'Hypertopographics' ‘Lumen Prize’ finalinde
Yönetmen ve yapay zekâ sanatçısı Alkan Avcıoğlu ile çağdaş fotoğrafın önde gelen isimlerinden Edward Burtynsky’nin ortak çalışması “Hypertopographics”, 2026 ‘Lumen Prize’da finale kaldı.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
Yapay zekânın görsel üretimdeki olanakları genişledikçe, bu teknolojiyi kullanan sanatçıların çalışmaları da dijital sanatın sınırlarını aşarak çağdaş sanatın daha geniş alanında karşılık buluyor. Türkiye’den yönetmen ve yapay zekâ sanatçısı Alkan Avcıoğlu’nun dünyaca ünlü fotoğraf ustası Edward Burtynsky ile birlikte geliştirdiği “Hypertopographics” serisinin 2026 ‘Lumen Prize’ finalistleri arasına seçilmesi, bu kesişimin uluslararası sanat ortamındaki güncel örneklerinden biri. ‘Lumen Prize’, 2012’den bu yana teknolojiyle üretilen sanatı destekleyen uluslararası bir ödül programı olarak dijital sanat, fotoğraf, hareketli görüntü, üretken sanat, enstalasyon, yaratıcı kodlama ve yapay zekâ gibi farklı üretim alanlarına açık bir yapı sürdürüyor. 2026 edisyonunda toplam 30 bin dolarlık ödül havuzu bulunuyor.
Bu yıl 82 ülkeden iki bin 200’ün üzerinde başvuru yapılan ‘Lumen Prize’ın finalist seçiminde, dünyanın farklı ülkelerinden sanat ve teknoloji alanında çalışan 50’den fazla uzmandan oluşan Uluslararası Seçiciler Komitesi görev yaptı. Seçilen finalistler daha sonra, kategori ödülleri ile ‘Gold Award’ın sahiplerini belirleyecek jüriye gönderiliyor. 2026 jürisinde Tate, Victoria and Albert Museum, Whitney Museum of American Art, Goldsmiths University ve PHI gibi kurumlarla bağlantılı isimler bulunuyor.
Burtynsky ile Avcıoğlu’nun ortak görsel dili
“Hypertopographics”, Edward Burtynsky ile Alkan Avcıoğlu’nun ortak üretimiyle 2025’te geliştirildi. Seri, 1970’lerde ortaya çıkan ve insan müdahalesinin şekillendirdiği peyzajları fotoğrafın konusu haline getiren “New Topographics” yaklaşımını günümüzün teknolojik ve endüstriyel koşullarına taşıyor. Çalışmanın odağında artık tek tek endüstriyel yapılar değil, ölçeği giderek büyüyen üretim sistemleri, altyapılar, teknolojik ağlar ve bunların birbirine bağlandığı küresel yapı bulunuyor.
Edward Burtynsky - Alkan Avcıogˆlu - Hypertopographics
Avcıoğlu’nun üretim sürecinde yapay zekâ modelleriyle geliştirdiği görüntüler, Burtynsky’nin kırk yılı aşan fotoğraf pratiğinin oluşturduğu görsel mirasla bir araya geliyor. Burtynsky, insan endüstrisinin doğa ve gezegen üzerindeki etkilerini belgeleyen çalışmalarıyla tanınıyor; fotoğrafları dünyanın 80’den fazla müzesinin koleksiyonlarında yer alıyor. Sanatçının üretimi, geniş ölçekli maden alanlarından sanayi bölgelerine, altyapı sistemlerinden atık alanlarına kadar insan eliyle dönüştürülmüş peyzajlara odaklanıyor.
İkilinin buluşması, klasik anlamda fotoğraf ile yapay zekâ görüntüsünün yan yana getirilmesinden daha geniş bir üretim sürecine dayanıyor. Avcıoğlu yapay zekâ destekli görüntüleri üretirken Burtynsky projenin kavramsal yönü, küratoryal yaklaşımı ve baskı süreçleriyle çalışmaya katkıda bulunuyor. İkilinin yolları 2024’te Paris Photo’da kesişmiş, Burtynsky burada Avcıoğlu’nun çalışmalarını gördükten sonra ortak bir üretim fikri gelişmişti.
