İstanbul’da ‘Yakın mesafe deneyimi’
Adja, 11 Mart’ta İstanbul’da dinleyiciyle buluşarak sahnede samimi ve yoğun bir müzikal atmosfer kurmaya hazırlanıyor.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
Avrupa’nın yeni kuşak soul ve caz sahnesinde hızla öne çıkan isimlerden biri olan Adja, müziği yalnızca bir ses üretimi olarak değil, bir anlatı biçimi olarak kuruyor. Brüksel çıkışlı sanatçı; güçlü vokali, tiyatral anlatı dili ve gündelik hayatın küçük ayrıntılarını evrensel duygulara dönüştüren şarkılarıyla 11 Mart Çarşamba akşamı İstanbul’da sahneye çıkıyor. Paribu Art’ın samimi atmosferinde gerçekleşecek konser, müzik ile hikâye anlatımının iç içe geçtiği özel bir deneyim sunmayı hedefliyor.
Gerçek adı Adja Fassa olan sanatçı, sesini ve sahnedeki anlatı dilini mizah, samimiyet ve cömertlikle bir araya getiriyor. Müziğinde gündelik hayatın küçük anları, beklenmedik biçimde evrensel duygulara açılan birer mikrokozmos hâline geliyor. Adja için müzik, hem içsel diyalogların ve kişisel deneyimlerin yankısı hem de kolektif bir şifa alanı.
Yeni kuşak ‘Sophisticated Soul’ akımı
Belçika’nın çok kültürlü müzik sahnesinin son yıllarda öne çıkan isimlerinden, Senegal kökenli Adja Fassa, Brüksel’de büyüdü ve çocukluk yıllarında hem Afrika müziğinin ritmik mirasıyla hem de Avrupa caz geleneğiyle tanıştı. Ancak sanat yolculuğunu belirleyen yalnızca müzik değildi. Gençlik yıllarında tiyatro eğitimi aldı ve sahne sanatlarının anlatı gücüyle yakından ilgilendi. Bu deneyim, müzik üretiminde belirleyici bir rol oynadı. Şarkılarında sıkça görülen monolog benzeri anlatılar, karakter odaklı sözler ve dramatik vokal geçişleri bu tiyatral arka planın izlerini taşıyor. Brüksel’in alternatif müzik çevrelerinde düzenli olarak sahne almaya başlayan sanatçının müziği yalnızca bir türle sınırlı kalmıyor; neo-soul, alternatif R&B, caz ve spoken word estetiğini bir araya getiren bir form oluşturuyor.
Söz yazarlığı yaklaşımı, büyük dramatik hikâyelerden çok küçük gündelik anlara odaklanıyor. Bir sokak yürüyüşü, bir arkadaş sohbeti ya da kişisel bir iç monolog, şarkılarında evrensel bir duyguya dönüşebiliyor. Bu yaklaşım özellikle ilk stüdyo kayıtlarında belirgin şekilde hissedildi. 2021 yılında yayınladığı ilk EP’si “IRONEYE”, alternatif soul sahnesinde dikkat çeken bir çıkış oldu. Bu çalışmada yer alan parçalar, bireysel kırılganlık ile ironik bir mizah duygusu arasında gidip gelen bir anlatı kuruyordu. EP’nin başlık parçası “IRONEYE”, modern ilişkilerin karmaşıklığını soul melodileri ve minimal elektronik düzenlemelerle birleştiren bir parça olarak öne çıktı. Bu ilk çalışmayı izleyen dönemde, sahne performanslarına yoğunlaşarak Avrupa’daki birçok alternatif müzik festivalinde yer aldı. 2023 yılında yayınlanan “Golden Retrieve Her” adlı ikinci EP’si ise müzikal dünyasını daha geniş bir ses paletine taşıdı. Bu kayıt, caz armonileri ve R&B ritimlerinin daha belirgin hâle geldiği bir üretim olarak değerlendirildi. EP’de yer alan parçalar arasında özellikle “Pull You Closer” ve “Sunflower Seeds” gibi şarkılar, sanatçının hem vokal aralığını hem de söz yazarlığındaki inceliği ortaya koyan örnekler arasında yer aldı. Bu dönemde, Belçika’daki bağımsız müzik sahnesinin önemli organizasyonlarında sahne aldı ve Avrupa’da yükselen neo-soul sanatçıları arasında anılmaya başladı.
