Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » Işığın izinde, kırılganlığın eşiğinde

Işığın izinde, kırılganlığın eşiğinde

Işığın izinde, kırılganlığın eşiğinde19 Mart 2026 - 08:03
Didart Creativo Milano’da açılan “Where Işık Touches - Fragile and Grace / Işığın Dokunduğu Yerler - Kırılgan Zarafet” sergisi, doğaya bakan bir göz ile formu yoğuran bir elin aynı hikâyede buluştuğu nadir anlardan birine tanıklık ediyor.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
 
19 Mart - 2 Nisan tarihleri arasında İtalya’nın Milano kentindeki Didart Creativo Milano’da izleyiciyle buluşacak “Where Işık Touches - Fragile and Grace / Işığın Dokunduğu Yerler - Kırılgan Zarafet”, yalnızca bir sergi değil, aynı zamanda uzun yıllara yayılan iki ayrı yaratıcı yolculuğun kesişim noktası. Ortopedi Cerrahı Prof. Dr. Işık Akgün’ün dünyanın farklı coğrafyalarında kaydettiği fotoğraflar ile eşi Billur Akgün’ün seramikleri, bu sergide ilk kez birlikte, üstelik yurt dışında ilk ortak sunumlarıyla bir araya geliyor. Küratör Diğdem Gencay Turaman’ın sergi metninde işaret ettiği gibi, burada kurulan ilişki bir karşıtlık değil; doğanın kırılgan dengesi ile formun inceliği arasında kurulan sessiz bir diyalog.
 
Işığın izini süren bir cerrahın hikâyesi
 
Prof. Dr. Işık Akgün’ün hikâyesi, alışıldık sanatçı biyografilerinin ötesine geçiyor. 1980 yılında İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun olan Akgün, 1985’te Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde Ortopedi ve Travmatoloji uzmanlığını tamamladı. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör unvanını aldı. 2011 yılında Cerrahpaşa’daki görevinden emekli olduktan sonra mesleğini özel olarak sürdürmeye devam etti. Ancak Akgün’ün ikinci ve belki de daha sessiz ama derin yolu, 1990’ların ortasında fotoğrafla başladı.
 
 
Işık Akgün
 
İlk yıllarında ağaçlara odaklanan Akgün, zamanla doğa, vahşi yaşam ve insan portrelerine yöneldi. Bu merak onu dünyanın 109 ülkesine taşıdı. Kuşlar üzerine yoğunlaştığı dönemler oldu, insan yüzlerinde küresel hikâyelerin izini sürdüğü çalışmalar yaptı. Nisan 2014’te İstanbul BackArt Gallery’de açtığı “Texture” başlıklı ilk kişisel sergisinde Galapagos Adaları’nın endemik türlerini, dokunun hem özne hem de zemin olduğu bir anlatıyla sundu. Aynı yıl Aralık ayında Bursa’da düzenlenen 4. Uluslararası Fotoğraf Festivali kapsamında açtığı “Conceptual” sergisi ise dünyanın farklı bölgelerinden yerli halk portreleri üzerinden küresel kaos duygusunu tartışmaya açtı. Mayıs 2016’da Nişantaşı Işık Lisesi Sergi Salonu’nda izleyiciyle buluşan “Beginning or End?” başlıklı üçüncü sergisinde ise Antarktika buzullarından Namibya çöllerine uzanan görüntülerle, insanlığı bekleyen soruyu ortaya koydu: Çölleşme mi, yoksa yeni bir buzul çağı mı?
 
 
 
Işığın Dokunduğu Yerler fotoğraf sergisi
 
Bugün Milano’da açılan bu dördüncü sergi, sanatçının uluslararası ölçekteki en görünür duraklarından biri. Aynı zamanda kişisel bir anlam da taşıyor; çünkü bu kez yalnız değil. Yıllar içinde fotoğraf yolculuğunda kendisine rehberlik eden ve Ara Güler ile tanışmasında rol oynayan ustaları anarken, sanatın kendi yaşamındaki merkezi yerini de açıkça ortaya koyuyor. Cerrah olarak mesleğini de ‘en yüksek sanatsal düzeyde icra etme’ çabası, disiplinler arası bakışını belirginleştiriyor.
 
Kırılganlığı biçime dönüştüren bir yolculuk
 
Billur Akgün’ün hikâyesi ise farklı bir yerden başlıyor ama aynı yoğunlukta ilerliyor. 1987 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi’nden mezun olan sanatçı, ailesinden devraldığı sanat ilgisiyle resimle başladığı üretim sürecini yıllar içinde derinleştirdi. 1999’da Özden Sanat Galerisi’nde açtığı ilk kişisel sergiyi, 2003’te Pera Sanat Galerisi, 2006’da Eylül Sanat Galerisi ve 2012’de Habi Art Gallery’deki sergiler izledi.
 
