Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » Hipnotik rock ritüeli

Hipnotik rock ritüeli

Hipnotik rock ritüeli13 Mayıs 2026 - 07:05
İsviçreli Dirty Sound Magnet, 14 Mayıs’ta İstanbul Blind ve 15 Mayıs’ta Ankara Klüp Müjgan’da Türkiye seyircisiyle buluşuyor.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
 
Psikedelik rock’, progressive rock ve blues rock’ı modern bir yoğunlukla harmanlayan Dirty Sound Magnet’in hikâyesi İsviçre’nin Fribourg kentinde, aynı müzikal referanslarla büyüyen üç genç müzisyenin 2008’de bir araya gelmesiyle başlıyor. Stavros Dzodzos, Marco Mottolini ve Maxime Cosandey psikedelik rock’ın altın çağını temsil eden 1960’lar ve ‘70’ler estetiğini günümüzün daha keskin prodüksiyon diliyle yeniden yorumlama fikrinde buluşuyor.
 
İlk yıllarda vokalist ve klavyeci Didier Coenegracht ile birlikte çalışan grup, 2012’de “What Lies Behind” ve 2014’te “The Bloop” albümleriyle daha geleneksel bir progresif rock hattında ilerliyor. Ancak 2015 sonrası ayrılık, grubun yönünü belirgin biçimde değiştiriyor ve bugünkü üçlü yapının temelini oluşturuyor.
 
Bu kırılmanın ardından Fribourg’daki prova alanlarını bir tür üretim laboratuvarına çeviren grup, İsviçre’nin sığınak mimarisinden dönüştürdükleri mekânlarda kendi stüdyolarını kurarak bağımsız üretim modeline geçiyor.
 
 
“Western Lies” ile açılan yeni evren
 
2017’de yayınlanan “Western Lies”, Dirty Sound Magnet’in uluslararası görünürlüğünü belirleyen ilk büyük eşik oluyor. Albümden çıkan “Homo Economicus”, M4Music Demotape Clinic kapsamında “Best Rock Single” ödülünü kazanarak grubun İsviçre dışına taşan ilk ciddi çıkışını sağlıyor.
 
Bu dönemde SRF3 gibi İsviçre radyolarında yoğun yayın alan grup, Almanya ve Belçika müzik basınında da dikkat çekmeye başlıyor. “Social Media Boy” (2018) ise bu ivmeyi daha geniş Avrupa sahnesine taşıyan kırılma noktası oluyor.
 
 
Pandemi dönemi ve ‘Live Alert’ estetiği
 
2019’da yayınlanan “Transgenic”, turne döneminin en yoğun karşılığını üretirken COVID-19 süreci Dirty Sound Magnet’ın yönünü yeniden değiştiriyor ancak sahne iptallerine rağmen grup, geri çekilmek yerine stüdyoyu yeniden sahneye çeviriyor.
 
Bu süreçte doğan ‘Live Alert’ canlı kayıtı, performansın üretim biçimi haline geldiği hibrit bir albüm olarak dikkat çekiyor. Ardından 2022’de gelen “DSM-III”, grubun riff temelli enerjisini ve doğaçlamaya dayalı yapısını daha da keskinleştiriyor.
 
Aynı yıl grup, Swiss Live Talents Award kapsamında ‘Best Rock Act’ ödülünü kazanarak sahne gücünü resmi olarak da tescilliyor.
 
Katman katman psikedelik evrim
 
Dirty Sound Magnet’in diskografisi, kronolojik bir kırılmalar zinciri şeklinde ilerliyor.
 
Grubun erken döneminde yer alan “Activate the Magnet” (2009), kolektifin ilk deneysel kayıtlarını içeriyor. Ardından 2012’de “What Lies Behind” ve 2014’te “The Bloop” geliyor; bu iki albüm Didier Coenegracht döneminin vokal merkezli yapısını temsil ediyor.
 
2017’de “Western Lies” ile birlikte grup yeni kimliğini inşa ediyor. 2019 “Transgenic”, sahne enerjisinin stüdyo karşılığına dönüşüyor. 2020’de “Live Alert”, pandemi sürecinin doğrudan bir yansıması olarak kaydediliyor.
 
2022 “DSM-III”, daha sert riff yapıları ve doğaçlama yoğunluğu ile öne çıkıyor. 2023 “Dreaming in Dystopia”, grubun distopik anlatılarını daha konsept bir alana taşıyor. 2026 tarihli “Me and My Shadow” ise turne ile eş zamanlı ilerleyen en güncel üretim olarak konumlanıyor.
 
