Grouper, İstanbul’da sesin sisli katmanlarını açacak
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
Müzikte bazen bir melodinin, bir ritmin ya da belirgin bir vokalin önüne geçen şey, seslerin arasında bırakılan boşluklar oluyor. Amerikalı müzisyen Liz Harris’in ‘Grouper’ adıyla sürdürdüğü çalışmalar, bu yaklaşımın çağdaş deneysel müzikteki dikkat çekici örnekleri arasında yer alıyor. Gitarın bulanık tınıları, uzaktan geliyormuş izlenimi veren vokaller, elektronik sesler ve üst üste kaydedilmiş müzikal katmanlar Harris’in çalışmalarında birbirinden kesin çizgilerle ayrılmayan bir bütün oluşturuyor.
Geleneksel şarkı yapılarından bütünüyle uzaklaşmadan ambient müziğin geniş ses alanından yararlanan ‘Grouper’, dinleyicisini güçlü ritimlerle yönlendirmek yerine yavaş ilerleyen, ayrıntıları zaman içinde belirginleşen bir müzikal anlatımla buluşturuyor. Kayıtlarında lo-fi estetiğin belirleyici olduğu sanatçı, kimi zaman neredeyse fısıltıya dönüşen vokalini gitar ve elektronik dokuların gerisinde konumlandırıyor. Böylece şarkıların sözleri kadar seslerin birbirine karışma biçimi de müziğin önemli bir parçasına dönüşüyor.
Harris, uzun bir aradan sonra İstanbul’a dönerek 4 Kasım Çarşamba akşamı Fiba Salon İKSV’de sahneye çıkacak. Gecenin açılışını ise ‘Grouper’ın müzikal dünyasıyla ortak bir ses alanında buluşan, Türkiye’de ambient ve drone müzik alanındaki çalışmalarıyla tanınan Ekin Fil yapacak.
2005’te başlayan Grouper yolculuğu
Liz Harris, ‘Grouper projesini 2005’te Oakland, Kaliforniya’daki bağımsız müzik ve deneysel ses çevresinde başlattı. Aynı yıl yayınladığı ilk albümü “Way Their Crept”, drone ve ambient müziğin etkilerini taşıyan soyut ses yapısıyla sonraki çalışmalarının da temelini oluşturdu. Harris, bu ilk döneminde gitar, piyano, vokal ve çeşitli kayıt tekniklerinden yararlanarak geleneksel şarkı formunun sınırlarını genişleten bir yaklaşım geliştirdi.
Sanatçının 2008 tarihli “Dragging a Dead Deer Up a Hill” albümü, ‘Grouper’ın uluslararası deneysel müzik çevrelerinde daha geniş bir dinleyici kitlesine ulaşmasını sağladı. Albümde önceki çalışmalarının drone ağırlıklı yapısı, daha belirgin melodiler ve şarkı formlarıyla bir araya geldi. Özellikle “Heavy Water/I’d Rather Be Sleeping” ve “Poison Tree” gibi parçalar, Harris’in vokal kullanımını ve atmosferik düzenlemelerini tanımlayan çalışmalar arasında yer aldı.
2011’de yayınlanan iki bölümlük “A I A: Dream Loss” ve “A I A: Alien Observer”, sanatçının ses katmanları ve uzun süreli atmosferik düzenlemeler üzerindeki araştırmasını sürdürdü. 2014 tarihli “Ruins” ise bu kez piyano ağırlıklı, daha sade bir anlatıma yöneldi. Harris’in sesini ve piyanosunu ön plana çıkardığı albüm, Grouper diskografisinde daha yalın bir kayıt yaklaşımını temsil etti. 2018’de yayınlanan “Grid of Points” da piyano, vokal ve sınırlı sayıdaki ses katmanlarıyla bu çizgiyi devam ettirdi.
2021 tarihli “Shade”, ‘Grouper’ın bugüne kadarki son stüdyo albümü olarak diskografisinde yer alıyor. Farklı dönemlerde kaydedilmiş parçaları bir araya getiren albümde Harris, gitar ve vokal ağırlıklı şarkı yazarlığıyla ambient yaklaşımını buluşturdu. Albüm, sanatçının önceki dönemlerinden izler taşırken daha doğrudan bir müzikal anlatım da ortaya koydu.
‘Grouper'ın müziğinin farklı kuşaklardan sanatçılar üzerindeki etkisi de zaman içinde belirginleşti. Phoebe Bridgers ve Mk.gee gibi farklı müzikal alanlarda çalışan isimlerin üretimleriyle ilişkilendirilen Harris'in kayıtları, hip-hop ve elektronik müzik çevrelerinde de örneklenerek kullanıldı. 2008 tarihli “Poison Tree” parçası, yıllar sonra TikTok üzerinden yeniden geniş bir dinleyici kitlesine ulaştı. Bu beklenmedik ilgi, Harris'in müziğinin yeni kuşaklar tarafından keşfedilmesini sağladı.
