Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » Genco Erkal, vefatının ikinci yılında anıldı

Genco Erkal, vefatının ikinci yılında anıldı

Genco Erkal, vefatının ikinci yılında anıldı01 Ağustos 2026 - 08:08
60 yılı aşkın sanat yaşamında tiyatroyu yalnızca bir sahne sanatı olarak değil, düşüncenin, belleğin ve toplumsal vicdanın alanı olarak gören Genco Erkal, ölümünün ikinci yılında Zincirlikuyu Mezarlığı’nda düzenlenen törenle anıldı.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
 
Türk tiyatrosunun duayen sanatçısı Genco Erkal, vefatının ikinci yıl dönümünde ailesi, dostları, meslektaşları ve sanatseverlerin katıldığı törenle anıldı. 31 Temmuz Cuma günü Zincirlikuyu Mezarlığı’nda gerçekleştirilen anmaya Erkal’ın kızı Ayşe Sümer’in yanı sıra Tülay Günal, Meral Çetinkaya, Tilbe Saran, Mustafa Alabora, Aslı Öymen, İstanbul Büyükşehir Belediyesi yöneticileri, sanat dünyasından pek çok isim ve sevenleri katıldı.
 
Anma töreninin en önemli bölümünü, sanatçının anısını yaşatmak üzere hazırlanan anıt mezarın ilk kez ziyaretçilere açılması oluşturdu. Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı 2. Başkanı Özcan Arca ile uzun yıllar Dostlar Tiyatrosu’nun sahne tasarımlarına imza atan mimar Tuncay Çavdar tarafından tasarlanan anıt mezar, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür ve İBB Miras’ın katkılarıyla hayata geçirildi. Siyah mermer çerçeve ve kırmızı granitten yarı açık perde formuyla tasarlanan yapı, Genco Erkal’ın yaşamını adadığı tiyatro sahnesinin simgesel bir devamı olarak kurgulandı.
 
 
Bir tiyatro devriminin öncüsü
 
28 Mart 1938’de İstanbul’da doğan Genco Erkal, Türkiye tiyatrosunun dönüşüm yıllarında yetişen ve bu dönüşümün öncü isimlerinden biri olan sanatçılardan biri oldu. İstanbul Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden mezun olduktan sonra tiyatroya yönelen Erkal, profesyonel sahne yaşamına 1959 yılında başladı. Kısa sürede oyunculuğunun yanı sıra yönetmenliği, dramaturji anlayışı ve metin seçimleriyle de dikkat çekti.
 
1969 yılında kurduğu Dostlar Tiyatrosu, Türk tiyatrosunda özel bir yere sahip oldu. Erkal’ın sanat anlayışı üzerine kurulan topluluk; klasik metinleri, çağdaş dünya tiyatrosunu ve Türkiye’nin toplumsal meselelerini aynı sahnede buluşturdu. Dostlar Tiyatrosu, uzun yıllar boyunca yalnızca bir tiyatro topluluğu değil, özgür düşüncenin ve eleştirel sanatın önemli adreslerinden biri olarak varlığını sürdürdü.
 
Erkal, tiyatroyu seyirciyle kurulan canlı bir düşünce alanı olarak gördü. Sahneye taşıdığı eserlerde insanı, tarihi ve toplumsal değişimleri merkeze aldı. Bertolt Brecht, Maksim Gorki, Peter Weiss, Jean-Paul Sartre, John Steinbeck gibi dünya edebiyatının önemli isimlerini Türkiye seyircisiyle buluştururken; Nâzım Hikmet, Aziz Nesin, Can Yücel, Haldun Taner gibi Türk edebiyatının güçlü kalemlerinin eserlerini de tiyatro sahnesine taşıdı.
 
Nâzım Hikmet ile kurduğu özel bağ
 
Genco Erkal’ın sanat yaşamındaki en belirleyici duraklardan biri Nâzım Hikmet yorumculuğu oldu. Şairin dizelerini yalnızca okumakla kalmayan Erkal, onları tiyatral bir anlatımın parçası hâline getirdi. “Kerem Gibi”, “Yaşamaya Dair” ve “Nâzım Hikmet” üzerine hazırladığı sahne çalışmaları, Türkiye’de şiir tiyatrosunun en güçlü örnekleri arasında yer aldı.
 
Nâzım Hikmet’in insan sevgisi, özgürlük ve umut temaları üzerine kurulu şiir dünyası, Erkal’ın sahne anlayışıyla birleşerek yıllar boyunca farklı kuşaklardan izleyicilerle buluştu. Sanatçı, şiir ile tiyatro arasındaki sınırları genişleten yorumlarıyla özel bir anlatım dili oluşturdu.
 
