Giacometti’nin ‘varlık çizgileri’nin Paris’teki evi
Paris’teki Giacometti Enstitüsü, sanatçının kültürel, estetik ve sosyal vasiyetini, misafir ettiği günümüz ve gelecek sanatçılarıyla ölümsüzleştiriyor. Paris Montparnasse Mezarlığı’na komşu bir sokakta, sanatçının Art Deco tarzı atölye adresinde kurulan enstitü, sanatçının eşi Annette’in emeğini taşıyor. Kurum yakında Seine Nehri kıyısında açılacak yeni projesiyle de geleceğe izini daha bir sağlam bırakacak. Kuruluş, Pakistan asıllı ABD’li çağdaş kadın ressam ve heykeltıraş Homi Bhaba’yı misafir ettiği sergiler dizisini “Sürrealist Giacometti” sergisi ile sürdürüyor
EVRİM ALTUĞ
evrimaltug@gmail.com
Küresel aydın ve sanatçıların Paris’teki ebedi istirahatgâhı Montparnasse Mezarlığı’na komşu bir noktada, Paris 14’ncü bölgedeki Rue Victor Schoelcher’da yer alan beş numaralı tarihi yapıda, İtalyan modern heykeltıraş Alberto Giacometti’nin (1901-1966) atölyesinden temelli kurulmuş “(Alberto) Giacometti Vakfı ve Enstitüsü” bulunuyor.
Kurum, şu günlerde “Sürrealist Giacometti” sergisine odaklanırken, biz de Mayıs’ın son haftası ziyaret ettiğimiz, bir önceki sergi “Homi Bhaba ve Giacometti” özelinde, yapıyı, sanatçının mirasını ve geçmiş etkinliklerini yakından tanıma olanağı bulduk.
Alberto Giacometti
Öncelikle vakıf, enstitü ve sanatçıdan bahsetmek gerekirse, Giacometti Enstitüsü 350 metrekarelik alanda oluşturulan bir sanat tarihi merkezi olarak kendini tanımlıyor. Yapının çatısı altında sergiler, araştırma ve pedagojik çalışmalar buluşurken, bina sanatçının da kariyeri süresince yaşadığı ve çalıştığı özgün adres olarak da, değerini koruyor. Mimari akım Art Deco üslûbu ile inşa edilen bina, aslen, sanatçı ve iç mekân tasarımcısı Paul Follot’nun da eski adresi olarak bilinirken, Paris için bir yaşayan kültür mirası yapısı olarak, özgün dekor ve iç mimarisi ile korunurluğunu sürdürüyor.
Sanatçının eşi Annette Giacometti tarafından sahiplenilen bu bütünlük, özellikle ressam ve heykeltıraşın İkinci Dünya Savaşı sonrası Paris’ini yansıtan atölyesinin titiz yeniden yapımı ile ziyaretçiyi doğrudan geçmişe taşıyor. Atölye bu anlamda, Giacometti’nin alçı ve kilden, kırılgan, kimi daha önce halka dahi gösterilmemiş sanat eserlerini de içinde taşıyor. Bunlara, yapıya ve sanatçıya özgü mobilyalar ve duvar resimleri de eklenince, bu sessiz sokaktaki mütevazı ev, tam bir zaman makinesi rolüne soyunuyor.
40 yılı aşkın süre boyu atölye olarak kullandı
Giacometti’nin 40 yılı aşkın süre boyunca kullandığı atölye, kademeli oturma düzeni ve aşırı şeffaf sergileme levhalarının da sayesinde, yapı küratörlerinin titizlikle tayin ettiği eser ve araç tanıtımları da buna eklendiğinde, inanılmaz bir deneyime zemin hazırlıyor. Öte yandan yapının görsel hafızasına Robert Doisneau, Sabine Weiss, Gordon Parks veya Ernst Scheidegger gibi büyük fotoğrafçılar tarafından yapılan görsel tanıklık katkıları da, bu manzaranın derinliğini perçinliyor.
Vakfın sorumluluk alanlarından bir diğerini de Giacometti yapıt envanterinin tutulması oluşturuyor. Buna, hazırlanan yeni sergilere dair sahne ve aydınlatma tasarımları için yapılan çalışmalar da katılınca, düzenlenen çabadaki kalite, sanatçının seviyesiyle kucaklaşıyor.
