Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » Hisaraltı, boşluk ya da hendek

Hisaraltı, boşluk ya da hendek

Hisaraltı, boşluk ya da hendek14 Mayıs 2026 - 06:05
Lefkoşa Surlariçi’nde Hisaraltı diye anılan hendekler, yüzyıllar boyunca savunmadan gündelik yaşama, spordan eğlenceye uzanan çok katmanlı bir dönüşümün izlerini taşıyor; bugün ise geçmişle bugünün iç içe geçtiği canlı bir kültür sahnesine dönüşmüş durumda.
TURAN AKSOY 
turan_aksoy@hotmail.com
 
Farklı yerlerde, yüksekliklerde kalan surların görüntüleri; karşılıklı olarak büyük boşluğun iki tarafında görünen güzelim sarı, taş evler; okaliptüs ağaçları; ışığa bağlı olarak görünüp kaybolan etraftaki barların, kafelerin ışıkları, içlerindeki insanlar ve onların belli belirsiz hareketleri… Tabii ki bayraklar, bayrak direkleri ve bütün bunların ortasında, çukurda kalan dümdüz ve temiz görünümü ve ışıkta parlayan yeşilliğiyle her şeyi gerçeküstü bir hâle sokan halı saha… Halı sahada antrenman ya da maç yapan futbolcular, onların sesleri ile karışan müzik ve gökyüzünde hâlâ görünen güzelim bulutlar…  Ve eksikliği hissedilen yasemin kokuları. Eğer yolunuz Lefkoşa akşamlarına düşerse Surlariçi diye anılan tarihi kent çevresinde edineceğiniz izlenim büyük olasılıkla böyle bir şey olacaktır. Bahsettiğim büyük boşluk ise Lefkoşa’nın kuzeyinde yaşayan halkın çoğunlukla Hisaraltı diye adlandırdığı, çoğu yerde sınırları, yükseklikleri ve düzeni belli olmayan biçimde çevresiyle kurduğu ilişkisi sürekli değişkenlik gösteren, Venediklilerin Osmanlı kuşatmasına karşı 1567’de yeniden yaptıkları, yaklaşık dört kilometre uzunluğunda, 11 burçlu bir yıldız şeklinde tasarlanmış, surları geçilmez kılmak için kazılmış hendeklerden kalan boşluklardır. 
 
 
Hendek mi yoksa kurumuş dere yatağı mı?
 
Ben Lefkoşa’nın bu bölgesini ilk gördüğüm günlerde bu boşlukları dere yatağı sanmış, buna da bir anlam verememiş, onu öylece kabul etmiştim. İlk defa bir arkadaşıma bir yeri tarif etmek için dere yatağı dediğimde, o da buna çok şaşırmıştı.  Hendek, hisaraltı, boşluk ve çukurdan sonra akla gelecek bir terimdir Lefkoşa’da.
 
Aslında insanın hayal gücüne yer bırakan bu yanılgımda hâlâ ısrar ederek bunların surlar yeniden yapılırken yatağının değiştirilip kuzeydoğuya alınması sonucu Pedios’tan, Kanlıdere’den geride kalan boşluk olduğunu da söyleyebilirdim. Bu boşlukların yakın tarih içerisinde konserler, okul gösterileri, panayırlar ve panayırlardaki atlıkarınca, ‘arabacıklar’, ‘salıncaklar’, uçaklar ve spor müsabakaları için kullanıldığını Kıbrıslı arkadaşlarımdan zaman zaman duymuşumdur.
 
 
Benim bugünkü hâlini gözlemlediğim, yürüyüş yaptığım, kafelerinde, barlarında oturup bir şeyler içtiğim hendeklerin çevresinin, tarihte Lefkoşa halkı tarafından kullanımı, kullanımlardaki değişim ile ilgili görüşlerini sorduğum, Kıbrıs tarihiyle ilgili araştırma ve yayınları ile öne çıkan Galeri Kültür Yayınevinden Vur Yektaoğlu benim için şöyle bir özet yaptı:
 
Tarihsel süreçte kuzey kısmında yapılan etkinlikler
 
1. Osmanlı Dönemi (1570-1878): Tarım ve sosyal odak noktası.
 
Osmanlı’nın fethi sonrası Venediklilerin askeri bir bariyer olarak tasarladığı hendek ve surlar, şehrin üretim ve günlük yaşam alanına dönüştü.
 
Hendeğin bostan dönemi: Hendeğin geniş ve verimli tabanı, Musalla (Barbaro) ve Cevizli (Loredano) burçları arasında sebze ve meyve yetiştirilen devasa bir bostana dönüştü. Bu dönemde hendek şehrin taze gıda ihtiyacını karşılayan sosyal bir üretim alanıydı.
 
Pazarlar ve Sosyal Etkileşim: Girne Kapısı’nın hemen iç ve dış kısımlarında geçici pazarlar kurulurdu, köylüler ürünlerini burada sergilerdi. Bu, günümüzdeki "Surlariçi Pazarı" kültürünün temelidir. Milli ve Dinî Aktiviteler: Bayramlarda Girne Kapısı önündeki meydan pehlivan güreşleri ve atlı sporların yapıldığı bir panayır alanına dönüşürdü.
 
