Heavy metalin Alman devi yeniden İstanbul'da
Yarım asrı aşan kariyeri boyunca Avrupa heavy metalinin sesini belirleyen Accept, klasikleşen repertuvarı ve yeni dönem kadrosuyla 25 Temmuz'da Maximum Uniq Açıkhava'da sahneye çıkacak.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
1970'lerin sonunda Almanya'da filizlenen heavy metal hareketinin dünya çapında tanınmasını sağlayan grupların başında gelen Accept, elli yılı aşkın kariyerini yeni turneleriyle sürdürmeye devam ediyor. Klasik heavy metalin Avrupa'daki karakterini şekillendiren topluluklardan biri olarak kabul edilen grup, 25 Temmuz'da Stagepass organizasyonuyla Maximum Uniq Açıkhava'da İstanbul dinleyicisiyle buluşacak. "Balls to the Wall", "Metal Heart", "Fast as a Shark", "Princess of the Dawn" ve "Restless and Wild" gibi türün klasikleri arasına giren eserlerini seslendirecek olan grup, Mark Tornillo'nun vokaliyle devam eden güncel kadrosuyla Türkiye'de yeniden sahne alacak. Konserin açılışını ise Alman thrash metalinin kurucu isimlerinden Destruction ile yerli heavy metal grubu Saint & Sinners gerçekleştirecek.
‘New Wave of British Heavy Metal’ hareketi
Accept'in hikâyesi 1976 yılında Almanya'nın Solingen kentinde gitarist Wolf Hoffmann ile eski vokalist Udo Dirkschneider tarafından kurulan Band X topluluğuna kadar uzanıyor. Kısa süre sonra Accept adını alan grup, 1979'da yayınladığı kendi adını taşıyan ilk albümüyle Avrupa metal sahnesine adım attı. Ancak asıl çıkışını 1980'lerin başında gerçekleştirdi. O dönemde İngiltere'de gelişen ‘New Wave of British Heavy Metal (NWOBHM)’ hareketinden ilham alan grup, Alman disiplinini daha sert gitar tonları, hızlı riff'ler ve melodik yapılarla birleştirerek kısa sürede kendine özgü bir kimlik oluşturdu.
“I’m a Rebel” (1980) ve “Breaker” (1981)2in ardından yayınlanan 1982 tarihli “Restless and Wild albümü, bugün speed metalin ilk kilometre taşlarından biri olarak kabul ediliyor. Albümün açılış parçası "Fast as a Shark", dönemi için olağanüstü sayılan temposuyla thrash ve speed metalin gelişiminde belirleyici eserlerden biri oldu. Metallica, Slayer, Megadeth, Anthrax, Testament ve Exodus gibi grupların üyeleri yıllar içinde bu parçanın kendi müzikal gelişimleri üzerindeki etkisini birçok kez dile getirdi.
1983 yılında yayınlanan “Balls to the Wall” ise Accept'i dünya çapında tanınan bir grup haline getirdi. Aynı adlı parça, heavy metal tarihinin en güçlü marşlarından biri olarak kabul edilirken albüm Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere pek çok ülkede grubun ticari başarısını artırdı. Dönemin eleştirmenleri tarafından güç, özgürlük ve bireysel direniş temalarını işleyen albüm, Accept'in uluslararası kariyerindeki en önemli dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Klasik albümlerle gelen kalıcı başarı
1980'li yıllar boyunca Accept, klasik heavy metal repertuvarının temel taşlarını oluşturan albümler yayınladı. “I'm a Rebel” (1980), “Breaker” (1981), “Restless and Wild” (1982), “Balls to the Wall” (1983), “Metal Heart” (1985), “Russian Roulette” (1986) ve “Eat the Heat (1989), grubun ilk dönemini oluşturan temel kayıtlar arasında yer alıyor. Özellikle “Metal Heart”, Beethoven'ın "Für Elise" ve Çaykovski'nin "Slav Marşı" gibi klasik müzik temalarını heavy metal düzenlemeleriyle buluşturması nedeniyle türün en özgün çalışmalarından biri olarak kabul ediliyor.
Uzun yıllar süren araların ardından Accept, 1993'te “Objection Overruled”, 1994'te “Death Row” ve 1996'da “Predator” albümleriyle yeniden üretime geçti. 2000'li yılların sonunda grubun tarihinde önemli bir değişim yaşandı ve uzun yıllar grubun sesi olan Udo Dirkschneider'in yerine Amerikalı vokalist Mark Tornillo geçti. Tornillo'nun katılımıyla Accept ikinci yaratıcı dönemini başlattı.
