Hasan Ferit Alnar’ın izinde
Cumhuriyet’in müzik devrimini estetik bir müzakere alanı olarak kavrayan Hasan Ferit Alnar’ın 120. doğum yılı, Eskişehir’de sesin hafızasını yeniden kuran özel bir konserle anılıyor.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Senfoni Orkestrası, 8 Ocak Perşembe akşamı, Cumhuriyet dönemi Türk müziğinin en özgün bestecilerinden Hasan Ferit Alnar’ın 120. doğum yılını özel bir konserle selamlıyor. Orçun Orçunsel yönetiminde gerçekleştirilecek bu anlamlı gecede, kanunda Tahir Aydoğdu, viyolonselde ise İbrahim Aydoğdu solist olarak sahne alıyor. Program, Alnar’ın senfonik dili ile geleneksel müzik hafızasını bir araya getiren “Prelud” ve “İki Dans” ile açılırken, bestecinin çığır açıcı yapıtlarından “Kanun Konçertosu” ve içe dönük anlatımıyla öne çıkan “Viyolonsel Konçertosu” ile bütünleniyor.
Hasan Ferid Alnar
Türk Beşleri’nden besteci, orkestra şefi, kanun sanatçısı Hasan Ferid Alnar’ı doğumunun 120. yılında yılında saygı ile anıyoruz…
Klasik Türk Müziği öğeleriyle Batı müziği tekniklerini bağdaştırma çalışmalarıyla tanınan besteci ve orkestra şefi Hasan Ferid Alnar, müziğe kanun çalarak başladı. Kısa sürede kanun virtüozu olarak tanınan ve ilk bestesini 16 yaşında yapan Ferid Alnar; Hüseyin Saadettin Arel'den armoni, Edgar Manas’tan kontrpuan, füg ve piyano dersleri aldı. Mimarlık öğrenimini yarım bırakarak müzik eğitimi için 1927’de Viyana’ya gitti. Viyana Müzik Akademisi’nde Josef Marx ile bestecilik, Oswald Kabasta ile orkestra yöneticiliği çalışan Alnar, 1932’de Türkiye’ye döndü. İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda müzik yönetmeni ve Belediye Konservatuvarı’nda müzik tarihi ve armoni öğretmenliği görevlerine getirildi.
1936’da Ankara'ya yerleşerek, Ankara Devlet Konservatuvarı’nda çalışmaya başlayan Ferid Alnar, aynı zamanda Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nda Dr. Ernst Praetorius’un asistanı oldu. Carl Ebert ile işbirliği yaparak bazı operaların Türkçe seslendirilmesinde çalıştı ve daha sonra da devam eden bu çalışmaları ile bir çok operanın Türkçe’ye kazandırılmasını sağladı. 1946 yılında Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’na şef olarak atanan Hasan Ferid Alnar, bu görevi altı yıl sürdürdükten sonra sağlık sorunları yüzünden ayrılıp konservatuardaki görevine geri döndü. 1955 yılında Devlet Opera ve Balesi genel sanat direktörlüğüne getirildi. O yıllarda Viyana’ya yerleşti ve burada bir çok yabancı orkestrayı yönetti. 1964 yılında tekrar Ankara’ya dönen Ferid Alnar, burada bir süre opera temsillerini yönettikten sonra sağlık sorunları nedeniyle bu görevi bıraktı.
‘Türk Beşleri’ içinde sayısal olarak en az eser veren besteci olan Hasan Ferid Alnar, buna karşılık, klasik Türk müziğine grubun diğer dört üyesinin olmadığı kadar yakın olması sebebiyle, “Kanun Konçertosu” gibi özgün karakterdeki eserleri çağdaş Türk müziğine kazandırdı. ‘Türk Beşleri’nin diğer üyelerine göre daha yalın ve klasik formda eserler vermiş olan Ferid Alnar, eserlerinde klasik Türk müziğinin yanı sıra halk müziğinin karakteristik melodik ve ritmik öğelerini kullandı.
Öğrencileri arasında Nevit Kodallı, İlhan Usmanbaş, Faik Canselen, Kemal İlerici, Muammer Sun, Çetin Işıközlü gibi besteciler bulunan Ferid Alnar, bestelediği “Viyolonsel Konçertosu”, “Kanun Konçertosu” gibi Çağdaş Türk Müziği'nde ayrı bir yere sahip eserlerinin yanında şan ve koro eserleri, oda müziği eserleri, sahne eserleri, piyano eserleri ve marşlar besteledi.
