Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » İstanbul’da sınırların ötesinde

İstanbul’da sınırların ötesinde

İstanbul’da sınırların ötesinde18 Eylül 2026 - 04:09
Tiyatrodan dansa, performanstan disiplinlerarası üretimlere uzanan 8. Istanbul Fringe Festival, 19-26 Eylül tarihleri arasında İstanbul’un iki yakasına yayılan programıyla sanatçı, mekân ve seyirci arasındaki alışılmış ilişkileri yeniden kuruyor.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
 
İstanbul’da bir festival düşünün; bir akşam İMÇ’nin koridorlarında deneysel bir performans izlerken ertesi gün tarihi bir hanın içinde farklı disiplinlerin kesiştiği bir çalışmanın parçası olabiliyorsunuz. Büyük bir sahnede dans gösterisiyle karşılaşırken birkaç saat sonra bağımsız bir mekânda yeni bir performans biçimini deneyimlemek mümkün. Istanbul Fringe Festival’in sekiz yıllık hikâyesi biraz da bu hareketin üzerine kurulu. Festival, gösteri sanatlarını tek bir merkezde toplamaktansa İstanbul’un farklı mekânlarına yayılarak sanatçıların, izleyicilerin ve kentin birbirleriyle karşılaşabileceği yeni alanlar açıyor.
 
Türkiye’de ilk kez 2019’da düzenlenen Istanbul Fringe Festival, tiyatro, dans ve performans alanlarında Türkiye’den ve dünyanın farklı ülkelerinden sanatçıları İstanbul’da buluşturuyor. Festivalin kendi verilerine göre ilk altı yılında 50 binden fazla seyirciye ve 500’den fazla sanatçıya ulaştı; uluslararası gösterilerin yanı sıra atölyeler, paneller, sanatçı buluşmaları ve farklı etkinlik formatları da programın parçası oldu. Festival aynı zamanda World Fringe Network’ün üyeleri arasında yer alıyor.
 
Sekizinci edisyon ise 19-26 Eylül tarihleri arasında gerçekleşiyor. Bu yılın programında tiyatro, dans ve performansın yanı sıra atölyeler, buluşmalar ve disiplinlerarası çalışmalar yer alıyor. Festivalin kurucusu ve PR direktörü Eda Erman’ın ifadesiyle başlangıçtaki temel motivasyon, İstanbul’da özellikle kariyerinin başındaki sanatçıların deneysel işlerini uluslararası bir ortamda gösterebilecekleri ve genç izleyicilerin ulaşabileceği bir alan yaratmaktı. Sekiz yıl içinde bu ihtiyacın festivalin çevresinde giderek genişleyen bir topluluk oluşturduğunu söylüyor Erman.
 
 
Festivalin kurucusu Eda Erman
 
Çeperden merkeze, merkezden yeniden dışarı
 
‘Fringe’ sözcüğü Türkiye’de hâlâ açıklama gerektiren kavramlardan biri. Kavramın Edinburgh’daki tarihsel çıkışı, ana akımın dışında kalan sanatçıların kendilerine bir ifade alanı açmasıyla ilişkilendiriliyor. Istanbul Fringe ise kendi tanımını daha geriye, sözcüğün Latince kökenine götürüyor. Festivalin anlatısında ‘fringere’, içeride kapalı olan bir alanda dışarıya doğru açılan, ışığın içeri girmesini sağlayan bir çatlak yaratmak anlamıyla ele alınıyor. Festivalin güncel iletişiminde de bu kavram, sınırları kırmak ve içerisiyle dışarısı arasında hareket yaratmak üzerinden tanımlanıyor.
 
Bu nedenle Istanbul Fringe’i yalnızca ‘alternatif işler festivali’ olarak tanımlamak yeterli değil. Festival, ana akım ile alternatif, merkez ile çeper, büyük kültür kurumları ile bağımsız mekânlar arasında sürekli bir hareket yaratmayı hedefliyor. Programlama anlayışında yeni biçimler, denenmemiş buluşma yöntemleri ve alışılmadık mekânlar kadar toplulukla kurulan yatay ilişki de önem taşıyor.
 