Sanatçının müzik anlayışı, sahiciliği koruyan bir içtenlikle daha büyük ve aşkın olanı bir araya getirmeyi amaçlıyor. Adja’nın kendi sözleriyle bu yaklaşım, ‘keeping it real’ ile ‘transcendent’ arasında kurulan bir köprü. Bu köprü, dinleyicinin hem samimi bir yakınlık hissi yaşamasını hem de daha derin bir duygusal alanla temas kurmasını sağlıyor.
Adja’nın müziği; caz eğitimi, tiyatro geçmişi ve soul geleneğinin güçlü vokal estetiğinin birleşiminden doğuyor. R&B, soul ve gospel etkilerini caz armonileriyle bir araya getiren sanatçı, organik ve melodik bir ses dünyası kuruyor.
Kendi vokal tınısını ‘odunsu, zengin, melodik olarak heyecan verici ve gerektiğinde kırılgan’ sözleriyle tanımlayan Adja, eleştirmenler tarafından yeni kuşak ‘Sophisticated Soul’ akımının dikkat çekici isimlerinden biri olarak gösteriliyor. Müziğinde D'Angelo, Erykah Badu, Lauryn Hill ve Joni Mitchell gibi sanatçıların ruhunu taşıyan bir ifade alanı hissediliyor. Aynı zamanda Avustralyalı neo-soul topluluğu Hiatus Kaiyote’un ritmik özgürlüğü ve 1970’lerin Küba caz armonilerinden gelen etkiler de Adja’nın müziğinde seziliyor.
Bu etkiler, sanatçının şarkılarında hem stil referansları hem de yeni bir estetik dilin parçaları olarak yeniden şekilleniyor. Zaten aslında müziği stüdyo kayıtlarından çok sahnede tam anlamıyla hayat buluyor. Konserlerini bir repertuvar sunumundan çok hikâye anlatımına dayalı bir performans olarak tasarlayan sanatçının şarkılar arasında kurduğu sözlü geçişler, kısa anekdotlar ve doğaçlama vokal bölümleri dinleyicinin performansa doğrudan dahil olmasını sağlıyor. Bu nedenle konserleri çoğu zaman ‘yakın mesafe deneyimi’ olarak tanımlanıyor. Brüksel, Paris ve Amsterdam gibi Avrupa şehirlerinde verdiği konserlerde sahne performansı özellikle övgü alan Adja’nın vokali eleştirmenler tarafından güçlü ama kırılgan, anlatısı ise içten ve teatral olarak tanımlanıyor.
Gündelik hikâyelerin müziği
11 Mart Çarşamba akşamı saat 21.30’da Paribu Art Yan Sahne’de gerçekleşecek konser, Adja’nın Türkiye’deki sayılı performanslarından biri olacak. Yan Sahne’nin samimi atmosferi, sanatçının anlatı odaklı müziği için özellikle uygun bir alan sunuyor.
Konser boyunca Adja, soul ve R&B’nin sıcak vokal geleneğini cazın doğaçlama ruhuyla birleştiren repertuvarını seslendirecek. Ancak performansın asıl gücü, şarkılar kadar onların arasında kurulan hikâyelerde saklı olacak.
Adja’nın sahnesinde dinleyici yalnızca müzik dinlemiyor; aynı zamanda bir anlatının parçası hâline geliyor. Gündelik hayatın küçük detaylarından doğan bu şarkılar, sahnede kolektif bir duygu alanına dönüşüyor. Bu nedenle Adja’nın İstanbul performansı, klasik bir konserden çok daha fazlasını vaat ediyor.


