Fazıl Say, bu kez cazla yeni hikâyeler yazıyor
Klasik müziğin katı formlarını kıran, besteciliğiyle uluslararası sahnede kendine özgü bir dil kuran Fazıl Say, şimdi “Say Plays Jazz on Tour with Škoda” projesiyle cazın özgür alanında daha önce hiç olmadığı kadar iddialı bir anlatı kuruyor.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
Dünyaca ünlü piyanist ve besteci Fazıl Say, caz odağındaki yeni projesi “Say Plays Jazz on Tour with Škoda” ile bu yaz Türkiye turnesine çıkıyor. Pozitif organizasyonuyla gerçekleştirilecek turne, 7 şehirde 10 konserden oluşacak. Proje, sanatçının klasik müzikte geliştirdiği bestecilik anlayışı ile cazın doğaçlamaya dayalı yapısını bir araya getirirken, Fazıl Say Jazz Quintet tarafından sahneye taşınacak projede, sanatçının caz beşlisi için bestelediği yeni eserlerin yanı sıra önceki çalışmalarının caz düzenlemeleri yer alacak. Yaklaşık 75-80 dakika sürecek performans, parçalar arasında ara verilmeden, kesintisiz bir akışla sunulacak. Ezgi Alaş, Aslıhan And Say, Serdar Barçın ve Ferit Odman’ın da yer alacağı, açık hava sahneleri ve amfi tiyatrolarda gerçekleşecek turneye Škoda eşlik edecek.
Müziğin sınırlarında
1970 yılında Ankara’da doğan Fazıl Say’ın müzikle ilişkisi, erken yaşta fark edilen olağanüstü bir yetenekle başladı. Ankara Devlet Konservatuvarı’ndaki eğitiminin ardından Almanya’da Düsseldorf Robert Schumann Müzik Yüksek Okulu’nda çalışmalarını sürdüren sanatçı, 1994’te Young Concert Artists International Auditions birinciliğiyle uluslararası kariyerinin kapılarını araladı. Bu başarı, kısa sürede dünyanın önde gelen orkestraları ve şefleriyle aynı sahneye taşıdı. Say’ın kariyeri yalnızca virtüöziteyle sınırlı kalmadı; besteciliğiyle çağdaş klasik müzik içinde ayrıksı bir noktaya yerleşti. Oratoryolar, senfoniler, konçertolar ve oda müziği eserleriyle genişleyen repertuvarı Anadolu’nun melodik hafızasını Batı müzik geleneğiyle sentezleyen bir estetik üzerine kuruldu. Bu bağlamda, dünya prömiyerleriyle dikkat çeken eserleri sanatçının üretiminde ayrı bir başlık açar. Örneğin, benimde İznik Gölü kıyısında ilk seslendirilişini izleme şansına eriştiğim halk müziği köklerinden beslenen “İznik Türküsü - “Ballad of Nicaea” ”, Say’ın hem melodik sadeliği hem de armonik zenginliği bir araya getirdiği özgün çalışmalarından biri olarak uluslararası sahnede geniş yankı uyandırdı. Bunun yanı sıra “Nazım” oratoryosu, “İstanbul Senfonisi” ve “Mezopotamya Senfonisi” gibi yapıtlarının dünya prömiyerleri de Avrupa’nın ve Türkiye’nin önemli konser salonlarında gerçekleştirildi ve bu eserler yalnızca müzikal değil, kültürel ve tarihsel bir anlatı kurma iddiasıyla öne çıktı.
Fazıl Say’ın diskografisi, yorumculuk ve bestecilik kimliğinin paralel ilerlediği nadir örneklerden biri olarak dikkat çekiyor. 2000’li yılların başında yayınlanan Bach, Mozart ve Beethoven yorumlarını içeren kayıtlarla uluslararası klasik müzik kataloglarında yerini sağlamlaştıran sanatçı; 2003 tarihli Gershwin yorumlarıyla caz ile ilk güçlü temasını kurdu. 2005’te yayınlanan “Black Earth (Kara Toprak)” albümü, Anadolu halk müziğini piyano tekniğiyle yeniden yorumladığı bir kırılma noktasıydı.
2007’deki “Metin Altıok Oratoryosu” kaydı, 2010’da yayınlanan “İstanbul Senfonisi”, 2012’de “Mezopotamya Senfonisi” ve 2013’teki “İlk Şarkılar” albümü, bestecilik yönünün giderek daha görünür hale geldiğini gösterdi. 2016’da çıkan “Mozart Complete Piano Sonatas” kaydı, klasik repertuvardaki hakimiyetini pekiştirirken; 2017’de yayınlanan “Say Plays Say”, sanatçının kendi eserlerini yorumladığı önemli bir dönemeç oldu.
2018’de “Troy Sonata” ve 2019’da “Hermias - Yunus Sırtındaki Çocuk” gibi projelerle anlatı müziğine yönelen Say, 2020’li yıllarda ise daha deneysel ve disiplinler arası bir çizgiye kaydı. 2021’de yayınlanan “Beethoven: Sonatas” ve 2022’deki “Morning in the World” albümleri, pandemi sonrası dönemde içsel bir yoğunlaşmayı yansıtırken; caz etkilerinin giderek daha belirgin hale geldiği yeni çalışmaların da habercisi oldu. Bu süreçte dünya prömiyeri yapılan yeni oda müziği eserleri ve konçertolar da sanatçının sahne repertuvarına dahil olmaya devam etti.
