Epica ile senfonik bir final
İstanbul Küçükçiftlik Park'ta gerçekleşen Dark Sun Müzik Festivali, senfonik metalin öncü grubu Epica'nın epik performansıyla unutulmaz bir sona ulaştı.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
Büyüleyici vokalleri ve dev sahne prodüksiyonuyla adeta bir görsel şölen sunan grup, izleyicilere unutulmaz anlar yaşattı. Festivalin son günü, sadece bir konserden öte, senfonik metalin ihtişamını gözler önüne seren bir deneyime dönüştü.
İlk gelişleri değil
Sadık bir hayran kitlesine sahip olan Epica, Türkiye'de daha önceki yıllarda da konserler verdi. İlk konserini 13 Ağustos 2009'da Foça'daki Rock Tatili Festivali'nde veren grup, daha sonra 2013 yılında İstanbul ve Ankara'da Katatonia ile birlikte sahne aldı. 2015 yılında 'The Turkish Enigma' turnesi kapsamında İstanbul, İzmir ve Ankara'da konserler düzenleyen, 2022'de "Omega Tour" kapsamında İstanbul'da sahne alan Epica, 28 Ekim 2023'te İstanbul'da bir konser daha verdi. Dark Sun Metal Festivali'ndeki konseriyle de 6. kez Türk seyircisinin karşısına çıktı.
Lead vokalde Simone Simons (2002), gitar ve brutal vokalde Mark Jansen (2002), klavye ve piyanoda Coen Janssen (2002), davul ve back vokalde Ariën van Weesenbeek (2007), solo gitar ve back vokalde Isaac Delahaye (2009) ve bas gitarda Rob van der Loo (2012)'dan kurulu ve yeni albümü de dahil olmak üzere son yıllardaki tüm stüdyo ve canlı performanslarında yer alan kadrosuyla İstanbul'a gelen Epica'nın "A New Age Dawns" serisini devam ettiren yeni albümü "Aspiral, Nisan 2025'te yayınlandı.
Hızlı giriş
Albümün hemen ardından hayat bulan aynı isimli "Aspiral" turnesi kapsamında hem yeni albümden hem de klasikleşmiş şarkılarını setlistine alan Epica, Dark Sun Metal Festival konserine dokuzuncu stüdyo albümü "Aspiral" (2025)'ın ikinci single'ı "Cross the Divide" ile giriş yaptı. Hızlı ve agresif yapısıyla açılış parçası olarak çok iyi bir seçim olan parçanın
Ardından gelen ve 2014 tarihli "The Quantum Enigma" albümünün öne çıkan sert parçalarından "Victims of Contingency"de 2023 konserinde yer almayan gitarist Mark Jansen’in karmaşık ritimleri ve sert rifleri seyirciyi daha da coşturdu.
Üçüncü parça "Design Your Universe" (2009) albümünden "Unleashed", Simone Simones'ın dramatik vokalleriyle öne çıkan, duygu yüklü bir parçaydı.
Seyirciye sürpriz
"Consign to Oblivion" (2005) albümünde yer alan ve orkestral temalarla bezeli güçlü bir klasik olan "The Last Crusade"in ardından grup, büyük bir sürpriz yaptı ve "Apparition", İstanbul'da ilk kez canlı çalındı. Epica’nın 2025 tarihli son albümü "Aspiral"da yer alan senfonik metal / gotik tarzdaki "Apparition", albümün duygusal yoğunluğu en yüksek parçalarından biri olarak öne çıkıyor. "Aspiral"ın tanıtımı kapsamında 12 Nisan 2025'te Paris'te başlayan ve Avrupa, Kuzey Amerika ve Meksika'yı da kapsayan dünya turnesinde Epica, "Apparition"ı 1 Ağustos'taki Fezen 2025 Macaristan konserinden sonra ikinci kez, Türk izleyicisi için ise ilk kez İstanbul'da canlı çalmış oldu. "Apparition / Hayalet", Epica’nın klasik müzik ve metal öğelerini ustaca harmanladığı, sinematik atmosferi yoğun bir eser.
Canlı icrası zor bir parça olduğu söylenebilir ancak konserde Simone Simons’un teknik ve duygusal vokal gücünü sergilediği parçalardan biri olarak öne çıktı. Bir parçanın ilk defa canlı çalındığı yerler, o performanslara tarihsel bir önem kazandırır. Epica'nın Türkiye’deki güçlü hayran kitlesiyle bu 'ilk'i paylaşması, hem grup hem dinleyici açısından duygusal bir bağ yarattı.
Müthiş seyirci
Bu güzel sürprizin ardından konserin temposu daha da arttı diyebilirim. Bir an olsun coşkusunu kaybetmeyen seyircinin de hakkını vermek lâzım. Konser, olağanüstü kalabalık değildi belki ama seyirci bir stadyum gücündeydi!
Epica’nın 2003 yılında yayınlanan ilk albümü "The Phantom Agony"den "Sensorium", karanlık atmosferiyle öne çıkan ve seyircinin de eşlik ettiği bir diğer parça olarak hafızalara kazındı.
Konserin en uzun şarkısı
2007 tarihli "The Divine Conspiracy" albümünden "The Obsessive Devotion", uzun şarkılarıyla bilinen grubun en karmaşık ve uzun yapıtlarından biri. Karmaşık orkestral düzenlemeler, koral bölümler ve tempo geçişleri içeren bu Mark Jansen bestesi, bireyin inanç ve takıntılarıyla mücadelesini işliyor. Grubun sahnede en çok alkış alan ve dramatik yapısıyla öne çıkan yapıtlarından biri olan parçanın albüm versiyonu tam olarak 7 dakika 13 saniye. Canlı performanslarda ufak kısaltmalarla çalınan "The Obsessive Devotion"*, İstanbul konserinde de büyük ilgi gördü. Özellikle duman ve ışık efektleriyle desteklenen performans, unutulmaz görüntülere sahne oldu.