Mark Tornillo ile yeni bir sayfa
2010 yılında Nuclear Blast etiketiyle yayınlanan “Blood of the Nations”, grubun kariyerindeki en başarılı geri dönüş albümlerinden biri olarak değerlendirildi. Albüm, Almanya başta olmak üzere Avrupa'nın birçok ülkesinde üst sıralara yükselirken Accept'in yeni kuşağa ulaşmasını sağladı. Bunu sırasıyla “Stalingrad” (2012), “Blind Rage” (2014), “The Rise of Chaos” (2017), “Too Mean to Die” (2021) ve “Humanoid” (2024) izledi.
Özellikle “Blind Rage”, Almanya albüm listelerinde bir numaraya yükselen ilk Accept albümü olarak grubun kariyerinde ayrı bir yer edindi. Wolf Hoffmann'ın karakteristik gitar tonu ile Mark Tornillo'nun güçlü vokali, grubun klasik sound'unu korurken modern prodüksiyon anlayışıyla buluşturdu.
Wolf Hoffmann'ın klasik müzikle kurduğu köprü
Accept'in müzikal kimliğinin merkezinde gitarist Wolf Hoffmann yer alıyor. Melodik gitar yaklaşımı, çift gitar armonileri ve klasik müzikten beslenen düzenlemeleriyle Avrupa heavy metalinin en etkili gitaristlerinden biri kabul edilen Hoffmann, grubun bestecilik anlayışını da belirleyen isim oldu.
Solo kariyerinde yayınladığı “Classical” (1997) ve “Headbangers Symphony” (2016) albümlerinde Mozart, Beethoven, Vivaldi ve Çaykovski gibi bestecilerin eserlerini rock ve heavy metal yorumlarıyla yeniden düzenleyen Hoffmann, klasik müzik ile metal arasında kurduğu köprü sayesinde farklı bir müzikal kimlik geliştirdi.
Heavy Metal tarihindeki etkisi
Accept, yalnızca Almanya'nın değil dünya heavy metalinin en etkili topluluklarından biri olarak gösteriliyor. Speed metal ve thrash metalin gelişiminde oynadığı rol nedeniyle birçok müzik tarihçisi tarafından Metallica, Slayer, Megadeth, Pantera, Helloween, Kreator, Testament ve Annihilator gibi gruplar üzerinde doğrudan etkili olduğu kabul edilen grubun özellikle sert riff anlayışı, ritim gitar kullanımı ve marş formundaki nakaratları, sonraki kuşak metal grupları tarafından sıklıkla referans alındı.
Grup, bugüne kadar dünya genelinde milyonlarca albüm satarken Avrupa, Kuzey Amerika, Güney Amerika ve Japonya'da gerçekleştirdiği turnelerle heavy metalin küreselleşmesinde önemli rol oynadı. Kariyeri boyunca çeşitli metal dergileri ve müzik yayınları tarafından yaşam boyu başarı ve kariyer ödüllerine değer görülen Accept, birçok uluslararası festivalin değişmeyen isimlerinden biri olmayı sürdürüyor.
Türkiye'de sadık bir dinleyici kitlesi oluşturdu
Accept, Türkiye'yle bağını yıllar içinde düzenli konserlerle güçlendiren uluslararası metal grupları arasında yer alıyor. Grup, İstanbul'da ilk kez 2010 yılında ‘Sonisphere Festivali’ kapsamında sahneye çıkarak Mark Tornillo'lu yeni dönemini Türkiye'deki dinleyicilerle buluşturdu. Büyük ilgi gören bu performansın ardından grup, uzun bir aranın ardından 2024 yılında yeniden İstanbul'a gelerek solo konser verdi ve klasik repertuvarının yanı sıra son dönem albümlerinden parçaları da seslendirdi.
‘Alman Thrash Metalinin Büyük Üçlüsü’ Destruction
İstanbul konserinin açılışını üstlenecek Destruction, yalnızca gecenin konuk gruplarından biri değil, Avrupa thrash metalinin gelişiminde belirleyici rol oynayan topluluklardan biri olarak kabul ediliyor.
1982 yılında Almanya'nın Weil am Rhein kentinde bas gitarist ve vokalist Marcel ‘Schmier’ Schirmer, gitarist Mike Sifringer ve davulcu Tommy Sandmann tarafından kurulan grup, Kreator ve Sodom ile birlikte uluslararası müzik basınında ‘The Big Teutonic Three / Alman Thrash Metalinin Büyük Üçlüsü’ olarak anılıyor. Amerikan thrash metalinin öncüleri Metallica, Slayer, Megadeth ve Anthrax'ın oluşturduğu ‘Big Four’a Avrupa'dan verilen en güçlü karşılık olarak görülen bu üçlü, 1980'li yıllarda thrash metalin daha sert, daha teknik ve daha saldırgan bir çizgiye evrilmesinde önemli rol oynadı.
