Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » Fazıl Say, Tianyi Lu ve Hande Küden Özyeğin Filarmoni'nin ilk konserinde buluşuyor
Fazıl Say, Tianyi Lu ve Hande Küden Özyeğin Filarmoni'nin ilk konserinde buluşuyor
Fazıl Say'ın sanat yönetmenliğinde kurulan Özyeğin Filarmoni Orkestrası, 9 Kasım'da İstanbul Lütfi Kırdar'da gerçekleştireceği lansman konseriyle ilk kez dinleyici karşısına çıkıyor. Tianyi Lu yönetimindeki orkestranın açılış programında Beethoven'ın “Egmont Uvertürü” ile Fazıl Say'ın “Mother Earth” başlıklı piyano konçertosu yer alıyor.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
Türkiye'nin klasik müzik yaşamına yeni bir orkestra katılıyor. Fiba Grubu Kurucu ve Onursal Başkanı Hüsnü Özyeğin'in vizyonuyla hayata geçirilen Özyeğin Filarmoni, 9 Kasım 2026'da İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı'nda (ICEC) düzenlenecek ilk konseriyle dinleyici karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Sanat yönetmenliğini dünyaca ünlü piyanist ve besteci Fazıl Say'ın üstlendiği orkestranın açılış konserini, uluslararası kariyeriyle tanınan şef Tianyi Lu yönetecek. Fazıl Say'ın piyano solisti olarak sahne alacağı konserin başkemancısı ise Hande Küden.
Ludwig van Beethoven'ın “Egmont Uvertürü, Op. 84” ile Fazıl Say'ın “Mother Earth Piyano Konçertosu, Op. 111” adlı eserinin seslendirileceği program iki farklı dönemin bestecilerini aynı sahnede buluşturuyor. Beethoven'ın özgürlük ve direniş düşüncesini müzikal anlatıma dönüştüren yapıtı ile Say'ın doğa ve çevre temalarından beslenen konçertosu, orkestranın ilk konserinin repertuvarını oluşturuyor.
Özyeğin Filarmoni'nin kuruluşu, yalnızca yeni bir orkestranın müzik dünyasına katılması anlamına gelmiyor. Fiba Grubu'nun 40. yılını kutlamaya hazırlandığı dönemde hayata geçirilen proje, Özyeğin ailesinin eğitim alanında uzun yıllardır sürdürdüğü sosyal yatırımları kültür sanat alanına taşıyor. Orkestra çalışmalarının yanı sıra genç müzisyenlerin profesyonel gelişimini destekleyecek programlar, sanatsal eğitim etkinlikleri ve klasik müziğe erişimi artırmayı amaçlayan projeler de yeni yapının faaliyetleri arasında yer alıyor.
Özgürlükten doğaya uzanan müzikal anlatı
Özgürlük ve doğa, sanat tarihinde insanın dünyayla, toplumla ve kendi varoluşuyla ilişkisini anlatmanın başlıca konuları arasında yer alıyor. Özyeğin Filarmoni'nin açılış konserinde bir araya gelen Beethoven ve Fazıl Say'ın eserleri de farklı dönemlerden hareketle bu iki kavramı müziğin anlatım olanakları üzerinden ele alıyor. Beethoven'ın insanın özgürlük arayışını ve baskıya karşı direnişini konu alan “Egmont Uvertürü” ile Say'ın doğanın farklı unsurlarından ve günümüzün çevresel kaygılarından beslenen “Mother Earth Piyano Konçertosu”, programın tematik bütünlüğünü oluşturuyor.
Açılış konserinin ilk eseri olan “Egmont Uvertürü”, Beethoven'ın 1810 yılında Johann Wolfgang von Goethe'nin aynı adlı tiyatro oyunu için bestelediği yapıt. 16. YY’da İspanyol yönetimine karşı mücadele eden Hollandalı Kont Lamoral van Egmont'un yaşamından hareketle yazılan oyun, özgürlük arayışını, baskıya karşı direnişi ve bu uğurda verilen mücadeleyi konu alıyor. Goethe'nin tarihsel bir olay üzerinden ele aldığı bu mücadele, Beethoven'ın müziğinde dramatik bir anlatıma dönüşüyor.
