Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » İki dünya prömiyeri

İki dünya prömiyeri

İki dünya prömiyeri29 Nisan 2026 - 05:04
Gedik Filarmoni Orkestrası, 30 Nisan akşamı Kadıköy Süreyya Opera Sahnesi’nde gerçekleşecek ‘Sezon Kapanış Konseri’nde iki dünya prömiyeri ve Beethoven yorumuyla sezonu kapatıyor.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
 
Türkiye’de son yıllarda klasik müzik üretiminin yönünü belirleyen oluşumlar arasında Gedik Sanat, yalnızca konser düzenleyen bir kurum olmanın ötesine geçerek, yeni eser üretimini teşvik eden bir merkez haline geldi. 2018’den bu yana sipariş ettiği ve ilk seslendirilişine imkân tanıdığı yüze yakın eserle, Cumhuriyet dönemi müzik üretiminin güncel bir haritasını çıkaran kurum, bu üretimi dijital arşivlerle kalıcı hale getiriyor. Bu yaklaşımın sahnedeki en görünür karşılığı olan Gedik Filarmoni Orkestrası ise sezon kapanışını, geçmişle bugünü aynı program içinde buluşturan iddialı bir konserle yapıyor.
 
 
Gedik Filarmoni Orkestrası
 
Yeni seslerin inşası
 
Sezon kapanış konserinin merkezinde, iki yeni eserin ilk seslendirilişi yer alıyor. Murat Kodallı’nın, Türk bestecilik geleneğinin önemli isimlerinden Nevit Kodallı anısına bestelediği “Gravürler”, geleneksel müzik unsurlarını soyut bir orkestral dil içinde yeniden kuran bir çalışma olarak dikkat çekiyor. Kodallı’nın bugüne kadar oda müziği ve senfonik yazım arasında kurduğu denge, bu eserde daha yoğun bir anlatı formuna evriliyor.
 
Nevit Kodallı, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kuşak bestecileri arasında yer alan, özellikle opera ve sahne müziği alanındaki üretimleriyle tanınan önemli bir bestecimiz. 1924 yılında Mersin’de doğan Kodallı, müzik eğitimine Ankara Devlet Konservatuvarı’nda başladı ardından Paris’te Arthur Honegger ve Darius Milhaud gibi 20. YY’ın önde gelen bestecileriyle çalışarak kompozisyon alanında kendini geliştirdi. Türkiye’ye döndükten sonra özellikle operalarıyla öne çıkan besteci “Van Gogh”, “Gilgameş” ve “Hürrem Sultan” gibi eserleriyle Türk opera repertuvarına kalıcı katkılar sundu.. Senfonik ve oda müziği alanında da eserler veren, Batı müziği tekniklerini yerel motiflerle birleştiren diliyle dikkat çeken Kodallı, aynı zamanda uzun yıllar akademisyenlik yaparak pek çok genç bestecinin yetişmesine katkıda bulundu.
 
Nevit Kodallı’nın oğlu Murat Kodallı ise müzikle iç içe bir ortamda yetişmiş, çağdaş Türk besteciliğinin güncel temsilcilerinden. Kompozisyon çalışmalarında geleneksel Türk müziği unsurlarını modern orkestral tekniklerle buluşturan bir yaklaşım benimseyen Murat Kodallı, özellikle son yıllarda oda müziği ve senfonik eserleriyle dikkat çekiyor. Babasının açtığı yolu birebir takip etmek yerine, daha soyut ve deneysel bir müzikal dil geliştirmeyi tercih eden besteci, yeni müzik üretimi ve ilk seslendirmelerle Türkiye’de çağdaş müzik repertuvarının genişlemesine katkı sunuyor. “Gravürler” gibi eserlerinde hem kişisel hem de kültürel hafızayı müzikal bir anlatıya dönüştüren Murat Kodallı, farklı kuşaklar arasında estetik bir köprü kuran isimlerden biri olarak öne çıkıyor.
 
Programın diğer prömiyeri ise genç besteci Ege Gür’e ait. Gür’ün son yıllarda dikkat çeken üretimi, çağdaş armoni anlayışı ile görsel çağrışımları birleştiren bir estetik üzerine kurulu. Türkiye’de yeni müzik sahnesinde öne çıkan genç besteciler arasında gösterilen Gür, eserlerinde çoğunlukla kent, hafıza ve mekân ilişkisini merkezine alıyor; orkestral yazımda detaycı dokular ve katmanlı form anlayışıyla dikkat çekiyor. Farklı disiplinlerle temas kuran yaklaşımı, özellikle sahne müziği ve görsel sanatlarla kurduğu ilişki üzerinden genişlerken, ilk seslendirmelere verdiği önemle çağdaş repertuvara yeni eserler kazandıran üretken bir profil çiziyor. Ege Gür’ün “Takma Gözde Cam” başlıklı keman konçertosu, Haydarpaşa Garı ve Boğaziçi izlenimlerinden yola çıkan, mekânsal hafızayı müzikal bir dile dönüştüren bir yapı sunuyor.
 
