Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » Hafızanın kıyısında bir roman: 'Öyle Uzak ki Evim'

Hafızanın kıyısında bir roman: 'Öyle Uzak ki Evim'

Hafızanın kıyısında bir roman: 'Öyle Uzak ki Evim'10 Nisan 2026 - 04:04
'Öyle Uzak ki Evim' ile edebiyat sahnesine adım atan Ömür İsfendiyaroğlu Balkanlı’nın söyleşi ve imza günü 10 Nisan’da Robinson Crusoe 389’da gerçekleşecek.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
 
Yeni romanı “Öyle Uzak ki Evim” ile edebiyat sahnesine güçlü bir giriş yapan Ömür İsfendiyaroğlu Balkanlı, ilk yüz yüze söyleşisini İstanbul’un edebi hafızasında özel bir yere sahip Robinson Crusoe 389 Kitabevi’nde gerçekleştirmeye hazırlanıyor.
 
İstanbul’un en yoğun akslarından birinde, İstiklal Caddesi’nin bitmek bilmeyen akışına rağmen kendi sessizliğini kurabilen nadir mekânlardan biri olan Robinson Crusoe 389, bu kez anlam katmanlarının birlikte açıldığı bir buluşmaya ev sahipliği yapıyor. 10 Nisan Cuma günü 16.00 - 17.30 saatleri arasında gerçekleşecek söyleşi ve imza günü, akademisyen Şaziye Çıkrıkçı’nın moderatörlüğünde, metni yazıldığı yerden çıkarıp okurun zihninde yeniden kurmaya davet eden bir zemin oluşturuyor.
 
Buluşma, yeni yayımlanmış bir kitabın rutin tanıtımından çok daha fazlasını ima ediyor. Çünkü “Öyle Uzak ki Evim”, daha ilk sayfalarından itibaren okurla mesafeli bir ilişki kuran, sorularını açıkça sormaktan çok sezdiren bir roman. Dolayısıyla yazarın sesiyle doğrudan karşılaşmak, metnin örtük alanlarını görünür kılma potansiyeli taşıyor.
 
 
Suskunluk, miras ve ada
 
Şubat 2026’da Edisyon Kitap etiketiyle yayımlanan ve yaklaşık 200 sayfalık bir hacme sahip olan “Öyle Uzak ki Evim”, ilk bakışta bir aile hikâyesi gibi görünse de kısa sürede mekânın ve hafızanın iç içe geçtiği çok katmanlı bir anlatıya dönüşüyor. Romanın merkezinde, dedesinin ölümüyle sarsılan Aslı’nın Gevenli adlı adaya gelişi yer alıyor. Ancak bu geliş, yalnızca bir dönüş değil; aynı zamanda bir devralma. Aslı, bu adada yalnızca aile mülklerinin değil, ‘koca bir suskunluğun da mirasçısı’ olduğunu fark ediyor.
 
Gevenli’de karşılaştığı karakterler -gizemli Arman, tekinsizliğiyle öne çıkan Yeleser ve yokluğuyla var olan Çiçek- romanın dramatik yapısını kurarken, anlatının asıl gerilimi geçmişle şimdi arasındaki görünmez bağlardan doğuyor. Fotoğraflar, günlükler ve yarım kalmış hikâyeler, Aslı’nın zihninde tek bir soruya doğru daralıyor: ‘Bir insan hakkında her şeyi bilmek mümkün mü?’
 
Adanın sessizliği burada yalnızca atmosfer kuran bir unsur değil; anlatının taşıyıcı kolonlarından biri. Rüzgârın uğultusu, denizin ritmi ve mekânın kapalılığı, karakterlerin söyleyemediklerini üstleniyor. Balkanlı’nın dili ise bu dünyaya uygun biçimde ölçülü; fazla açıklamadan kaçınan, çağrışımla ilerleyen bir yapı kuruyor.
 
