Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » 'Goncourt, kitabımın kaderini tamamen değiştirdi'

'Goncourt, kitabımın kaderini tamamen değiştirdi'

'Goncourt, kitabımın kaderini tamamen değiştirdi'11 Nisan 2026 - 06:04
Institut français Türkiye, Frankofoni ayı ve Türkiye’nin Goncourt Seçimi kapsamında Türkiye'ye gelecek olan Goncourt ödüllü yazar Marie Ndiaye sorularımızı yanıtladı.
Seyhan Akıncı
 
Kendine has ve derinlikli anlatımıyla dikkat çeken Senegal asıllı Fransız yazar Marie NDiaye, 2009 yılında Fransa'nın en prestijli edebiyat ödüllerinden Goncourt'ta uzanmayı başarmıştı. "İntikam Benimdir" ve "Üç Güçlü Kadın" romanları dilimize çevrilen yazar, senarist ve oyun yazarı NDiaye, Institut français Türkiye’nin konuğu olarak ülkemize geliyor. NDiaye, Institut français Türkiye’nin girişimi ile Goncourt Ödülü’nün uluslararası ayağı olarak Türkiye’de düzenlenen Türkiye’nin Goncourt Seçimi’nin üçüncü edisyonunda jürinin son toplantısına başkanlık ederek kazanan eseri ilan edecek. Marie NDiaye’yi İstanbul, Ankara ve İzmir’de edebiyat söyleşileri, konferanslar ve imza seanslarına katılacak. Yazar ile Türkiye ziyareti öncesinde Goncourt Ödülü’nün önemini, Türk edebiyatına bakışını ve yazma serüvenini konuştuk. 
 
 
Goncourt Ödülü edebiyat dünyasında 'bir kitabın kaderini değiştiren' ödül olarak görülür. Bu ödülü 2009'da almış bir yazar olarak sizde nasıl bir etkisi oldu?
 
Gerçekten de Goncourt, kitabımın kaderini tamamen değiştirdi. Satışları büyük ölçüde arttı ve ardından pek çok çevirisi yapıldı. Türkiye’de olduğu gibi, dünyanın dört bir yanındaki okurların çalışmalarımı tanıma fırsatı bulmasından dolayı gerçekten çok mutluyum.
 
Bunun dışında farklı birçok ödül kazandınız bu ödüller yazma biçiminizde ya da okurla ilişkinizde bir değişim yarattı mı? Ya da etkiyi nasıl sübvanse ettiniz?
 
Bu ödüllerin yazım üzerinde ya da okurlarla olan ilişkime bir etkisi olduğunu düşünmüyorum. Zaten yolculuğumun nispeten geç bir aşamasında geldiler, ben zaten uzun zamandır yazıyordum. Ödüller, emeğimin bir takdiri olarak beni son derece mutlu ediyor ancak beni derinden değiştirmiyorlar.
 
 
Türk edebiyatına dair özel bir ilginiz ya da sizi etkileyen yazarlar var mı?
 
Günümüzün en önemli yazarlarından biri olarak gördüğüm Orhan Pamuk'un tüm kitaplarını okudum. Ayrıca Elif Şafak ve Ahmet Altan'ı da hayranlık ve ilgiyle okuyorum.
 
Son dönemlerde BookTok, Bookstagram ve ünlülerin kitap kulüpleri çok tartışılıyor. Sizce bunlar edebiyatı giderek popüler kültür nesnesi hâline mi getiriyor yoksa edebiyatın belli bir "sınıfa" ait olduğu algısının kırılmasına mı hizmet ediyor?
 
Edebiyatın canlı kalmasına katkıda bulunabilecek her şeyin, bu katkıyı sağlayan araçlar ne olursa olsun, iyi bir şey olduğunu düşünüyorum.
 
Belki de en büyük anlatılar tarihin kırılma anlarındaki o belirsizlik sürecinde doğar. İçinde bulunduğumuz çağın canlı yayınlarda savaş izlenen etkisi yazarları ve okurları nasıl etkileyecek?
 
Şahsen benim için devam eden bir romana günümüz dünyasının kargaşasını dahil etmek her zaman zordur. Zamana ihtiyacım oluyor. Ancak bir sonraki kitapta bu gerçekliği göz ardı etmeyi hayal bile edemem, çünkü romanlarım her zaman günümüz döneminde geçiyor. Zor olan kısım, bu korkunç gerçeklikten yüzeysel görünmeden bahsetme çabası. 
 
Kurgunun ve distopyanın yetersiz ya da anlamsız geldiği anlar oluyor mu? Siz bununla nasıl başa çıkıyorsunuz?
 
Kurgunun, dünyayı anlamlandırma konusunda kurgu dışı eserlerle aynı araçlara sahip olduğunu her zaman düşünmüşümdür. Hatta zekâ ve üslup yerindeyse, bunu başarmada daha bile etkili olabilir. İşte bu yüzden, kendimizi insan olarak anlamak için her zaman ve tekrar edebiyata yöneliyoruz. İyi edebiyat, üzerinden uzun zaman geçmiş olsa bile, anlamdan veya güncel gerçekliğimizle olan bağlantısından asla yoksun değildir. Bu güce olan inancımı daima koruyacağım.
 
 
Marie NDIAYE. Fotoğraf: F. Mantovani Gallimard
 
Bugünün genç yazarlarına en çok neyi hatırlatmak isterdiniz?
 
Hassasiyetlerinin ve niyetlerinin her zaman kendine has ve her bireye özgü yani yazarı benzersiz bir şekilde tanımlayan bir üslupta vücut bulması gerektiğini düşünüyorum. Ayrıca kişinin kendini sert bir şekilde yargılamaya çalışmasının, yazdıklarını soğukkanlı bir gözle yeniden okumasının da önemli olduğunu belirtmeliyim. Ama bu hiç de kolay değil!
 
PROGRAM
 
12 Nisan Ankara
14.00 Ankara Kitap Fuarı imza günü ATO Congresium
16.30 Edebiyat Buluşması - Penguen Kitabevi (etkinlik Fransızcadır)
 
13 Nisan Ankara
14.00 Türkiye’nin Goncourt Seçimi basın toplantısı Göksu Restoran Nenehatun (Türkçe ardıl çeviri ile)
16.00 Konferans: « Bir Yolculuk »  Ankara Üniversitesi DTCF Farabi Salonu (Türkçe simültane çeviri ile)
 
14 Nisan İzmir
18.00 Söyleşi: "Üç Güçlü Kadının Buluşması: Marie Ndiaye, Güldenay Sonumut, Prof. Dr. Ayşen Uysal" 
Lucien Arkas Sanat Merkezi, Arkas Mistral Binası (Türkçe simültane çeviri ile)
 
15 Nisan İzmir
09.30 Frankofon lise öğrencileri ile söyleşi Institut français İzmir (etkinlik Fransızcadır)
 
16 Nisan İstanbul
14.00 Konferans Galatasaray Üniversitesi (Etkinlik Fransızcadır)
19.00 Söyleşi: Marie Ndiaye, Ebru Erbaş, Saadet Özen Minoa Pera (etkinlik Fransızcadır)