Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » İş Sanat ‘Parlayan Yıldızlar’da klarnet ve piyanonun yeni nesil diyaloğu

İş Sanat ‘Parlayan Yıldızlar’da klarnet ve piyanonun yeni nesil diyaloğu

İş Sanat ‘Parlayan Yıldızlar’da klarnet ve piyanonun yeni nesil diyaloğu16 Nisan 2026 - 03:04
İş Sanat’ın genç müzisyenlere sahne deneyimi kazandırmak amacıyla sürdürdüğü ‘Parlayan Yıldızlar’ konser serisi, 20 Nisan 2026’da İş Kuleleri Salonu’nda Defne Mecidiye ve Mustafa Anıl Aşan’ı aynı sahnede buluşturuyor.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
 
Klasik müzik dünyasında kariyerin ilk adımları çoğu zaman sahne dışında, uzun saatlere yayılan bireysel çalışma süreçlerinde atılır. Ancak bazı platformlar vardır ki, bu görünmeyen emeği sahneye taşıyarak genç müzisyenleri doğrudan dinleyiciyle buluşturur. İş Sanat’ın ‘Parlayan Yıldızlar’ serisi tam da bu işlevi üstleniyor: Konservatuvar sıralarında şekillenen yetenekleri profesyonel sahne atmosferiyle erken yaşta tanıştırmak.
 
20 Nisan tarihli konser, bu yaklaşımın yeni bir halkası olarak İstanbul’da gerçekleşecek. Sahnenin iki genç temsilcisi Defne Mecidiye (klarnet) ve Mustafa Anıl Aşan (piyano), farklı enstrüman dillerini aynı estetik zeminde bir araya getirerek kuşağın müzikal eğilimlerine dair dikkat çekici bir kesit sunacak. Henüz eğitim süreçlerinin başında olsalar da, uluslararası başarılar ve erken dönem konser deneyimleriyle dikkat çeken iki genç isim, klasik müziğin gelecek kuşağına dair güçlü bir işaret veriyor.
 
Defne Mecidiye
 
2009 yılında İzmit’te doğan Defne Mecidiye’nin müzikle ilişkisi, erken yaşta başlayan ve akademik bir çerçevede gelişen sistematik bir öğrenme sürecine dayanıyor. 2019 yılında Kocaeli Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda klarnet eğitimine başlaması uzun vadeli bir müzikal kimliğin başlangıcı oldu.
 
Öğretim Görevlisi Yasemin Salman ile yürüttüğü çalışma süreci, Mecidiye’nin teknik gelişimini oda müziği ve orkestra pratiğiyle paralel ilerleten bir yapıya dönüştü. Kocaeli Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Oda Orkestrası ve Kocaeli Sanayi Odası Oda Orkestrası’nda klarnet grup şefi olarak görev alması, henüz eğitim aşamasında olmasına rağmen liderlik sorumluluğu üstlenebilen bir müzisyen profili çizdi.
 
 
Bu süreç yalnızca yerel sahnelerle sınırlı kalmadı. 2023 yılında Yunanistan ve Belçika’da katıldığı masterclass programları, Avrupa merkezli pedagojik yaklaşımlarla tanışmasını sağladı. 2025 yılında Fransa’da katıldığı eğitim programı ise oda müziği pratiğini uluslararası bir bağlama taşıdı.
Defne Mecidiye’nin kariyerinde dikkat çeken bir diğer unsur, çok sayıda önemli sanatçıyla kurduğu doğrudan çalışma deneyimi oldu. Franck Amet, Florent Héau, Philippe Cuper, Robert Spring, Spyros Mourikis ve Jean-Marc Fessard gibi isimlerle yapılan çalışmalar, onun klarnet yorumculuğunu farklı ekollerin kesişiminde geliştirmesine olanak sağladı. Türkiye’de ise Orkun Uyar, Kıvanç Fındıklı ve Ayşegül Kirmanoğlu gibi isimlerle yürüttüğü çalışmalar, bu çok katmanlı eğitimi yerel bir müzik geleneğiyle dengeledi.
 
