Gastronomi ve sinema Kars’ta buluştu
Anadolu’nun çok katmanlı kültürel mirasını gastronomi ve sinemanın ortak diliyle anlatmayı hedefleyen Uluslararası Gastronomi Film Festivali (UGFF), Kars edisyonuyla başladı.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
Bir kentin hafızasını anlamanın en güçlü yollarından biri, o kentin sofralarına ve hikâyelerine bakmaktan geçiyor. Yüzyıllar boyunca farklı kültürlerin buluşma noktası olan Kars, bu kez gastronomi ve sinemanın ortak anlatım gücüyle uluslararası bir platforma taşınıyor. Uluslararası Gastronomi Film Festivali (UGFF), Kars edisyonuyla başladı. 12 Temmuz Pazar gününe kadar devam edecek festival; film gösterimleri, söyleşiler, gastronomi buluşmaları, eğitim programları ve kültürel keşiflerle şehrin geçmişini ve bugününü farklı disiplinler üzerinden ele alıyor.
Gastronomiyi yalnızca yemek kültürü olarak değil; tarih, coğrafya, emek, üretim ve toplumsal hafızanın birleştiği bir anlatı alanı olarak değerlendiren UGFF, sinemanın görsel diliyle bu hikâyeleri daha geniş bir izleyici kitlesine ulaştırmayı amaçlıyor. Festivalin Kars ayağı, bölgenin özgün mutfak kültürünü uluslararası sinema perspektifiyle buluştururken, aynı zamanda yerel değerlerin korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması üzerine bir tartışma alanı oluşturuyor.
“Kars bizim için çok anlamlı bir lokasyon”
Festivalin açılış konuşmasını gerçekleştiren UGFF Kurucu Direktörü Gülper Ergün, festivalin temel çıkış noktasının Anadolu’nun kültürel zenginliklerini gastronomi ve sinemanın anlatım gücüyle dünya vitrinine taşımak olduğunu belirtti.
Kars’ın festival için özel bir yere sahip olduğunu vurgulayan Ergün, şehrin katmanlı kültürel yapısına dikkat çekerek, “Anadolu'nun zengin kültürel mirasını gastronomi ekseninde sinemanın güçlü anlatım diliyle uluslararası arenaya taşımayı hedefledik. Bu yolculuğu düşünürken en önemli lokasyonlarımızdan biri Kars'tı. Kars’ın katman katman bir kültürü ve kültürel mirası var” değerlendirmesinde bulundu.
UGFF Kurucu Direktörü Gülper Ergün
Festival ekibi, Kars’ın sahip olduğu gastronomik değerlerin yalnızca yerel ölçekte değil, uluslararası platformlarda da görünür hale gelmesi için çalışmalarını sürdürüyor. Nisan ayında Londra’da gerçekleştirilen etkinliklerin ardından Kars edisyonu da bu uluslararası yolculuğun önemli duraklarından biri olarak konumlanıyor.
Mutfağın vicdanı: Etik, sürdürülebilirlik ve emek
Festivalin ilk etkinliklerinden biri olan “Gastro Sınıf: Mutfağın Vicdanı: Gastronomide Etik ve Sürdürülebilirlik” başlıklı buluşmada Efe Çetin ve Yalçın İnam, gastronominin yalnızca lezzet değil; üretim, emek ve sorumluluk ilişkisi üzerinden değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.
Efe Çetin, Kars mutfağının yalnızca kaz eti, gravyer peyniri ve yöresel ürünlerle sınırlı olmadığını belirterek, bu ürünlerin gerçek değerinin onları doğru işleyen, hikâyesini doğru anlatan ve üreticinin emeğini görünür kılan yaklaşımlarla ortaya çıktığını ifade etti.
Yalçın İnam ise festival fikrinin ilk ortaya çıktığı günden bu yana Kars’ta böyle bir organizasyonun gerçekleşmesi için katkı sunduğunu belirterek, kentin kültürel değerlerinin daha geniş çevrelere ulaşmasının önemine vurgu yaptı.
Ustalık hikâyeleri sofradan sahneye taşındı
Festival kapsamında gerçekleştirilen “Ustalık, Zanaat ve Hikâye: Bir Yemeği Kültüre Dönüştüren Nedir?” başlıklı söyleşi, gastronomi dünyasının önemli isimlerini bir araya getirdi. Derya Oruçoğlu moderatörlüğündeki etkinlikte Cüneyt Asan, Hazer Amani, Suat Yılmaz ve Süleyman Tarakçı gastronominin yalnızca mutfakta başlayan bir süreç olmadığını; geçmiş, kültür ve insan hikâyeleriyle şekillendiğini anlattı.
Suat Yılmaz, çocukluk yıllarından başlayan meslek yolculuğunu ve Kars’ın gastronomik değerlerini yaşatma çabasını aktarırken, her tabağın arkasında bir hikâye olduğuna dikkat çekti. Çıldır Gölü’nün balığından bölgenin yerel ürünlerine kadar geniş bir kültürel mirasın korunmasının önemini vurguladı.
Cüneyt Asan ise gastronomide emeğin belirleyici rolüne değinerek, kendi kariyer yolculuğunda et kültürünü yeniden yorumlama ve yeni nesillere aktarma sürecini anlattı.