“New Topographics”ten “Hypertopographics”e
Serinin adındaki ‘hyper’ eki, çalışmanın çıkış noktasını da tanımlıyor. 1970’lerde ortaya çıkan “New Topographics” hareketi, insan eliyle dönüştürülmüş çevreleri geleneksel manzara fotoğrafının estetik yaklaşımından uzaklaşarak ele alıyordu. “Hypertopographics” ise bu yaklaşımı günümüzün koşullarına taşıyarak, endüstriyel ve teknolojik sistemlerin artık tek bir bakışla kavranamayacak ölçekte büyüdüğü bir dünyaya odaklanıyor. Endüstriyel üretim, ulaşım, enerji, veri ve teknoloji altyapıları birbirine eklemlenirken, yeryüzündeki dönüşüm de giderek daha karmaşık bir yapıya bürünüyor. Burtynsky’nin fotoğraf pratiği ile Avcıoğlu’nun yapay zekâ modelleri üzerinden geliştirdiği çok katmanlı görsel üretim, bu karmaşıklığı farklı ölçekleri ve perspektifleri aynı görüntüde buluşturarak ele alıyor.
“Hypertopographics”, özünde, insanlığın inşa ettiği fakat tam anlamıyla kavramakta zorlandığı devasa sistemlerle kurduğu karmaşık ilişkiye eleştirel bir ayna tutuyor. Giderek daha fazla düğümlenen bir dünyada anlamlı bir yön bulma kapasitemizi sorgulayan çalışma, yarattığımız sistemlerle onları ölçek ve etkileri bakımından yönetme gücümüz arasındaki uyumsuzluğu görünür kılıyor. Bu yaklaşım, yalnızca yeryüzünün fiziksel olarak dönüştürülmesini değil, insanlığın kendi yarattığı yapıların ölçeğini ve sonuçlarını kavrama güçlüğünü de araştırıyor. Sonuçta eserler, aşırılığın tanımladığı bir ‘hipergerçeklik’ içinde, insanlığın kendi anlayışını sürekli aşan izlerini araştıran metaforik bir keşfe dönüşüyor.
Burtynsky ile Avcıoğlu’nun ortak çalışmasıyla geliştirilen bu yeni görsel kavram ve üretim, “New Topographics”in açtığı alanı günümüzün endüstriyel, teknolojik ve küresel gerçekliği üzerinden yeniden yorumluyor. Sonu gelmeyen üretim ve tüketim ağlarının biçimlendirdiği çevreler, bu kez fotoğrafın belgeleyici bakışı ile yapay zekânın görüntü üretme kapasitesinin kesişiminde ele alınıyor.
“Hypertopographics”in ilk kapsamlı sunumu Eylül 2025’te New York’taki Heft Gallery’de gerçekleştirildi. Seri daha sonra Paris Photo’da yeni çalışmalarla genişledi. 2026’da İstanbul’daki CI Bloom’da “Hypertopographics #14” izleyiciyle buluştu. DifoArt Collective sunumuyla gerçekleştirilen gösterimde eser, serinin Türkiye’deki uluslararası dolaşımının önemli duraklarından biri oldu.
‘Lumen Prize’da “Sistemler ve Yapılar”
‘Lumen Prize’ın “Systems & Structures / Sistemler ve Yapılar” kategorisi teknolojik, ekolojik, kültürel ve toplumsal sistemleri inceleyen, kuran ya da eleştirel biçimde ele alan çalışmalara ayrılıyor. Kategori; veri, kod, algoritma, ağlar, altyapılar, makine görüşü, insan-makine ilişkileri ve sosyal yapılar gibi alanları kapsıyor. “Hypertopographics”in finalist olarak seçildiği alanın çerçevesi de serinin odağıyla doğrudan örtüşüyor.
‘Lumen Prize’ın 2026 edisyonunda üç kategori bulunuyor ve her kategorinin ödülü 5 bin dolar. Bunların üzerinde ise tüm kategorilerdeki çalışmalar arasından en yüksek puanı alan esere verilen 15 bin dolarlık ‘Gold Award’ yer alıyor. Kazananların yılın sonuna doğru açıklanması planlanıyor.
Türkiye’den Refik Anadol’un 2019’da ‘Gold Award’ kazandığı Lumen Prize, “Melting Memories” projesini ödüllendirmişti. Anadol’un projesi, EEG verilerinden hareketle dijital resimler, artırılmış veri heykelleri ve ışık projeksiyonları üreterek hafızanın görselleştirilmesini araştırıyordu.
Porsiyon değil, ölçek değişiyor
“Hypertopographics”in temel meselesi, insanlığın inşa ettiği sistemlerin giderek kendi yaratıcısının algı sınırlarını aşması. Projede yapay zekâ, yalnızca görüntü üretmek için kullanılan bir araç olarak değil farklı ölçekteki unsurları aynı görsel yapı içerisinde bir araya getiren üretim yönteminin parçası olarak kullanılıyor. Bu nedenle ortaya çıkan görüntülerde tanıdık bir manzara fikri yerini, endüstriyel ve teknolojik yapıların üst üste bindiği karmaşık bir çevre algısına bırakıyor.