Mecidiye’nin uluslararası yarışma başarıları da bu gelişim çizgisini destekler nitelikte. 2023 yılında World Classical Music Awards’da ’Gold Prize’, Saint-Saëns International Music Competition’da ‘Gold Prize’ ve ‘Excellent Interpretation Special Award’; 2025 yılında ise Beethoven International Music Competition UK’de ‘First Prize’ kazanması, genç sanatçının yorumculuk disiplininin erken yaşta uluslararası ölçekte karşılık bulduğunu gösteriyor.
 
Mustafa Anıl Aşan
 
2009 yılında İstanbul’da doğan Mustafa Anıl Aşan’ın müzikle ilişkisi, akademik bir başlangıçtan çok bireysel bir merakın yön verdiği bir keşif süreciyle şekilleniyor. Piyano çalmaya sekiz yaşında internet üzerinden eğitim videoları izleyerek başlaması, müzikle kurduğu ilişkinin bağımsız öğrenme motivasyonu üzerinden geliştiğini gösteriyor.
 
2019 yılında BİLSEM’in hem genel yetenek hem de müzik bölümlerini kazanması, bu bireysel başlangıcın kurumsal bir çerçeveye taşınmasını sağladı. İlk piyano eğitimini Sakarya Sanat Merkezi’nde alarak sahneyle tanışan Aşan, aynı yıl Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde verdiği ilk konserle performans alanına adım attı.
 
2020 yılı, akademik yolculuğunda kritik bir eşik oldu. Hem Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi İstanbul Devlet Konservatuvarı’nı hem de Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı’nı kazanması, Türkiye’deki iki önemli müzik kurumunun aynı öğrenci üzerinde birleştiği nadir örneklerden biri olarak dikkat çekti.
 
 
Bir yıl boyunca Prof. Yeşim Alkaya Yener ile çalışan Aşan, 2021 yılından itibaren Prof. Binnur Ekber ile eğitimini sürdürerek teknik ve yorumculuk kapasitesini daha ileri bir seviyeye taşıdı. Bu süreç, repertuvar yaklaşımını akademik disiplinle daha sıkı bir ilişki içine soktu.
 
2024 yılında Gökyay Vakfı Satranç Müzesi’nde gerçekleştirdiği konser Aşan’ın sahne deneyimini yalnızca konser salonlarıyla sınırlı tutmadığını, farklı mekânsal bağlamlarda performans üretmeye açık bir müzisyen olduğunu ortaya koydu. Mustafa Anıl Aşan, hâlen Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı Müzik ve Sahne Sanatları Lisesi piyano bölümünde 10. sınıf öğrencisi olarak eğitimine devam ediyor.
 
‘Parlayan Yıldızlar’
 
İş Sanat’ın ‘Parlayan Yıldızlar’ serisi, yalnızca genç müzisyenlere sahne açan bir program değil; aynı zamanda klasik müzik eko sisteminde sürdürülebilir sanatçı yetiştirme modelinin Türkiye’deki örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor. Bu tür platformlar, akademik eğitimin soyut alanını sahne pratiğiyle birleştirerek genç sanatçılara erken yaşta profesyonel bir perspektif kazandırıyor.
Defne Mecidiye’nin klarnet üzerinden kurduğu disiplinli ve çok katmanlı Avrupa merkezli eğitim hattı ile Mustafa Anıl Aşan’ın kendi kendine başlayan ve konservatuvarlarda derinleşen piyano yolculuğu, aynı sahnede farklı iki öğrenme modelinin karşılaşmasını temsil ediyor.
 
İki enstrüman, iki hikâye
 
20 Nisan Pazartesi akşamı saat 2o0.30’da İş Kuleleri Salonu’nda gerçekleşecek konser, teknik yeterlilikten çok daha fazlasını temsil ediyor. Sahnede klarnet ve piyano yalnızca iki enstrüman olarak değil iki farklı öğrenme biçimi, iki farklı müzikal sosyalleşme süreci ve iki farklı estetik yönelim olarak yan yana gelecek. Bu nedenle konser, Türkiye’de yetişen yeni kuşağın müzikle kurduğu ilişkinin canlı bir belgesi niteliğinde olacak.