Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » Göçebe müziğin izinde

Göçebe müziğin izinde

Göçebe müziğin izinde22 Ocak 2026 - 03:01
TurkodiRoma 22 Ocak’ta İstanbul Blind sahnesinde.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
 
İtalyan ve Türk müzik mirasını alternatif bir füzyonla birleştiren TurkodiRoma, 22 Ocak akşamı %100 Müzik katkılarıyla İstanbul’un Beyoğlu semtindeki çok sesli sahne Blind’de izleyiciyle buluşuyor. Konser, yalnızca bir performans değil; çağdaş müziğin sınırlarını sorgulayan bir deneyimin açık davetiyesi.
 
TurkodiRoma, adını İtalyanca “Romalı Türk” ifadesinden alan bir müzik kolektifi olarak kendi dilini, felsefesini ve estetik duruşunu yansıtıyor. Kendilerini “Göçebe bir varoluşu benimsiyoruz; bir yanımız orada, bir yanımız burada. Bu hâl, yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda felsefi bir duruşu ifade ediyor. Şarkı sözlerimiz, bu iki arada kalmışlığın ve geçiş hâlinin doğrudan yansıması. Kendimizi ait olunan bir yerden çok, içinden geçilen bir zaman ve mekânın parçası olarak görüyoruz. “ sözleriyle tanımlıyorlar.
 
Grup, müziğini ‘bilinçaltı popu’ ya da kendi tarifleriyle ‘indie–fusion’ olarak tanımlıyor; bu tür, sadece iki coğrafyanın melodik öğelerini harmanlamakla kalmıyor, aynı zamanda dinleyiciyi içsel süreçlerine davet eden bir ses atmosferi kuruyor. TurkodiRoma’nın müziği, yaratıcıları için bir ritimden çok daha fazlası; insanın kendi iç dünyasıyla yüzleşmesine alan açan, bilinçaltının izlerini yansıtan bir yolculuk. Yine kendi sözlerine kulak verelim: “Amacımız, dinleyici için güvenli bir alan açmak; dikkatin dağıldığı bir çağda, müziği insanın kendisiyle baş başa kalabileceği bir araç hâline getirmek. Bu süreç, hem kendi derdimizi anlamamıza hem de onu samimi bir dille aktarabilmemize imkân tanıyor.”
 
 
Füzyonun kodları
 
TurkodiRoma, 2020’de 3 kişi olarak İtalya’da kuruldu. Zeliha Doğa Kök, Büşra Kökve Gabriel’in kurduğu gruba, ilk şarkıları yayınlandıktan sonra Alp Akşahin ve Can Serezli de katıldı.  Kadro, TurkodiRoma’nın kolektif doğasını ve esnek üretim yapısını yansıtıyor. Üyeleri farklı dönemlerde gruba dahil olan, katkı alanları zaman içinde genişleyen ve her biri ses üretimine kendi perspektifiyle katkı sağlayan TurkodiRoma’nın estetik çizgisi, geleneksel kalıpların ötesine geçen bir üretim pratiğine dayanıyor. Elektronik altyapının organik melodilerle iç içe geçtiği eserlerinde, Synth-Pop ile alternatif sound’lar belirgin bir rol oynuyor. Grup, kendi iradesiyle şekillendirdiği bu müzikal dilde, geleneksel bağlamdan kopmadan özgün bir anlatı kurmayı başarıyor.
 
