Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » Emin Alper’e Üsküp’te dünya sinemasına katkı ödülü

Emin Alper’e Üsküp’te dünya sinemasına katkı ödülü

Emin Alper’e Üsküp’te dünya sinemasına katkı ödülü17 Ekim 2026 - 11:10
Yönetmen Emin Alper, Kuzey Makedonya’nın başkenti Üsküp’te düzenlenen 11. KINENOVA Uluslararası Film Festivali’nde ‘Golden Mane: Dünya Sinema Sanatına Üstün Katkı Özel Ödülü’nü aldı.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
 
Yönetmen ve senarist Emin Alper’in sineması, bireylerin hikâyelerini toplumsal ilişkilerden, iktidar mücadelelerinden ve kolektif davranış biçimlerinden bağımsız ele almayan yaklaşımıyla uluslararası alanda karşılık bulmayı sürdürüyor. İlk uzun metrajlı filmi “Tepenin Ardı” ile 2012’de başlayan sinema yolculuğu; “Abluka”, “Kız Kardeşler” ve “Kurak Günler” ile devam etti. Alper, beşinci uzun metrajlı filmi “Kurtuluş” ile 2026’da Berlin Film Festivali’nde ‘Gümüş Ayı Büyük Jüri Ödülü’nü kazanırken, ekim ayında Kuzey Makedonya’da düzenlenen KINENOVA Uluslararası Film Festivali’nde de 2026 edisyonunun özel ödülüne değer görüldü.
 
14-17 Ekim tarihleri arasında Üsküp’te gerçekleştirilen 11. KINENOVA Uluslararası Film Festivali’nin konseyi, oybirliğiyle aldığı kararla Alper’e ‘Golden Mane: Dünya Sinema Sanatına Üstün Katkı Özel Ödülü’nü verdi. Festival, yönetmeni yeni kuşak dünya sinemasının etkili isimleri arasında değerlendirirken bugüne kadar çektiği beş filmde geliştirdiği özgün sinema dilini, cesur anlatımını ve toplumsal meseleleri ele alışındaki insani derinliği ödül gerekçeleri arasında gösterdi.
 
 
“Sinema dünyayı sorgulama biçimidir”
 
Festivalin açılış töreninde ödülünü alan Emin Alper, konuşmasında sinemanın yalnızca hikâye anlatmakla sınırlı olmadığını, dünyayı sorgulamanın yollarından biri olduğunu vurguladı. Nefretin, milliyetçiliğin, hoşgörüsüzlüğün ve siyasi kutuplaşmanın yükseldiği bir dönemde sinemanın şüpheye, hayal gücüne ve empatiye alan açmasının önemine dikkat çeken yönetmen, şu ifadeleri kullandı:
 
“Nefretin, milliyetçiliğin, hoşgörüsüzlüğün ve siyasi kutuplaşmanın tırmandığı bir dönemde; sinemanın şüphe, hayal gücü ve empati alanı olarak kalması her zamankinden daha önemli. Sinema dünyayı tek başına değiştiremez ama göz ardı edilenlere ses verip güçlülere meydan okuyarak, bize her zaman farklı bir bakış açısı olduğunu hatırlatabilir.”
 
KINENOVA’nın onur konuğu olarak ağırladığı Alper, festivalin uluslararası ana yarışma jürisine de başkanlık ediyor. Festival programında yönetmenin 2012 tarihli ilk uzun metrajlı filmi “Tepenin Ardı” da yer alıyor. 15 Ekim’de gösterilen film, Alper’in sinemasına ayrılan özel bölüm kapsamında izleyiciyle buluşurken gösterimin ardından soru-cevap etkinliği de düzenlendi.
 
“Kurtuluş” uluslararası festival yolculuğunda
 
Emin Alper’in son filmi “Kurtuluş”, 76. Berlin Uluslararası Film Festivali’nde kazandığı ‘Gümüş Ayı Büyük Jüri Ödülü’nün ardından uluslararası gösterimlerini sürdürüyor. 2026’da dünya prömiyerini Berlin’in ana yarışma bölümünde yapan film Türkiye, Fransa, Hollanda, Yunanistan ve Suudi Arabistan ortak yapımı. Ahmet Sesigürgil ve Barış Aygen’in görüntü yönetmenliğini üstlendiği filmin kurgusu Özcan Vardar’a, müzikleri Christiaan Verbeek’e ait. Başrollerde Caner Cindoruk, Berkay Ateş ve Feyyaz Duman yer alıyor.
 