Uvertürün ağır ve karanlık başlangıcı, eserin taşıdığı gerilim ve baskı duygusunu yansıtırken orkestral yapının giderek hareketlenmesi, mücadelenin gelişimini müzikal olarak hissettiriyor. Farklı çalgı gruplarının birbirini izleyen ve güçlenen ifadeleriyle ilerleyen eser, zafer duygusunu öne çıkaran parlak finaliyle tamamlanıyor. Beethoven, böylece Goethe'nin özgürlük düşüncesini yalnızca sahneye eşlik eden bir müzik olarak değil, kendi başına güçlü bir dramatik anlatım olarak da kuruyor. “Egmont Uvertürü”, bestecinin insan özgürlüğüne ve direniş düşüncesine verdiği önemi yansıtan önemli orkestral yapıtları arasında yer alıyor.
Konserin ikinci eseri “Mother Earth” ise Fazıl Say'ın bestelediği piyano konçertosu. Op. 111 numaralı yedi bölümlük yapıt, doğayı ve insanın doğal çevreyle ilişkisini odağına alıyor. Toprak, orman, deniz ve nehir gibi doğanın farklı unsurlarından beslenen eser, bu unsurları piyano ile orkestranın ses renkleri aracılığıyla müzikal bir anlatıya dönüştürüyor. Bölümler boyunca farklılaşan ses dokuları, doğanın değişkenliğini ve zenginliğini yansıtırken piyanoda duyulan ana temanın geri dönüşleri, bu farklı manzaraları ortak bir bütünlük içinde bir araya getiriyor. Say'ın bestecilik dilinde piyano, kimi zaman doğanın seslerini çağrıştıran bir anlatım aracı, kimi zaman da orkestrayla karşılıklı etkileşim içinde ilerleyen bir solist olarak öne çıkıyor.
“Mother Earth”, doğayı konu alan klasik müzik geleneğini günümüzün çevresel kaygılarıyla buluşturuyor. Doğanın güzelliği ve çeşitliliğinin yanı sıra korunması gereken bir yaşam alanı olarak ele alınması, eserin temel düşünsel eksenini oluşturuyor. Böylece Say, insanın doğayla kurduğu ilişkiyi yalnızca betimleyici bir yaklaşımla değil, çağımızın ekolojik sorunlarını da hatırlatan bir müzikal çerçevede değerlendiriyor.
Beethoven'ın özgürlük mücadelesini, Fazıl Say'ın ise doğanın ve gezegenin geleceğini odağına alan eserlerinin aynı programda buluşması, Özyeğin Filarmoni'nin ilk konserine belirgin bir tematik yön kazandırıyor. Aralarında iki yüzyılı aşkın bir zaman bulunan iki bestecinin yapıtları, farklı anlatım biçimleriyle insanın yaşadığı dünyaya karşı sorumluluğunu, özgürlük arayışını ve doğayla ilişkisini gündeme getiriyor. Birinde toplumsal baskıya karşı verilen mücadele, diğerinde doğal yaşamın korunmasına yönelik çağdaş duyarlılık öne çıkıyor. 9 Kasım konserinin programı, Beethoven'dan Fazıl Say'a uzanan bir çizgide, müziğin kendi döneminin düşünsel ve toplumsal meseleleriyle kurduğu ilişkiyi ortaya koyuyor.
Tianyi Lu yönetiminde uluslararası kadro
Özyeğin Filarmoni'nin ilk konserini yönetecek Tianyi Lu, uluslararası orkestralar ve opera topluluklarıyla gerçekleştirdiği çalışmalarla tanınan bir şef. Çin'de doğan ve beş yaşında ailesiyle Yeni Zelanda'ya taşınan Lu, Auckland Üniversitesi'nde müzik eğitimi aldı; Melbourne Üniversitesi'nde öğrenimini sürdürdükten sonra 2015'te Royal Welsh College of Music & Drama'da Orkestra Şefliği yüksek lisansını üstün dereceyle tamamladı. 2020'de hem Sir Georg Solti Uluslararası Şeflik Yarışması'nı hem de İtalya'daki Guido Cantelli Uluslararası Şeflik Yarışması'nı birincilikle kazanarak uluslararası alanda dikkat çekti. Melbourne Senfoni Orkestrası'nda şef yardımcılığı, Los Angeles Filarmoni Orkestrası'nda Dudamel Fellow olarak görev yapan Lu, Norveç'teki Stavanger Senfoni Orkestrası'nda 2023-2024 sezonu sonuna kadar yerleşik şef olarak çalıştı. BBC Senfoni, Londra Filarmoni, New York Filarmoni ve Montreal Senfoni gibi orkestralarla sahneye çıkan; opera alanında da Verdi'nin Rigoletto operasını yöneten sanatçı, farklı repertuvarlara yaklaşımı ve sahnedeki iletişimci yönetim anlayışıyla öne çıkıyor. Özyeğin Filarmoni'nin ilk konserindeki müzikal buluşmasına liderlik edecek Lu, orkestranın müzikal kimliğinin dinleyiciyle buluşmasında önemli bir rol üstlenecek.
