Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » İki bin mum ışığında senfonik gala: 'Sibelius & Şehrazat'

İki bin mum ışığında senfonik gala: 'Sibelius & Şehrazat'

İki bin mum ışığında senfonik gala: 'Sibelius & Şehrazat'14 Nisan 2026 - 04:04
14 Nisan’da AKM sahnesinde buluşan iki ayrı dünya, müziğin diliyle birbirine dokunurken, dinleyeni katman katman açılan bir anlatının içine çekecek.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
 
İstanbul’da bir konserden fazlası sahneleniyor: müzik, ışık ve anlatının iç içe geçtiği bir atmosferde, romantizmin derinliği ile doğu masallarının büyüsü aynı gecede buluşuyor.
 
14 Nisan akşamı AKM’de kurulan sahne, klasik müzik dinleme alışkanlıklarını dönüştüren bir deneyime ev sahipliği yapıyor. Yaklaşık iki bin mumun aydınlattığı bu özel gecede, İstanbul Filarmoni Orkestrası, şef Orçun Orçunsel yönetiminde dinleyiciyi zamanlar ve coğrafyalar arasında dolaştıran bir anlatı kuruyor.
 
Konserin merkezinde yer alan iki eser, teknik zorluklarının yanı sıra taşıdıkları kültürel ve duygusal katmanlarla da klasik müzik repertuvarının en güçlü anlatıları arasında kabul ediliyor. Bu anlamda gece, iki ayrı dünyanın ardışık olarak açıldığı bir sahneleme niteliği taşıyor.
 
Sibelius’un içsel coğrafyası ve Elvin Hoxha Ganiyev
 
Programın ilk yarısında, Jean Sibelius’un 1904’te tamamladığı ve 1905’te revize ettiği “Re minör Keman Konçertosu” seslendiriliyor. Bestecinin tek konçertosu olan bu eser, romantik dönem sonrasının en zorlu ve en kişisel keman yapıtlarından biri olarak kabul ediliyor.
 
Sibelius’un Finlandiya’nın sert doğasından ve içe dönük ruh hâlinden beslenen müziği, bu konçertoda solistin yalnızlığıyla orkestranın geniş dokusu arasında sürekli bir gerilim kurar. Eserin ilk bölümü geniş bir anlatım alanı açarken, ikinci bölümde zaman adeta ağırlaşır; üçüncü bölüm ise teknik virtüozitenin sınırlarını zorlayan bir dansa dönüşür.
 
Bu yoğun yapıyı sahneye taşıyan isim ise genç yaşına rağmen uluslararası kariyeriyle dikkat çeken Elvin Hoxha Ganiyev. 1997 yılında Ankara’da, viyolonsel sanatçısı bir baba ve piyanist bir annenin çocuğu olarak dünyaya gelen Elvin Hoxha Ganiyev, müziğe çok erken yaşta adım attı. Beş yaşında Bilkent Senfoni Orkestrası kurucusu olan büyükbabası Server Ganiyev'den ders almaya başladı. Altı yaşında Bilkent Üniversitesi Adnan Saygun Müzik Hazırlık İlköğretim Okulu'nun keman sanat dalına birincilikle kabul edildi. Sanatçı henüz sekiz yaşındayken büyük babası ile ilk orkestralı konserini verdi ve aynı yıl Zürih Konservatuvarı'nın genç sanatçı programına kabul edildi. Kariyerinin ilk uluslararası konserini 10 yaşında Moskova Kremlin Sarayı’nda veren Ganiyev, o günden bu yana dünyanın dört bir yanındaki önemli konser salonlarında ve prestijli festivallerde performans sergiliyor.
 
 
Elvin Hoxha Ganiyev
 
Ganiyev; Carnegie Hall, Berlin Filarmoni Salonu, Çaykovski Konser Salonu, Amsterdam Concertgebouw ve Londra Royal Albert Hall gibi prestijli mekânlarda Zubin Mehta, Yuri Bashmet, Sasha Goetzel, Gürer Aykal ve Plácido Domingo gibi şeflerle çalıştı. Vadim Repin, Anne-Sophie Mutter, Maxim Vengerov ve Fazıl Say gibi önemli isimlerle aynı sahneyi paylaştı. Henüz 13 yaşındayken, Gürer Aykal yönetimindeki Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’nın 38. İstanbul Müzik Festivali açılış konserinde solist olarak yer aldı. David Oistrakh, Lipinski-Wieniawski, Viyana Uluslararası Müzik Yarışmaları ve 2023 Karol Szymanowski Yarışması da dâhil olmak üzere birçok uluslararası yarışmada sayısız ödül ve onur derecesine layık görülen Ganiyev, aldığı ödüller arasında Papa’dan aldığı nişanla da dikkat çekiyor.
 