Doğu Anadolu’nun dağlık bir bölgesindeki iki komşu Kürt köyünü odağına alan “Kurtuluş”, yıllar önce yerlerinden edilen Bezari aşiretinin geri dönüşüyle yeniden alevlenen toprak anlaşmazlığını ve toplumsal gerilimi konu alıyor. Bezari ailesinin dönüşü, geçmişte yaşananların ve iki topluluk arasındaki güç mücadelesinin yeniden gündeme gelmesine yol açıyor. Hazeran aşiretinin lideri Şeyh Ferit uzlaşmadan yana bir tutum benimserken ağabeyi Mesut, daha çatışmacı bir çizgi izliyor. Mesut’un ilahi uyarılar olarak yorumladığı rahatsız edici düşleri de çevresindeki gerilimi besliyor. Film, inanç, korku, aidiyet ve kolektif şiddet arasındaki ilişkiyi bir topluluğun giderek geri dönüşü olmayan bir çatışmaya sürüklenmesi üzerinden ele alıyor.
 
Alper, filmin çıkış noktasını 2009’da Türkiye’nin Kürt bölgesindeki bir köyde yaşanan ve bir düğünün basılması sonucunda aralarında kadınlar ve çocukların da bulunduğu 44 kişinin öldürüldüğü katliamla ilişkilendiriyor. Yönetmenin açıklamasına göre film, bir grup insanın başka bir grubu ortadan kaldırmak üzere nasıl bir araya gelebildiği, birbirlerini nasıl ikna ettikleri ve şiddeti nasıl planlayıp uygulamaya geçirdikleri sorularından hareket ediyor. Kurtuluş, bu sorular aracılığıyla yalnızca belirli bir olayı değil, tarihteki kitlesel kıyımları, sömürgecilik ve milliyetçilikle bağlantılı düşünce biçimlerini de tartışmaya açıyor.
 
Filmin festival başarısı Berlin’le sınırlı kalmadı. Ekim ayının başında İtalya’da düzenlenen 22. Lucca Film Festivali’nde “Kurtuluş”, ‘Jüri Özel Mansiyonu’na değer görüldü. Film ayrıca ‘Halk Jürisi En İyi Film Ödülü’nü de kazandı. Festivalin açıklamasında ‘Jüri Özel Mansiyonu’, filmin kolektif şiddetin köklerini ele alışındaki vizyoner yaklaşımıyla ilişkilendirildi.
 
Başrollerinde Caner Cindoruk, Berkay Ateş, Feyyaz Duman, Naz Göktan ile Özlem Taş’ın oynadığı ve dünya prömiyerini Berlinale’de yapan “Kurtuluş”; Busan, Helsinki, Philadelphia, Rio de Janeiro, Gent, Seminci Valladolid, Los Angeles AFI Fest ve Kahire gibi uluslararası film festivallerinin programlarına da seçildi. Film, Avrupa Film Akademisi tarafından açıklanan 2026 Avrupa Film Ödülleri’nin 44 filmlik aday listesinde yer alan Türkiye ana yapımı tek film olarak da öne çıktı. Böylece Alper’in beşinci uzun metrajlı filmi, yıl boyunca farklı ülkelerdeki festival gösterimleri ve ödülleriyle uluslararası dolaşımını sürdürüyor.
 
 
Akademiden sinemaya uzanan yönetmenlik çizgisi
 
13 Ağustos 1974’te Karaman’ın Ermenek ilçesinde doğan Emin Alper, Boğaziçi Üniversitesi’nde iktisat ve tarih eğitimi aldı; modern Türkiye tarihi alanında doktora yaptı. Sinema çalışmalarının yanı sıra akademik alanda da çalışan Alper, İstanbul Teknik Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Bölümü’nde modern tarih dersleri verdi. Hâlen İstanbul Sinematek’inin sanat yönetmenliğini yürütüyor.
 
