Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » Eskişehir’de erken 8 Mart kutlaması

Eskişehir’de erken 8 Mart kutlaması

Eskişehir’de erken 8 Mart kutlaması04 Mart 2026 - 03:03
5 Mart’ta gerçekleşecek “Dünya Emekçi Kadınlar Günü Konseri”nde sahnede yalnızca notalar değil, bir tarih bilinci yükselecek.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
 
Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Senfoni Orkestrası, mart ayının simgesel ağırlığını taşıyan günlerine bu yıl güçlü bir programla eşlik ediyor. 5 Mart Perşembe akşamı gerçekleşecek “Dünya Emekçi Kadınlar Günü Konseri”, hem repertuvar seçimi hem de sahnedeki isimleriyle dikkat çekiyor. Orkestra şefliğini Öykü Yanık’ın üstlendiği gecede, kemanda Gülen Ege ve viyolada Pınar Basalak solist olarak yer alacak.
 
Konser, takvimdeki bir anma gününü işaret etmekten çok daha fazlasını hedefliyor. Programın dramatik akışı, İtalyan operasından Alman romantizmine, oradan da Amerika ufkuna açılan Çek senfonizmine uzanarak, müzik tarihinin üç ayrı eksenini tek bir dramatik hat üzerinde buluşturuyor.
 
Kurumsal hafıza
 
Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Senfoni Orkestrası, Türkiye’de yerel yönetim destekli senfonik yapılanmalar arasında istikrarlı çizgisiyle öne çıkan topluluklardan biri. Kuruluşundan bu yana klasik repertuvarın temel taşlarını Eskişehirli dinleyiciyle buluştururken, aynı zamanda çağdaş eserler ve tematik konser programlarıyla da dinamik bir sezon yapısı kurdu.
 
Orkestra, yıllar içinde yerli ve yabancı çok sayıda solist ve şefi ağırladı; opera uvertürlerinden senfonik şiirlere, barok konçertolardan 20. yüzyıl orkestral literatürüne kadar geniş bir repertuvarı düzenli olarak icra etti. Kurumsal kimliğini yalnızca konser üretimiyle değil, kent kültürüne katkı sağlayan bir sanat odağı olma misyonuyla inşa etti.
 
Bu yaklaşımın bir uzantısı olarak 5 Mart’taki konser, hem tematik bir anlam taşıyor hem de repertuvar açısından yüksek dramatik yoğunluk vadediyor.
 
Şef kürsüsünde Öykü Yanık
 
Konserin müzikal yönetimini üstlenen Öykü Yanık, genç kuşağın dikkat çeken şefleri arasında anılıyor. Senfonik literatüre hâkimiyeti ve partisyon çözümlemesindeki berrak yaklaşımıyla bilinen Yanık, özellikle romantik dönem eserlerinde yapı bütünlüğünü ön planda tutan bir yorum çizgisi benimsiyor. Bu konserde de Verdi’nin operatik teatralitesini, Bruch’un çift konçertosundaki diyalog estetiğini ve Dvorák’ın senfonik mimarisini tek bir dramatik akışta birleştirmesi bekleniyor.
 
İki çalgı, iki yorum
 
Konserde solist olarak sahne alacak sanatçılardan keman solisti Gülen Ege, teknik donanımı ile lirizmi dengeli biçimde bir araya getiren yorumuyla tanınıyor. Eğitim sürecinde klasik keman repertuvarının temel konçertolarını çalışan Ege, oda müziği projelerinde aktif rol almış ve senfonik orkestralar eşliğinde çeşitli konserlerde sahne almış bir isim. Özellikle romantik dönem eserlerinde yay tekniğinin esnekliği ve tını kontrolüyle öne çıkan Ege, sahne üzerinde yalnızca virtüozite sergilemekten ziyade müzikal anlatıyı önceliklendiren bir çizgi izliyor. Bruch’un “Op.88” konçertosunda keman partisinin dramatik temalarını berrak bir tonla aktarması, eserin diyalog yapısını belirginleştirecek temel unsur olacak.
 
Diğer solist viyola sanatçısı Pınar Basalak ise orkestral ve oda müziği repertuvarına hâkimiyetiyle biliniyor. Viyolanın çoğu zaman geri planda kalan rengini merkez sahneye taşıma konusundaki bilinçli yaklaşımı, onun yorumculuğunun ayırt edici özelliklerinden biri. Basalak, hem teknik çevikliği hem de koyu, sıcak tını üretimiyle romantik literatürde güçlü bir ifade alanı kuruyor. Bruch’un viyola partisi, çalgının melodik kapasitesini ön plana çıkaran pasajlarla dolu; Basalak’ın bu bölümlerde kemanla kuracağı tematik alışveriş, eserin dramatik omurgasını şekillendirecek.
 
