Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » Girls in Airports & Selût %100 Studio’da

Girls in Airports & Selût %100 Studio’da

Girls in Airports & Selût %100 Studio’da23 Nisan 2026 - 03:04
Danimarkalı kolektif Girls in Airports ile çok yönlü sanatçı Selût, 24 Nisan’da %100 Studio’da sesin ve görselin sınırlarını birlikte esnetiyor.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
 
Garanti BBVA Genç Konserleri: PSM Loves2Gather kapsamında 24 Nisan’da %100 Studio’da gerçekleşecek Girls in Airports & Selût buluşması, çağdaş müziğin ve sahne sanatlarının nereye evrildiğine dair güçlü bir gösterge. Bir yanda türler üstü enstrümantal anlatımıyla dinleyiciyi içine çeken Girls in Airports diğer yanda sesi görselle, performansı teknolojiyle çoğaltan Selût. Bu iki hat, gecenin akışında farklı disiplinlerin birbirini nasıl beslediğini görünür kılıyor.
 
Girls in Airports
 
Danimarka çıkışlı Girls in Airports, kurulduğu ilk yıllardan bu yana belirli bir türün sınırlarına hapsolmayı bilinçli biçimde reddeden bir topluluk. Cazın doğaçlamacı reflekslerinden, ambient müziğin zamansız dokularından ve folk geleneklerinin anlatı gücünden beslenen bu yapı, enstrümantal müziği yalnızca bir form değil, aynı zamanda bir düşünme biçimi olarak ele alıyor. Grubun müziğinde belirgin olan şey, kompozisyon ile doğaçlama arasındaki geçirgenlik; parçalar sabit bir yapıdan çok, her performansta yeniden şekillenen canlı organizmalar gibi işliyor.
 
 
Topluluğun çekirdeğini oluşturan isimler saksofonda ve bestelerde Martin Stender, perküsyonda Victor Dybbroe ve klavyede Mathias Holm yıllar içinde kolektif üretim pratiğini rafine ederek özgün bir ses dili geliştirdi. Holm’un analog pedallar üzerinden şekillendirdiği Wurlitzer tonları, grubun armonik dokusuna sıcak ve hafif nostaljik bir katman eklerken; Dybbroe’nun farklı coğrafyalardan devşirdiği ritmik yaklaşımı, müziğe sürekli hareket halinde bir zemin sağlıyor. Bu yapı üzerinde Stender’ın saksofonu ise kimi zaman minimal ve içe dönük, kimi zaman da genişleyen ve yükselen bir anlatı kuruyor.
 
Yeni ufuklar
 
On yılı aşkın süredir Avrupa ve Asya’da aralıksız süren turneler, Girls in Airports’un müzikal kimliğini yalnızca pekiştirmekle kalmadı; aynı zamanda onu dönüştürdü. Farklı dinleyici topluluklarıyla kurulan temas, grubun sahne üzerindeki reflekslerini keskinleştirirken,kolektif doğaçlama dilini de derinleştirdi. Bu süreçte geliştirilen en önemli unsur, dinleyiciyle kurulan doğrudan ve filtresiz ilişki: konserler bir performanstan ziyade, birlikte deneyimlenen bir akışa dönüşüyor.
 
Grubun son dönem projeleri, bu açıklığın ve merakın somut örnekleri niteliğinde. Faroe Adaları’nın geleneksel vokal repertuvarını yeniden yorumladıkları Kvæði projesinde Danimarkalı şarkıcı Teitur ile kurdukları işbirliği, yerel bir müzikal mirasın çağdaş bir dilde nasıl yeniden üretilebileceğini gösteriyor. Öte yandan Aarhus Jazz Orchestra ile gerçekleştirdikleri orkestral çalışma, grubun minimal yapısını geniş bir senfonik bağlama taşıyarak ses paletini dramatik biçimde büyütüyor. Yaylı trio Halvcirkel ile kaydedilen “Imaginal” ise, Girls in Airports’un bugüne kadar ki en katmanlı ve sinematik işlerinden biri olarak öne çıkıyor.
 