Giacometti Atölyesi’ni merkezinde tutan narin sanat yuvasında, ortalama 70 dolayında sanat eseri, çoğunlukla alçı ve bronz malzeme ile keşfedilmeyi bekliyor. Bu manzara, sanatçının son dönem kil yapıtlarıyla da bir arada sunuluyor.
Pakistan’ın çağdaş kadın sanatçısı Bhaba, Enstitü’de
Geçmiş sergilerinde Giacometti’yi çok disiplinli çağdaş sanatçı Marwan ve Varoluşçuluğun öncülerinden Jean Paul Sartre ile Simone de Beauvoir ile de buluşturmuş Giacometti Enstitisü ve Vakfı’na biraz daha yakından baktığımızda, Pakistan asıllı ABD’li kadın sanatçı Homa Bhaba’nın (d.1962) süreli sergisinin Zürih Alberto Giacometti Vakfı başta gelmek üzere, New York MoMA ve Paris Centre Pompidou Modern Sanatlar Müzesi katkılarıyla açıldığı not edilebiliyor.
Sergi ayrıca, Paris M. Rubain Koleksiyonu, David Kordansky Galerisi ve David Zwirner Galerisi katkılarıyla düzenlenirken, etkinliğe Eval ve Marilyn Ofer Ailesi Vakfı ile Anne Dias Griffin gibi imzalar da desteklerini aktarıyor.
Vakıf ve Enstitü’nün yaşayan müzesinin kalbi, Alberto Giacometti Atölyesi alanına odaklandığımızda, bu minicik hazine kutusunda, sanatçının daha 13 yaşında iken babasının İsviçre’deki atölyesinde yonttuğu ilk işlerinden alçı malzeme, genç erkek kardeşi “Diego’nun Kafası” başta gelmek üzere, 1926-27 tarih aralıklı “Çift” soyutlama alçı heykeli seçilebiliyor.
Sanatçı bu döneminde, sanat tarihi ve eleştirmenlerce özellikle Afrika ve Kiklad kültüründen esinlenmiş olmasıyla öne çıkıyor. Bu alanda ayrıca sanatçının 1929’da ürettiği düşünülen “Levha” serisine ait bir kadın yorumu da yer alırken, ilgili çalışma uzmanlarca sanatçının Batı dışı sanatlar ile Kübizm etkisinde kabul ediliyor.
Bu değerli alanın ‘gizli başyapıtları’ arasında ayrıca, MoMA koleksiyonundan kabul edilen ve sanatçının alçı malzeme ile 1933’te ürettiği, gerçeküstücü üslûba yatkın “Daha Fazla Oyun Yok” isimli çalışması da not alınabiliyor. Giacometti bu eserinde izleyiciyi eyleyici kılarak, onu sınayarak, bir levha üzerine birbirinden farklı soyut figürlere yönelmesinin kapısını aralıyor.
‘Müze içinde müze’ etkisi yaratan ilgili alanda bunun yanı sıra, sanatçının bronz malzeme ile ürettiği, 1944-1945 tarih aralıklı, özel koleksiyona ait “El”i ise, Giacometti tarihinde ‘biricikliği’ adına kayıt altına alınan bir diğer iş oluyor; zira sanatçı kariyeri boyunca gerçek ebatlar yatkın çok az yapıta imza atmış bulunuyor.
Bir ömrün özeti: 23 m2’lik Giacometti atölyesi
Ve elbette, Giacometti ile özdeşleşen dikey, yalın, kırılgan insan betimlemelerinin ilk örneklerinden biri, 1947 tarihli “Yürüyen Adam” olarak, bu gizli müzeden ziyaretçilere bakıyor. Sanatçı bilindiği gibi bu ‘ikonik’ çalışmalarını kariyerinde ilk olarak Pierre Matisse’in New York’taki sanat galerisinde teşhir etmişti.