Eserleri arasında pek çok farklı tını taşıyan parçalar bulunuyor. Bunlardan “Ben Yağmurum Geceye” (2020), sözlerinde yoğun imgeler ve duygusal derinlik barındıran bir anlatı sunarken, grubun ses dünyasının hem melodik hem kavramsal harmanını ortaya koyuyor. Parça, dijital mecralarda dinleyiciyle buluşarak TurkodiRoma’nın müzikal yaklaşımının nüanslarını sergiliyor. “Sen Ben” ve “Bizi Anlayanlar”ın ardından yayınladıkları “N’olcak Bu Yusuf Umut’un Hâli”, 2021 yılında bir tiyatro oyununun jenerik müziği olarak kullanıldı. 2022’de “Dünya Gözümde 1 Lunapark”, “Tükenmez Kalemle”, “Bak!BuOğlan”, “Sessiz Bir Odada Felakete Doğru Giderken” teklileri yayınlandı. 2023 tarihli ve aynı zamanda uluslararası görünürlüğünü arttıran “Bir Şeyler” ise Miramax tarafından BBC’de yayınlanan “The Turkish Detective” dizisinin jenerik müziği olarak lisanslandı ve dizinin gösterime girmesinin ardından bir süre İngiltere’de Shazam Top 20 listesinde yer alarak kolektifin sesini sınır ötesine taşıdı. Aynı yıl yayınlanan “Tüyler Ürperdi”nin ardından 2024’te “Bohem”, Tayt Giymeyi Ben İstemedim”, Sürüngenler”, Onu da Hiç Silemedim Bir Anısı Var”, “Yay Burcun Seni Geriyor”, “Yok!BilimEdebiyat”, “Mariposa”, Plan” teklileri geldi. 2025’te ise “Çınar Ağacı”, GözBebeklerim”, “Bizim Oralar”, NoMoreBullshit” ve “Ukulele” ile çalışmalarını il günden itibaren bağımsız olarak sürdürmeyi tercih etti.
 
 
Bir kültür pratiği
 
TurkodiRoma, sahne performansını salt bir müzik etkinliği olmaktan çıkarıp bir kültürel pratik hâline getirmeyi de hedefliyor. Grubun manifestosunda müzik, bireyin kendi içsel gerçekliğiyle buluşmasının aracı olarak tanımlanıyor; bu bağlamda müziğin içeriği ve ritmi, sadece bir eğlence biçimi değil, varoluşsal bir deneyim olarak ele alınıyor. Bu felsefi duruş, grubun adeta göçebe bir zihniyetle müziği sahnelemesine de yansıyor. Bu yaklaşımın sonuçları, grubun İstanbul’dan Ankara’ya, Eskişehir’den İzmir’e uzanan sahne geçmişinde okunuyor. 2024 ve 2025 yıllarında çeşitli mekân ve sahnelerde kurdukları müziksel bağ, TurkodiRoma’nın Türkiye’de alternatif sahnede yükselen bir kolektif olarak nitelenmesine zemin hazırladı.
 
TurkodiRoma’nın eserleri ve sahne performansları, çağdaş müzik alanında özgün bir dil oluştururken, farklı türlerin iç içe geçtiği bir kavramsal denemeyi de temsil ediyor. Indie-fusion ya da bilinçaltı pop tabiri, bu dilin yalnızca bir etiketi değil, dinleyiciyi kendi iç yolculuğuna davet eden bir manifesto olarak okunuyor; modern müzik üretiminin sınırlarını zorlayan kolektif, sahneden izleyiciye bir deneyim aktarımı gerçekleştiriyor.
 
 
Blind’da alternatif bir akış
 
TurkodiRoma’nın sahnede yarattığı atmosfer, geleneksel konser tanımlarının ötesinde; dinleyiciyi aktif bir katılımcı olarak sürece dahil eden bir yapı kuruyor. İtalyan-Türk karışımı tınılar, elektronik doku ve alternatif füzyon ritimleri, sesin mekânla, izleyicinin kendi iç dünyasıyla temas etmesine olanak tanıyor.
 
Grubun İstanbul performansı %100 Müzik katkılarıyla 22 Ocak 2026 Perşembe akşamı saat 20.00’de Blind’da gerçekleşecek. Beyoğlu’nun canlı ve dönüştürücü sahne atmosferi ile paralel bir deneyim sunan bu mekân, grubun müzikal dünya görüşünü beden ve zihinle buluşturmaya elverişli bir alan. Konser, grubun felsefesini ve müzikal enerjisini doğrudan izleyiciyle kurduğu bağ üzerinden örerken, müziğin yalnızca işitsel değil kavramsal bir deneyim olduğunu hissettirmeyi amaçlıyor.