Serinin arkasındaki kavramsal yaklaşım, insanlığın kurduğu sistemlerle bu sistemleri kontrol etme kapasitesi arasındaki mesafeyi araştırıyor. Üretim ve tüketim ağlarının sürekli büyüdüğü, teknolojik yapıların birbirine bağlandığı bir dünyada insanın kendi yarattığı çevreyi bütünüyle kavrama ihtimali de çalışmanın sorguladığı başlıklardan biri. Burtynsky’nin kırk yılı aşkın süredir insan endüstrisinin gezegen üzerindeki izlerini belgeleyen fotoğraf pratiği, Avcıoğlu’nun yapay zekâ tabanlı üretim yöntemiyle bu kez farklı bir görsel ölçeğe taşınıyor.
Avcıoğlu’nun yapay zekâ ile başlayan yeni dönemi
1982 İzmir doğumlu Alkan Avcıoğlu, film eleştirmenliği, elektronik müzik ve akademik çalışmalarla şekillenen çok yönlü kariyerinin ardından 2022’de üretimini yapay zekâ ile hikâye anlatımına yoğunlaştırdı. Fotografik gerçekliğin sınırlarını araştıran çalışmaları kısa sürede uluslararası sanat ortamında görünürlük kazandı.
Avcıoğlu’nun işleri Paris Photo, Art Basel ve Zona Maco gibi uluslararası sanat fuarlarında sergilendi. 2025’te Christie’s tarafından düzenlenen yapay zekâ sanatı odaklı müzayedede yer aldı. Paris Photo’da üç yıl üst üste eserleri gösterilen sanatçı, 2025 edisyonunda fuarın resmi panel programına da davet edildi. Kişisel ve grup sergileriyle Türkiye’nin yanı sıra Fransa, ABD, Almanya, İtalya ve Meksika’da çalışmalarını sürdürüyor.
Alkan Avcıogˆlu - Fotoğraf Vikki Bardot
Avcıoğlu’nun üretiminde yapay zekâ ile görsel sanat arasındaki ilişki sinemaya da uzanıyor. “Gerçek Ötesi” (Post Truth), tamamı yapay zekâ araçlarıyla üretilen uzun metrajlı bir belgesel olarak insanın gerçeklik ve teknolojiyle ilişkisini ele alıyor. Filmin uluslararası prömiyeri Varşova Film Festivali’nde gerçekleşti; Türkiye’de ise 62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde yarışma dışı özel gösterim kapsamında seyirciyle buluştu. 102 dakikalık filmin senaryo, kurgu ve müziklerinde de Avcıoğlu’nun imzası bulunuyor.
“Gerçek Ötesi”nin uluslararası yolculuğu 2026’da da sürdü. Film, Portekiz’deki Fantasporto Uluslararası Film Festivali’nin ana yarışmasına seçilirken İtalya’daki 42. Asolo Art Film Festival’de Uluslararası Sanat Filmi Yarışması’nın ‘En İyi Film Ödülü’nü kazandı. Ödül, Avcıoğlu’nun yapay zekâ tabanlı sinema üretimini görsel sanatlar alanından uluslararası festival ortamına taşıyan çalışmalarının yeni bir karşılığı oldu.
Sinemada ikinci proje: “Uyuyan Kadın”
Avcıoğlu’nun sinema çalışmalarındaki yeni adım ise Vikki Bardot’nun yönettiği “A Woman Asleep” (Uyuyan Kadın). Spongeworthy’nin ikinci uzun metrajlı yapımı olarak geliştirilen filmin senaryosu Avcıoğlu ve Bardot tarafından yazıldı. Film, Georges Perec’in 1967 tarihli “A Man Asleep” romanı ile Bernard Queysanne ve Georges Perec’in 1974 tarihli “The Man Who Sleeps” filminden hareket ediyor; çağdaş dünyanın sürekli bağlantıda olma ve kesintisiz bilgi akışı içinde yarattığı yabancılaşma ve hissizleşmeye odaklanıyor.
“A Woman Asleep”in ilk fragmanı 2026 başında Variety’de yayımlandı ve film Berlin’deki European Film Market kapsamında uluslararası alıcılara sunuldu. Yapımın görüntü ve müzikleri yapay zekâ araçlarıyla oluşturulurken anlatım, yönetmen Bardot’nun kendi sesinden eğitilen bir yapay zekâ ses klonuyla gerçekleştiriliyor.
Burtynsky’nin dört on yıllık fotoğraf serüveni
Edward Burtynsky ise 1955 Kanada doğumlu. Kırk yılı aşkın süredir fotoğraf pratiğini insan endüstrisinin gezegen üzerindeki etkilerine yoğunlaştıran sanatçının çalışmaları dünyanın önde gelen 80’den fazla müzesinin koleksiyonlarında bulunuyor. Madencilik, petrol, üretim, taşımacılık, atık ve altyapı gibi alanlarda insan eliyle dönüştürülen çevreleri geniş ölçekli fotoğraflarla belgeleyen Burtynsky’nin üretimi, çağdaş fotoğrafın insan ve doğa arasındaki ilişkiyi ele alan önemli örnekleri arasında yer alıyor.