Derken, bunu sanatçının yeni bir yön çizdiği, İkinci Cihan Harbi sonrası 1947-56 aralıklı üretim sürecini temsil eden bir büyük figür daha izliyor. Aynı atölye - müze alanında, ayaklarımızın dibinde duran 1951 tarihli bir diğer şaheserde ise heykeltıraş, dostu Pablo Picasso’yu atölyesindeki ziyaretlerinde tanıdığı Afgan tazısını, bitkin ve kavruk bir halde ölümsüzleştiriyor. Bu tavrı, sanatçının sonraki işlerine kattığı ruhsal dönüşümler adına da emsal yaratıyor. Atölyedeki yapıtlar serisi, sanatçının 1965 tarihli “Dörtlü Figür” ve “Oturan Adam Büstü” gibi alçı ve kil işleriyle nihayete eriyor.
Bu ilgili alanın ‘bu kadar dar bir zemine’ sıkışmasında, elbette ki sanatçının özel yaşamı ve üretimine gösterilen sadakatin büyük payı bulunuyor.
Restoratör, küratör ve sanat tarihçiler bu alanda, Giacometti’nin ilgili yapıdaki, 1926’dan 1966’ya kadar barındığı ve ürettiği 23 m2’lik özgün atölye alanını geleceğe taşımanın titizliğine soyunuyor. Bu minicik alanda ayrıca, sanatçının çalışırken civarında tutmaktan büyük haz ve ilham aldığı bir tarih öncesi Venüs figürü, bir Mezopotamya Gudea figürini, bir Mısır antik büstü ile Hippopotam figürünün dışında, bir Greko-Romen büstü ve sanatçının sahip olduğu özgün bir tanrı Osiris ahşap heykelciği de gözlüğü ve resimleriyle, proje dosyalarıyla ve eldivenleri ile birlikte seçilebiliyor.
Yapı, sanatçı binayı 1972’de edindikten sonra da, eşi Annette tarafından yaşayan bir müzeye dönüştürülüyor. Buna mukabil atölyenin bütün içeriği de, 2018’de kurulan Giacometti Enstitüsü bünyesine taşınıyor.
Vakfın kapı açtığı geçici Huma Bhabha ve Giacometti sergisine değinmek istediğimizde ise, serginin girişinde Bhabha’nın atölyesine yönelik bir 2025 tarihli izlenim karesi bizi karşılıyor. Giacometti’nin Paris 6’ncı bölge Güzel Sanatlar Caddesi Claude Bernard 5-7 adresinde yer alan galerideki 1975-76 tarih aralıklı kişisel sergi afişinin orijinal imzalı nüshası ile devam ettiğimiz bina iç güzergâhında ayrıca, sanatçının boyanmış alçıdan 1950 tarihli dikey, karakteristik “Kafesteki Figür”ü de bizi bizden almayı başarıyor. Aynı koridordaki 1949-50 tarihli “Kadın” yorumu ile yoğunlaşan atmosferde ayrıca, bir diğer alana girdiğimizde, görsel üretimiyle kutlanan sanatçının tamamlanmamış kitap projesi Teriade için ürettiği 1951 tarihli desenleri de yer alıyor. Bu desenleri, 1951 ve 1964 tarih aralıklı diğerleri takip ederken, aynı alanda sanatçının 1937-39 aralıklı minör figürleri de keşfedilebiliyor.
Siyah beyaz arşiv fotoğraflarında sanatçının beyaz hayvan yorumlarını atölye bahçesinde keşfettiğimiz Vakıf binasında daha da ilerlediğimizde, David Kronig’in kadrajında 1956’da ölümsüzleşen Giacometti’yi, sembolik “Köpek” heykeli ile birlikte görebiliyoruz. İşte Huma Bhabha’nın varlığı da tam bu aşamada vakıf ve enstitü çatısında üstada 2005 tarihli bir soyut dışavurumcu baskı resim ile refakat etmeye başlıyor.
Giacometti’nin Annette yorumu, Bhaba imgeleri ile yan yana
Giriş katı merdivenlerinde sanatçının simgesel yalın figürleri, “Kaufmann Mezar Kapıları” gibi 1960’lara ait kapı yorumları ve çeşitli uzuvları yorumladığı metal ve kil işlerini gördüğümüz yapıda ayrıca, ustanın 1952 tarihli yağlıboyası, eşini ölümsüzleştirdiği “Annette” de bizi bizden alan işler arasında sırasını alıyor. Bhabha’nın 2021-2023-2025 tarihli soyut dışavurumcu büstleri, tuvalleriyle çeşitlenen sergide iç avluya geldiğimizde de, bu imgesel yoldaşlık daha da berraklaşıyor.