Single hattı ise “Homo Economicus” (2017), “Social Media Boy” (2018), 2020-2022 arasına yayılan “Skull Drawing Rose”, “The Poet and His Prophet”, “Black Dog”, “Have a Cigar”, “Pandora’s Dream”, “Heavy Hours”, “Toxic Monkeys”, “Sunday Drama”, “Meet the Shaman” gibi parçalarla genişliyor. 2025’te yayınlanan “Dead Inside” ve “Calypso” ise yeni turne döneminin estetik öncülleri olarak öne çıkıyor.
 
“Me and My Shadow”
 
Beşinci stüdyo albümü “Me And My Shadow”, grubun son yıllarda inşa ettiği uluslararası çıkışın hem bir devamı hem de estetik açıdan yeni bir yoğunlaşma noktası olarak konumlanıyor. Fribourg çıkışlı ekip, yıllar içinde bağımsız bir İsviçre indie projesinden Avrupa turnelerinde kapalı gişe konserler veren güçlü bir sahne fenomenine dönüşürken, bu dönüşümün merkezinde her zaman kendilerine özgü ses dünyası ve yüksek enerjili canlı performansları yer aldı. Albüm, bu birikimin üzerine inşa edilen, groove odaklı, virtüöziteyi öne çıkaran ve duygusal yoğunluğu yüksek bir rock diliyle şekilleniyor.
 
 
Önceki albüm “Dreaming In Dystopia” (2023) daha çok psikedelik folk eksenli, türler arası geçişkenliği önceleyen deneysel bir alan açarken, “Me And My Shadow” grubun daha doğrudan, daha patlayıcı ve rock’n’roll enerjisini merkeze alan yönünü öne çıkarıyor. Buna rağmen albüm tek bir stile sabitlenmiyor; aksine Dirty Sound Magnet’in en belirgin karakteristiklerinden biri olan türler arası dolaşım bu kayıtta da korunuyor. “Power Of This Song” klasik blues’a saygı duruşu niteliği taşırken, “Dance And Die” funk tabanlı ritmik yapısıyla öne çıkıyor. “Swimming In Trance” caz etkili psikedelik bir geçiş alanı kurarken, “Dead Inside” daha sert ve doğrudan bir rock enerjisi taşıyor. Transgenic Records EU etiketiyle yayınlanan albümün başlık parçası “Me And My Shadow” dünya müziği referanslarını içine alan daha geniş bir tını haritası açarken, “Long Drive” duygusal yoğunluğu yüksek bir balad olarak kaydın içindeki dengeyi kuruyor. Finalde yer alan “Calypso” ise yaklaşık on dakikalık yapısıyla space-stoner psikedelik bir kapanışa dönüşerek albümün anlatısını geniş ve sinematik bir düzlemde tamamlıyor. Tüm bu çeşitliliğe rağmen kayıt, dağınık bir seçki hissi yaratmak yerine bütünlüklü ve akışkan bir yapı kurmayı başarıyor.
 
 
Grup, bu yaklaşımı ‘infinite rock’ olarak tanımlıyor. Müziğin sabit bir denklem yerine sürekli genişleyen bir evren olduğu fikrine dayanan bu anlayış, Dirty Sound Magnet’in hem sahnede hem de kayıtlarında benimsediği yaratıcı özgürlüğün temelini oluşturuyor. Bu bakış açısı, albümün yalnızca bir şarkılar toplamı değil, sürekli hareket eden ve kendi içinde dönüşen bir müzikal organizma olarak kurgulanmasını sağlıyor.
 
Ekip henüz genç yaşlarda bir araya geldiğinde müziği bir kariyer hedefinden çok, tüm yaşamlarını şekillendiren bir yönelim olarak görüyordu. Zamanla bu yaklaşım, ‘Plan B yok’ mottosuyla özetlenen üretim disiplinine dönüştü. Çağdaş psikedelik akımlar, müziklerini güncel bir ses evrenine taşıyan katmanları sağlarken şiirsel ama keskin söz yazımı, modern toplumun gerilimlerini doğrudan hedef alan bir anlatı dili kuruyor.
 
“Me And My Shadow” bu birikimin doğal bir sonucu olarak hem sahne deneyiminin hem de yıllar içinde biriken turne pratiğinin süzülmüş bir karşılığı niteliğinde değerlendiriliyor. Grup, yüzlerce konserle şekillenen bu deneyimi albümün merkezine yerleştirerek, canlı performans enerjisini stüdyo kaydına doğrudan taşıyan en yoğun çalışmalarından birini ortaya koyuyor.
 
