Gitkin, psikedelik funk evrenini İstanbul’a taşıyor
Brooklyn çıkışlı multi-enstrümantalist Brian J. Gitkin, funk, jazz ve dünya müziğini analog bir üretim diliyle birleştirdiği solo projesiyle 23 Mayıs’ta Salon İKSV sahnesinde İstanbul dinleyicisiyle buluşuyor.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
Brooklyn’de başlayan müzikal yolculuğunu hem sahne hem de stüdyo tarafında çok katmanlı bir üretim pratiğinin içine taşıyan Brian J. Gitkin, funk geleneğinden beslenen ama sınırlarını sürekli genişleten solo projesiyle İstanbul’a geliyor. Kariyerine funk grubu The Pimps of Joytime’ın gitaristi ve kurucusu olarak başlayan Gitkin, bu dönem boyunca sahne müzisyenliğinin yanında prodüksiyon ve ses mühendisliği alanlarında da yoğun bir deneyim kazandı. New Orleans funk sahnesinin önemli isimlerinden Cyril Neville, New Birth Brass Band üyesi James Andrews, blues müzisyeni Cedric Burnside, DJ ve prodüktör Nickodemus ve efsanevi davulcu Bernard Purdie gibi isimlerle yaptığı çalışmalar, müzikal dilini çok daha geniş bir referans alanına taşıdı.
Bu birikim, Gitkin’in solo projesinin temelini oluştururken, The Pimps of Joytime çatısı altında şekillenen groove estetiği zaman içinde daha atmosferik, daha sinematik ve daha serbest bir forma evrildi.
Brian J. Gitkin
Gitkin projesinin doğuşu
Gitkin adıyla ortaya çıkan solo proje, bu evrimin doğal bir sonucu olarak şekillendi. Funk’ın ritmik omurgasını jazz’ın doğaçlama alanıyla ve dünya müziğinin enstrümantal çeşitliliğiyle birleştiren yaklaşım, aynı zamanda daha geniş bir ses tasarımı fikrine dayanıyor. Gitkin’in müziği, klasik bir grup formatından ziyade sürekli genişleyen bir ses evreni olarak tanımlanabilecek bir yapıya sahip.
Bu yaklaşımın ilk somut çıktısı 2018 yılında yayınlanan “5 Star Motel” albümü oldu. Albüm, analog sıcaklığı yüksek prodüksiyonu ve sinematik yapısıyla kısa sürede dikkat çekti. Albümde yer alan “Grand Street Feast” ve “Tail Chaser” parçaları milyonlarca dinlenmeye ulaşarak Gitkin’in solo kimliğini uluslararası ölçekte görünür kıldı ve modern psikedelik sahnenin önemli referanslarından biri haline geldi.
2020 tarihli ikinci stüdyo albümü “Safe Passage”, Gitkin’in solo üretiminde erken dönemden orta evreye geçişini işaret eden bir kayıt olarak öne çıktı. Albüm, funk tabanlı groove yapısını daha geniş bir enstrümantasyonla birleştirirken Latin Amerika ve Karayip etkilerini daha görünür hale getirdi. Elektronik dokuların da zaman zaman devreye girdiği bu kayıt, daha deneysel ama yine de ritim merkezli bir yapı kurdu.. Albüm genelinde var olan ve kısa, sıkı ve ‘loop hissi veren’ parçalar üzerinden ilerleyen anlatı, Gitkin’in daha sonra geliştireceği canlı doğaçlama estetiğinin erken bir işareti oldu.
Solo projenin yükselişi Gitkin’i sahne tarafında da yeni bir yapılanmaya yöneltti. 2022 itibarıyla klavye, akordeon ve perküsyonda Filistinli müzisyen Simon Moushabeck ve davulda Küba asıllı Amerikalı Washington Duke ile kurduğu trio, canlı performansların karakterini belirgin biçimde değiştirdi. Bu kadro, ABD’den Avrupa’ya uzanan turnelerle Gitkin’in müziğini stüdyo alanının dışına taşıyan önemli bir dönüm noktası oldu.
Canlı performanslarda ortaya çıkan doğaçlama ağırlıklı yapı, Gitkin’in müziğini sabit repertuarlardan bağımsız, her sahnede yeniden kurulan bir deneyim alanına dönüştürdü. Böylece proje, klasik anlamda bir ‘albüm grubu’ olmaktan çıkarak sürekli hareket eden bir performans organizmasına evrildi.
2023 tarihli üçüncü stüdyo albümü “Nowhere To Go But Everywhere” ise Gitkin’in ‘küresel müzik sentezi’ fikrini daha görünür hale getirdiği bir albüm oldu. Bu kayıtta Perulu chicha, Sahra gitarları, Küba son geleneği ve psych-rock öğeleri daha organik bir akış içinde bir araya geldi. Albüm, isminden de anlaşılacağı üzere bir ‘yolculuk hissi’ üzerine kurulu; parçalar arasında sabit bir merkezden ziyade sürekli yer değiştiren bir atmosfer var. Daha önceki işlere kıyasla prodüksiyon daha katmanlı, gitar ve perküsyon etkileşimi daha belirgin ve genel estetik daha “gezgin” bir karakter taşıyor.
Gitkin’in son albümü “Golden Age”, 2024 yılında yayınlandı ve projenin ses evrenini daha da genişletti. Albüm, farklı coğrafyalardan gelen ritmik ve armonik etkileri bir araya getiren hibrit yapısıyla dikkat çekti. Gitkin’in ‘Batı Afrika sound’u ve Black Sabbath etkisinin, Sudan kökenli synth trance dokularıyla 2000’ler hipster disko estetiğinin birleşimi! olarak tarif ettiği “The One” parçası, albümün canlı performanslarda en çok öne çıkan bölümlerinden biri haline geldi.
Salon sahnesinde Gitkin
“International funk cowboy” ve “Groove Profesörü” da olarak anılan Gitkin’in müziği, türler arası geçişkenliği merkezine alan ve sabit bir tanım yerine sürekli genişleyen bir yapı öneren bir üretim alanı olarak konumlanıyor. Funk’in ritmik hafızası, jazz’ın doğaçlama dili ve dünya müziğinin coğrafi çeşitliliği her performansta yeniden kurulan dinamik bir dengeye dönüşüyor. İstanbul konseri de bu açık formun yeni bir versiyonu olarak, Gitkin’in sahne pratiğinin güncel bir kesitini sahneye taşıyacak ve psikedelik funk evrenini Türkiye izleyicisiyle buluşturacak.
Üretim çizgisi daha çok performans ve ses tasarımı odaklı bir yapı izleyen Brian J. Gitkin’in Avrupa turnesi kapsamındaki en güncel duraklarından biri olan İstanbul konseri 23 Mayıs cumartesi akşamı Salon İKSV sahnesinde +1 katkılarıyla gerçekleşecek. 18 yaş sınırı bulunan etkinlikte kapı açılışı 21.00’de, konser ise 22.00’de başlayacak.
Etiketler: Milliyet Sanat brooklyn Brian J. Gitkin funk jazz müzik