Sekizinci edisyonun mekân haritası bu yaklaşımın somut karşılığını oluşturuyor. İMÇ, Barın Han, Öktem Aykut, Alan Kadıköy, Karbon, Paribu Art, Komünite ve Zorlu PSM gibi birbirinden farklı yapıdaki mekânların yanı sıra kentin kültür-sanat haritasındaki başka duraklar da programa dahil oluyor. Festival böylece yalnızca farklı gösterileri değil, farklı izleme alışkanlıklarını ve farklı seyirci profillerini de aynı çatı altında buluşturmaya çalışıyor.
 
Mekân seçimi yalnızca kavramsal bir tercih de değil. Gösterilerin teknik ihtiyaçları, sahnelerin olanakları ve işlerin mekânla kurduğu ilişki de programın oluşumunda belirleyici. Festival ekibi bir yandan büyük kültür kurumlarının dışında kalan deneysel işleri bu alanlara taşırken, diğer yandan seyirciyi alışık olmadığı mahalle ve mekânlarla karşılaştırıyor.
 
Bu yılın kavramı: ‘Bağ Kurmak’
 
Sekizinci edisyonun kavramsal eksenini ‘Bağ Kurmak’ oluşturuyor. Kavram, festivalin yalnızca gösteri başlıklarında karşılık bulan bir tema değil; sanatçıların bir araya gelme biçiminden seyircinin deneyimine, festivalin uluslararası ağlarından yeni üretim modellerine kadar uzanan daha geniş bir çerçeve.
 
Istanbul Fringe ekibinin sekiz yılda oluşturduğu uluslararası bağlantılar da bu yaklaşımın önemli bir parçası. Festival, farklı ülkelerden sanatçıları İstanbul’a getirirken Türkiye’deki sanatçıların uluslararası dolaşımına da aracılık ediyor. Özellikle dans alanında kurulan bağlantılar bu açıdan öne çıkıyor. Festivalin üyesi olduğu Aerowaves ağı üzerinden genç dansçıların uluslararası alanda görünürlük kazanmasına katkı sağlanıyor. 2025’te Brüksel’deki Moussem Cities festivalinin İstanbul edisyonu için üç gösterinin Istanbul Fringe üzerinden davet edilmesi, bu ağın somut sonuçlarından biri oldu.
 
Erman, festivalin ‘bağ’ kavramını yalnızca sanat dünyasının profesyonel ilişkileriyle sınırlamadığını vurguluyor. Festival haftası boyunca daha önce birbirini tanımayan insanların karşılaşması, kısa süreli sohbetler, ortak bir gösterinin ardından oluşan ilişkiler ya da farklı disiplinlerden sanatçıların birlikte üretmesi de bu bağın parçaları olarak görülüyor. Bu yaklaşımda kalıcı ve güçlü ilişkilerin yanı sıra gündelik hayatın içinde kendiliğinden oluşan daha geçici ilişkilerin de değeri var.
 
Festivalin bu yılki programında ‘Bağ Kurmak’ fikrinin en doğrudan karşılıklarından biri ise Barın Han ile gerçekleştirilen ortak üretim programı.
 
 
Clown Jam Fringe
 
Altı ayın ardından Barın Han’da
 
‘Bağ Kurma: Barın Han × Istanbul Fringe Festival Ortak Üretim Programı’, festivalin bu yıl ilk kez gerçekleştirdiği bir çalışma. Projenin çıkış noktalarından biri İstanbul’un tarihî mekânlarında mekâna özgü işler üretme isteğiyken, diğerini bağımsız sanatçıların ve festivallerin ekonomik sürdürülebilirlik sorunlarına yeni üretim modelleri arayışı oluşturuyor.
 
Açık çağrıyla başlayan süreçte başlangıçta üç projenin seçilmesi planlanırken başvuruların niteliği ve çeşitliliği nedeniyle sayı dokuza çıktı. Gösteri sanatlarının yanı sıra edebiyat, görsel sanatlar ve farklı disiplinleri bir araya getiren projeler de sürece dahil oldu. Altı ay boyunca devam eden araştırma ve üretim sürecinde sanatçılar birbirlerinin çalışmalarından etkilenerek projelerini dönüştürdü. Böylece “bağ kurmak” yalnızca ortaya çıkan işlerin teması değil, doğrudan üretim yönteminin kendisi haline geldi.
 
