Hande Dalkılıç ile notaların sınırına yolculuk
Hande Dalkılıç, 11 Şubat akşamı Room sahnesinde müzikseverleri zamansız bir keşfe davet ediyor.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
Müzik, yalnızca doğru notalara basmak değil; o notaların ardındaki coğrafyayı ve ruhu dinleyiciye hissettirebilme sanatıdır. Türk piyano ekolünün en prestijli temsilcilerinden biri olan Prof. Hande Dalkılıç, kariyeri boyunca bu felsefenin izini sürdü. Room’un samimi atmosferinde gerçekleşecek resital, Cumhuriyet döneminden bugüne uzanan çok sesli müzik mirasının bir kutlaması niteliğinde. Dalkılıç’ın piyano başındaki vakur duruşu ve teknik kusursuzluğu, bu özel geceyi klasik müzik takviminin en parıltılı duraklarından biri haline getiriyor.
Kültür elçisi
Her tuş vuruşunda Anadolu’nun coğrafyasını, Cumhuriyet’in çok sesli mirasını ve evrensel piyano tekniğinin zarafetini duyuran Hande Dalkılıç, Ankara Devlet Konservatuvarı’ndan birincilikle mezun olduktan sonra akademik kimliğini sanatçı kişiliğiyle harmanlayarak diskografisindeki her albümde bir arkeolog gibi çalıştı. Ahmet Adnan Saygun’un piyano eserlerini dünyaya tanıtan kayıtları yalnızca bir icracı değil, aynı zamanda bir kültür elçisi olduğunun kanıtı. “Piyano ile Anadolu’dan Ezgiler” projesiyle yerel temaları klasik formun zarafetiyle işleyen sanatçı, Avrupa’dan Amerika’ya uzanan geniş bir coğrafyada ayakta alkışlandı.
Dalkılıç’ın müzikal kimliğini belirleyen en önemli unsur, ‘Ankara Ekolü’. Mithat Fenmen ve Ferhunde Erkin’in kurduğu bu ekol ‘berrak artikülasyon’ ve ‘hizmetkâr virtüözlük’ anlayışıyla tanınıyor. Performanslarında en karmaşık pasajlarda bile seslerin birbirine karışmaması, bu ekolün kazandırdığı parmak bağımsızlığının bir sonucu. Virtüözlük Dalkılıç için şov değil, eserin ruhuna hizmet eden bir araç. Bu yaklaşım, Saygun’un aksak tartımlarını ve Anadolu halk müziğinden beslenen polifonik yapıları evrensel bir dile dönüştürmesini mümkün kılıyor. Aynı ilkeyi gözeterek halk motiflerini oda müziği titizliğiyle işlediği Muammer Sun’un piyano eserlerini içeren kayıtlar, Ankara Ekolü’nün estetik anlayışını belgeleyen önemli bir hafıza niteliği taşıyor.
Özellikle Saygun’un 1990’da tamamladığı ve Türk piyano literatürünün en çetin zirvelerinden biri kabul edilen “Op.76 Piyano Sonatı”, Dalkılıç’ın yorumunda matematiksel titizlik, dinamik kontrastların ustalıklı yönetimi ve armonik berraklıkla hayat buluyor. Aksak ritimler milimetrik bir hesapla duyurulurken, sert akorlarla fısıltı kadar sessiz pasajlar arasındaki geçişler büyük bir soğukkanlılıkla yönetiliyor. Yoğun akor yapılarında melodiyi kaybetmeden polifoniyi net bir şekilde duyurması, sanatçının parmak tekniğinin yüksek seviyesini kanıtlıyor.
Dalkılıç’ın üslubu, ‘anlatımcı ama gösterişsiz’ bir çizgiye sahip. İdil Biret’in entelektüel fırtınasıyla, Fazıl Say’ın dışa vurumcu enerjisiyle kıyaslandığında Dalkılıç daha rasyonel, dengeli ve akademik bir zarafet sergiliyor. Anadolu ezgilerini romantikleştirmek yerine, modern klasik müziğin tüm ağırlığıyla icra eden sanatçının elinde bir halk motifi, piyanistik bir cevhere dönüşüyor.
Hande Dalkılıç Piyano Resitali
Resitalin programı, bu felsefeyi somutlaştırıyor. Alexander Scriabin’in sol el için yazdığı Prelüd ve Noktürn, Op.9 ile başlayan akşam, Carl Reinecke’nin Do minör Piyano Sonatı, Op.179 ile devam edecek. Sol el için yazılmış bu eserler, Dalkılıç’ın teknik kapasitesini ve artikülasyon berraklığını ortaya koyacak. Ardından İsmail Taviloglu’nun “Mi” başlıklı üç prelüdü ve “Gençler İçin” Op.11 dizisinden halk ezgileriyle örülü parçalar seslendirilecek. Giresun’dan Erzincan’a, Manisa’dan Van’a, Aydın’dan Kars’a uzanan bu halk şarkıları, Dalkılıç’ın yerelden evrensele uzanan yorumculuğunu gösterecek. Çetin Işıközlü’nün “Yukarı Fırat Ezgileri”nden “Şu Fıratın Suyu Akar Serindir” ile başlayan bölümde ise Anadolu’nun melodik damarları piyanonun tuşlarında yeniden hayat bulacak. Aynı bestecinin “Fugato-Prelude” adlı eseri ilk kez seslendirilecek; bu da konseri tarihsel bir an haline getirecek. Program, Işıközlü’nün “Ballade” eseriyle tamamlanacak.
11 Şubat akşamı saat 20:30’da Room ROOM the Stage by Odabaşı sahnesinde gerçekleşecek resital, teknik bir gövde gösterisinden çok Cumhuriyet tarihimizin sanatsal hafızasının kıymetli bir piyanistimizin elinden dökülen bir özeti olacak. Başkent’in kış atmosferinde, piyanonun vakur ama sıcak tınısıyla buluşmak, Ankara Ekolü’nün disiplinini ve Saygun’un matematiksel dehasını bir arada deneyimlemek anlamına gelecek.
Program:
A.SCRIABIN: “Prelüd ve Noktürn, Op.9” Sol el için.
C. REINECKE: “Piyano Sonatı, Do min. Op.179” Sol el için.
- Allegro moderato
- Andante lento
- Menuetto
- Finale, Allegro molto
İ. TAVİLOĞLU: “Mİ” Piyano İçin Üç Prelüd
“Gençler İçin” Vol.1 Op.11
Şenol Bayburt
Mor Menekşe
Karşıdan Gel Karşıdan (Giresun)
Büyük Ceviz (Erzincan)
Nalbantım (Manisa)
Guguk Turnalar
Yörük Ali (Aydın)
Bizim Eller (Van)
Sarı Zeybek (Ege)
Hoş Gelişler Ola (Kars)
Ç. IŞIKÖZLÜ: Yukarı Fırat Ezgileri’nden: “Şu Fıratın Suyu Akar Serindir” (Elazığ)
“Fugato-Prelude” (İlk seslendiriliş)
“Ballade”