1984 tarihli ilk uzunçaları “Infernal Overkill”, dönemin yeraltı metal sahnesinde büyük yankı uyandırırken bir yıl sonra yayınlanan Eternal Devastation, bugün Alman thrash metalinin klasik albümleri arasında gösteriliyor. Bunu “Release from Agony” (1987), “Cracked Brain” (1990), “The Least Successful Human Cannonball”, “All Hell Breaks Loose”, “Spiritual Genocide”, “Under Attack”, “Born to Perish”, “Diabolical” ve son dönem çalışması “Birth of Malice” izledi.
Kariyeri boyunca kadro değişiklikleri yaşayan topluluk, özellikle Schmier'in 1999 yılında gruba dönüşünün ardından üretkenliğini yeniden artırdı ve dünyanın dört bir yanında gerçekleştirdiği turnelerle Avrupa ekstrem metal sahnesindeki etkisini sürdürdü. Agresif riff'leri, yüksek tempolu besteleri ve politik ile toplumsal eleştirileri öne çıkaran sözleriyle tanınan Destruction, bugün hâlâ ‘Wacken Open Air’, ‘Hellfest’, ‘Graspop Metal Meetin’ ve ‘Bloodstock Open Air’ gibi dünyanın en büyük metal festivallerinin değişmeyen konukları arasında yer alıyor.
Destruction bugün Marcel ‘Schmier’ Schirmer (Vokal, Bas Gitar), Damir Eskic (Gitar), Martin Furia (Gitar) ve Randy Black (Davul)’den oluşan kadrosuyla yoluna devam ediyor. Kurucu ruhu taşıyan Schmier liderliğindeki grup, Mike Sifringer’in ayrılığının ardından yeni gitar düzeniyle klasik thrash metal sound’unu korurken modern bir dinamizm de kazandı. Metal sahnesinde Annihilator, Primal Fear ve W.A.S.P. gibi gruplarla çalışmalarıyla tanınan Randy Black’in katılımı da grubun güçlü sahne performansını destekliyor.
Açılış Saint & Sinners’dan
Gecenin açılışını üstlenecek Saints ‘N’ Sinners, Türk heavy metal sahnesinin son yıllarda uluslararası ölçekte dikkat çeken temsilcilerinden biri olarak öne çıkıyor. İstanbul’da 2004 yılında küçük kulüp konserleriyle müzik yolculuğuna başlayan grup, zaman içinde güçlü sahne performansı ve klasik heavy metal geleneğini günümüz sound anlayışıyla birleştiren yaklaşımıyla Türkiye’nin en çok takip edilen metal toplulukları arasına girdi. Mehmet Kaya (Vokal), Deniz Tuncer ve Kıvanç Kaytanlı (Gitar), Berkan Çakmak (Bas gitar) ve Doğan Rekkali’den (Davul) oluşan kadrosuyla çalışmalarını sürdüren grup; güçlü vokal melodileri, çift gitar armonileri ve enerjik performanslarıyla hem klasik metal dinleyicisine hem de yeni kuşaklara ulaşmayı başardı.
Saints ‘N’ Sinners, kariyeri boyunca yalnızca yerel sahnelerde değil, uluslararası metal dünyasının önemli isimleriyle aynı sahneyi paylaşarak da adını duyurdu. Scorpions, Def Leppard, Whitesnake, Michael Schenker Group (MSG), Firewind, White Lion ve Primal Fear gibi metal tarihinin önemli gruplarıyla konserlerde buluşan topluluk, Türkiye’nin uluslararası metal arenasındaki görünürlüğüne katkı sağlayan gruplardan biri oldu.
Grubun kendi adını taşıyan ilk stüdyo albümü “Saints ‘N’ Sinners”, 2013 yılında yayınlandı ve yayınlandığı dönemde Türkiye müzik listelerinde uzun süre üst sıralarda yer aldı. Klasik heavy metal köklerinden beslenen albüm, grubun melodik yapılarla sert gitar tonlarını bir araya getiren müzikal kimliğinin temelini oluşturdu. Grup, ikinci stüdyo albümü “Rise of the Alchemist” ile yeni dönemine adım attı. 2022 yılında yayınlanan albüm, grubun daha olgunlaşmış bestecilik anlayışını ve modern metal prodüksiyonuyla güçlenen sound’unu ortaya koydu. Albümden yayımlanan “As Above So Below”, “Catch 22” ve “Ivory Tower” gibi parçalar grubun güncel repertuvarının önemli bölümleri arasında yer aldı.