CultureCivic Yerel Projeler Fonu tarafından desteklenen ortak üretimin sonuçları 20 ve 21 Eylül’de Barın Han’da izleyiciyle buluşacak. Programda farklı disiplinlerden çalışmaların yanı sıra performanslar, sergi ve enstalasyonlar yer alacak. Böylece seyirci tek bir gösteriyi izlemek yerine farklı sanat pratiklerinin birbirine temas ettiği bir üretim alanıyla karşılaşacak.
 
Barın Han’daki programın yapısı, festivalin bu yılki genel yaklaşımını da görünür kılıyor. Performansın yanı sıra şiir, görsel sanatlar, beden ve mekân ilişkisini araştıran çalışmaların bir arada bulunması, festivalin disiplinlerarası üretim anlayışının örneklerinden birini oluşturuyor. Ortak üretim programı, festivalin daha önce yalnızca gösteri sunumu üzerinden kurduğu ilişkiyi üretim aşamasına taşıması bakımından da ayrı bir yere sahip.
 
Sekiz güne yayılan İstanbul
 
Festivalin ilk günü 19 Eylül’de Guitarology ve 2MUCH! ile başlıyor; programın ilerleyen günlerinde deneysel performanslardan dans çalışmalarına, atölyelerden ortak üretimlere kadar farklı formatlar devreye giriyor. 20 Eylül’de İMÇ’de Experimental Breakdown, Self-As-Other-Trainings ve a tangible blue gibi çalışmalar izleyiciyle buluşurken, Öktem Aykut’ta HA ve Barın Han’da “Bağ Kurma” kapsamındaki çalışmalar programı farklı mekânlara taşıyor.
 
21 Eylül’de Barın Han’daki ortak üretim devam ederken, 22 Eylül’de if not this then that, Fringe Duo Kısalar ve “Bu Bir Prova Değil ‘Le Réel’” gibi çalışmalar farklı sahnelere dağılıyor. 23 Eylül’de Paribu Art’ta MONDO, Komünite’de Clown Jam Fringe ve çeşitli atölyeler yer alıyor. 24 Eylül’de MONDO’nun yanı sıra Görme Tutkusundan Kör Olabilir İnsan ve ARD Fringe Repertoire programda bulunuyor.
 
Festivalin son iki gününde ise ölçeği ve mekânları yeniden değişiyor. 25 Eylül’de Zorlu PSM’de DELUGE ve Contemporary Danced Self-defense Workshop izleyiciyle buluşurken, 26 Eylül’de Alan Kadıköy’de Fringe Solo Kısalar ve Ori & Harolab ile festival tamamlanıyor. Programın farklı günlerine yayılan atölyeler de gösterilerin yanı sıra sanatçıların ve izleyicilerin doğrudan bir araya gelmesini sağlıyor. Festivalin resmi programı, gösteri ve atölyelerin yanı sıra buluşma formatlarının da bu yılki yapının önemli parçaları olduğunu gösteriyor.
 
Bağımsız üretimin ekonomik gerçeği
 
Istanbul Fringe’in sekiz yıllık yolculuğunun bir başka başlığı ise bağımsız sanat üretiminin ekonomik koşulları. Festival ekibine göre bugün sanatçılar kadar mekânlar, festivaller ve kültür profesyonelleri de kaynak sıkıntısının ağırlığını hissediyor. Bu nedenle festivalin sanatçılara sağlayabileceği katkı yalnızca görünürlükle sınırlı tutulmuyor.
 
Uluslararası ağların kullanılması, sanatçıların yurt dışındaki profesyonellerle buluşturulması ve işlerin başka festivallere taşınmasına aracılık edilmesi bu desteğin bir bölümünü oluşturuyor. Festivalin açık çağrı sisteminde seçilen sanatçılara gösteri ücreti, yemek, mekân, teknik ve tanıtım desteğinin yanı sıra festival programındaki diğer etkinliklere erişim de sağlanıyor.
 
Festival ekibi son iki yılda kendi izleyicisiyle kurduğu ilişkiyi de yeniden ele alıyor. Panel formatı yerine ‘buluşma’ yaklaşımına ağırlık verilerek festivalin geleceğine ilişkin eleştiri, beklenti ve öneriler doğrudan topluluktan dinleniyor. Bu sürecin sonucunda ‘Fringe United’ adı verilen daha yakın bir destek çevresi oluşturuldu. Festivalin kendi kaynaklarıyla topluluğunun desteğini yan yana getiren bu yapı, bağımsız bir organizasyonun sürdürülebilirliği için farklı bir dayanışma modeli arayışını temsil ediyor.
 