Sanatçının kayıtları arasında; “Voyages, Chapter İstanbul” (2021) ve “Ysaÿe: Six Sonatas for Solo Violin” (2024) bulunuyor. Uluslararası Klasik Müzik Ödülleri (ICMA) 2026’da ‘Solo Albüm’ kategorisinde aday gösterilen “Ysaÿe: Six Sonatas for Solo Violin” hem sanatsal derinliği hem de teknik mükemmeliyetiyle dikkat çekiyor. Ganiyev’in Mendelssohn’un iki keman konçertosunu Howard Griffiths yönetimindeki Reutlingen Württemberg Filarmoni Orkestrası eşliğinde seslendirdiği “Felix Mendelssohn Bartholdy - Keman Konçertoları” adlı son albümü ise Şubat 2026 itibarıyla Solo Musica etiketiyle dünya genelinde yayınlandı.
 
Ünlü orkestra şefi Zubin Mehta'nın, “Olağanüstü yeteneğinden gerçekten çok etkilendim” sözleriyle takdir ettiği Elvin Hoxha Ganiyev, sanat yolculuğuna 1715 yapımı bir Giuseppe Guarneri "Filius Andreae" keman ve Eugène Sartory arşe ile devam ediyor. Teknik hakimiyetini lirik bir anlatımla birleştiren yorumculuğuyla öne çıkan, farklı oda müziği kayıtları ve canlı performanslarıyla şekillenen bir repertuvara sahip olan sanatçı, özellikle romantik konçerto literatüründe kendine özgü bir ses kurma arayışını sürdürüyor.
 
Şehrazat’ın sonsuz hikâyesi
 
Konserin ikinci yarısında ise sahne, Nikolay Rimsky-Korsakov’un 1888 tarihli başyapıtı “Şehrazat”a bırakılıyor. “Binbir Gece Masalları”ndan ilham alan bu senfonik süit, anlatının müzikle kurduğu ilişkinin en güçlü örneklerinden biri olarak kabul edilir.
 
Eserin merkezinde, hikâye anlatarak hayatını kurtaran Şehrazat figürü yer alır. Bu karakter, kemanın zarif ve kıvrak temasıyla temsil edilirken, orkestranın geniş renk paleti denizleri, sarayları ve efsaneleri resmeder. İlk bölümde Sinbad’ın deniz yolculuğu, ikinci bölümde Kalender Prens’in hikâyesi, üçüncüde aşk ve zarafet, finalde ise Bağdat’ın coşkulu kalabalığı müzikal olarak canlanır.
Rimsky-Korsakov’un orkestrasyon ustalığı, bu eseri yalnızca bir anlatı değil, aynı zamanda bir ses mimarisi hâline getirir. Bu nedenle “Şehrazat”, dünya çapında orkestraların en çok seslendirdiği eserler arasında yer almayı sürdürür.
 
Yapı ve duygu arasında
 
Bu iki farklı estetik dünyayı aynı gecede bir araya getiren isim olan Orçun Orçunsel, Türkiye’de son yıllarda klasik müzik sahnesinde öne çıkan şeflerden.
 
 
Orçun Orçunsel
 
1985 İstanbul doğumlu Orçunsel aynı zamanda piyanist, besteci ve orkestra şefi kimliklerini bir arada sürdüren çok yönlü bir müzisyen. Müziğe küçük yaşta başlayarak İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde eğitim alan, yüksek lisans düzeyinde orkestra şefliği çalışmalarını Gürer Aykal ile yürüten, 2008 yılında kurduğu Orchestra’Sion’un daimi şefi ve sanat yönetmeni olarak Türkiye’de özgün repertuvar projelerine imza atan Orçunsel hem yerli hem uluslararası önemli solistlerle sahne aldı. Piyanist olarak geniş bir klasik repertuvara sahip olan sanatçı, aynı zamanda düzenlemeleri ve doğaçlama yaklaşımıyla dikkat çekiyor. Bestecilik alanında film müziklerinden oratoryolara uzanan üretimi bulunan Orçunsel, 2017’de Donizetti Klasik Müzik Ödülleri kapsamında ‘Yılın Orkestra Şefi’ ödülüne layık görüldü.
 
Orkestral yapı kurma konusundaki titiz yaklaşımı ve repertuvar çeşitliliğine verdiği önemle bilinen Orçunsel, senfonik eserleri yalnızca teknik bir icra olarak değil, dramatik bir bütünlük içinde ele almasıyla dikkat çekiyor.
 