“Madam Butterfly”, “Figaro’nun Düğünü”, “Maskeli Balo”, “Rigoletto”, “Yarasa” gibi operaların dilimize kazandırılmasında büyük çaba gösteren Hasan Ferid Alnar, orkestra şefi olarak da çok önemli roller üstlendi. 1970 yılında 40. sanat yılını kutlayarak ve jübilesini yapan Hasan Ferid Alnar, 26 Temmuz 1978’de aramızdan ayrıldı...
Bir besteciden fazlası
Hasan Ferit Alnar, Türk müzik tarihinde çoğu zaman ‘kanunu senfoniye taşıyan besteci’ etiketiyle anılır. Oysa bu tanım, onun sanatsal konumunu açıklamak için yetersizdir. 1906 yılında İstanbul’da doğan Alnar, müziğe hem geleneksel hem de Batılı disiplinlerin içinden bakabilen ender bestecilerdendir. Henüz genç yaşta kanun icrasıyla dikkat çeken Alnar, klasik Türk müziği repertuvarını yalnızca icracı olarak değil, yapısal bir bilinçle kavrarken; Viyana’da Joseph Marx ile sürdürdüğü kompozisyon eğitimi sayesinde Batı senfonik düşüncesini biçim, denge ve orkestrasyon düzeyinde içselleştirir. Bu iki hat, onun müziğinde yan yana duran değil, birbirini dönüştüren bir ilişki kurar.
Alnar’ın estetik yaklaşımı, folklorik alıntılara dayalı yüzeysel bir sentez arayışından bilinçli olarak uzak durur. Makam, onun eserlerinde egzotik bir renk ya da yerel bir referans değildir; formun iç mantığını belirleyen, melodik ve armonik gelişimi yönlendiren asli bir yapı taşıdır. Bu nedenle Alnar, Cumhuriyet döneminin ‘çok seslilik’ tartışmalarında kolay sınıflandırılamayan, hatta zaman zaman yalnız kalan bir figür olarak öne çıkar. Ankara Devlet Konservatuvarı’ndaki yöneticilik ve eğitmenlik görevleri, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’yla yürüttüğü çalışmalar ve Devlet Opera ve Balesi’ndeki idari sorumlulukları, onun müziğe yalnızca besteci kimliğiyle değil, kurumsal bir sorumluluk bilinciyle de yaklaştığını gösterir.
1930’lardan itibaren yoğunlaşan bestecilik üretimi, Alnar’ın olgunluk dönemine işaret eder. “Prelud ve İki Dans”, orkestral yazıdaki şeffaflığı ve ritmik dinamizmiyle, dans kavramını folklorik bir çerçevenin dışına taşıyan erken dönem örneklerindendir. 1950’lerin başında tamamlanan “Kanun Konçertosu” hem çalgının teknik olanaklarını genişleten hem de senfonik bağlamda makam temelli bir düşüncenin mümkün olduğunu kanıtlayan tarihsel bir yapıttır. Eser, bugün yalnızca Türk müzik tarihinde değil, dünya müzik literatüründe de kanun için yazılmış en önemli konçertolardan biri olarak kabul edilir.
Alnar’ın “Viyolonsel Konçertosu” ise daha içe dönük, dramatik gerilimi yüksek bir anlatım sunar. İnsan sesine yakın tınısıyla viyolonsel, bu eserde bestecinin lirizmini ve melankolik derinliğini taşıyan başlıca anlatıcıya dönüşür. Bunun yanı sıra “Obua Konçertosu”, oda müziği yapıtları, piyano ve orkestra için yazdığı eserler ile sahne müzikleri, Alnar’ın bestecilik yelpazesinin genişliğini ortaya koyar. Her bir yapıtında biçimsel titizlik ve düşünsel derinlik göze çarpar; hiçbir eserinde kolaycı bir etki arayışına rastlanmaz.
Hasan Ferit Alnar’ın müziği, bugün hâlâ güncel sorular sorabilen, dinleyicisini yalnızca estetik bir hazza değil, düşünsel bir dinlemeye de davet eden bir miras bırakır. Onu ‘bir köprü besteci”’ olarak tanımlamak mümkün olsa da, bu köprü tek yönlü değildir; geçmişten bugüne değil, bugünle geçmiş arasında sürekli yeniden kurulan canlı bir müzikal dolaşımı temsil eder.