 
ARD Repertoire
 
Dokuzuncu yıldan ötesine
 
Istanbul Fringe’in gelecek hedefi yalnızca festivalin bir sonraki edisyonuna ulaşmak değil. Başlangıçta İstanbul’da eksikliği hissedilen uluslararası ve deneysel gösteri sanatları alanını güçlendirme amacıyla yola çıkan festival, bugün kendisini Türkiye’deki sanatçıların uluslararası dolaşımına katkı sağlayabilecek bir platform olarak da konumlandırıyor.
 
Eda Erman’ın önümüzdeki dönem için işaret ettiği başlıklardan biri, festivalin bugüne kadar oluşturduğu topluluğun dışına ulaşmak. Festivalin kendi kitlesini oluşturduğu, ‘Fringe’ kavramını bu kitleye anlattığı düşünülüyor; bundan sonraki aşamada ise festivalin daha geniş bir çevreye ulaşması ve sürdürülebilirliğini sağlayacak farklı destek modellerinin kurulması hedefleniyor.
 
Istanbul Fringe’in sekizinci edisyonu bu nedenle yalnızca sekiz günlük bir gösteri programı olarak okunmuyor. Sekiz yıl önce İstanbul’da bir boşluğu doldurmak amacıyla başlayan yapı, bugün sanatçıların üretim yaptığı, uluslararası bağlantılar kurduğu, farklı mekânları deneyimlediği ve seyircinin de bu sürecin parçası olduğu bir platforma dönüşmüş durumda.
 
Festivalin geleceğe ilişkin hedefi ise bu yapının kendini tekrar eden bir organizasyona dönüşmemesi. Yeni sanatçıların, yeni disiplinlerin, yeni mekânların ve yeni üretim biçimlerinin programa dahil olabildiği; dolayısıyla her yıl yeniden şekillenebilen bir festival yapısını korumak. Istanbul Fringe’in sekiz yıllık hikâyesinde değişmeyen temel başlık da burada ortaya çıkıyor: İstanbul’da gösteri sanatları için yeni karşılaşma alanları yaratmak.
 
8. Istanbul Fringe Festival (19-26 Eylül)
 
Program:
 
19 Eylül:
- Workshop: Disobeying Voice
10.00-12.00 Öktem Aykut
- Party: Istanbul Fringe Festival Açılış Gecesi
Omar Alkilani ile Guitarology
- 2MUCH!
20.00-23.45 ROXY
 
20 Eylül:
- ‘Bağ Kurma’
Barın Han
- Show: Experimental Breakdown
19.00-20.00 İMÇ Atölye 5554
 - Show: Self-As-Other-Trainings
20.00 İMÇ Atölye 5554
- Show: HA
20.30-21.30 Öktem Aykut
- Show: A Tangible Blue
21.00-22.00 İMÇ Atölye 5554
 
21 Eylül:
- ‘Bağ Kurma’
Barın Han
 
22 Eylül:
-Show: if not this then that
19.00-21.00ARTER Karbon
- Show: Fringe Duo Kısalar 2026
20.30-21.45 ARTER Karbon
- Show: Bu Bir Prova Değil “Le Réel”
20.30 Alan Kadıköy
 
23 Eylül:
- Workshop: Electro Dance
11.00-13.00 ÇAK
- Workshop: ARD Repertoire
14.00-16.00 ÇAK
- MONDO
20.30 Paribu Art
- Clown Jam Fringe
22.00-23.00 Komünite
 
24 Eylül:
- Show: Görme Tutkusundan Kör Olabilir İnsan
19.00-20.00 ARTER Karbon
- Show: MONDO
20.30 Paribu Art
- Show: ARD Fringe Repertoire
20.30 ARTER Karbon
 
25 Eylül:
- Workshop: Contemporary Danced Self-defense
14.00-16.00 ÇAK
- Show: DELUGE
20.30 Zorlu PSM
 
26 Eylül:
- Fringe Solo Kısalar
20.30 Alan Kadıköy
 
Etiketler: Milliyet Sanat  tiyatro  etkinlik