İş Sanat’ta genç virtüözler
“Parlayan Yıldızlar” konser dizisinde 9 Mart akşamı piyanist Barış Tümkaya ile fagot sanatçısı Öykü Kebir sahne alacak.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
Klasik müziğin geleceği çoğu zaman büyük sahnelerde değil, ilk ciddi adımların atıldığı salonlarda şekillenir. Türkiye’de klasik müziğin kurumsal destekle büyüyen en istikrarlı platformlarından biri olan “Parlayan Yıldızlar” konserleri, uzun yıllardır genç solistlere profesyonel sahne deneyimi kazandırmayı amaçlıyor. İş Sanat tarafından düzenlenen konserler, yalnızca bir öğrenci resitali niteliği taşımıyor; aksine kariyerlerinin erken dönemindeki sanatçıların repertuvar derinliğini ve yorum olgunluğunu geniş bir dinleyici kitlesiyle buluşturuyor.
Bu sezonun dikkat çeken programlarından biri olan 9 Mart tarihli konserde iki genç müzisyen, farklı müzik geleneklerini temsil eden besteciler aracılığıyla dinleyiciyi üç yüzyılı aşan bir repertuvar yolculuğuna çıkarıyor. Barok klavsen estetiğinden romantik piyano virtüözitesine, modern oda müziği yazımından 20. yüzyıl fagot repertuvarına uzanan bu program, aynı zamanda genç yorumcuların teknik ve ifade olanaklarını sergilemeleri için geniş bir alan yaratıyor.
Barış Tümkaya
Konserin ilk bölümünde sahne alacak 2009 İstanbul doğumlu piyanist Barış Tümkaya, Türkiye’de son yıllarda dikkat çeken genç klasik müzik yeteneklerinden biri olarak anılmaya başladı. Erken yaşta başlayan piyano eğitimi, dört yıllık yoğun bir temel çalışmanın ardından 2023 yılında önemli bir dönemece ulaştı. Tümkaya, İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nın tam zamanlı lise programına kabul edildi.
Genç piyanistin eğitimi burada Belarus kökenli piyanist ve pedagog Sviatlana Duran ile sürüyor. Duran’ın öğrencilerinde vurguladığı stil disiplini ve teknik netlik, Tümkaya’nın repertuvar seçiminde ve yorum yaklaşımında da kendini hissettiriyor. Henüz kariyerinin başında olmasına rağmen katıldığı uluslararası yarışmalarda aldığı dereceler, onun müzikal gelişiminin dikkatle izlenmesine neden oldu.
2024 yılında düzenlenen 18. Pera Uluslararası Piyano Yarışması’nda ikincilik ödülünü kazanması, genç piyanistin adını ilk kez geniş bir çevrede duyurdu. Bu başarıyı 2025 yılında katıldığı VI. Uluslararası Adana Rhapsody Piyano Yarışması’nda aldığı mansiyon ödülü izledi. Aynı yıl Tümkaya için belirleyici bir sezon oldu: SunART Uluslararası Piyano Yarışması’nda birincilik ve ‘En İyi Çağdaş Eser Yorumu’ ödülünü kazandı. Ardından 7. Uluslararası Altın Nota Piyano Yarışması’nda Grand Prix ve ‘Oda Senfoni Orkestrası ile Çalma’ ödülüne layık görüldü.
Henüz profesyonel kayıt kariyerinin başında olan Tümkaya’nın yayınlanmış bir albümü ya da resmi tekli kaydı bulunmuyor. Bununla birlikte konser repertuvarı, Barok klavye literatüründen romantik dönem virtüözitesine ve modern piyano yazımına uzanan geniş bir yelpazeye sahip. Bu konser için seçtiği eserler de genç piyanistin stil çeşitliliğini ortaya koyuyor.
Programın ilk bölümünde İtalyan Barok ustası Domenico Scarlatti’nin iki kısa ama karakteristik sonatı yer alıyor: “Fa minör K.466” ve “Si minör K.27”. Klavsen için yazılmış bu eserler, modern piyano üzerinde icra edilirken yorumcudan hem incelikli artikülasyon hem de ritmik çeviklik talep eden eserler.
Romantik repertuvara geçişte ise Rus piyano edebiyatının güçlü isimlerinden Sergei Rachmaninoff’un “Op.39 Étude-Tableaux” dizisinin altıncı parçası yer alıyor. Bu eser de yoğun akor dokusu ve dramatik gerilimiyle piyanistin teknik dayanıklılığını sınayan bir çalışma olarak biliniyor.
Programın romantik zirvesi, Rus besteci Pyotr Ilyich Tchaikovsky’nin “Dumka” başlıklı “Do minör Op.59” piyano parçası. Ukrayna halk müziğinden esinlenen bu eser, ağıt benzeri lirizm ile dans karakterli bölümler arasında gidip gelen dramatik yapısıyla dikkat çekiyor.
Konserin finalinde ise Fransız besteci ve piyanist Pierre Sancan’ın ünlü “Toccata”sı yer alıyor; modern piyano repertuvarının en enerjik kapanış parçalarından biri sayılan bu eser, ritmik keskinliği ve mekanik virtüözitesiyle genç piyanistler için adeta bir teknik vitrin niteliği taşıyor.
