Fazıl Say’ın iki dünyası
Klasik müzik sahnesindeki uluslararası kariyeri, besteciliği ve yorumculuğuyla tanınan Fazıl Say, “Say Plays Jazz on Tour with Škoda” projesinde cazın doğaçlama özgürlüğünü merkezine alıyor.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
Fazıl Say’ın müzikal dünyasında caz yeni keşfedilmiş bir alan değil. Klasik müzikteki uluslararası kariyeri boyunca farklı türler arasında geçişler kuran, Anadolu müziğiyle klasik Batı müziğini ve çağdaş müzik anlayışını aynı bestecilik dili içinde buluşturan Say, cazla ilişkisini de uzun yıllardır üretiminin bir parçası olarak sürdürüyor. 1990’lı yıllarda geliştirdiği “Paganini Jazz” ve “Alla Turca Jazz” gibi çalışmaları klasik repertuvarın tanıdık yapılarını doğaçlama, ritim ve caz armonisiyle yeniden ele aldığı örnekler arasında. “Paganini Jazz”, Paganini’nin “24. Capriccio”sundan hareketle caz varyasyonları kurarken doğaçlamaya ve farklı düzenlemelere açık bir yapı taşıyor; “Alla Turca Jazz” ise Mozart’ın ünlü “Rondo Alla Turca”sını senkoplar, kromatik blue note’lar ve caz unsurlarıyla yeniden yorumluyor.
“Say Plays Jazz on Tour with Škoda” bu nedenle Fazıl Say’ın klasik müzik kariyerinde uzun zamandır devam eden müzikal arayışının daha kapsamlı bir sahne projesine dönüşmesi olarak değerlendirilebilir. Say’ın klasik repertuvarın yapısal disiplininden aldığı birikimi, cazın anlık karar verme ve doğaçlama imkânlarıyla buluşturması, projenin temelini oluşturuyor. Bana göre bu buluşmanın en önemli tarafı da burada: Uluslararası klasik müzik sahnesinde kendine çok güçlü bir yer edinmiş bir besteci ve yorumcunun, cazı yalnızca repertuvarına eklenmiş farklı bir tür olarak değil, kendi müzikal dilini genişleten yaratıcı bir alan olarak ele alması.
Klasikten caza uzanan 85 dakikalık akış
Pozitif Müzik organizasyonuyla gerçekleştirilen turne, Türkiye genelinde 7 şehirde 10 konser olarak planlandı. Yaz aylarında Ayvalık, Çeşme, Efes ve Bodrum’la başlayan konser dizisi, Eylül ayında İstanbul, İzmir, Denizli, Antalya ve Ankara duraklarıyla devam ediyor. İlk etapta gerçekleşen konserlerde projenin sahne yapısı da netleşti. Yaklaşık 85 dakika süren ve birbirine kesintisiz biçimde bağlanan 18 eserden oluşan repertuvar, klasik konserlerdeki eserler arasındaki kesin sınırların aksine tek bir müzikal anlatı gibi ilerliyor.
Programda Fazıl Say’ın farklı dönemlerine ait eserlerinin caz düzenlemeleriyle birlikte, bu proje için özel olarak bestelenen ve ilk kez dinleyici karşısına çıkan iki yeni eser de bulunuyor. Eserler arasındaki geçişler ve müzisyenlerin doğaçlama alanları, her konserin aynı repertuvar üzerinden ilerlemesine rağmen birebir tekrarlanmayan bir yapıya kavuşmasını sağlıyor.
Repertuvarın dikkat çeken durakları arasında “Bodrum”, “Paganini Caz”, “Truva Sonatı”ndan “Aşil” ve “Kara Toprak” bulunuyor. Say’ın bestecilik dünyasının farklı dönemlerinden gelen bu çalışmalar caz beşlisinin doğaçlama karakteriyle yeniden biçimleniyor. Böylece dinleyici, bir yandan Say’ın bestecilik hafızasındaki tanıdık melodilerle karşılaşırken diğer yandan bu eserlerin caz formunda nasıl dönüştüğünü izleme fırsatı buluyor.
Şiirden müziğe, müzikten doğaçlamaya
Projenin repertuvarı yalnızca Fazıl Say’ın besteleriyle sınırlı değil. Türk şiirinden beslenen çalışmalar da caz düzenlemeleriyle programın önemli parçaları arasında yer alıyor. Murathan Mungan’ın “Kırılgan”, Can Yücel’in “Sardunyaya Ağıt” ve Haydar Ergülen’in “Üzgün Kediler Gazeli” şiirlerinden hareketle oluşturulan eserler, bu kez beşlinin doğaçlamaya açık müzikal yapısı içinde yeniden yorumlanıyor.
Bu repertuvar tercihi, Say’ın müzikle edebiyat arasında kurduğu ilişkinin caz projesinde de sürdüğünü gösteriyor. Klasik müzikte büyük ölçekli senfonik yapılardan oda müziğine kadar farklı formlarda çalışan bestecinin şiirin ritmini ve sözcüklerin çağrışım alanını cazın esnek yapısıyla buluşturması, projenin yalnızca tür değişikliği üzerinden okunmasını engelliyor.