2. İngiliz Dönemi (1878-1960): Sporun hendeğe inişi.
 
İngiliz yönetimiyle birlikte surlar modern sosyal hayatın merkezi hâline geldi.
 
Futbolun Doğuşu: Kıbrıs Türk spor tarihinin en önemli gelişmesi hendeğin düz zeminlerinin futbol sahası olarak kullanılmaya başlanmasıydı. Çetinkaya Türk Spor Kulübü gibi köklü kulüpler antrenmanlarını ve maçlarını hendek içindeki (bugünkü Taksim Sahası bölgesi) alanlarda yapmaya başladılar.
 
Kuğulu Park ve Çağlayan: Surların hemen dışındaki Kuğulu Park (Belediye Parkı) bu dönemde elit bir sosyal dinlenme alanı olarak düzenlendi. Bu bölge Kıbrıslı Türklerin hafta sonu yürüyüşleri ve aile toplantıları için vazgeçilmez bir park hâline geldi.
 
Sanat ve Eğlence: Hendeğin geniş alanları, gezici kumpanyaların ve sirklerin konakladığı bir ‘panayır alanı’ işlevi görmeye başladı.
 
3. Mücadele ve Bölünme Dönemi (1960-1974): Savunma ve Askeri Kimlik
 
Bu dönemde surlar ve hendekler, maalesef yeniden ‘ayırıcı’ ve askeri bir karaktere büründüler.
 
Mevzileşme: Roccas (Erdoğan) ve Mula burçları askeri mevzi olarak kullanılmaya başlandı. Hendek iki toplum arasındaki çatışmalarda bir tampon bölge işlevi gördü.
 
Ancak milli bayramlar kısıtlı da olsa sur önlerinde kutlanmaya devam etti.
 
4. 1974 Sonrası ve Modern Dönem: Kültürel Rönesans
 
Kıbrıs Barış Harekâtı sonrası surlar Kuzey Lefkoşa'nın en önemli sembolü ve etkinlik merkezi olarak yeniden tanımlandı.
 
Milli Aktiviteler ve Geçit Törenleri: Girne Kapısı ve önündeki Dr. Fazıl Küçük Bulvarı her yıl düzenlenen 20 Temmuz ve 15 Kasım törenlerinin merkezi oldu. Surlar bu törenlerin görkemli bir dekoru hâline geldi.
 
Parklar ve Rekreasyon: Çağlayan Parkı: Surların hemen dibinde özellikle ‘80'li ve ‘90'lı yıllarda çocuk parkları ve dinlenme alanlarıyla sosyal hayatın kalbiydi.
 
Selimiye ve Bandabuliya: Surların içindeki Belediye Pazarı (Bandabuliya), geleneksel pazar kültürünü yaşatırken, çevresi restoran ve barlarla canlandı.
 
Spor Aktiviteleri: Hendeğin içinde basketbol sahaları, voleybol alanları ve yürüyüş yolları inşa edildi. Taksim Sahası iki toplum arasındaki sınırı belirleyen ama aynı zamanda sporun birleştirici gücünü temsil eden sembolik bir alan olarak kaldı.
 
 
 
5. Günümüz (2010-Günümüz): Restoranlar, Sanat ve Gece Hayatı
 
Son yıllarda Surlariçi ve hendek çevresi âdeta bir açık hava kültür merkezine dönüştü. 
 
Zahra Sokak ve Gastronomi: Surların üst kısmında, Roccas ve Mula burçları boyunca uzanan Zahra Sokak bugün Kuzey Kıbrıs'ın en popüler sosyal alanı hâline geldi. Surların tarihi dokusuna yaslanan modern restoranlar, barlar ve kafeler, gençlerin ve turistlerin buluşma noktasıdır.
 
Festivaller: Hendeğin geniş düzlükleri Lefkoşa Gençlik Festivali ve Uluslararası Halk Dansları Festivali gibi büyük organizasyonlara, konserlere ve açık hava sinemalarına ev sahipliği yapıyor.
 
Tarih Aktiviteleri: Burçlar (özellikle Quirini/Sibeli) sergi salonu ve müze olarak kullanılmaya başlandı. Surların üzerinde yapılan yürüyüş turları, yerli ve yabancı ziyaretçiler için bir ‘tarih yolculuğu’ niteliğindedir.
 
 
Remzi Halluma, “Devleti Aliyye’nin Lefkoşa ve Mağusa Kuşatması”, 2019; Haşmet Muzaffer Gürkan, “Dünkü ve Bugünkü Lefkoşa”, 2006;  Arşidük Louis Salvatore “Kıbrıs’ın Başkenti Lefkoşa” (çeviri Vur Yektaoğlu), 2012, Galeri Kültür Yayınları.
 
 
Etiketler: Milliyet Sanat  Lefkoşa Surlariçi  Hisaraltı