Kendi besteleriyle klasik heavy metal mirasını sürdüren Saint & Sinners, Accept ve Destruction gibi Avrupa metal tarihinin iki köklü grubuyla aynı sahneyi paylaşarak kariyerindeki en önemli konserlerden birine hazırlanıyor. 25 Temmuz’daki İstanbul buluşması, grubun Türkiye metal sahnesindeki yerini uluslararası bir platformda yeniden göstermesi açısından da ayrı bir önem taşıyor.
Yarım asırlık miras dünya turnesinde
Accept, İstanbul konserini grubun son yıllardaki en yoğun uluslararası konser programının bir parçası olarak gerçekleştiriyor. 2024 yılında yayınladığı “Humanoid” albümünün ardından Avrupa ve Kuzey Amerika'da başlayan turne, grubun yeni dönem repertuvarını klasik eserleriyle buluşturduğu kapsamlı bir konser serisine dönüştü. İstanbul konseri de bu uluslararası programın yaz ayağındaki önemli duraklardan biri olarak öne çıkıyor. Türkiye'nin ardından grup, Finlandiya'daki ‘Hellsinki Metal Festival’ başta olmak üzere çeşitli Avrupa festivallerinde sahne alacak ve yaz konserlerini Birleşik Krallık'taki performanslarıyla sürdürecek.
2026 yılı aynı zamanda Accept için simgesel bir dönüm noktası anlamına geliyor. 1976'da kurulan topluluk, kuruluşunun 50. yılını kapsamlı bir dünya turnesi ve özel projelerle kutluyor. Bu kapsamda grubun resmi olarak duyurduğu "50th Anniversary Tour" Almanya, Avusturya, İsviçre, Birleşik Krallık ile Avrupa'nın birçok ülkesini kapsayan konserlerle Aralık ayı sonuna kadar devam edecek. Turne yalnızca grubun yarım asırlık kariyerini kutlamayı değil, aynı zamanda Accept'in heavy metal üzerindeki kalıcı etkisini yeni kuşak dinleyicilerle buluşturmayı amaçlıyor. Grubun açıklamasına göre kutlamalar, konuk müzisyenlerin yer alacağı özel bir 50. yıl albümü ile de desteklenecek. Bu nedenle İstanbul konseri, yalnızca “Humanoid” döneminin bir durağı değil, Accept'in elli yıllık kariyerinin kutlanacağı uluslararası organizasyonun da önemli eşiklerinden biri olarak değerlendiriliyor.
İstanbul'da metal kuşaklarını buluşturacak gece
Stagepass organizasyonuyla 25 Temmuz Cumartesi akşamı Maximum Uniq Açıkhava'da gerçekleşecek konser, Avrupa heavy metalinin iki önemli Alman temsilcisini ve Türkiye metal sahnesinin güçlü isimlerinden birini aynı programda buluşturacak.
Elli yılı aşan kariyerinden seçilmiş klasik eserleri yeni dönem kayıtlarıyla bir araya getirecek olan Accept’in setlist’inde "Balls to the Wall", "Metal Heart", "Princess of the Dawn", "Fast as a Shark", "Teutonic Terror", "Pandemic" ve "Restless and Wild" gibi klasiklerin yanı sıra “Humanoid” albümünden parçaların da yer alması bekleniyor. Böylece konser, hem 1980'lerden bu yana grubu takip eden dinleyiciler hem de Mark Tornillo döneminde Accept'le tanışan yeni kuşak metal severler için grubun kariyerini kapsayan geniş bir seçki niteliği taşıyacak. grubun Türkiye'deki son yıllardaki en kapsamlı performanslarından biri olacak ve özellikle 1980'li yıllardan bu yana metal müziği takip eden dinleyiciler ile yeni kuşak dinleyicileri aynı sahne önünde buluşturacak etkinlik, yaz sezonunun dikkat çeken uluslararası rock organizasyonları arasında yer alıyor.
Kapıların saat 18.00’de açılacağı konser programı saat 19.00'da Türk heavy metal sahnesinin yükselen gruplarından Saint & Sinners ile başlayacak. Gecenin ikinci performansında saat 20.15'te Alman thrash metalinin öncü topluluklarından Destruction sahneye çıkacak. Konserin finalinde ise saat 21.30'da kurucu üyesi ve değişmeyen gitaristi Wolf Hoffmann, 2009’dan beri vokalde yer alan Mark Tornillo, gitarist Philip Shouse, basçı Martin Motnik ve davulcu Christopher Williams’tan oluşan güncel kadrosuyla Accept, yarım asrı aşan kariyerinden klasikleşen eserleri ve yeni dönem repertuvarıyla İstanbul dinleyicisinin karşısına çıkacak.
Etiketler: Milliyet Sanat heavy metal Accept