Alper’in ilk uzun metrajlı filmi “Tepenin Ardı”, 2012’de Berlin Film Festivali’nin ‘Forum’ bölümünde gösterildi. Film, ‘Caligari Film Ödülü’nün yanı sıra ‘En İyi İlk Film’ dalında özel ‘Mansiyon’ kazandı ve ‘Asya Pasifik Ekran Ödülleri’nde ‘En İyi Film’ seçildi. Yönetmenin ilk filminde kurduğu anlatı dünyası, sonraki çalışmalarında da farklı biçimlerde sürdü: Aile ve topluluk ilişkileri, görünür ya da görünmez tehditler, korkunun toplumsal hayattaki yeri ve bireyin çevresindeki güç ilişkileri, filmlerinin temel meseleleri arasında yer aldı.
 
2015 tarihli ikinci uzun metrajlı filmi “Abluka”, Venedik Film Festivali’nin ‘Ana Yarışması’nda gösterildi ve ‘Jüri Özel Ödülü’nü kazandı. Kentteki siyasi gerilimi, güvenlik politikalarını ve paranoyanın bireyler üzerindeki etkisini ele alan film, Alper’in uluslararası sinema çevrelerindeki görünürlüğünü artırdı.
 
2019’da çektiği “Kız Kardeşler”, Berlin Film Festivali’nin ana yarışmasına seçildi. Kırsal bir çevrede yaşayan üç kız kardeşin hikâyesi üzerinden aile ilişkilerini, sınıfsal eşitsizlikleri ve kadınların toplumsal konumunu ele alan film, yönetmenin insan ilişkilerine odaklanan anlatımını sürdürdü.
 
Alper’in dördüncü uzun metrajlı filmi “Kurak Günler” ise 2022’de Cannes Film Festivali’nin ‘Belirli Bir Bakış’ bölümünde dünya prömiyerini yaptı. Kuraklık sorunu yaşayan bir kasabaya atanan genç savcının çevresinde gelişen olayları anlatan film, yerel iktidar ilişkileri, siyasi baskı ve toplumsal dışlama üzerine kuruldu. Başrollerini Selahattin Paşalı ve Ekin Koç’un paylaştığı yapım, uluslararası gösterimlerinin ardından çok sayıda ödül kazandı.
 
Bu dört filmin ardından gelen “Kurtuluş”, Alper’in uzun metrajlı filmografisindeki beşinci yapım. Berlin’deki ‘Gümüş Ayı Büyük Jüri Ödülü’, Lucca Film Festivali’ndeki iki ödül ve KINENOVA’nın ‘Dünya Sinema Sanatına Üstün Katkı Özel Ödülü’, yönetmenin uluslararası alandaki son dönem başarılarını oluşturuyor.
 
Üsküp’teki ödül, Alper’in yalnızca son filmiyle elde ettiği başarıyı değil, ilk uzun metrajlı filminden bu yana geliştirdiği yönetmenlik çizgisini de gündeme taşıyor. Yönetmen, KINENOVA’daki konuşmasında dile getirdiği gibi, sinemanın dünyayı tek başına değiştiremeyeceğini ancak görmezden gelinenlere ses vererek ve egemen bakış açılarını sorgulayarak farklı düşünme olanakları yaratabileceğini savunuyor.
 
KINENOVA Uluslararası Film Festivali, 2011’de kuruldu ve 14-17 Ekim 2026’da Üsküp’te 11’inci edisyonunu ‘At First Light’ (İlk Işıkta) temasıyla gerçekleştirdi. Yeni kuşak yönetmenleri ve cesur sinema anlatılarını öne çıkaran festivalin 2026 programında Emin Alper’e, dünya sinema sanatına üstün katkısı nedeniyle verilen “Golden Mane” özel ödülü 2025’te, görüntü yönetmeni Vladimir Samoilovski’ye verilirken, yönetmen Dag Johan Haugerud da dünya sinemasına özel katkısı nedeniyle festivalin en yüksek ödülüyle onurlandırılmıştı.
 
Etiketler: Milliyet Sanat  Emin Alper  Kuzey Makedonya  üsküp  11. KINENOVA Uluslararası Film Festivali  Kurtuluş  film