Harris'in ‘Grouper’ dışındaki müzikal çalışmalarından biri de 2010'lu yıllarda kurduğu dream-pop üçlüsü ‘Helen’. Davulcu Jed Bindeman ve basçı Scott Simmons ile birlikte yer aldığı grupta gitar çalıp vokal yapan sanatçı, ‘Grouper'ın daha içe dönük ve katmanlı ses dünyasından farklı bir grup dinamiği içinde çalışıyor. ‘Helen'in 2015 tarihli ilk albümü “The Original Faces”in ardından, grubun ikinci albümü ‘Linda's Head’ 2 Ekim 2026'da yayınlandı. Harris, bu projeyi arkadaşlarıyla birlikte müzik üretmenin ve farklı bir müzikal ifade alanı oluşturmanın yolu olarak tanımlıyor. İstanbul konseri, sanatçının yeni albüm dönemine denk gelen uluslararası performans takviminin de bir parçası oluyor.
Ekin Fil ile geçmişe uzanan müzikal bağ
Gecenin açılış sanatçısı Ekin Fil, gerçek adıyla Ekin Üzeltüzenci, Türkiye'de ambient, drone-folk ve deneysel müzik alanında çalışan isimlerden. İstanbul'da müzik çalışmalarına çeşitli gruplarda klavye çalarak ve vokal yaparak başlayan Üzeltüzenci, Ekin Fil adıyla 2007'den itibaren kendi kayıtlarını yayınlamaya başladı. Gitar, klavye, vokal ve elektronik sesleri bir araya getirdiği çalışmalarında, geniş ses katmanlarından çok yalın düzenlemeler ve atmosferik dokular öne çıkıyor.
Sanatçının 2009'da yayınlanan “Soon” çalışmasının ardından 2011'de “Language”, 2013'te ise kendi adını taşıyan albümü “Ekin Fil” dinleyiciyle buluştu. 2016 tarihli “Being Near” ve 2017'de yayınlanan “Ghosts Inside”, Ekin Fil'in müzikal üretiminde önemli duraklar arasında yer aldı. 2018 tarihli “Maps” albümünde de gitar, klavye ve vokal üzerinden kurduğu atmosferik anlatımı sürdürdü. Çalışmaları ABD, İngiltere, İsveç ve Almanya merkezli bağımsız plak şirketleri tarafından plak, kaset ve dijital formatlarda yayımlandı.
Ekin Fil'in ‘Grouper’ ile ilişkisi de yeni bir buluşmadan ibaret değil. Üzeltüzenci, 2009'da da İstanbul'da ‘Grouper'ın konserinde açılış sanatçısı olarak sahne aldı. Bu karşılaşma, sanatçının ABD'nin Batı Yakası'ndaki ambient ve drone müzik çevresiyle bağlantı kurmasında etkili oldu. ‘Grouper'ın yakın çalışma çevresinde bulunan müzisyen Jefre Cantu-Ledesma'nın plak şirketi Root Strata ile kurduğu ilişki de bu döneme uzanıyor. İki müzisyenin yolları daha sonra uluslararası festival programlarında da kesişti. ‘Grouper'ın küratörlüğünü üstlendiği ‘Le Guess Who?’ festivalinin 2017 programında Ekin Fil de yer aldı.
Üzeltüzenci'nin çalışmaları yalnızca kişisel albümleriyle sınırlı değil. Sinema için de müzik üreten sanatçı, Ceylan Özgün Özçelik'in “Kaygı” filmi başta olmak üzere çeşitli kısa ve uzun metrajlı yapımların müziklerini besteledi. “Kaygı” filminin müzikleriyle 2017'de ‘SİYAD En İyi Müzik Ödülü'nü kazandı. “Körfez” filmi için hazırladığı müziklerle de 2018 Frankfurt Türk Film Festivali'nde ‘En İyi Müzik Ödülü’ne değer görüldü. 2021'de 34. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali kapsamında ise ‘Bilge Olgaç Başarı Ödülü'ne layık görüldü.
Fiba Salon İKSV'de konser programı
4 Kasım Çarşamba akşamı Şişhane'deki Fiba Salon İKSV'de gerçekleşecek konserin kapıları saat 20.00'de açılacak. Ekin Fil saat 20.30'da sahneye çıkacak. ‘Grouper'ın performansı ise saat 21.30'da başlayacak. Gecenin programı, iki müzisyenin ortak müzikal yaklaşımını farklı yönleriyle dinleme olanağı sunacak.


