İstanbul Opera ve Bale Festivali başlıyor
İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin ev sahipliğinde 21 Mayıs-10 Haziran tarihkeri arasında düzenlenen 17. Uluslararası İstanbul Opera ve Bale Festivali, klasik repertuvarın başyapıtlarından çağdaş yorumlara uzanan geniş programıyla mayıs sonu ve haziran başında sanatseverleri bir kez daha sahneyle buluşturuyor.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü tarafından bu yıl 17’ncisi düzenlenen Uluslararası İstanbul Opera ve Bale Festivali, 21 Mayıs’ta başlayarak 10 Haziran’a kadar uzanan programıyla İstanbul’un kültür takviminde öne çıkan başlıklardan biri olmaya hazırlanıyor. Festival hem klasik opera ve bale repertuvarının temel eserlerini hem de güncel sahneleme anlayışlarını bir araya getirerek çok katmanlı bir seçki sunuyor.
Toplam 13 eserin 21 temsil ile sahneleneceği festivalde, yerli sanatçıların yanı sıra uluslararası konuk isimler de sahneye çıkacak. Atatürk Kültür Merkezi başta olmak üzere şehrin önemli sahnelerine yayılan program, büyük prodüksiyonlardan deneysel işlere kadar uzanan çeşitliliğiyle dikkat çekiyor. Festival, yalnızca klasik sanatların korunması değil, aynı zamanda yeni anlatım biçimleriyle güncellenmesi açısından da önemli bir platform işlevi görüyor.
Festivalin açılışı, 21 Mayıs’ta AKM Türk Telekom Opera Salonu’nda sahnelenecek Gaetano Donizetti’nin “Lucia di Lammermoor” operasının prömiyeriyle yapılacak. Dünyaca tanınan rejisör Jean-Louis Grinda’nın sahneye koyduğu yapım, 23 ve 30 Mayıs tarihlerinde de yeniden izleyiciyle buluşacak.
Programın dikkat çeken yapımları arasında çağdaş dans prodüksiyonu “Pinokyo.exe: Çarpık Zamanlar İçin Bir Kukla”, Çaykovski’nin klasikleşmiş eseri “Kuğu Gölü”, Verdi’nin “La Traviata” operası ve 7. İstanbul Uluslararası Bale Yarışması’nın gala gecesi de yer alıyor. Festivalin kapanışı ise 10 Haziran’da “Kuğu Gölü” balesiyle gerçekleşecek.
Festival, bu yıl da Atatürk Kültür Merkezi’nin opera ve tiyatro salonlarının yanı sıra Kadıköy Süreyya Operası’nı merkez alan bir yapı kuruyor. Uluslararası konuk sanatçılar, yeni sahnelemeler ve klasik repertuvarın büyük eserleriyle İstanbul, yaklaşık üç hafta boyunca yeniden opera ve bale eksenli bir kültür rotasına dönüşecek.
17. Uluslararası İstanbul Opera ve Bale Festivali (21 Mayıs-10 Haziran)
Program:
21-23-30 Mayıs
“Lucia di Lammermoor” Opera Prömiyeri
21 Mayıs 20.00/23 Mayıs 15.00/30 Mayıs 20.00 AKM İstanbul Türk Telekom Opera Salonu
Libretto: Sir Walter Scott'un “Lammermoor Gelini” adlı romanından hareketle Salvadore Cammarano
Orkestra Şefleri: Antonio Pirolli / Zdravko Lazarov
Koro Şefi: Paolo Villa
Müzik: Gaetano Donizetti
Rejisör: Jean- Louis Grinda
Dekor Tasarımı: Ferhat Karakaya
Kostüm Tasarımı: Serdar Başbuğ
Işık Tasarımı: Laurent Castaing
Gaetano Donizetti’nin Bel Canto repertuvarının en çarpıcı örneklerinden biri olan “Lucia di Lammermoor”, İtalyan romantik operasının başyapıtlarından. Trajik bir aşk hikâyesini virtüöz vokal yazımıyla sahneye taşıyan üç perdelik eserin özellikle ‘delilik sahnesi’, soprano repertuvarının en zorlu ve etkileyici anlarından biri kabul ediliyor. İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin prömiyerini gerçekleştireceği ve dünyada ilk kez 26 Eylül 1835 tarihinde Napoli’deki Teatro di San Carlo’da sahnelenen eser, İskoç yazar Sir Walter Scott’un 1819 tarihli “The Bride of Lammermoor” adlı romanından uyarlama. Dramatik yapısı, melodik zenginliği ve başrole yüklediği güçlü oyunculuk ve vokal performanslarıyla festivalin açılışını yapacak eserde uluslararası solistlerin de yer alması bekleniyor.