 
Ege Gür
 
Genç virtüöz Ada Yalın Yücel
 
Eserin solisti olarak sahneye çıkacak Ada Yalın Yücel, henüz genç yaşına rağmen uluslararası yarışmalarda elde ettiği başarılarla dikkat çeken bir keman sanatçısı. Brüksel ve Gürcistan’daki yarışmalarda kazandığı birinciliklerin ardından Avrupa’daki çeşitli festival ve konserlerde sahne alan Yücel, eğitimine Mannheim Müzik ve Sahne Sanatları Üniversitesi’nde devam ediyor. Klasik repertuvarın yanı sıra çağdaş eserlerin ilk seslendirilişlerinde yer alması, Yücel’i kendi kuşağı içinde farklı bir noktaya taşıyor. “Takma Gözde Cam” konçertosunun dünya prömiyerini üstlenmesi, hem teknik hem yorumcu kimliği açısından belirleyici bir adım.
 
Cem Mansur ve yorum geleneği
 
Orkestranın müzik direktörlüğünü son üç sezondur sürdüren Cem Mansur, Türkiye’de senfonik müzik alanında hem repertuvar seçimi hem de yorum yaklaşımıyla öne çıkan bir şef. Londra’da başladığı müzik eğitiminin ardından Avrupa’nın farklı orkestralarıyla çalışan Mansur, özellikle 20. yüzyıl müziği ve çağdaş bestecilere verdiği önemle biliniyor. Türkiye’de Akbank Oda Orkestrası ve Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası gibi oluşumlarla gerçekleştirdiği projeler, genç müzisyenlerle kurduğu üretken ilişkiyi ortaya koyuyor.
 
Mansur’un bu konserdeki yaklaşımı ise klasik repertuvarın önemli eserlerinden Ludwig van Beethoven’ın 2. Senfonisi üzerinden şekilleniyor. Programın ikinci yarısında yer alan Beethoven’ın “2. Senfonisi”, yeni eserlerle kurulan diyalog açısından bilinçli bir tercih. 1802 yılında yılında tamamlanan eser, klasik formun sınırlarını zorlayan yapısıyla bestecinin ilerleyen yıllarda geliştireceği radikal dilin habercisi olarak kabul ediliyor. Beethoven’ın ‘son klasik dönem eseri’ olarak değerlendirilen senfoni ani dinamik geçişleri, dramatik yapısı ve ironik tonlarıyla romantik döneme açılan bir kapı niteliği taşıyor.
 
 
Cem Mansur
 
Cem Mansur’un yeni müzik yaklaşımları, ‘20. YY müziği’ ve ‘klasik dönemden bir ikon’ başlıklarıyla repertuarlar kurguluyor. Klasik eser seçimlerinde özellikle cümleleme ve tını bütünlüğü anlamında örnek icralara imza atan orkestranın bu eseri dünya prömiyerleriyle aynı sahnede konumlandırması, müzik tarihinde süreklilik fikrini görünür kılan bir dramaturji oluşturuyor.
 
Sezon kapanışı
 
30 Nisan akşamı Kadıköy Süreyya Opera Sahnesi’nde duyulacak olan müzik, gelecekte hatırlanacak bir hafızanın parçası olarak kayda geçecek. 20.00’de gerçekleşecek Şef Cem Mansur ile konser üzerine bölümü, dinleyiciye programı düşünsel olarak da kavrama imkânı sunan özel bir buluşma niteliği taşıyor. Mansur’un eserlerin tarihsel bağlamı, bestecilerin estetik tercihleri ve orkestral yorum üzerine yapacağı değerlendirmeler, konserin dramaturjisini önceden açımlayan bir rehber işlevi görüyor. Bu tür söyleşiler, özellikle dünya prömiyerlerinin yer aldığı programlarda dinleyicinin yeni müziğe yaklaşımını derinleştirirken; klasik repertuvarın da daha bilinçli bir dinleme deneyimine dönüşmesini sağlıyor.
 
Gedik Filarmoni Orkestrası Sezon Kapanış Konseri
 
30 Nisan 2026
20.00 Kadıköy Süreyya Opera Sahnesi, İstanbul
 
Şef: Cem Mansur
Solist: Ada Yalın Yücel (Keman)
 
Program
 
20.00: Şef Cem Mansur ile konser üzerine
 
20.30 Konser
E. Gür: Keman Konçertosu "Takma Gözde Cam’" Necmettin Orman anısına (Dünya Prömiyeri)
M. Kodallı: "Gravürler" (Dünya Prömiyeri)
L. V. Beethoven: "2. Senfoni"