Repertuvarın düşünsel tarafında ise Doğu ile Batı arasında kültürel bağ, küresel krizler, toplumsal meseleler, doğa ve yaşam gibi başlıklar bulunuyor. Proje, müziği yalnızca estetik bir alan olarak değil, içinde yaşadığımız dünyanın meselelerine bakmanın bir yolu olarak da kullanıyor. Bu yaklaşım Fazıl Say’ın besteciliğinde uzun süredir görülen toplumsal ve kültürel referansların caz projesindeki karşılığını oluşturuyor.
Beşlinin doğaçlama alanı
Projenin sahnedeki müzikal omurgasını Fazıl Say Jazz Quintet oluşturuyor. Piyanoda Fazıl Say’a vokalde Ezgi Alaş, flütte Aslıhan And Say, saksafonda Serdar Barçın ve davulda Ferit Odman eşlik ediyor. Beşlinin en önemli özelliklerinden biri, her enstrümanın yalnızca eşlikçi bir rol üstlenmemesi; doğaçlama bölümlerinde kendi karakterini ortaya koyabilmesi. İlk etap konserlerinde de müzisyenlerin öne çıktığı enstrüman soloları repertuvarın önemli unsurlarından biri oldu.
Özellikle Ferit Odman’ın davuldaki ritmik yaklaşımı, Serdar Barçın’ın saksafonu ve Aslıhan And Say’ın flütü, Fazıl Say’ın piyanosunun klasik müzikteki güçlü teknik ve anlatı karakterini cazın daha geçirgen yapısıyla buluşturuyor. Ezgi Alaş’ın vokali ise enstrümantal ağırlıklı yapıya farklı bir renk ekliyor.
Bu kadronun bir başka özelliği, farklı müzikal birikimlerin aynı sahnede buluşması. Fazıl Say, uluslararası klasik müzik kariyerinden gelen yorumculuğu ve besteciliğiyle projenin piyano ve bestecilik eksenini oluştururken, Ezgi Alaş güçlü vokaliyle repertuvara sözlü bir anlatım katıyor. Aslıhan And, flütüyle hem melodik yapının renklerinden birini üstleniyor hem de doğaçlama alanına katkı sağlıyor. Saksafonda Serdar Barçın, caz ve farklı müzik türlerindeki deneyimini projenin ses dünyasına taşırken, davulda Ferit Odman caz sahnesindeki deneyimi ve ritmik yaklaşımıyla beşlinin müzikal akışını biçimlendiriyor. Böylece her müzisyenin kendi alanından getirdiği birikim, Fazıl Say’ın besteleri ve düzenlemeleri etrafında ortak bir sahne diline dönüşüyor.
Harbiye’de iki gece
Turnenin İstanbul ayağı, 2 ve 3 Eylül’de saat 21.00’de Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda art arda iki konserle gerçekleşecek. Yaz turnesinin Ayvalık, Çeşme, Efes ve Bodrum etaplarının ardından İstanbul, projenin Eylül programındaki ilk büyük durağı olacak.
İstanbul konserlerinin ardından Fazıl Say Jazz Quintet, 13 Eylül’de İzmir Kültürpark Açıkhava Tiyatrosu, 16 Eylül’de Denizli Hierapolis Antik Tiyatrosu, 17 Eylül’de Antalya Açıkhava ve 27 Eylül’de Ankara Bilkent Odeon sahnesine çıkacak. Böylece proje, yaz boyunca antik tiyatrolardan açıkhava sahnelerine uzanan geniş bir coğrafyada dinleyiciyle buluşmuş olacak.
Cazın özgürlüğü, klasik müziğin birikimi
Fazıl Say’ın sanatında öne çıkan özelliklerden biri, kendisini tek bir müzikal kimliğin sınırları içinde tutmaması. Besteciliği ve yorumculuğunda farklı müzik geleneklerinden beslenen sanatçı, cazla ilişkisini de yıllar içinde sürdürdü. “Say Plays Jazz” bu birikimin yeni bir yorumu olarak, Say’ın kendi eserleri ve yeni bestelerinin yanı sıra beş müzisyenin doğaçlamalarına dayanan kolektif bir sahne yapısı kuruyor. Her enstrümanın müzikal akışa aktif biçimde katılması, repertuvarın konserden konsere farklı nüanslarla şekillenmesine olanak tanıyor.
Benim açımdan projenin değerli tarafı da burada. Uluslararası klasik müzik sahnesinde güçlü bir besteci ve yorumcu olarak yer alan Fazıl Say’ın cazın doğaçlamaya dayalı özgürlüğüne alan açması, müzikal merakının doğal bir uzantısı. Üstelik burada yalnızca klasik eserlerin caz düzenlemeleri söz konusu değil; Say’ın bestecilik dünyası, şiirle kurduğu ilişki ve farklı dönemlerdeki üretimi, caz beşlisinin ortak yaratıcılığıyla yeniden biçimleniyor. Bu nedenle “Say Plays Jazz”, klasik müzikten caza geçişten çok, Say’ın uzun yıllara yayılan müzikal arayışının sahnede daha özgür ve kolektif bir ifadeye dönüşmesi olarak öne çıkıyor.
Say Plays Jazz on Tour with Škoda Konser Programı:
2 Eylül: Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu, İstanbul
3 Eylül: Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu, İstanbul
13 Eylül: İzmir Kültürpark Açıkhava Tiyatrosu, İzmir
16 Eylül: Hierapolis Antik Tiyatro, Denizli
17 Eylül: Antalya Açıkhava, Antalya
27 Eylül: Bilkent Odeon, Ankara
Etiketler: Fazıl Say müzik caz