2026 Dünya Turnesi
 
2022'de büyük beğeni toplayan üçüncü albümleri “DSM-III”ün yayınlanmasından bu yana, grup yeni zirvelere ulaştı: Kapalı gişe turlar, kıta genelinde iki saatlik konserler ve Hellfest, Fusion Festival, Resurrection Fest, Bospop ve Burg Herzberg Festival gibi büyük festivallerde sahne alma. Kendi başlarına üretim yapma anlayışları ve durdurulamaz ivmeleri, onları Avrupa'nın en heyecan verici underground başarı öykülerinden biri haline getirdi. 2026 Dünya Turnesi ise grubun bugüne kadar ki en geniş ölçekli sahne programı olarak öne çıkıyor. 8 Ocak’ta Almanya’da başlayan “Me and My Shadow” turnesi toplam 83 konserlik bir yapıya sahip. Bu takvime göre 14 Mayıs İstanbul konseri turnenin 45’inci, 15 Mayıs Ankara konseri ise 46’ıncı durağı. 12 Ağustos Almanya finaliyle Avrupa ayağı 63 konseri tamamlıyor. 5 Eylül Baltimore ile başlayacak ABD ayağında toplam 20 konser var. 3 Kasım Atlanta ise turnenin final noktası. Mart ayındaki Dresden konserinde soyularak bazı teknik aygıtları kaybetmelerine rağmen ‘durmak yok’ diyerek turneye ara vermeyen grup üyeleri, farklı kültürleri tanımayı çok sevdiklerini ifade ediyorlar.
 
 
Hibrit yapı
 
Dirty Sound Magnet’in müzikal kimliği, 1960’lar ve ‘70’lerin klasik rock mirasını çağdaş psikedelik sahne içinde yeniden işleyen hibrit bir yapı üzerine kurulu. Grubun güncel kadrosu gitar ve lead vokalde Stavros Dzodzos, bas gitar ve back vokalde Marco Mottolini ile davul, back vokal  ve efektlerde Maxime Cosandey’den oluşuyor.
 
Stavros Dzodzos, Hendrix sonrası psikedelik gitar geleneğini modern distortion diliyle birleştiriyor. Marco Mottolini, groove merkezli yapıyı taşıyan ritmik omurgayı kuruyor. Maxime Cosandey ise sahnede ritmi atmosfer kuran bir yapıya çeviriyor.
 
Üçlü, Led Zeppelin’in teknik yoğunluğunu, Black Sabbath’ın ağırlığını ve The Doors’un mistik anlatı geleneğini Iggy Pop’un ham ve doğrudan sahne enerjisiyle birlikte referans alırken, Tame Impala ve King Gizzard & The Lizard Wizard gibi modern psikedelik rock estetiğini de çağdaş bir yorum alanında yeniden işliyor. Bu birleşim, grubun müziğini yalnızca referans temelli bir saygı duruşu olmaktan çıkararak, sürekli genişleyen ve güncel toplumsal eleştiriyle beslenen bir anlatı alanına dönüştürüyor.
 
Sahne performansları da bu yaklaşımı doğrular biçimde, klasik rock konser formatının ötesine geçiyor; doğaçlama, teatral jestler ve ritüelistik akışlarla şekillenen dinamik bir yapı kuruluyor. Tame Impala ve King Gizzard & the Lizard Wizard gibi modern psikedelik sahnenin belirleyici aktörlerinden beslenen estetik, Dirty Sound Magnet’in konserlerini sabit bir repertuvar icrasından çok, her seferinde yeniden kurulan, sürprize açık ve zaman zaman transa yakın bir deneyim alanına taşıyor.
 
İstanbul ve Ankara
 
Dirty Sound Magnet’in “Me and My Shadow” 2026 turnesi kapsamında ilk kez sahne alacakları Türkiye’de üst üste iki konser veriyor. Grup, 14 Mayıs’ta saat 21.30’da İstanbul’da Blind sahnesinde dinleyiciyle buluşacak. Bu konser, turnenin Avrupa ayağındaki kritik duraklardan biri olarak konumlanırken, grubun sahne performansındaki doğaçlama ve yüksek enerji odaklı yapının İstanbul izleyicisiyle ilk kez bu ölçekte temas edeceği gece olacak.
 
Turnenin ikinci Türkiye ayağı ise 15 Mayıs’ta Ankara’da, Klüp Müjgan’da gerçekleşecek. Aynı estetik çizgiyi sürdüren konser, grubun sahne repertuvarını sabit bir set list mantığından ziyade anlık etkileşim ve sahne akışına göre yeniden kurduğu performans dilinin devamı niteliğinde olacak. Her iki konser de Avrupa, Amerika ve Latin Amerika’yı kapsayan geniş turne rotasında, sahne enerjisinin en yoğun biçimde gözlemlendiği bölümler arasında yer alıyor ve grubun sürekli değişen müzikal kimliğinin canlı bir kesiti olarak okunuyor.
 
Etiketler: Milliyet Sanat  Dirty Sound Magnet  rock  hipnotik  Ankara Klüp Müjgan