GRAMMY’de ‘ilk’ tartışması: Türkiye için ne değişiyor?
Türkiye’den 12 müzik yaratıcı ve profesyonelinin Recording Academy’ye kabul edilmesi GRAMMY® yolculuğunda Türkiye’nin görünürlüğünü artırdı. Peki, daha önce Recording Academy’ye üye olmuş Türk müzisyenler varken ‘Türkiye’nin ilk üyeleri’ ifadesi ne anlama geliyor? All Stars Music Türkiye Kurucusu ve CEO’su Mine Aksoy yanıtladı.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
Türkiye’den müzik yaratıcı ve profesyonellerinin GRAMMY® ödüllerini dağıtan meslek ağı Recording Academy’ye kabul edilmesi, son günlerin müzik endüstrisindeki en dikkat çekici gelişmelerinden. Önce Büşra Kayıkçı, Edis, Mert Demir, Toygar Işıklı ve Orkun Tunç’un akademinin ‘2026 Üyelik Sınıfı’na kabul edildiği açıklandı; ardından Türkiye’nin farklı müzik türlerini ve yaratıcı alanlarını temsil eden Burkut Kum (KUM), Hadise, Mabel Matiz, Melike Şahin, Murat Ertel (Baba Zula), Ozan Doğulu ve Sıla’nın da aralarında bulunduğu diğer isimler duyuruldu. Böylece Türkiye’den bu yıl Recording Academy’ye kabul edilenlerin sayısı 12’ye ulaştı.
Hadise
Bu üyelikle birlikte Türkiye’den seçilen isimler, ayrıca belirlenen yayın dönemi içindeki çalışmalarını 69. GRAMMY® Ödülleri değerlendirmesine sunabilecek, adaylık sürecinde oy kullanabilecek ve dünyanın dört bir yanından müzik profesyonelleriyle aynı topluluğun parçası olabilecek. Süreçte eserler önce Akademi tarafından uygunluk açısından incelenecek, ardından üyelerin katıldığı ilk tur oylamayla resmi adaylar belirlenecek. 69. GRAMMY® adayları 16 Kasım 2026’da açıklanacak; kazananlar ise 7 Şubat 2027’de düzenlenecek törende belli olacak.
Müzik sektörünün en önemli küresel meslek ağlarından biri olan Recording Academy, müzik yaratıcılarını ve profesyonellerini bir araya getirmenin yanı sıra GRAMMY® Ödülleri’nin adaylık ve oylama süreçlerini yürütüyor. Akademi üyeleri, uygun eserleri değerlendirmeye sunmanın yanı sıra GRAMMY® adaylık sürecinde oy kullanma hakkına da sahip.
Recording Academy Global Genel Müdürü, küresel üyelik erişimi ve üye kazanımı çalışmalarının lideri Taymoor Marma, iş birliğini şu sözlerle değerlendirdi:
“Türkiye’den ilk müzik yaratıcılarının Recording Academy’nin 2026 Üyelik Sınıfı’na katılması, hem Türk müziği hem de küresel müzik topluluğu için son derece önemli bir adımdır. Türkiye, zengin müzik mirası ve olağanüstü yaratıcı yetenekleriyle dünyanın en önemli müzik ülkelerinden biridir. Bu seçkin sanatçıları ve müzik profesyonellerini Recording Academy ailesinde görmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Küresel üyeliğimizi büyütmeye devam ederken farklı kültürlerin ve müzikal bakış açılarının daha güçlü şekilde temsil edilmesini amaçlıyoruz.”
Recording Academy ile yürüttüğü ortak çalışma kapsamında üyelerin belirlenmesinde önemli rol üstlenen All Stars Music, Türk müzik yaratıcılarını küresel müzik endüstrisiyle buluşturan bağımsız bir müzik edisyon şirketi. Eser sahiplerinin ulusal ve uluslararası telif haklarının korunması, tescili ve şeffaf biçimde takibini yürüten şirket; Sony Music Publishing, EMI, ABD merkezli hak kuruluşu SESAC ve prodüksiyon müziği şirketi Extreme Music’in bölgedeki tek yetkili temsilcisi olarak faaliyet gösteriyor. Türk, Yunan ve Arap müzik kataloglarının yanı sıra Avrupa’dan bağımsız katalogları da portföyünde bulunduran All Stars Music, reklam, film, dizi ve markalara yönelik lisanslama ve kreatif projeler aracılığıyla eserlerin küresel ölçekte değerlendirilmesine katkı sağlıyor.
