“Işığın Aralığı”na daha “Claire” bakışlar
Claire Arkas’ın 14. kişisel resim sergisi “Işığın Aralığı”, İstanbul Cihangir’deki Ark Kültür’de. 7 Şubat’a kadar izlenecek sergide, Arkas’ın farklı konu ve teknikleri harmanladığı son dönem 40’a yakın eseri bir arada sunuluyor. Kurumun üç katına yayılan sergi üzerine bir değerlendirme yapan küratör, sanat eleştirmeni Karoly Aliotti’ye göre “Arkas’ın resimleri ve çizimleri, sadece görülen şeylerin temsilleri değil, görmenin kendisine doğru açılan sessiz düşünme yolları” olarak niteleniyor.
EVRİM ALTUĞ
evrimaltug@gmail.com
Ressam Claire Arkas’ın 14. kişisel sergisi, “Işığın Aralığı”, İstanbul Cihangir’deki Ark Kültür’de 6 Ocak Çarşamba akşamı yapılan özel açılış ile sanatseverlere sunuldu. Açılışa, sanatçının babası, Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Lucien Arkas ve eşi Merve Arkas ile aile üyelerinin yanı sıra Arkas Holding üst düzey kadrosunun başını çektiği, sanatçı, koleksiyoner ve kurum yöneticilerini de kapsayan kalabalık bir davetli topluluğu katıldı.
Claire Arkas
Onur Göçmez, Diane Arkas Göçmez, Emma Dumitrescu, Claire Arkas, Lucien Arkas, Merve Arkas, Aurette Arcas, Vassilis Dimas
“Işığın Aralığı” sergisinde, sanatçının doğa ve kent manzaralarını kesiştiren, kâğıt üzerine akrilik, suluboya, litografi ve karakalem gibi farklı tekniklerdeki toplam 37 adet yapıt, kurumun üç katına birden yayılarak, ziyaretçilerle buluşturuldu. 7 Şubat’a kadar yer alacak sergide Claire Arkas, bu kez, sarmaşıklardan dansçılara, otoportre çalışmalarından, yolda geçip giden bireylere, hayattan nice yansımayla yüklü kent vitrinlerinden, katedral kompozisyonları ve sabun köpüğü yapan insanlara uzanan bir çeşitlilik ortaya koyuyor.
Ziyaretçileri ayrıca, İstanbul Bankalar Caddesi’ndeki tarihi Kamondo Merdivenleri’nden zeytin ağaçlarına sürükleyen emeği ile Claire Arkas, Cihangir Ark Kültür sergisinde ayrıca, özgürlüğün tadını çıkaran genç kadınları, ya da kendi ekseninde dönen dansçıları, ânın yoğunluğuna sadakatle tasvir ediyor. Serginin büyük bölümünde ayrıca, sanatçının üzerinde çalıştığı doğa ve kent yansımaları, özgün ışık ve gölge keşifleriyle bütünleşiyor.
Kariyeri boyu, Ankara, İzmir, Paris, Sakız Adası ve Alaçatı gibi konumlarda izleyicisiyle buluşmuş olan ressam Claire Arkas, bu yeni sergisinde de psikolojik ve plastik ifade arayışını eksiltmiyor. Sanatçı, salt resmin uğruna, ziyaretçinin imge ile baş başalığına saygı ve emek içinde hareket ediyor. Arkas böylece, Ark Kültür’ün koridorlarını her zamanki tevazusu ile yine bir görsel ve duygusal keşif kaynağına dönüştürüyor.
Claire Arkas, “Camın İki Yüzü”, 2025
Claire Arkas, “Yeşil Yansıma”, 2025
Sanatçı, sergisinde ayrıca izleyenleri Japon güllerinden zeytin ağaçlarına, ağır kanatlı meleklerden gotik esintiye kapılmış bireylere kadar, birbirinden çeşitli nice kompozisyonla baş başa bırakıyor. İlk sergisini 2004’te açan sanatçının Pierre Bonnard ve Édouard Vuillard gibi, post-empresyonist dönemi üyesi ressamların sıklıkla başvurduğu yoğun desenli alanları çağrıştıran yapıtları hakkında, küratör, sanat eleştirmeni ve danışmanı Karoly Aliotti de, özel bir metin kaleme almış bulunuyor. Aliotti, Claire Arkas hakkında özetle şu ifadeleri kullanıyor:
“...Bu tevazu ve sessizlikte, Sufî bir sezgiyi anımsatan bir şey vardır. Yunus Emre’ye atfedilen ünlü sözde dendiği gibi, ‘Çekilirsen aradan, tezahür eder Yaradan’. Claire için bu, bir sanatçı etiğine dönüşür. Kendi gürültüsünden çekilir, geri durur. Böylece ışık, su, cam, bedenler ve ağaçlar, kendi varlıklarını bütünüyle açığa çıkarır. Ressam sustuğunda, dünya görünme alanı kazanır. Bu nedenle Claire’in resimleri ve çizimleri, sadece görülen şeylerin temsilleri değil, görmenin kendisine doğru açılan sessiz düşünme yollarıdır.
‘Işığın Aralığı’ başlıklı bu sergi, izleyiciye yalnızca imgeler sunmakla kalmaz; aynı zamanda yavaşlamış zamanın ve dikkatli sessizliğin içinde, imgelerin nasıl oluştuğunu, nasıl değişip çoğaldığını düşünme fırsatı veren poetik bir alan yaratır. Bir vitrin düzeni, havuz yüzeyindeki kırılma, ağaç gövdesindeki çizgi, bir figürün nefesi… Hepsi aynı dünyanın titreşimleri olarak belirir. Çünkü ressam yerinden çekilmiş, yol açmıştır. Claire’in çalışmasının sessiz ama ısrarcı sorusu, belki de şöyle formüle edilebilir: Gördüğümüz, gerçekten sadece gözün gördüğü şey midir?’”