Konserin başkemancısı Hande Küden ise, 2019 yılında Berlin Filarmoni Orkestrası’nın birinci keman grubuna katılarak orkestranın tarihindeki ilk Türk keman sanatçısı oldu. Almanya’da uluslararası kariyerini sürdüren Küden, genç yaşına rağmen klasik müzik dünyasında önemli başarılara imza attı. 1992 yılında Adana’da doğan ve keman eğitimine Çukurova Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda başlayan Küden, eğitimini Berlin’de Hanns Eisler Müzik Akademisi’nde Stephan Picard ve Tabea Zimmermann ile sürdürdü. 2016-2019 yılları arasında Deutsches Symphonie-Orchester Berlin’de başkemancı yardımcısı olarak görev yaptı. Eylül 2019’da dünyanın saygın orkestralarından Berlin Filarmoni Orkestrası’nın birinci keman grubuna asil üye olarak kabul edildi. Orkestranın tarihindeki ilk Türk keman sanatçısı olarak dikkat çeken Küden, 2014 Donizetti Klasik Müzik Ödülleri’nde Yılın Genç Müzisyeni seçildi ve İKSV Aydın Gün Teşvik Ödülü’nün sahibi oldu.
Konserde Fazıl Say, kendi bestesinin yanı sıra piyanist kimliğiyle de sahnede olacak. Çağdaş klasik müziğin uluslararası alandaki en tanınmış Türk besteci ve yorumcularından Say, eserleri ve yorumculuğuyla Türkiye'nin dünyaya açılan sanat elçilerinden biri. Özyeğin Filarmoni'nin aynı zamanda sanat yönetmenliğini üstlenen sanatçının ilk konserde hem besteci hem solist olarak yer alması, bu özel buluşmaya ayrı bir anlam katıyor.
Dünyanın farklı ülkelerinden müzisyenleri, şefleri ve solistleri bir araya getirmeyi hedefleyen Özyeğin Filarmoni, ilk konserinden itibaren uluslararası sanat çevreleriyle bağlantılı bir kadro oluşturma yaklaşımını benimsiyor. Farklı kuşaklardan müzisyenlerin aynı sahneyi paylaşacağı orkestra, genç profesyonellerin deneyimli sanatçılarla birlikte çalışma ve kendilerini geliştirme olanaklarını da artırmayı amaçlıyor.
Sanat yönetmenliğinde Fazıl Say imzası
Özyeğin Filarmoni'nin sanatsal yapılanmasının merkezinde Fazıl Say bulunuyor. Piyanist ve besteci kimliğinin yanı sıra dünyanın önemli orkestraları ve konser salonlarında gerçekleştirdiği çalışmalarla uluslararası müzik yaşamında yer edinen Say, yeni orkestranın sanat yönetmenliğini üstleniyor.
Sanat yönetmenliği kapsamında konser programlarının oluşturulması, orkestranın sanatsal kimliğinin geliştirilmesi ve genç müzisyenlerin deneyimli sanatçılarla bir araya geleceği çalışma ortamının desteklenmesi hedefleniyor. Say'ın besteci kimliği de orkestranın repertuvar yaklaşımında belirleyici olacak. Klasik müzik tarihinin farklı dönemlerinden yapıtların yanı sıra çağdaş eserler ve Türk bestecilerin müzikleri de programlarda yer alacak.
Her sezon için hazırlanacak tematik konserlerde barış, iklim, gençlik ve kültürlerarası etkileşim gibi çağımızın önemli konuları ele alınacak. Konserlerin temaları ve sanatsal kurgusu Fazıl Say tarafından oluşturulacak.