Öykü Kebir
Konserin ikinci bölümünde sahneye çıkacak fagot sanatçısı Öykü Kebir ise Türkiye’de nispeten az temsil edilen bir enstrümanın genç yorumcularından biri. Kebir’in müzik yolculuğu 2018 yılında, Türkiye’nin köklü müzik eğitim kurumlarından biri olan Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı’nın yetenek sınavını kazanmasıyla başladı.
Kebir, konservatuvar eğitiminde fagot pedagogu Gülnur Kurt ile çalışıyor. 2023 yılında başarıyla tamamladığı sınıf yükseltme sınavı, eğitimindeki önemli eşiklerden biri oldu. Henüz öğrencilik yıllarında uluslararası yarışma deneyimi de kazanan genç fagotçu, 2019’da Ukrayna’da düzenlenen Caspi Art Uluslararası Sanat Yarışması’nda kendi kategorisinde ikincilik elde etti.
Orkestra deneyimi bakımından da erken bir repertuvar birikimi oluşmuş durumda. Kebir, Türkiye’de genç müzisyenlerin yetişmesine önemli katkılar sağlayan Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası başta olmak üzere Gordion Oda Orkestrası ve STOA gibi topluluklarla konserler verdi. Bu süreçte Türkiye’nin tanınmış şefleri arasında yer alan Rengim Gökmen, Oğuzhan Kavruk, Burak Tüzün, Hasan Niyazi Tura, Tolga Taviş, Işın Metin, Şerifcan Ünver ve Kutay Maktay ile çalışma fırsatı buldu.
Tıpkı Barış Tümkaya gibi Kebir de henüz kariyerinin başında olduğu için yayımlanmış bir albüm ya da ticari kayıt kataloğuna sahip değil. Buna karşın repertuvarı, fagot literatürünün 20. YY ağırlıklı eserleri kapsayan ciddi bir teknik altyapıya işaret ediyor.
Konserde seslendireceği eserlerden biri, Fransız besteci Pierre Max Dubois’nın caz ve dans ritimlerinden esinlenen “Sonatine-Tango”su. Allegro ve Andante bölümleriyle başlayan eser, finalde karakteristik bir tango bölümüyle son buluyor.
Programın ikinci önemli eseri ise Çek besteci Jirí Pauer’in “Fagot Konçertosu”ndan “Allegro Moderato” bölümü. 20. YY’ın ortalarında yazılmış olan bu konçerto, fagotun dramatik ve lirizmi aynı anda taşıyabilen renkli karakterini ortaya çıkaran bir yapıya sahip.
Konserin kapanışında ise Amerikalı besteci Aaron Robinson’un fagot ve piyano için yazdığı “Sonatina” yer alıyor. “Allegro”, “Andante” ve “Allegro Giocoso” bölümlerinden oluşan bu eser, genç fagotçular için hem teknik hem de müzikal ifade açısından zengin bir çalışma olarak biliniyor.
Geleceğin sahnesi
Klasik müzik dünyasında kariyerler çoğu zaman uzun yıllara yayılan bir inşa süreciyle şekillenir. Bir yarışmada kazanılan ödül ya da tek bir konser çoğu zaman yalnızca başlangıçtır. Ancak bu tür sahneler, genç müzisyenlerin profesyonel müzik hayatına attıkları ilk ciddi adımların kaydını tutar.
Barış Tümkaya ve Öykü Kebir için de 9 Mart akşamı sahne alacakları bu konser, gelecekte daha büyük salonlarda ve orkestralarla sürdürülecek müzikal yolculuğun erken bir durağı olarak hafızalara yazılacak.
“Parlayan Yıldızlar “konserleri bu nedenle yalnızca bir etkinlik dizisi değil, aynı zamanda klasik müzik dünyasının geleceğini sessizce belgeleyen bir sahne niteliği taşıyor. Bugünün genç yorumcuları, birkaç yıl sonra uluslararası sahnelerde duyulacak isimlere dönüşürken, bu konserler de o yolculuğun ilk sayfaları olarak hatırlanıyor.
Program:
- Barış Tümkaya
Domenico Scarlatti: - “Fa minör Sonat, K. 466”, “Si minör Sonat, K. 27”
Sergei Rachmaninov.: - “Étude-Tableaux, Op. 39 No. 6”
Pyotr Ilyiç Tchaikovsky: “Dumka” (“Do minör, Op. 59”)
Pierre Sancan: - “Toccata”
- Öykü Kebir
Pierre-Max Dubois: - “Sonatine-Tango” (I. “Allegro”, II. “Andante”, IV. “Tango”)
Jirí Pauer: - “Bassoon Concerto” (I. “Allegro Moderato””
Aaron Robinson. “Sonatina for Bassoon and Piano” (I. “Allegro”, II. “Andante”, III. “Allegro Giocoso”
Geçtiğimiz sezonun “Parlayan Yıldızlar” konserlerinde yer alan genç müzisyenlerin performanslarından kısa videoları, İş Sanat YouTube kanalından izleyebilirsiniz.
Detaylı bilgi için: issanat.com.tr