Kanunun senfonik hafızası
Konserin merkezinde yer alan Tahir Aydoğdu, kanunu geleneksel icra alanından çıkararak çağdaş müzik sahnesine taşıyan en önemli yorumculardan. İstanbul Devlet Konservatuvarı’ndaki eğitiminin ardından hem klasik Türk müziği repertuvarıyla hem senfonik orkestralarla gerçekleştirdiği projelerle de dikkat çeken Aydoğdu, aynı zamanda Hasan Ferit Alnar’ın “Kanun Konçertosu”nu dünya çapında seslendiren ve bu eserin uluslararası dolaşıma girmesinde belirleyici rol oynayan isimlerden. Aydoğdu’nun albüm çalışmaları solo kanun repertuvarından oda müziğine, çağdaş bestecilerin kendisi için yazdığı eserlerden senfonik kayıtlara uzanıyor. Avrupa ve Amerika’da gerçekleştirdiği konserlerde, kanunun teknik sınırlarını zorlayan icra anlayışıyla eleştirmenlerin övgüsünü kazanan sanatçının Alnar yorumları, virtüozitenin yanı sıra bestecinin estetik dünyasını içeriden kavrayan, yapısal bir okuma sunuyor.
Tahir Aydoğdu
Viyolonselde İbrahim Aydoğdu
Viyolonsel repertuvarını klasik kanonla sınırlamayan İbrahim Aydoğdu, çağdaş Türk bestecilerinin eserlerine verdiği önemle tanınan bir yorumcu. Eğitimini Türkiye ve Avrupa’da tamamlayan sanatçı, solo konserlerinin yanı sıra oda müziği projeleri ve senfonik işbirlikleriyle geniş bir müzikal yelpazeye sahip. Alnar’ın “Viyolonsel Konçertosu”, Aydoğdu’nun yorumculuğunda yalnızca teknik bir meydan okuma değil, dramatik bir anlatı alanına dönüşüyor. Eser, viyolonselin insan sesine en yakın tınılarından yararlanarak Alnar’ın içsel dünyasını açığa çıkarıyor. Aydoğdu’nun sahnedeki yaklaşımı, bu içe dönüklüğü abartıya kaçmadan, yapının doğal akışı içinde görünür kılıyor.
İbrahim Aydoğdu
Eskişehir ve Orçun Orçunsel
Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Senfoni Orkestrası, Türkiye’de yerel yönetim destekli orkestralar arasında sanatsal sürekliliği ve repertuvar cesaretiyle öne çıkan topluluklardan. Klasik senfonik literatürün yanı sıra Türk bestecilerine özel programlar hazırlayan orkestra, bulunduğu kentin kültürel kimliğiyle organik bir bağ kurmayı başarmış bir otrkestra.
Orkestra Şefi Orçun Orçunsel’in bu konserdeki rolü, yalnızca tempoyu ve dengeyi sağlamakla sınırlı değil. Orçunsel, Alnar’ın müziğinde sıkça karşılaşılan ritmik kırılmaları ve modal geçişleri berrak bir orkestral dille görünür kılarak, eserlere tarihsel bir mesafe değil, güncel bir canlılık kazandırıyor.
Orçun Orçunsel
Bir yeniden okuma
2025 yılı boyunca 43 bin 306 dinleyiciye ulaşan Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Senfoni Orkestrası, 8 Ocak 2026 tarihinde Atatürk Kültür Sanat ve Kongre Merkezi’nde, Orçun Orçunsel yönetiminde; Tahir Aydoğdu (kanun) ve İbrahim Aydoğdu’nun (viyolonsel) solistliğinde yeni yılın ilk konserini gerçekleştirecek.
Hasan Ferit Alnar’ın 120. doğum yılı için düzenlenen konser, nostaljik bir anma gecesinden ziyade, bestecinin müziğini bugünün kulaklarıyla yeniden düşünmeye davet eden bir buluşma niteliği taşıyor. Kanun ile senfoni orkestrası arasındaki diyaloğun hâlâ ne kadar güncel olduğunu hatırlatan program, Cumhuriyet dönemi müzik mirasının donmuş bir tarih değil, yaşayan bir estetik alan olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.
Eskişehir’de yankılanacak sesler, yalnızca geçmişe ait değil; hâlâ sorular soran, hâlâ cevaplar üreten bir müziğin bugüne uzanan izleri olarak dinleyiciyle buluşuyor.