Toygar Işıklı
All Stars Music Türkiye Başkanı Mine Aksoy ise bu gelişmeyi Türk müzik sektörü açısından önemli bir adım olarak nitelendirdi:
“Bugün Türk müzik sektörü için gurur verici bir gündür. Recording Academy ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği sayesinde Türk müzik yaratıcılarını uluslararası müzik topluluğuna taşımaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Bu ilk grup, ülkemizin müzikal çeşitliliğini ve yaratıcı gücünü temsil ediyor.”
‘Türkiye’nin ilk Recording Academy üyeleri’
Ancak duyuruda kullanılan ‘Türkiye’nin ilk Recording Academy üyeleri’ ifadesi, daha önce Akademi’nin ‘voting member’ statüsüne kabul edilmiş Alper Tuzcu, Ayşe Deniz Gökçin, Sırma Munyar, Oytun Ersan, Murat Ses, Esin Aydıngöz, Ela Öztürk, Armağan Durdağ, Utar Artun ve Başak Yavuz gibi isimler düşünüldüğünde bir soru işareti yaratıyor.
Buradaki ‘ilk’ gerçekten ne anlama geliyor? Türkiye’de yaşayan ve üretimini Türkiye’de sürdüren müzik profesyonelleri açısından hangi kapı açıldı? Recording Academy’nin küresel genişleme stratejisinde Türkiye’nin yeri ne ve bundan sonra daha fazla sanatçı, besteci, prodüktör ve müzik profesyonelinin Akademi’ye dahil olması mümkün mü? Dahası, Türk müzik endüstrisinin yıllardır uluslararası alanda varlık gösteren yaratıcıları varken, neden bugün böyle bir açılım gerçekleşiyor?
Konuya netlik getirmek amacıyla bu soruları, Recording Academy ile Türkiye arasındaki bu yeni iş birliğinin yerel ayağında yer alan All Stars Music Türkiye’nin Kurucusu ve CEO’su Mine Aksoy’a yönelttik.
Mine Aksoy
Daha önce Alper Tuzcu, Ayşe Deniz Gökçin, Sırma Munyar, Oytun Ersan, Murat Ses, Esin Aydıngöz, Ela Öztürk, Armağan Durdağ, Utar Artun ve Başak Yavuz gibi Türkiye’den müzik yaratıcılarının da Recording Academy üyeliğine kabul edildiğini biliyoruz. Ancak bu isimlerin Türkiye dışındaki adresleri üzerinden başvurduğu, Türkiye adresli sanatçıların ise daha önce üyelik için başvuru yapamadığı belirtiliyor. Bu durumda yeni açıklanan 12 kişilik grubu ‘Türkiye’nin ilk Recording Academy üyeleri’ olarak tanımlamanızın gerekçesi nedir?
Bu çok yerinde ve isabetli bir soru. Bahsettiğiniz, her biri bizim için uluslararası alanda büyük bir gurur kaynağı olan değerli isimler, eğitimleri, kariyerleri veya yurt dışındaki (ABD, İngiltere gibi) profesyonel ağları nedeniyle Recording Academy üyelik süreçlerini yurt dışında yerleşik sektör temsilcilerinin adresleri, şirketleri veya tavsiye mekanizmaları üzerinden yürüttüler. Yani ‘Türk müzisyenler üye olamaz’ diye bir kural hiçbir zaman olmadı ancak başvuru köprüsü ve süreci ağırlıklı olarak uluslararası kanallar üzerinden işledi.
Bizim ‘ilk’ olarak tanımladığımız ve tarihi bir dönüm noktası saydığımız şey tam olarak şu: Recording Academy ilk kez Türkiye'ye yönelik aktif bir üyelik outreach'i (aktif üyelik çalışması) yürüttü ve bu outreach'e paralel olarak tamamen Türkiye'de yaşayan, kariyerlerini ve üretim merkezlerini Türkiye'de sürdüren bir müzisyen grubu, All Stars Music üzerinden yerelde koordine edildi.