Hazer Amani, farklı coğrafyalara yapılan kültür gezilerinin gastronomi dünyasındaki etkisine dikkat çekerken, seyahatlerin bir şefin en önemli öğrenme kaynaklarından biri olduğunu ifade etti.
Süleyman Tarakçı ise yerel mutfakların sürdürülebilirliği ve kadın emeğinin rolü üzerine değerlendirmelerde bulundu. Bölgesel kalkınmanın yerel üretim ve kültürel mirasın korunmasıyla mümkün olacağını belirtti.
Kars’ın hikâyeleri sinemanın diliyle anlatıldı
UGFF’nin en önemli bölümlerinden biri olan sinema programı kapsamında uluslararası yarışma kısa belgesel seçkisinden yapımlar izleyiciyle buluştu. “Salyangozun Yolculuğu”, “The Table” ve “Agop’un Kazı” adlı belgeseller festival izleyicisiyle bir araya geldi.
Festivalin söyleşi programlarında ise Kars’ın kültürel hafızası, mimarisi ve sinema geçmişi farklı başlıklarla ele alındı. Singapurlu mimar Kay Ngee Tan, “Hikâyeler Anlatan Mekânlar Tasarlamak” başlıklı konuşmasında mimarinin yalnızca fiziksel yapılardan ibaret olmadığını, geçmişle gelecek arasında bağ kuran bir anlatı alanı olduğunu ifade etti.
Tan, daha önce Kars’ı ziyaret ettiğini ve Orhan Pamuk’un “Kar” romanından da etkilendiğini belirterek, kentin kendine özgü atmosferinin güçlü hikâyeler barındırdığını söyledi.
Sofradan perdeye Kars’ın kültürel hafızası
Festivalin dikkat çeken buluşmalarından biri olan “Sofradan Perdeye; Kars’ın Kültürel Hafızası” söyleşisinde ise Kars’ın mutfak kültürü, sineması ve toplumsal belleği ele alındı.
Taşkın Çağatay Yamen moderatörlüğünde gerçekleşen söyleşide Aliona Palazhchenko ve Deniz Zeyrek, gastronominin şehirlerin kimliğini anlamadaki rolü üzerine değerlendirmelerde bulundu.
Deniz Zeyrek, bir şehri tanımak için öncelikle mutfağına ve yemeklerinin hikâyelerine bakılması gerektiğini belirterek, yemek kültürü ile sinemanın ortak noktasının geçmişi ve insan hikâyelerini anlatmak olduğunu ifade etti.
Kars sineması festivalde mercek altında
UGFF kapsamında gerçekleştirilen “Kars Filmleri Üzerine” başlıklı etkinlikte yönetmenler Ertuğrul Karslıoğlu, Faruk Hacıhafızoğlu ve Reis Çelik, Kars’ın sinema tarihindeki yerini değerlendirdi.
Reis Çelik, Kars’ın tarih, kültür ve sanatın iç içe geçtiği özel bir coğrafya olduğunu belirterek, kentte çekilen filmlerin aynı zamanda bölgenin kültürel hafızasını belgeleyen çalışmalar olduğunu ifade etti.
Faruk Hacıhafızoğlu ise Kars’ta film üretmenin kentle güçlü bir bağ kurmayı gerektirdiğini belirterek, filmlerinde şehrin insanlarını ve geçmişini anlatının merkezine aldığını söyledi.
Festival programında ayrıca Rıza Sönmez’in yönettiği “Orhan Pamuk’a Söylemeyin Kars’ta Çektiğim Filmde Kar Romanı da Var” filminin gösterimi gerçekleştirildi. Gösterimin ardından izleyicilerle buluşan Sönmez, filmde 130’dan fazla Karslı kişinin rol aldığını ve yapımın kentin hikâyeleriyle güçlü bir bağ kurduğunu anlattı.
Festivalin ilk günü ise Stephen Chbosky yönetmenliğindeki “Nonnas (Büyükanneler Restoranı)” filminin açık hava gösterimiyle tamamlandı.
Kültürel mirastan geleceğe uzanan festival yolculuğu
UGFF Kars edisyonunun ikinci günü Boğatepe’de devam edecek. Program kapsamında kültürel miras, eğitim ve sinemayı bir araya getiren etkinlikler, belgesel gösterimleri, yönetmen söyleşileri ve paneller gerçekleştirilecek.
Festivalin son gününde ise katılımcılar Ani’de düzenlenecek kültürel gezi programıyla Kars’ın tarihi mirasını yerinde keşfedecek. Böylece gastronomi, sinema ve tarih ekseninde şekillenen festival, kentin geçmişten bugüne taşıdığı değerleri bütünlüklü bir deneyim olarak izleyiciyle buluşturacak.
Uluslararası Gastronomi Film Festivali’nin Kars buluşması, bir kentin yalnızca yapılarıyla değil; sofraları, insanları, hikâyeleri ve kültürel hafızasıyla da anlatılabileceğini gösteren özel bir platform olarak yolculuğunu sürdürüyor.
Etiketler: Milliyet Sanat Anadolu kültürel miras gastronomi sinema Uluslararası Gastronomi Film Festivali Kars


