Imany yeniden Türkiye’de
Soul müziğin en özel seslerinden Imany, “Women Deserve Rage” turnesi kapsamında 25 Haziran’da İstanbul’da, 29 Haziran’da Ankara’da sahne alacak.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
Soul, folk ve pop ekseninde kurduğu özgün diliyle Avrupa müzik sahnesinde kalıcı bir yer edinen Imany, “Women Deserve Rage” albümüyle anlatının merkezine yerleşen güçlü bir yüzleşme sunuyor. Aynı adı taşıyan Avrupa turnesinin Türkiye ayağında sahne alacak sanatçı, kariyerinin en doğrudan ve kişisel dönemini yansıtan bu projeyle dinleyiciyle yeniden buluşarak 25 Haziran’da Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda, 29 Haziran’da ise ATO Congresium Kongre ve Sergi Merkezi’nde sahne alıyor.
Nadia Mladjao aka Imany
1979 yılında Marsilya yakınlarında doğan ve Komor Adaları kökenli bir aileden gelen Nadia Mladjao ya da sahne adıyla Imany, müziğe geçmeden önce spor ve modellik alanlarında farklı deneyimler edindi. Yüksek atlama ile başlayan spor geçmişi ve ardından Ford Models Europe bünyesinde yürüttüğü modellik kariyeri, sanatçının disiplin ve sahne duruşuna doğrudan etki eden bir arka plan oluşturdu. Yedi yıl süren Amerika deneyiminin ardından Fransa’ya dönüşü ise müzikal kariyerinin başlangıç noktası oldu.
2008 itibarıyla Paris’te küçük sahnelerde performans sergilemeye başlayan Imany, kısa sürede dikkat çeken bir vokal karakteri geliştirdi. 2011 yılında yayınlanan ilk albümü “The Shape of a Broken Heart”, üç farklı ülkede platin sertifikaya ulaşarak sanatçının uluslararası görünürlüğünü belirgin biçimde artırdı. Albümün çıkış parçalarından “You Will Never Know”, sade düzenlemelerle desteklenen vokal anlatımıyla geniş bir dinleyici kitlesine ulaştı.
Bu erken dönem başarısını takip eden süreçte Imany, sinema müzikleri ve yeni projelerle üretim alanını genişletti. Audrey Dana tarafından yönetilen ve başrollerinde Isabelle Adjani, Vanessa Paradis, Laetitia Casta, Sylvie Testud, Audrey Dana, Marina Hands’in yer aldığı 2014 yapımı ünlü Fransız komedi-drama filmi “Sous Les Jupes Des Filles / French Women” filmi için hazırladığı müzikler, sanatçının anlatı kurma becerisini farklı bir mecra üzerinden görünür kıldı. Ancak kariyerindeki en büyük kırılmalardan biri, 2015 yılında “Don’t Be So Shy” parçasının Filatov & Karas remiksiyle geldi. Parça, Avrupa genelinde listelerin zirvesine yerleşerek çok sayıda ülkede altın, platin ve elmas sertifikalar elde etti; Imany’yi geniş kitleler için tanınan bir isim haline getirdi.
2016 tarihli “The Wrong Kind of War” albümü, sanatçının tematik olarak daha politik ve içsel bir hatta ilerlediğini gösterdi. Bu albümde yer alan şarkılar, toplumsal gerilimler, bireysel kırılmalar ve duygusal dayanıklılık gibi başlıklar etrafında şekillendi. Bu yaklaşım, Imany’nin müziğinde giderek belirginleşen bir özellik haline geldi: Anlatı netliği ve duygusal doğrudanlık.
2021 yılında yayınlanan “Voodoo Cello” projesi ise sanatçının kariyerinde ayrı bir başlık açtı. Sekiz çello eşliğinde yeniden yorumlanan popüler şarkılardan oluşan çalışma, klasik enstrümantasyon ile popüler müzik repertuvarı arasında kurduğu köprüyle dikkat çekti. Projenin sahne versiyonu, Avrupa’nın yanı sıra Türkiye’de de yoğun ilgi gördü; İstanbul, Ankara, İzmir ve Antalya’daki konserler kapalı gişe gerçekleşti.