Sanatçı, kariyeri boyunca ‘TED Prize’, ‘Kanada Genel Valiliği Görsel ve Medya Sanatları Ödülü’ ve ‘Photo London Master of Photography’ gibi ödüllere layık görüldü. Kraliyet Fotoğraf Derneği tarafından ‘Onursal Üyelik’ ile onurlandırıldı ve ‘International Photography Hall of Fame’e kabul edildi. Ayrıca sanata ve çevre bilincine katkıları nedeniyle dokuz fahri doktora unvanı aldı.
Edward Burtynsky
Burtynsky’nin görsel dünyası, “Hypertopographics”te yapay zekâ sanatının sunduğu yeni olanaklarla karşılaşıyor. Seride fotoğrafın gerçekliği kaydetme kapasitesi ile üretken yapay zekânın yeni görüntüler kurma kapasitesi aynı üretim içinde buluşuyor. Ortaya çıkan çalışma, Burtynsky’nin yıllardır izini sürdüğü insan yapımı peyzajı bu kez gerçekliğin doğrudan kaydıyla sınırlı olmayan yeni bir görsel sistem içinde ele alıyor.
Perili Köşk’te Burtynsky sergisi
Bu arada Edward Burtynsky’nin Türkiye’deki ilk büyük kişisel sergisi “Dönüşen Yeryüzü”, 20 Eylül 2025-16 Ağustos 2026 tarihleri arasında Borusan Contemporary’nin Rumelihisarı’ndaki Perili Köşk’ünde izleyiciyle buluştu. Küratörlüğünü Marcus Schubert’in üstlendiği sergi, sanatçının Türkiye’nin farklı bölgelerinde gerçekleştirdiği ve Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu için üretilen “Erozyon” projesinin daha önce sergilenmemiş fotoğraflarının yanı sıra son 30 yıllık üretiminden seçkileri bir araya getirdi. Perili Köşk’ün katlarına yayılan sergide “Su ve Tuz”, “Afrika Çalışmaları”, “Doğa”, “Taş Ocakları”, “Madenler” ve “Petrol” başlıkları altında Burtynsky’nin insan faaliyetleriyle dönüşen yeryüzüne odaklanan çalışmaları yer aldı.
“Yeni ve yoğun bir dilin peşindeyim”
Alkan Avcıoğlu, Lumen Prize finalistliğiyle ilgili değerlendirmesinde çalışmalarının çıkış noktasını bilgi ve görüntü çağının değişen gerçeklik algısı üzerinden tanımlıyor. Sanatçı bu dönemi, “Baş döndüren bir hızda, bilgi bombardımanı altında yaşadığımız bir çağdayız. Gerçekliğin katmanları algımızı aşıyor” sözleriyle tarif ederken sanat ve sinema çalışmalarında böyle bir dünyayı anlatabilecek ‘yeni ve yoğun bir dil’ arayışında olduğunu belirtiyor. ‘Lumen Prize’ gibi uluslararası bir platformda bu yaklaşımın karşılık bulmasının kendisi açısından önem taşıdığını ifade ediyor.
“Hypertopographics”in yolculuğu ise ‘Lumen Prize’ finalistliğiyle sona ermiyor. Seri, 2025’te New York’taki Heft Gallery’deki sunumunun ardından Paris Photo’da yeni çalışmalarla genişledi; 2026’da Edirne Bienali kapsamında Türkiye’de yeniden izleyici karşısına çıktı ve İstanbul’da CI Bloom’da yeni eser “Hypertopographics #14” sergilendi. Önümüzdeki dönemde serinin yeni durakları arasında Çanakkale Bienali kapsamında Troya Müzesi ve eylül ayında Contemporary Istanbul bulunuyor. Contemporary Istanbul’daki DifoArt sunumunda seriden Türkiye’de daha önce gösterilmemiş bir çalışmanın ilk kez izleyiciyle buluşması planlanıyor.
‘Lumen Prize’ın 2026 finalistleri arasında yer alan “Hypertopographics” uluslararası sanat ödülleri, çağdaş fotoğraf ve yapay zekâ sanatının kesiştiği bir üretim olarak yoluna devam ediyor. Sonuçların yıl sonunda açıklanacağı yarışmada proje, “Systems & Structures” kategorisinde ödül için değerlendirilecek.
Etiketler: Milliyet Sanat Hypertopographics Lumen Prize Yapay Zeka Alkan Avcıoğlu edward burtynsky fotoğraf


