronik müzik etkinliğiyle birleştiren Claptone, bu konsepti 2017’den itibaren farklı ülkelerde gerçekleştirdi; Ibiza’da Pacha ve daha sonra Amnesia’daki rezidanslarıyla seriyi uluslararası bir etkinlik markasına dönüştürdü. Tomorrowland, Coachella, Ultra Music Festival ve Creamfields gibi büyük festivallerde de sahne alan sanatçı, 2023’te DJ Mag Top 100 DJs sıralamasında 32. sırada yer aldı.
Claptone, son yıllarda kendi plak şirketi Golden Recordings üzerinden de üretimlerini sürdürüyor. 2024’te “Come With Me”yi yayımlayan sanatçı, 2026’da kariyerinin dördüncü stüdyo albümü “Wanderer”ı dinleyiciyle buluşturdu. Albüm 8 Mayıs 2026’da yayımlandı; ardından The Mekanism ve Grammy ödüllü perküsyoncu Jorge Bezerra ile hazırladığı “Doing The Disko” 14 Ağustos 2026’da yayınlandı. Böylece 23 Ağustos’ta Bambu Beach Bar’da dinleyici karşısına çıkacak Claptone, yalnızca geçmiş çalışmalarından oluşan bir repertuvarla değil, 2026’da devam eden üretim döneminin güncel kayıtlarıyla da sahneye geliyor.
Aynı akşam Çeşme’nin Ayayorgi bölgesindeki Yuzu Beach, elektronik müziğin melodik ve vokal ağırlıklı tarafının öne çıkan isimlerinden Jan Blomqvist’i konuk edecek. Saat 19.00’da başlayacak performansta Berlinli sanatçı, elektronik altyapıları canlı vokal ve atmosferik düzenlemelerle birleştiren müzikal yaklaşımını açık hava sahnesine taşıyacak.
Solo çalışmalarının yanı sıra Jan Blomqvist & Band projesiyle de tanınan Berlinli müzisyen, elektronik müziği canlı vokal, gitar ve grup performansının unsurlarıyla birleştiren yaklaşımıyla kendi kulvarını oluşturdu. Kariyerinin önemli duraklarından 2016 tarihli “Remote Control” albümü, “More”, “The End”, “Empty Floor”, “Back in the Taxi”, “Drift” ve “The Space in Between” gibi parçaları bir araya getirirken, Blomqvist’in elektronik müziği şarkı formuyla buluşturan yönünü belirginleştirdi. Özellikle “The Space in Between”, sanatçının en bilinen kayıtlarından biri haline gelirken, canlı performansları da solo elektronik set ile vokal odaklı konser arasında bir yapı kazandı.
Blomqvist’in diskografisinde “Disconnected” dönemi de ayrı bir yer tutuyor. Albümün canlı versiyonları ve Jan Blomqvist & Band kayıtları, elektronik prodüksiyonun sahnede gerçek zamanlı performansla nasıl yeniden kurulabileceğini gösteren çalışmalar arasında yer alıyor. Sanatçı sonraki yıllarda “Our Broken Mind Embassy”, “Alone”, “Destination Lost”, “Midnight Sun” ve “More” gibi parçalarla melodik electronica çizgisini sürdürdü. 2025’te yayımlanan MUTE albümüyle birlikte ise bu yaklaşımını yeni bir albüm dönemine taşıdı; ‘MUTE Album Tour’ kapsamında Kuzey Amerika ve Avrupa’da konserler verdi. Resmî sitesindeki güncel diskografi ve turne kayıtları, solo performanslarıyla grup konserlerinin hâlâ paralel biçimde devam ettiğini gösteriyor.
Blomqvist’in müziğinde vokal yalnızca elektronik altyapının üzerine eklenen bir unsur değil; parçaların anlatı yapısının da merkezinde bulunuyor. “The Space In Between”in sözleri Jan Blomqvist ve Ryan Mathiesen tarafından yazılırken, sanatçının kendi sitesinde yayımlanan sözler onun üretimlerinde kişisel anlatı, zaman, yabancılaşma ve insan ilişkileri gibi temaların da önemli yer tuttuğunu gösteriyor. Bu nedenle Blomqvist’in sahne performansları, geleneksel bir DJ setinden farklı olarak elektronik prodüksiyon ile canlı şarkı söylemeyi aynı yapı içinde buluşturuyor.
Sanatçının 2026 takvimi de uluslararası dolaşımının sürdüğünü gösteriyor. Resmî turne programında Yuzu Beach performansının 19.00’da Yuzu Main Stage’de başlayacağı belirtiliyor. Yuzu, Blomqvist’in sahnesini ‘live vocals’ ve ‘melodic electronica’ ekseninde tanımlıyor. Böylece Çeşme’deki buluşma, sanatçının 2026 boyunca sürdürdüğü solo performans programının bir durağı olarak gerçekleşecek.
23 Ağustos Pazar günü, İstanbul ve Çeşme’de farklı sahne ve müzik anlayışlarını aynı gün içinde buluşturuyor. Shimza’nın Afro House çizgisi, Claptone’un house ve tech house yaklaşımı, Jan Blomqvist’in melodik electronica’sı ile Annett Gapstream ve Ivan Masa’nın techno odaklı setleri ve 17 saat sürecek Bloom Music Festival, yazın son haftalarındaki elektronik müzik takvimini çeşitlendiriyor.
Etiketler: Milliyet Sanat Annett Gapstream elektronik müzik Ivan Masa konser Bloom Music Festival İstanbul