Özyeğin Filarmoni Sanat Yönetmeni Fazıl Say, orkestranın hedefini “Türkiye'den dünyaya bir ses olmak” sözleriyle tanımlıyor. Say, özgün yorumlarıyla merak edilen ve konserleri beklenen bir orkestra oluşturmak istediklerini belirterek genç müzisyenlerin enerjisini deneyimli sanatçıların birikimiyle buluşturmayı önemsediklerini ifade ediyor.
Türkiye ve Avrupa turneleri düzenlemek, Türk bestecilerine ayrılacak ilk albümü yayımlamak da Say'ın gelecek dönem için belirlediği hedefler arasında. Özyeğin Üniversitesi'nde gerçekleştirilecek konserler, açık provalar ve söyleşiler aracılığıyla müziğin kampüs yaşamının bir parçası hâline getirilmesi de planlanıyor.
Konser salonunun ötesine uzanan bir kültür sanat platformu
Fiba Grubu Kurucu ve Onursal Başkanı Hüsnü Özyeğin'in vizyonuyla oluşturulan Özyeğin Filarmoni, bir konser serisinin ötesinde sanatsal eğitim ve gelişim çalışmalarını da kapsayan uluslararası nitelikte bir kültür sanat platformu olarak tasarlandı.
Fiba Grubu'nun 40. yılını kutlamaya hazırlandığı dönemde hayata geçirilen girişim, Özyeğin ailesinin eğitim odaklı sosyal yatırım yaklaşımını kültür sanat alanına taşıyor. Hüsnü Özyeğin, vakıf ve üniversite çalışmalarında gençlerin potansiyellerini geliştirmelerine fırsat yaratmayı temel hedef olarak gördüklerini, bu deneyimi kültür sanat alanına taşıma düşüncesinin de filarmoni projesinin ortaya çıkışında etkili olduğunu belirtiyor.
Özyeğin; orkestra, akademi ve erişim çalışmalarının aynı çatı altında buluşmasını önemsediklerini ifade ederek projenin zaman içinde kendi geleneğini oluşturmasını arzuladıklarını söylüyor. Yıllar içinde gelişimlerine katkı sunulan genç müzisyenlerin uluslararası kariyerlerini takip edebilecekleri kalıcı bir yapı oluşturmak da bu yaklaşımın temel hedefleri arasında bulunuyor.
Özyeğin Filarmoni'nin faaliyetleri, Özyeğin Üniversitesi ve Hüsnü Özyeğin Vakfı ile iş birliği içinde yürütülecek. Orkestra, farklı kuşaklardan yetenekli müzisyenleri buluştururken yükselen genç profesyonellerin kendilerini geliştirmelerine ve kariyerlerini güçlendirmelerine alan açacak. Deneyimli sanatçılarla aynı sahneyi paylaşmak, uluslararası şef ve solistlerle çalışmak ve farklı repertuvarlarla tanışmak, bu gelişim sürecinin önemli parçalarını oluşturacak.
Klasik müzik kampüs yaşamına taşınıyor
Özyeğin Filarmoni'nin bir diğer çalışma alanını üniversite bünyesinde gerçekleştirilecek eğitim ve sanat etkinlikleri oluşturuyor. Kampüs konserleri, ustalık sınıfları (masterclass), atölyeler ve sempozyumlarla klasik müziğin üniversitenin öğrenme ortamının bir parçası hâline getirilmesi hedefleniyor.
Üniversitenin ‘Artist-in-Residence’ programı kapsamında Fazıl Say da bu çalışmalara katkı sunacak ve liderlik edecek. Proje, öğrencilerin ve öğretim üyelerinin yalnızca sanat etkinliklerinin izleyicisi değil, aynı zamanda sanat üretiminin, icrasının ve kampüs kültür yaşamının aktif katılımcıları olmasını amaçlıyor.
Hüsnü Özyeğin Vakfı ise müzik bursları ve fellowship programlarıyla genç profesyonel müzisyenlerin kariyer yolculuklarını destekleyecek. Böylece orkestranın sahne faaliyetleri, eğitim ve mesleki gelişim olanaklarıyla tamamlanacak.
2026/27 sezonunda farklı dönemlerden ve coğrafyalardan eserler
Özyeğin Filarmoni Orkestrası'nın 2026/27 sezonu, 9 Kasım'daki açılış konserinin ardından farklı şef ve solistlerin katılımıyla devam edecek. Sezon programında Fazıl Say'ın eserlerinin yanı sıra Mozart, Çaykovski, Beethoven, Dvorák, Strauss, Gershwin ve Stravinsky gibi bestecilerin yapıtları bulunuyor.