İstanbul Filarmoni Orkestrası ile gerçekleştirdiği projelerde, klasik repertuvarı farklı konseptlerle sunma eğilimi, bu konserin de temel dramaturjisini oluşturuyor. Mum ışığıyla kurulan atmosfer, bu yaklaşımın görsel bir uzantısı olarak öne çıkıyor.
 
Konsept konserler
 
İstanbul Filarmoni Orkestrası, son yıllarda İstanbul’un klasik müzik sahnesinde adını daha sık duyuran, proje bazlı repertuvar yaklaşımıyla dikkat çeken bir topluluk olarak öne çıkıyor. Sabit bir devlet kurumu yapısından ziyade, farklı konser projeleri etrafında şekillenen bu orkestra, özellikle tematik programlar ve alternatif sahneleme biçimleriyle dinleyiciyle buluşmayı hedefliyor.
Orkestranın sanat anlayışında, klasik repertuvarın bilinen eserlerini farklı bağlamlar içinde sunmak önemli bir yer tutuyor. Senfonik konserlerin yanı sıra, görsel tasarım, ışık kullanımı ve konsept kurgularla desteklenen projeler, topluluğun kimliğini belirleyen unsurlar arasında. Bu yönüyle, yalnızca geleneksel konser dinleyicisine değil, klasik müzikle yeni tanışan izleyicilere de ulaşmayı amaçlıyor.
 
Şef Orçun Orçunsel ile gerçekleştirilen projeler, orkestranın sanatsal çizgisinde belirleyici bir rol oynuyor. Orçunsel’in hem klasik repertuvara hâkimiyeti hem de disiplinler arası yaklaşımlara açıklığı, İstanbul Filarmoni Orkestrası’nın programlarında çeşitlilik ve anlatı bütünlüğü kurulmasını sağlıyor.
 
Kadrosu, Türkiye’nin farklı orkestralarında görev alan deneyimli müzisyenlerle genç kuşak icracıları bir araya getiren esnek bir yapıdan oluşuyor. Bu durum, orkestraya hem teknik yetkinlik hem de dinamik bir sahne enerjisi kazandırıyor.
 
İstanbul Filarmoni Orkestrası, özellikle son dönemde gerçekleştirdiği mum ışığında sahnelenen senfonik programlar gibi konsept konserlerle klasik müziğin sunum biçimini dönüştürmeye yönelik bir çizgi izleyerek, şehirdeki kültür-sanat üretimine farklı bir katkı sunmayı sürdürüyor.
 
Çok katmanlı sahneleme
 
14 Nisan Salı akşamı İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nin Türk Telekom Opera Salonu’nda saat 20.00 itibarıyla başlayacak “Mum Işığında Senfonik Gala: Sibelius & Şehrazat”, klasik müzik konserinin sınırlarını genişleten bir kurguya sahip. Burada müzik yalnızca işitsel bir deneyim değil; ışık, mekân ve anlatıyla birleşen çok katmanlı bir sahneleme olarak karşımıza çıkıyor.
 
Sibelius’un içe dönük, neredeyse yalnızlıkla örülü müziğinden Rimsky-Korsakov’un renkli ve anlatı dolu dünyasına uzanan bu geçiş, dinleyiciyi iki farklı duygusal evrende dolaştırıcağı gecenin sonunda geriye kalan ise yalnızca duyulan eserler değil; hatırlanan bir atmosfer, zihinde kalan imgeler ve müziğin kurduğu o görünmez bağ olacak.
 
Mum Işığında Senfonik Gala Sibelius & Şehrazat
 
14 Nisan Salı 2026
20.00 AKM İstanbul Türk Telekom Opera Salonu
 
Şef: Orçun Orçunsel
Solist: Elvin Hoxha Ganiyev (Keman)
 
Program
Jean Sibelius: “Keman Konçertosu, Re Minör, Op.47”
- Allegro moderato
- Adagio di molto
- Allegro, ma non tanto
Ara
Nikolay Rimski-Korsakov: “Şehrazad, Op.35”
- “Deniz ve Sinbad'ın Gemisi”: Largo e maestoso. Allegro non troppo
- “Prens Kalender Efsanesi”: Lento. Andantino. Allegro molto. Con moto
- “Genç Prens ve Genç Prenses”: Andantino quasi allegretto. Pochissimo più mosso.
- “Bağdat'ta Festival”: Allegro molto.Vivo. Allegro non troppo maestoso.