Sahne ile müziğin kesiştiği alan
 
Genco Erkal’ın klasik anlamda bir müzik kariyeri bulunmasa da müzik, sanat yaşamının ayrılmaz unsurlarından biri oldu. Şiir, tiyatro ve müziği bir araya getiren sahne projeleriyle farklı bir anlatım alanı yarattı.
 
Fazıl Say’ın “Nâzım Oratoryosu”nda anlatıcı olarak yer alan Erkal, ayrıca Prokofiev’in “Peter ile Kurt” ve Stravinski’nin “Askerin Öyküsü” gibi eserlerde de anlatıcı kimliğiyle sahne aldı. Bu çalışmalar, onun ses kullanımındaki dramatik gücünü müzik alanına taşıdığı önemli örnekler oldu.
 
Sanatçının müzikli tiyatro anlayışının son dönem örneklerinden biri “Şahdamarım” oldu. Tülay Günal ile birlikte sahnelediği bu çalışma, şiir, müzik ve tiyatroyu bir araya getiren özel bir performans olarak izleyiciyle buluştu. Vefatının ikinci yılında gerçekleştirilen anmada da “Şahdamarım”ın müzisyenleri Ercan ve Gökhan Çağıran’ın bestelediği “Sevdalı Bulut” adlı eser Tülay Günal tarafından seslendirildi.
 
 
Unutulmayan karakterler, güçlü sinema kariyeri
 
Genco Erkal, tiyatronun yanı sıra sinemada da önemli karakterlere hayat verdi. Sinema kariyerinde seçici davranan sanatçı, daha çok güçlü dramatik yapıya sahip projelerde yer aldı.
 
Ali Özgentürk’ün yönettiği “At” (1982), Zeki Ökten imzalı “Faize Hücum” (1982), Erden Kıral’ın “Hakkâri’de Bir Mevsim” (1983) ve Fehmi Yaşar’ın “Camdan Kalp” (1990) filmleri, Erkal’ın sinema kariyerindeki önemli yapımlar arasında yer aldı.
 
“At” ve “Faize Hücum” filmlerindeki performanslarıyla Antalya Film Festivali’nde ‘En İyi Erkek Oyuncu’ ödüllerine değer görülen sanatçı, sinemada da tiyatrodaki karakter derinliğini taşıyan yorumlarıyla dikkat çekti.
 
Daha sonraki yıllarda “Pazar: Bir Ticaret Masalı”, “Prensesin Uykusu” ve “7 Yüz” gibi yapımlarda da rol alan Erkal, farklı dönemlerde farklı kuşaklarla buluşmayı sürdürdü.
 
Ödüllerle geçen bir sanat hayatı
 
Genco Erkal’ın altmış yılı aşan kariyeri boyunca aldığı ödüller, Türkiye sanat tarihinde bıraktığı etkinin göstergelerinden biri oldu. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde aldığı oyunculuk ödüllerinin yanı sıra tiyatro alanında da çok sayıda ödül ve onur ödülüne değer görüldü.
 
Sanat yaşamı boyunca ulusal ve uluslararası festivallerde sahne alan Erkal, 1990’lı yıllardan itibaren Fransa’da da çalışmalar gerçekleştirdi. Fransızca sahnelediği oyunlarla uluslararası tiyatro çevrelerinde de tanındı.
 
 
Dostlar Tiyatrosu’ndan geleceğe miras
 
Genco Erkal’ın sanat anlayışının temelinde her zaman tiyatronun toplumsal sorumluluğu vardı. Erkal, sahneyi insanın kendisiyle ve yaşadığı dönemle hesaplaştığı bir alan olarak gördü.
 
Anma töreninde konuşan İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat da Erkal’ın yalnızca tiyatro sahnesinde değil, düşünce ve ifade özgürlüğü mücadelesinde de iz bırakan bir sanatçı olduğunu vurguladı. Özcan Arca ve Tuncay Çavdar ise anıt mezarın ortaya çıkış hikâyesini anlatarak, sanatçının hayatı boyunca istediği kalıcı tiyatro mekânı fikrini sembolik biçimde gerçekleştirdiklerini ifade etti. Tören, “Sevdalı Bulut” eserinin seslendirilmesiyle sona erdi.
 
Genco Erkal için hazırlanan anıt mezar, bir veda noktası olmaktan ziyade tiyatroya adadığı yaşamın devam eden bir simgesi olarak duruyor. Perdesi hiç kapanmayacak bu sahne, Türk tiyatrosunun belleğinde yaşamaya devam edecek.
 
Etiketler: Milliyet Sanat  genco erkal  tiyatro