Buradaki ‘ilk’, Türk olmakla ilgili değil; Türkiye merkezli müzik endüstrisinin ve burada üretim yapan yaratıcıların Recording Academy'nin temsil sistemine doğrudan, kurumsal bir şekilde entegre olmasıyla ilgili - hem Akademi'nin kendi outreach'i hem de sahadaki yerel koordinasyon yoluyla.
Kısacası, geçmişte uluslararası kanallar üzerinden bireysel olarak katılan olağanüstü yeteneklerimiz vardı ama bugün ilk kez Recording Academy aktif olarak Türkiye'ye uzandı ve biz ASM olarak bu sürece yerelde destek olmaktan memnuniyet duyduk.
Bu gelişme, Recording Academy'nin ilk odağı Afrika ve Ortadoğu gibi pazarlar olan küresel genişleme stratejisinin Türkiye'ye uzanan bir parçası. Son yıllarda Recording Academy, Afrika ve Ortadoğu'da başlattığı genişlemeyi Avrupa ve Asya'yı da kapsayan daha geniş bir küresel stratejiye dönüştürdü. Türkiye'de attığımız bu adımı, Akademi'nin farklı müzik pazarlarıyla daha doğrudan ve kalıcı ilişkiler kurmayı hedefleyen küresel yaklaşımının doğal bir uzantısı olarak görüyorum.
Türkiye’de ikamet eden müzik yaratıcılarının Recording Academy’ye doğrudan başvuru yapabilmesinin önünü açan bu değişiklik tam olarak ne zaman gerçekleşti ve All Stars Music Türkiye ile Recording Academy arasındaki iş birliği bu süreçte nasıl bir rol oynadı? Bundan sonra başka sanatçı ve müzik profesyonellerinin de üyelik için başvuru yapabilmesi mümkün olacak mı?
Recording Academy ile görüşmelerimizin ilk gününden itibaren bunu yalnızca birkaç sanatçıya üyelik kazandırmak olarak ele almadık. Türkiye son derece güçlü, çeşitli ve uluslararası alanda yankı uyandıran bir müzik sahnesine sahip. Bizim için en önemlisi, bu yaratıcı gücün Recording Academy gibi küresel kurumlarla daha kalıcı ve doğrudan bağlar kurabilmesini sağlamaktı.
Recording Academy'nin 2026 sınıfı için Türkiye'ye yönelik ilk aktif üyelik outreach'iyle birlikte, All Stars Music yerel koordinasyon rolünü üstlendi: Türk müzik ekosistemini, sanatçılarını, besteci ve prodüktörlerini çok iyi tanıyoruz ve Akademi'yle birlikte, Türkiye'yi doğru isimlerle doğru şekilde temsil edecek güçlü bir başlangıç grubunun belirlenmesine ve desteklenmesine yardımcı olduk. Bu ilk kadro sadece bir başlangıç. Amacımız, bunun gelecekteki sınıflarda daha fazla Türkiyeli müzik profesyonelini kapsayan, sürdürülebilir bir ilişkiye dönüşmesine katkı sağlamak.
Melike S¸ahin
‘Voting Member’ yani oy kullanabilen üye olabilmek için ne gerekiyor? Sanatçılar doğrudan başvuru yapabiliyor mu, yoksa davet beklemek mi gerekiyor?
‘Voting Member’ olabilmek için Recording Academy'nin belirlediği profesyonel kriterleri karşılamak gerekiyor. Sanatçıların, bestecilerin, prodüktörlerin ve diğer yaratıcı müzik profesyonellerinin yayınlanmış eserleri, kredileri ve aktif kariyerleri titizlikle değerlendiriliyor. Uygunluk genel olarak profesyonel müzik kredilerine dayanıyor -başvuru sahiplerinin, başvurudan önceki beş yıl içinde büyük dijital platformlarda yayınlanmış en az 12 esere sahip olması gerekiyor.