“Women Deserve Rage”
“Women Deserve Rage” ise bu birikimin ardından gelen, daha doğrudan ve daha keskin bir ifade alanı açıyor. Albüm, başlığından itibaren bir kavram öneriyor: Bastırılmış öfkenin görünür kılınması. Imany burada öfkeyi bir yıkım değil, bir farkındalık ve yeniden inşa aracı olarak konumlandırıyor. Şarkıların merkezinde bireysel deneyimden yola çıkan ancak kolektif bir karşılık bulan bir anlatı yer alıyor. Kadınların kendi seslerini geri kazanma süreci, albümün temel eksenini oluşturuyor.
Bu yaklaşım aslında yeni değil, sanatçının uzun süredir işlediği temalarla doğrudan bağlantılı. Dayanıklılık, duygusal mücadele, kimlik arayışı ve anlam üretme çabası, Imany’nin diskografisinde süreklilik gösteren başlıklar. Ancak yeni albümde bu temalar daha az örtük, daha az metaforik ve daha doğrudan bir dil üzerinden kuruluyor. Bu da “Women Deserve Rage”i, sanatçının şimdiye kadarki en kişisel ve en açık sözlü çalışması haline getiriyor.
Imany’nin müzikal dili, çoğunlukla minimal düzenlemeler üzerine kurulu. Vokal performansın merkezde olduğu bu yapı, dinleyiciyi doğrudan söz ve duygu ile karşı karşıya bırakıyor. Sahnede de benzer bir yaklaşım sürdürülüyor: Abartıdan uzak, kontrollü ama yoğun bir ifade. Bu tercih, sanatçının müziğinde süsleme yerine özü öne çıkaran bir estetik anlayışa işaret ediyor.
Sanatçının kamusal duruşu da müziğiyle paralel ilerliyor. Kadın sağlığı ve toplumsal farkındalık konularında yürüttüğü çalışmalar, özellikle endometriozis üzerine faaliyet gösteren oluşumlarla kurduğu ilişkiler üzerinden görünürlük kazanıyor. Bu yönüyle Imany müzisyenliğinin yanı sıra belirli toplumsal meselelerle temas kuran bir kültürel figür olarak konumlanıyor.
Türkiye konserleri
Imany’nin Türkiye konserleri, sanatçının çok katmanlı müzikal üretiminin sahnedeki somut karşılığını sunan bir çerçeveye oturuyor. Piu Entertainment organizasyonuyla gerçekleşecek konserlerde Imany, 25 Haziran’da Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda, 29 Haziran’da ise ATO Congresium Kongre ve Sergi Merkezi’nde sahneye çıkacak. Her iki konser de saat 21.00’de başlayacak.
Program, “Women Deserve Rage” albümünün yeni repertuvarını merkezine alırken, “You Will Never Know” ve “Don’t Be So Shy” gibi kariyerinin dönüm noktası niteliğindeki parçalarla genişletiliyor. Bu yapı Imany’nin farklı dönemlerini, estetik yönelimlerini ve anlatı biçimlerini aynı sahnede bir araya getiren bütünlüklü bir kurgu öneriyor.
Sahne düzeni ve performans yaklaşımı, sanatçının müziğinde belirgin olan minimal ama yoğun ifade dilini koruyor. Vokal merkezli yapı, geri planda tutulan enstrümantasyonla birlikte dinleyiciyi doğrudan söz ve duygu eksenine yönlendiriyor. Bu tercih, özellikle yeni albümde öne çıkan öfke, yüzleşme ve yeniden inşa temalarının sahnede daha net ve doğrudan bir karşılık bulmasını sağlıyor.
Konserler Imany’nin üretim hattındaki sürekliliği de görünür kılıyor. “Women Deserve Rage” ile müziğini hem estetik bir alan hem de bir ifade ve konum alma biçimi olarak yeniden tanımlayan sanatçı bu yeni dönemde daha açık, daha doğrudan ve daha yüksek bir anlatı kuruyor. Bu nedenle Türkiye performansları, bir turne durağından ziyade, sanatçının uzun süredir inşa ettiği anlatının sahne üzerindeki güncel izdüşümü olarak okunuyor.
Etiketler: Women Deserve Rage turne müzik