Bir sonraki şarkı; Epica'nın klasik elementlerini taşırken aynı zamanda '80'ler alternatif rock ve modern metal etkileşimleri içeren "Arcana"ydı. "Aspiral"dan çıkan ilk single olan şarkı akılda kalıcı melodisi, müzik kutusunu andıran kısımları ve koro vokalleriyle mistik ve etkileyici bir hava yarattı.
"Aspiral"ın dördüncü single'ı ve klasik Epica sound’unu (senfonik metal, growl-vokal, orkestral aranjmanlar) barındıran "Fight to Survive", enerjik temposu ve güç verici sözleriyle dikkat çekti. Bu arada "Fight to Survive"ın distopik bir gelecekte geçen ve görsel anlatımıyla çok konuşulan videosunu seyretmenizi tavsiye ederim.
Konserin son iki şarkısı "The Quantum Enigma" (2014) albümünden, toplumsal mesajlar içeren güçlü bir performans şarkısı olan "Unchain Utopia" ve 2009 tarihli albümüyle aynı adı taşıyan epik bir başyapıt olan "Design Your Universe" oldu.
Encore
Elbetteki konser bu şekilde bitmedi. Epica, ilk final selamının ardından tekrar sahneye gelerek sırasıyla "The Phantom Agony" (2003) albümünün en bilinen Epica klasiklerinden biri olan "Cry For The Moon" ile "The Holographic Principle" (2016) dan pozitif mesajlı ve sahnede büyük enerji yaratan "Beyond the Matrix'i seslendirdi.
Latince pasajları ve senfonik yapısıyla dikkat çeken, 2005 tarihli albümüyle aynı adı taşıyan destansı "Consign to Oblivion" bu görkemli konseri kapatan parça oldu.
"Quietus" ve "Kingdom of Heaven"ı dinleyememiş olmanın hayal kırıklığını yaşasam da Epica performansını ve seyircisini övmeden edemeyeceğim. Uzaktan Garbage'ın solisti Shirley Manson'a benzettiğim Simone Simmons'ın yumuşak ama güçlü ve Marc Jansen'ın brutal vokalleri, grubun genel olarak sahne performansı, görsel ve işitsel anlamda ortaya konan dev sahne prodüksiyonu seyircilere gerçek bir metal şöleni yaşattı. Festivale epik bir kapanış sunan Epica, İstanbul seyircisine teşekkür ederken tekrar buluşma sözü de verdi.
Dark Sun Metal Festival
Epifoni ve URU ortaklığı, +1 katkılarıyla gerçekleşen Dark Sun Metal Festival 2025, iki gün boyunca KüçükÇiftlik Park’ta binlerce metalseveri bir araya getirdi.
Festivalin ilk gününü, Türk metal sahnesinin karanlık tınılarıyla dikkat çeken Helak açtı. Ardından yerli hardcore / punk sahnesinin efsanelerinden Radical Noise, sert duruşunu sahneye taşıyarak adeta bir enerji patlaması yarattı.
Gecenin yıldızı ise kuşkusuz Sepultura idi. Thrash metalin Brezilyalı devleri, 40. yıl veda turnesi kapsamında Türkiye’ye son kez geldi. 'Territory', “Roots Bloody Roots”tan “Refuse/Resist”e uzanan setlist’leriyle KüçükÇiftlik Park’ı sallayan grup, sahnedeki son performanslarından birini İstanbul’a armağan etti. Konserin en duygusal anı ise, grubun yakın zamanda kaybettiğimiz Ozzy Osbourne’a ithafen yaptığı saygı duruşuydu.
Festivalin ikinci gününü açan Knight Errant, Türkiye’nin senfonik metal sahnesindeki öncü duruşunu bir kez daha kanıtladı. Ardından sahne alan Danimarkalı Myrkur, black metalin folk ve gotik unsurlarla iç içe geçtiği benzersiz müziğiyle adeta hipnotize edici bir atmosfer yarattı ve gecenin finalini yazımızın ana konusunu oluşturan Epica yaptı.
Organizasyon
Genel olarak başarılı bir organizasyondu. Güvenlik, hijyen, stantlar, sahne düzeni gayet başarılıydı. Dikkatimi çeken noktalardan biri, ilk gün ile ikinci gün arasındaki ses düzeni farkıydı. İkinci günkü konserlerde ses düzeyi sanki daha düşüktü. Elbette, her grubun setup'ı farklıdır ama ikinci gün genel bir volume düşüklüğü vardı sanki.
Bir diğer nokta ise iki günlük bir etkinliğe 'festival' denmesi. Malumunuz; 'festival' tabiri genellikle çok sayıda sanatçının yer aldığı, atölyeler, yan etkinlikler, kamp vb. unsurlar içeren daha büyük yapılar için tercih edilir. Müzik sektöründe 'festival' teriminin ticari olarak marka değeri taşıdığı için sıkça kullanıldığının farkındayım. Ancak, bu durum içerik doğruluğu açısından bakıldığında aslında yanıltıcı oluyor ve bir kavram kargaşası da yaratıyor. İki - üç günlük ve sınırlı konserli etkinlikler için 'festival' yerine 'buluşma', 'konser serisi', 'canlı müzik maratonu', 'metal çıkarması' hatta ‘showcase’ gibi bir çok alternatif isim kullanılabilir düşüncesindeyim.