Bu iki solistin aynı sahnede buluşması konçertonun doğası gereği rekabetçi değil, eşitlikçi bir müzikal diyalog sunacak. Bruch’un yazımında keman ve viyola zaman zaman birbirinin yankısı, zaman zaman karşıt sesi olur; Gülen Ege ile Pınar Basalak’ın yorumculuğu da bu karşılıklı inşa sürecini görünür kılacak nitelikte.
 
Açılışta İtalyan dramı
 
Gecenin açılışı, Giuseppe Verdi imzalı La Traviata Operası Uvertürü ile yapılacak. La Traviata, 1853’te Venedik’te prömiyer yaptığında tartışmalı karşılanmış, ancak kısa sürede opera repertuvarının temel eserlerinden biri hâline gelmişti. Uvertür, operanın dramatik özünü birkaç dakikalık yoğun bir orkestral anlatı içinde özetler: kırılgan yaylı pasajları, trajik kaderi haber veren tematik gerilim ve melodik liriklik.
 
Operatik trajedinin orkestral bir özeti olarak dinleyiciyi dramatik bir atmosfere taşıyan eeser, kadın merkezli bir anlatıyı müziğin dramatik diliyle kurması bakımından Dünya Emekçi Kadınlar Günü temasıyla da örtüşen sembolik bir başlangıç niteliği taşıyor.
 
Romantik diyalog
 
Programın merkezinde, Max Bruch’un Op.88 Keman ve Viyola Konçertosu yer alıyor. Double Concerto for Clarinet and Viola olarak da bilinen bu eser, bestecinin geç dönem yapıtları arasında özel bir konuma sahip. Bruch’un melodik zenginliği ve Alman romantizmine özgü yoğun armonik dili, keman ile viyola arasında kurulan eşitlikçi diyalogla birleşir.
 
Bu konserde keman partisini Gülen Ege, viyola partisini ise Pınar Basalak seslendirecek. Eser, virtüozite gösterisinden çok iki çalgı arasındaki tematik alışverişe dayanır; birinin başlattığı cümleyi diğeri tamamlar, zaman zaman gölgeler, zaman zaman öne çıkar. Kadın solistlerin bu yapıyı birlikte inşa edecek olması, gecenin kavramsal çerçevesine güçlü bir katkı sunuyor.
 
Yeni dünyaya açılan kapı
 
Konserin ikinci yarısında ise Antonin Dvorak’ın “Op.95 numaralı 9. Senfonisi”, “Yeni Dünyadan”, seslendirilecek. “Symphony No.9 in E minor”, 1893’te New York’ta bestelenmiş ve prömiyeri yine orada yapılmıştı. Dvorák, Amerika’da bulunduğu dönemde yerel müzik geleneklerinden, özellikle Afro-Amerikan spiritüellerinden ve yerli ezgilerinden etkilenmiş; ancak bu etkileri kendi Çek melodik kimliğiyle sentezlemişti.
 
Romantik senfonik repertuvarın en güçlü örneklerinden biri olarak orkestranın bütün bölümlerini geniş bir dinamik skalada sınayacak eserin ikinci bölümündeki İngiliz kornosu solosu, senfonik literatürün en tanınan temalarından biri. Final bölümünde ise dramatik enerji doruğa çıkıyor; temalar birbirine eklemlenerek bütüncül bir senfonik yapı kuruyo. “Yeni Dünya”, yalnızca coğrafi bir keşif değil, estetik bir ufuk genişlemesi.
 
Evrensel dil
 
5 Mart Perşembe günü saat 20.30'da Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Kültür Merkezi - Opera’da gerçekleştirilecek bu konser, Eskişehir’de yerel bir etkinlik olmanın ötesinde, klasik müziğin evrensel repertuvarı ile toplumsal bir farkındalık gününü aynı potada eritiyor. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Senfoni Orkestrası, yıllar içinde inşa ettiği kurumsal hafızayı bu tür tematik konserlerle pekiştiriyor.
 
Verdi’nin operatik trajedisiyle başlayan, Bruch’un romantik iç diyaloguyla derinleşen ve Dvorák’ın senfonik ufkuyla genişleyen bu program, yalnızca notaların değil, tarihsel ve kültürel katmanların da sahneye taşındığı bir akşam vaat ediyor.
 
Mart ayının anlamlı günlerine doğru ilerlerken, Eskişehir’de bir konser salonunda yükselecek bu ses, müziğin sınır tanımayan dilini bir kez daha hatırlatacak.
 
Etiketler: 8 Mart  Eskişehir  konser