Cazla kurulan derin bağ
“Say Plays Jazz on Tour with Škoda”, Fazıl Say’ın cazla kurduğu ilişkinin yalnızca bir yan uğrak olmadığını açık biçimde ortaya koyuyor. Sanatçı, uzun yıllardır konser programlarında Gershwin düzenlemeleri, doğaçlama pasajlar ve caz armonilerine yer verse de bu proje ilk kez tamamen caz formu üzerine inşa edilmiş bütünlüklü bir yapı sunuyor.
Fazıl Say Jazz Quintet ile sahneye taşınan proje, piyanonun merkezde olduğu ancak kolektif doğaçlamanın belirleyici olduğu bir müzikal diyalog kuruyor. Vokalde Ezgi Alaş, flütte Aslıhan And Say, saksafonda Serdar Barçın ve davulda Ferit Odman gibi isimlerin yer aldığı yapı, klasik müzik disiplinini cazın anlık yaratıcılığıyla dengeliyor.
Sanatçının kendi sözleriyle repertuvar, yalnızca estetik bir arayış değil aynı zamanda güncel meselelerle yüzleşen bir anlatı. Doğa tahribatından eğitim sistemine, toplumsal kırılmalardan kültürel kimlik tartışmalarına uzanan temalar, müzik aracılığıyla sahnede yeniden kuruluyor.
Kesintisiz anlatı
Bu Turneyi benzer projelerden ayıran en önemli unsur, sahne kurgusunun bütüncül yapısı. Fazıl Say, konseri parçalı bir repertuvar yerine tek bir uzun form olarak tasarlıyor. Yaklaşık 75-80 dakikalık kesintisiz akış, klasik senfoni formunu caz doğaçlamasıyla birleştiriyor. Böylece dinleyici, alkışlarla bölünen bir konser yerine, dramatik bütünlüğü olan bir müzikal hikâyenin içine çekiliyor.
Bu yaklaşım, aynı zamanda kaydedilmesi planlanan albümün de temelini oluşturuyor. Projenin ilerleyen dönemde uluslararası sahnelere taşınması hedefi, Say’ın kariyerindeki küresel perspektifle de örtüşüyor.
Türkiye turnesi
Pozitif Müzik organizasyonuyla gerçekleşen turne, yaz boyunca Türkiye’nin farklı şehirlerinde açık hava sahnelerinde izleyiciyle buluşacak. Ayvalık’tan Çeşme’ye, Efes’ten Bodrum’a, İstanbul’dan Ankara’ya uzanan bu rota, projenin geniş bir dinleyici kitlesine ulaşmasını hedefliyor. Özellikle Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu ve Efes Antik Tiyatrosu gibi mekânlar hem akustik hem de atmosfer açısından bu bütüncül yapıya uygun sahneler olarak öne çıkıyor.
Škoda’nın ‘yol arkadaşı’ olarak konumlandığı turne, yalnızca bir sponsorluk ilişkisi değil müziğin dolaşımını mümkün kılan bir ortaklık modeli sunuyor. Pozitif ise otuz yılı aşkın deneyimiyle bu ölçekli projeyi sahneye taşıyan temel yapı olarak dikkat çekiyor.
Fazıl Say Jazz Quintet, alanlarında uluslararası başarıya sahip müzisyenleri bir araya getiriyor. Sahnede Fazıl Say’ın tuşlarındaki ustalığa Türkiye'nin en değerli müzisyenleri eşlik ediyor. Güçlü ve çok yönlü vokaliyle Ezgi Alaş, flütün büyüleyici tınısıyla Aslıhan And Say, saksafondaki dinamik stiliyle Serdar Barçın ve caz sahnesinin en önemli davulcularından Ferit Odman'ın ritmik zenginliği bu projede bir araya geliyor. Beşlinin sahnede yaratacağı yüksek enerji ve doğaçlama yeteneği, her bir konseri benzersiz bir müzik şölenine dönüştürecek.
Aslıhan And Say
Ezgi Alaş
Fazıl Say’ın kariyerine bakıldığında, “Say Plays Jazz” projesi uzun süredir biriken eğilimlerin doğal sonucu. Klasik müzikte kazandığı teknik derinlik, besteciliğinde kurduğu anlatı dili ve doğaçlamaya duyduğu ilgi, bu projede aynı potada eriyor.
Dünya prömiyerleriyle uluslararası müzik çevrelerinde sürekli yeni eserler sunan, her yeni çalışmasında anlatı evrenini genişleten Say, bu kez cazın diliyle benzer bir yenilik arayışını sürdürüyor. “Say Plays Jazz on Tour with Škoda”, bir anlamda sanatçının müzikal kimliğini yeniden tanımladığı bir eşik. Cazın özgürlüğü ile klasik müziğin yapısal gücünü bir araya getiren bu yaklaşım, Fazıl Say’ın üretiminde yeni bir dönemin kapısını aralıyor.
Konser Takvimi:
- 19 Temmuz 2026 Pazar / Ayvalık Amfi Tiyatro, Balıkesir
- 24 Temmuz 2026 Cuma / Çeşme Açıkhava Tiyatrosu, İzmir
- 25 Temmuz 2026 Cumartesi / Efes Antik Tiyatrosu, İzmir
- 26 Temmuz 2026 Pazar / Bodrum Antik Tiyatro, Muğla
- 2 Eylül 2026 Çarşamba / Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu, İstanbul
- 3 Eylül 2026 Perşembe / Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu, İstanbul
- 13 Eylül 2026 Pazar / Kültürpark Açıkhava Tiyatrosu, İzmir
- 16 Eylül 2026 Çarşamba / Hierapolis Antik Tiyatrosu, Denizli
- 17 Eylül 2026 Perşembe / Açıkhava Tiyatrosu, Antalya
- 27 Eylül 2026 Pazar / Bilkent Odeon, Ankara