 
Yazının içinden gelen bir yazar
 
1979 İstanbul doğumlu Ömür İsfendiyaroğlu Balkanlı’nın yazarlık serüveni, metnin içinden ilerleyen bir deneyimle şekilleniyor. Kadıköy Kız Lisesi’nin ardından Akademi İstanbul’da eğitim alan Balkanlı, profesyonel hayatına McCann Erickson’da yönetici asistanı olarak başlıyor. Ancak bu başlangıç kısa sürede yön değiştiriyor; yazma isteği ağır bastıkça reklam yazarlığına geçiyor ve yaratıcı metin üretimiyle daha doğrudan bir ilişki kuruyor.
 
2007 - 2010 yılları arasında ajans deneyimini sürdüren Balkanlı, sonrasında freelance çalışarak hem reklam yazarlığı hem de sosyal medya iletişimini birlikte yürütüyor. Bu süreçte yazı, mesleki bir araç olmanın ötesine geçerek edebi bir ifade alanına dönüşüyor. Öyküleri ve metinleri Trendsetter, İzedebiyat ve Eşik Cini gibi basılı mecralarda; Hürriyet Agora, altZine, Avlaremoz ve Microscope gibi dijital platformlarda yayımlanıyor.
 
Kendi ifadesiyle yazma serüveni, erken yaşlarda ‘anlatacak hikâyesi olmadığını’ düşünmekle başlıyor; ancak zamanla hikâyenin dışarıda değil zihnin içinde kurulduğunu fark etmesiyle yön değiştiriyor. “Öyle Uzak ki Evim” de aslında bir öykü olarak başlayan, fakat anlatının sınırlarını zorlayarak romana evrilen bir metin.
 
İlk romanın ağırlığı ve açtığı yol
 
“Öyle Uzak ki Evim”, Balkanlı’nın yayımlanan ilk romanı ancak bu ilklik, metnin hamlığıyla değil tersine uzun bir yazma ve yeniden yazma sürecinin izleriyle okunuyor. Yazarın da belirttiği gibi, metin kimi zaman ‘iğneyle kuyu kazmak’ gibi ilerleyen, kimi zaman da akışın hızlandığı bir süreçten geçerek oluşmuş.
 
Romanın yayımlanma süreci de bu sabırlı yaklaşımı yansıtıyor. Bir yarışma sürecinin ardından Edisyon Kitap tarafından yayımlanan eser hem yeni bir başlangıç hem de yazarın bundan sonraki üretimlerinin yönünü belirleyecek bir eşik olarak duruyor. Balkanlı’nın hâli hazırda ikinci kitabı üzerinde çalışıyor olması, bu ilk romanın bir tesadüf değil sürekliliği olan bir yazı pratiğinin sonucu olduğunu gösteriyor.
 
 
Mekânın hafızasıyla metnin yankısı
 
Etkinliğin gerçekleşeceği Robinson Crusoe 389’un adı, Daniel Defoe’nun 18. yüzyılda yazdığı ve bireyin yalnızlıkla kurduğu ilişkiyi merkeze alan klasik romanına gönderme yapıyor ve bu referans, “Öyle Uzak ki Evim” ile beklenmedik bir paralellik kuruyor. Biri ıssız bir adada hayatta kalma mücadelesini anlatırken, diğeri bir adada geçmişle yüzleşmeyi konu alıyor. İki metin de farklı dönemlerde aynı sorunun etrafında dolaşıyor: ‘İnsan, kendisiyle ne kadar baş başa kalabilir?’
 
Bu nedenle 10 Nisan’daki söyleşi ve imza günü metin, mekân ve okur arasında kurulan çok katmanlı bir karşılaşma olarak anlam kazanıyor.
 
“Öyle Uzak ki Evim”, başlığında taşıdığı mesafeyi coğrafi, duygusal ve zamansal bir kopuş olarak kuruyor. Robinson Crusoe 389’da gerçekleşecek buluşma ise bu mesafeyi geçici olarak kapatacak bir an yaratıyor. Çünkü bazen bir romanı gerçekten anlamak, o dünyayı kuran sesi duymaktan geçiyor.
 
“Öyle Uzak ki Evim” Söyleşi ve İmza Günü
16.00 - 17.30 Robinson Crusoe 389 Kitabevi
İstiklal Cad. Salt Beyoğlu Binası
Yazar: Ömür İsfendiyaroğlu Balkanlı
Moderatör: Öğr. Grv. Dr. Şaziye Çıkrıkçı