İki yol var: Müzik profesyonelleri her zaman, herhangi bir outreach girişiminden bağımsız olarak, Recording Academy'nin standart üyelik süreci üzerinden bireysel başvuru yapabilir. Bunun dışında, bu ilk Türkiye kadrosunu getiren türden Akademi'nin küresel outreach çalışmaları üzerinden üyelik ise davetle gerçekleşiyor ve sektörden iki profesyonel tavsiye mektubu gerektiriyor. Bu ilk grup için süreç; tavsiyeler, akademinin kendi değerlendirmesi ve sahada bizim desteğimizle koordine edilen resmi davetler yoluyla ilerledi.
Ne değişti peki? Düne kadar bu tip önemli uluslararası organizasyon veya ağlarda adı bile geçmeyen Türk sanatçıları neden birden değere bindi, görünür oldu? Değişen dünya şartları mı etken, yoksa Türkiye geç mi fark edildi?
Aslında ikisi de geçerli - ama en etkili faktör müziğin coğrafi sınırlarının ortadan kalkması oldu.
Geçmişte bir Türk müzisyenin Recording Academy'nin ya daGRAMMY®'lerin radarına girebilmesi için fiziksel olarak Los Angeles'ta yaşaması ya da New York'taki stüdyolarda çalışması gerekiyordu. O dönemin dünyası ‘merkez ve çevre’ olarak ikiye ayrılmıştı. Bugün algoritmalar ve dijitalleşme sayesinde yerel bir ses, bir gecede küresel bir fenomene dönüşebiliyor. Türk müziğinin zengin makam yapısı, Doğu-Batı sentezi ve özellikle son yıllardaki üst düzey prodüksiyon kalitesi, zaten dünya standartlarına ulaşmıştı. Yani Türkiye geç fark edilmedi; asıl gecikme, Türkiye'nin potansiyelinin doğru küresel kanallara paketlenip yönlendirilmesinde yaşandı.
Dünya değişti. Recording Academy kapsayıcılığı artırma ve küresel müzik pazarını kucaklama ihtiyacını fark etti ve geniş MENA bölgesi içinde önemli bir pazar olan Türkiye de bu genişlemenin doğal bir parçasıydı. Türkiye tarafında eksik olan yetenek değil, ‘sistematik temsil ve doğru yönlendirme’ydi.
All Stars Music olarak katkı sağlamaktan memnuniyet duyduğumuz nokta tam olarak burasıydı: Türkiye'nin muazzam üretkenliğini Recording Academy'nin anladığı dille, doğru dokümantasyon ve yerel koordinasyonla masaya taşımaya yardımcı olmak. Akademi, kendi outreach'i aracılığıyla bu kapıyı aktif olarak açarken biz de doğru isimlerin doğru zamanda bir araya gelmesine yardımcı olduk. Türk sanatçılar artık sadece dinlenmiyor, küresel müzik endüstrisinin geleceğini şekillendiren oy kullanan tarafta yer alıyorlar.
Mert Demir
Yani sonunda doğru şeyleri mi yapmaya başladık?
Bunun aniden doğru şeyleri yapmaya başlamakla ilgili olduğunu düşünmüyorum. Türkiye uzun zamandır dünya standartlarında müzik üreten, son derece yetenekli bir yaratıcı topluluğu barındırıyor.
Bugün farklı olan şey, bu yaratıcı gücü uluslararası fırsatlarla sistematik bir şekilde bağlayabilme becerimiz. Sanatçılarımızın müziğinin dünyaya ulaşması ne kadar hayati ise, onların küresel endüstrinin karar alma organlarında, profesyonel ağlarında ve kurumlarında yer almalarına da o kadar önem veriyorum.
Bu yüzden Recording Academy ile ilişkimizi tek seferlik bir üyelik projesi olarak görmüyoruz. Bu 12 isim çok değerli bir başlangıcı işaret ediyor ama gerçek başarı, Akademi'nin devam eden outreach çalışmaları aracılığıyla daha fazla sanatçı, besteci, prodüktör ve müzik profesyoneline yol açmak, aynı zamanda Türkiye'nin küresel müzik endüstrisindeki kalıcı varlığını pekiştirmek olacak.
Etiketler: Milliyet Sanat grammy Ödül Töreni All Stars Music Türkiye Mine Aksoy


