Indie-Rock’ın eskimeyen sesi Two Door Cinema Club
Indie-rock sahnesinin köklü temsilcilerinden Two Door Cinema Club, 13 Haziran’da Pozitif Vibrations kapsamında, Bonus Parkorman sahnesinde gerçekleşecek büyük buluşma öncesinde 16 yıllık serüvenlerini ve yeni şarkılarının heyecanını Milliyet Sanat’a anlattı.
Defne Akman
defnettinhanim@gmail.com
Kuzey İrlanda’nın Bangor kasabasından çıkan ve 2010’ların başında “What You Know”, “Undercover Martyn” ve “Something Good Can Work” gibi şarkılarla indie-rock sahnesinde kendine sağlam bir yer edinen Two Door Cinema Club, bugün türün hafızalara kazınan köklü isimlerinden biri. Alex Trimble (vokal, gitar), Sam Halliday (gitar, vokal) ve Kevin Baird’den (bas, vokal) oluşan grup, bu yıl ilk albümleri “Tourist History”nin 15. yılını kutlarken, yeni teklileriyle de yaratıcı enerjilerini koruduklarını kanıtlıyor. Grubun İstanbul’la olan bağı ise eskiye uzanıyor. İstanbullu dinleyici onları ilk kez 2012 yılında, izlemiş; ardından 2015’te Kevin ve Sam DJ performansıyla İstanbul izleyicisiyle bu kez mikser başında buluşmuştu. Şimdi ise Two Door Cinema Club, 13 Haziran Cumartesi günü Pozitif organizasyonuyla gerçekleşecek Pozitif Vibrations kapsamında, Bonus Parkorman sahnesinde tam kadro ve en yüksek enerjileriyle yeniden karşımızda. Üstelik o gün sahnede onlara bir diğer dev isim Kasabian’ın yanı sıra Chezile, Brigitte Calls Me Baby ve ARKADAŞ da eşlik edecek.
Grubun 16 yıllık serüvenini ve bu büyük buluşmanın heyecanını, solist Alex Trimble Milliyet Sanat’ın sorularını yanıtlayarak paylaştı.
İstanbul’daki son tam kadro konseriniz 2012’deydi. 2012'de yeni bir sestiniz, bugünse indie müziğin yapı taşlarından birisiniz. İstanbul’daki dinleyiciler arasında, siz buradaki ilk konserinizi verdiğinizde henüz hayatta bile olmayan gençleri görmek nasıl bir duygu?
Bence bunun üzerinde çok fazla düşünmesek daha iyi! İnsanların size, müziğinizin gençlik yıllarının fon müziği olduğunu söylemesi harika bir duygu. Zamanın ötesinde bir bağ kurabilmek çok güzel… Sizi biraz yaşlı hissettirse bile!
İstanbul’da sahneyi Kasabian ile paylaşıyorsunuz. Her iki grup da Birleşik Krallık/İrlanda indie sahnesinin önemli aktörlerinden. Böylesine yüksek enerjili isimlerle birlikte sahne almak, sizin sahne duruşunuzu veya şarkı seçimlerinizi etkiliyor mu?
Kariyerimizin başlarında öyleydi sanırım ama zaman geçtikçe bir grup olarak kim olduğunuzu, kendinize güvenmeyi ve rahat olmayı öğreniyorsunuz. Artık sahneye çıkıp sadece kendimiz olabiliyoruz. Başkasına bakıp enerjimizi yükseltmiyoruz, sadece sahneye çıkıp kendi halimizde takılıyoruz; ama şansımıza bizim o doğal halimiz de zaten acayip enerjik bir şeye dönüşüyor.
Kasabian
Bu yaz pek çok yerde ve Cardiff Kalesi’nde “Tourist History” albümünün tamamını çalmaya hazırlanıyorsunuz. 16 yıl sonra “What You Know” gibi şarkılara bakışınız nasıl değişti? Onları eski birer dost olarak mı görüyorsunuz, yoksa o zamanki halinizi yansıtan bambaşka bir grubun kaydı olarak mı?
Aslında artık bize ait değiller gibi hissediyoruz. Hayranlarımızla aramızda kurduğumuz o güzel ve ortak bağın bir parçası oldular. O şarkıları yazdığımız anlardaki duygularla bağ kurmak zor, ancak sahnede her çaldığımızda onlara yeniden hayat verme şansına sahip olduğumuz için çok şanslıyız.
“Sure Enough” ve “Happy Customers” gibi son teklilerinizde o eski, enerjik hava hemen farkediliyor. 16. yıl kutlamaları vesilesiyle 2010 dönemini yeniden yaşarken, bu durum yeni bestelerinizde bir köklerine dönüş etkisi mi yarattı?
Sanırım bu, geçmişe kıyasla bizi daha çok heyecanlandıran bir şey. Kendi özgün beste anlayışımızdan ödün vermedik ama son zamanlarda şarkı yazarken ve paylaşırken artık çok daha sade ve akışkan bir yöntemle ilerliyoruz.
İstanbul’da bizi altıncı albümden sürprizler mi bekliyor, yoksa bu yazı sadece 16 yıllık o yolculuğu kutlamaya mı ayırdınız?
Yeni müzikler için şu sıralar stüdyodayız, o yüzden şimdiden bir şey söylemeyeyim ama sağımız solumuz belli olmaz!
Etiketler: Indie-Rock Two Door Cinema Club Milliyet Sanat