 
Billur Akgün
 
Uzun yıllar resimle çalışan Akgün, son beş yılda yönünü seramiğe çevirdi. Bu yön değişikliği yalnızca teknik bir tercih değil; malzemenin doğasıyla kurulan daha doğrudan bir ilişki. Seramikteki kırılganlık ile formun direnci arasındaki gerilim, işlerinin merkezine yerleşiyor. Günlük hayatın sıradan nesnelerini -örneğin bir çantayı- seramikte yeniden kurarken, işlevi askıya alıyor ve nesneyi hafıza, duygu ve kimlik taşıyan bir yüzeye dönüştürüyor. Milano’daki sergi, sanatçının ilk kişisel seramik sergisi olma özelliğini taşıyor ve aynı zamanda yeni bir coğrafyada, yeni bir ifade katmanının başlangıcını işaret ediyor.
 
 
Kırılgan Zerafet seramik sergisi
 
İki anlatı, tek sergi
 
Milano’nun çağdaş sanat sahnesinde konumlanan Didart Creativo Milano, klasik bir galeriden ziyade proje odaklı, küratöryel yaklaşımı güçlü bağımsız bir sanat platformu olarak öne çıkıyor. Farklı disiplinleri bir araya getiren sergileriyle uluslararası sanatçılar arasında diyalog kurmayı amaçlayan mekân sanatı yalnızca estetik bir üretim değil, aynı zamanda kültürel ve düşünsel bir ifade alanı olarak ele alıyor. Yönetiminde ve küratöryel yapısında Diğdem Gencay Turaman’ın yer aldığı Didart, kısa süreli ama yoğun içerikli sergi programlarıyla Milano’nun dinamik sanat ekosistemi içinde özellikle deneysel ve disiplinler arası üretimlere alan açan, butik ölçekli fakat etkisi yüksek bir merkez olarak dikkat çekiyor.
 
 
 
Işığın Dokunduğu Yerler fotoğraf sergisi
 
Serginin küratöryel çerçevesi, Diğdem Gencay Turaman’ın metninde açıkça hissediliyor. Sanatın çoğu zaman iki farklı bakışın kesiştiği yerde doğduğunu vurgulayan bu yaklaşım, serginin omurgasını oluşturuyor. Prof. Dr. Işık Akgün’ün fotoğrafları Antarktika buzullarından Afrika savanlarına uzanan geniş bir coğrafyada ışığın temas ettiği anları kaydederken, bu görüntüler yalnızca birer manzara değil; zamanın ve varoluşun sessiz tanıkları olarak karşımıza çıkıyor. İnsan figürü bu genişlik içinde, doğa ile insan arasındaki hassas dengeyi hatırlatan geçici bir iz olarak beliriyor.
 
 
Kırılgan Zerafet seramik sergisi
 
Billur Akgün’ün seramikleri ise gündelik olanı dönüştürerek başka bir düzleme taşıyor. Bir nesneye dokunuşun, onu kullanma biçimimizin ve hatta zamanın bıraktığı izlerin, malzemenin yüzeyinde nasıl bir hafızaya dönüştüğünü görünür kılıyor. Böylece sergide fotoğraf ve seramik karşı karşıya gelmiyor; aksine birbirini tamamlayan iki ayrı anlatı olarak aynı eksende buluşuyor.
 
Sessiz diyalog
 
“Where Işık Touches - Fragile and Grace / Işığın Dokunduğu Yerler - Kırılgan Zarafet” farklı kılan şey, iddialı bir söylemden çok izleyiciyi içine çeken sessiz diyalog. Doğaya bakan bir göz ile formu şekillendiren bir el arasında kurulan ilişki, izleyiciyi de bu diyaloğun parçası haline getiriyor. “Işığın Dokunduğu Yerler” ve “Kırılgan Zarafet” başlıkları, aslında tek bir cümlenin iki yarısı gibi çalışıyor: Işık nereye değerse, orada bir iz kalıyor; o iz, sanatla temas ettiğinde kırılganlaşıyor ama aynı ölçüde anlam kazanıyor.
 
Hayatı eş olarak da paylaşan iki sanatçının eserlerinin ilk kez bir araya geldiği Didart Creativo Milano’daki buluşma aynı zamanda iki ayrı disiplinin, iki farklı bakışın ve iki özgün yaşam deneyiminin kesiştiği özel bir eşik sunuyor. Ve o eşikte, izleyiciye düşen şey oldukça net: Bakmak, ama bu kez gerçekten görmek.