1960’ların yaratıcılığını, 2000’lerin üretimiyle bitiştiren sergi, ilginç duraklarından birinde, ABD’li gerilim filmleri yönetmeni John Carpenter’ın 1988 tarihli “Yaşıyorlar!” / “They Live!”i Bhabha’nın gerçeküstücü “Sihirli Halı” işi ile bitiştiriyor.
Buna, Giacometti Vakfı envanterindeki boyanmış alçı iş katılıyor. Sinema demişken, enstitüde sergi kapsamında ayrıca Giacometti’nin tutkunu olduğu Jean Cocteau imzalı (1946) “Güzel ve Çirkin” klasiği de görülebiliyor.
Hayyam da Paris’te, ruhu ile aynı atölyede konaklıyor
Mukayese, irtibat, diyalog, Giacometti Vakfı’nın misafir ettiği sanatçılardan edindiği en zengin malzeme olarak, kadın yaratıcı Bhabha’nın Giacometti ile Emilie Bouvard küratörlüğünde açılan sergisinde de öne çıkıyor.
Yapının ana salonunda, Giacometti bizleri 1956 tarihli “Venedikli Kız”, ve “Uzun Kadın” adlı iki yıl sonrası işi beklerken, onlara Bhabha “Ben de Öyle” dediği 2025 tarihli soyut, çoklu malzeme büstü ile yanıt veriyor. Üst salonda da Bhabha, ustası ile irtibatını giderek daha da artırarak 1958 tarihli “Ayak”la 2022 tarihli bir soyut düzenleme ile iyice bir daha kucaklaşıyor.
Sergi küratörleri bu aşamada yaşanan duygusal bağı daha da yoğunlaştırmak adına, Ömer Hayyam’ın şu dizelerine başvuruyor:
“Adın yeryüzünden silinmeden önce şarap iç, çünkü şarap kalbe ulaştığında kaygılar uçup gider; ve sevgilinin saçlarını düğüm düğüm çöz. Ya da düğümler kollarını kör etmeden önce, onları parçala."
Tam bu esnada görüşleriyle dikkat çeken Karaçi doğumlu sanatçı Bhabha, yapıtlarının hangi cinsiyeti taşıdığına yönelik bir soruya şu karşılığı veriyor:
”Evet, heykellerim her iki cinsiyete de sahipler. Niçin bizler de Hermafrodit’ler olmayalım ? Bana göre bu çok da ilginç olur; çünkü bu bana deneyselliğin de imkânını veriyor. Elbette kimi zaman heykellerimin bilhassa kadın olarak bariz biçimde varoldukları söylenebilir. Aynı zamanda tam da bu ilgili heykel adına yapmak durumunda olduğumuz şeydir. Böylece onlar, daha da kudretli kadın figürlere dönüşmektedirler.”
İtalyan üstadın 1950 ve 1960’lardan türlü kadın ve erkek betimlemeleriyle ilerlediğimiz Vakıf ve Enstitü’de rastladığımız bir diğer ilginç parça da, sanatçının Giotto’dan hareketle, Hz. İsa’nın yitirildiği yas dolu anı tasvir ettiği 1918 tarihli kâğıt üzeri mavi mürekkep figüratif deseni oluyor. Çıkışta bu zaman, anlam ve mekân dönüşümünden sarhoş biçimde ilerlerken gözlerimiz “Giacometti Atölyesi”ne takılınca, geleceğin yine Paris’e emanet olduğunu bilmek, içimize sınırsız bir umut bırakıyor.
Paris Montparnasse Mezarlığı’na komşu mütevazı yapıda kurulan Giacometti Enstitüsü, sanatçının kültürel, estetik ve sosyal vasiyetini, misafir ettiği günümüz ve gelecek sanatçılarıyla daha bir ölümsüzleştiriyor. Sanatçının eşi Annette’in olağanüstü emeğinin mirası olan enstitü, yakın zamanda Seine nehri kıyısında açılacak yeni merkeziyle de geleceğe izini daha sağlam bırakacak gibi duruyor.
Etiketler: alberto giacometti Giacometti Enstitüsü sergi