 
Genişleyen ses haritası
 
Girls in Airports’un diskografisi, grubun evrimini kronolojik olarak izlemeyi mümkün kılan tutarlı bir çizgi sunuyor. 2009 tarihli “Girls in Airports” albümü, grubun ilk dönem estetiğini ve minimal yaklaşımını ortaya koyarken 2010’da gelen “Frue Plads”, daha rafine kompozisyonlarla bu dili genişletiyor. 2012’de yayınlanan “Kaikoura”, ritmik çeşitliliğin ve mekânsal hissin daha belirgin hale geldiği bir döneme işaret ediyor. 2014 tarihli “Fables”, anlatı duygusunu güçlendirirken 2016’da çıkan “Aberration”, grubun daha deneysel ve katmanlı bir ses arayışına yöneldiğini gösteriyor. 2018’de yayınlanan “Live” albümü, sahne üzerindeki doğaçlama enerjisini kayda geçirerek grubun performatif yönünü belgeleyen önemli bir kayıt olarak dikkat çekiyor. 2021’de gelen “Dive”, daha atmosferik ve içsel bir tona yönelirken; 2023 tarihli “Imaginal”, yaylı düzenlemelerle zenginleşen sinematik yapısıyla diskografinin en geniş ufuklu işlerinden biri olarak konumlanıyor. Tekliler ve işbirliği projeleri ise bu ana hattın etrafında, grubun sürekli arayış halinde olan üretim pratiğini destekleyen yan damarlar olarak akıyor.
 
Selût
 
Gecenin ikinci hattında yer alan Selût, müziği yalnızca işitsel bir deneyim olarak ele almayan bir sanatçı. Ambiyans, akustik ve caz unsurlarını güçlü vokal performansıyla birleştirirken, aynı zamanda görsel üretimini de sahnenin ayrılmaz bir parçası haline getiriyor. Performanslarında ses ve görüntü, eş zamanlı olarak inşa edilen tek bir anlatının parçaları.
 
 
Selût’un sahne dili, özellikle hologram ve live tracking teknolojileriyle kurduğu ilişki üzerinden şekilleniyor. Bu teknolojiler, performansı sabit bir icradan çıkarıp, anlık olarak dönüşen bir yapıya dönüştürüyor. Sanatçının daha önce Zorlu PSM’de MIX Festival kapsamında sergilediği full-body live tracking performansı, bu yaklaşımın en görünür örneklerinden. Londra merkezli üretimini sürdüren Selût, İstanbul ile kurduğu düzenli bağ sayesinde iki farklı kültürel bağlam arasında akışkan bir üretim hattı oluşturuyor. Sahne arkasında çoğunlukla kadınlardan oluşan yaratıcı ekibi ise bu estetiğin kolektif bir bakışla inşa edildiğini gösteriyor.
 
Garanti BBVA Genç Konserleri: PSM Loves2Gather
 
Garanti BBVA Genç Konserleri kapsamında düzenlenen PSM Loves2Gather, Zorlu PSM’nin uluslararası alternatif müzik sahnesini İstanbul’a taşıyan küratöryel konser serisi. Program, cazdan elektroniğe uzanan farklı türlerde üretim yapan sanatçıları aynı gecede buluşturarak deneyim odaklı bir akış kuruyor. %100 Studio gibi daha yakın temaslı sahnelerde gerçekleşen etkinlikler, dinleyiciyle doğrudan bağ kuran performanslara odaklanıyor. Genç Bilet uygulamasıyla erişilebilirliği artıran seri, özellikle genç izleyiciyi merkeze alan dinamik bir müzik platformu olarak öne çıkıyor.
 
24 Nisan Cuma akşamı Zorlu PSM %100 Studio’da gerçekleşecek gecenin akışı iki farklı yaklaşımı dengeli bir dramaturjiyle bir araya getiriyor. Saat 21:30’da sahneye çıkacak olan Girls in Airports, dinleyiciyi katman katman açılan enstrümantal bir yolculuğa davet ederken; 23:15’te gerçekleşecek Selût’un performansı, bu işitsel deneyimi görsel ve teknolojik bir boyuta taşıyarak geceyi farklı bir düzleme yerleştiriyor. Buluşma, klasik konser formatının ötesine geçen bir deneyim öneriyor. Girls in Airports’un kolektif ve sınır tanımayan müziği ile Selût’un disiplinler arası sahne kurgusu, dinleyiciyi pasif bir izleyici konumundan çıkarıp, sürecin aktif bir parçası haline getiriyor.