26 Aralık 2026'da Volkswagen Arena'da gerçekleştirilecek ‘İstanbul'un Sesleri’ başlıklı konseri Howard Griffiths yönetecek. Fazıl Say piyano, Burcu Karadağ ney, Hakan Güngör kanun ve Aykut Köselerli perküsyonla sahne alacak. Hande Küden'in başkemancı olduğu programda Fazıl Say'ın “Kapalıçarşı Uvertürü, Op. 65”, Mozart'ın “21. Piyano Konçertosu, Do Majör, K. 467”, Say'ın Mozart'ın Türk Marşı üzerine bestelediği “Alla Turca Jazz” ve “İstanbul Senfonisi, Op. 28” seslendirilecek.
2027 yılının ilk konseri 26 Ocak'ta Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda yapılacak. Josep Vicent yönetimindeki orkestraya akordeon sanatçısı Ksenija Sidorova solist olarak eşlik edecek. Önder Baloğlu'nun başkemancı olduğu konserde Çaykovski'nin “Romeo ve Juliet Fantezi Uvertürü” ile “4. Senfonisi, Fa Minör, Op. 36” ve Fazıl Say'ın “Akordeon Konçertosu, Op. 128” seslendirilecek.
23 Şubat 2027 tarihli ‘Dünyalar Arasında’ başlıklı konserde John Axelrod şef kürsüsünde olacak. Piyanist Justus Eichhorn'un solistliğinde ve Özgecan Günöz'ün başkemancılığında gerçekleşecek programda Richard Strauss'un “Till Eulenspiegel'in Muziplikleri, Op. 28”, Beethoven'ın “4. Piyano Konçertosu, Sol Majör, Op. 58” ve Antonín Dvorák'ın “9. Senfonisi, Mi Minör, Op. 95, Yeni Dünya”dan yer alacak.
16 Mart 2027'de Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda gerçekleştirilecek ‘Kökler & Portreler’ başlıklı konseri Murat Cem Orhan yönetecek. Can Çakmur piyano solisti olarak sahneye çıkarken Elena Graf başkemancı olacak. Türk bestecilerinin yapıtlarına ayrılan programda Ulvi Cemal Erkin'in “Senfoni Konçertant” ve “Senfonik Bölüm” eserleri, Ahmet Adnan Saygun'un “Ayin Raksı, Op. 57”si ve Ferit Tüzün'ün “Türk Kapriçyosu” ile “Nasreddin Hoca: Anadolu Süiti'nden Çeşmebaşı” adlı yapıtı seslendirilecek.
14 Nisan 2027'deki ‘Beethoven'a Saygı’ başlıklı konserde Candida Thompson hem şef hem başkemancı olarak görev alacak. Programda Beethoven'ın “Do Minör 5. Senfonisi, Op. 67” ile “La Majör 7. Senfonisi, Op. 92” bulunuyor.
Sezonun 9 Mayıs 2027 tarihindeki final konserini ise Şef Nil Venditti yönetecek. Piyanist Hayato Sumino'nun solist olarak katılacağı konserde Leonard Bernstein'ın “Candide Uvertürü”, George Gershwin'in “Fa Majör Piyano Konçertosu”, Maurice Ravel'in “La Valse”i ve Igor Stravinsky'nin 1945 tarihli “Ateş Kuşu Süiti” seslendirilecek. Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda gerçekleşecek konserle orkestranın ilk sezonu tamamlanacak.
9 Kasım'daki açılış konseriyle müzik yaşamına adım atacak Özyeğin Filarmoni ilk sezonunda uluslararası sanatçıları, Türk bestecilerini ve farklı dönemlerin klasik müzik repertuvarını bir araya getirmeyi hedefliyor. Orkestra, konser çalışmalarını eğitim ve genç müzisyenlerin gelişimini destekleyen programlarla birlikte yürüterek Türkiye'nin kültür sanat yaşamında uzun vadeli bir yapı oluşturmayı amaçlıyor.
Etiketler: Milliyet Sanat Fazıl Say konser Tianyi Lu Hande Küden Özyeğin Filarmoni