...
22-24 Mayıs
“Pinokyo.exe: Çarpık Zamanlar İçin Bir Kukla” Modern Dans Gösterisi
20.00 Kadıköy Belediyesi Süreyya Opera Sahnesi
İstanbul Devlet Opera ve Balesi Modern Dans Topluluğu İstanbul (Mdtist)
Koreografi: Erika Silgoner
Müzik Tasarımı: Murat Gökçe Özücoşkun
Dekor ve Kostüm Tasarımı: Gülden Sayıl
Işık Tasarımı: Yasin Gültepe
Erika Silgoner’ın koreografisini yaptığı “Pinokyo.exe: Çarpık Zamanlar için Bir Kukla”, Carlo Collodi’nin klasik hikâyesini teknolojik, gölgeli ve çağdaş bir dünyada yeniden kurguluyor. Klasik Pinokyo anlatısının çağdaş bir yeniden yorumu olan yapım, dijital çağın etik ve varoluşsal sorularını sahneye taşıyor. “Pinokyo.exe: Çarpık Zamanlar İçin Bir Kukla” multimedya kullanımı, sahne teknolojileri ve güncel müzik diliyle özellikle genç izleyiciyi hedefleyen deneysel bir opera/bale hibriti olarak öne çıkıyor.
...
28-29-30 Mayıs
“7. İstanbul Uluslararası Bale Yarışması/7.th International Ballet Competition İstanbul Yarı Finaller ve Gala Gecesi”
20.00 Kadıköy Belediyesi Süreyya Opera Sahnesi
Dünyanın farklı ülkelerinden genç dansçıların katıldığı 7. İstanbul Uluslararası Bale Yarışması, klasik ve modern bale disiplinlerinde uluslararası bir platform sunuyor. 28 Mayıs’ta “Küçükler Yarı Final”, 29 Mayıs’ta Büyükler Yarı Final”in ardından 30 Mayıs’ta “Küçükler ve Büyükler Final Gecesi” takvimde yer alıyor.
...
1 Haziran
“7. İstanbul Uluslararası Bale Yarışması Ödül Töreni ve Gala Programı/7.th International Ballet Competition İstanbul”
20.00 AKM İstanbul Türk Telekom Opera Salonu
Konuk Sanatçılar: Maria Kochetkova, Daniil Simkin, Anna Tsygankova (Hollanda Ulusal Balesi Baş Dansçısı), Giorgi Potskhishvili (Hollanda Ulusal Balesi Baş Dansçısı), Efe Burak (Bejart Balesi Baş Dansçısı)
Uluslararası bale dünyası tarafından yakından takip edilen 7. İstanbul Uluslararası Bale Yarışması Ödül Töreni ve Gala gecesinde, yarışmada dereceye giren dansçıların ve konuk yıldız sanatçıların performansları ile muhteşem bir bale şöleni seyirciyi bekliyor.
...
1 Haziran
“Altın Çağın Kadınları” Barok Konser
20.00 Kadıköy Belediyesi Süreyya Opera Sahnesi
Konuk Sanatçı: Giulio Prandi
Solistler - Sopranolar: Ceren Aydın / Esra Çetiner / Otilia İpek / Ayşe Şener Özmen
Mezzo Sopranolar: Esen Demirci / Elif Tuğba Tekışık
Tarih çoğu zaman kralların, savaşların ve imparatorlukların hikâyesi olarak anlatılıyor olsa da, uygarlıkların gerçek hafızasında, görünmez ama güçlü bir başka anlatı daha vardır: Kadınların hikâyesi... Antik dünyanın altın çağlarında kadınlar hem mitlerin figürleri hem de aşkın, bilgeliğin, direncin ve insan ruhunun en derin duygularının taşıyıcılarıydı. Homeros’un destanlarında yankılanan sesler, Sappho’nun şiirlerinde dile gelen tutku, tragedyalarda sahneye çıkan kadın karakterler; insanlığın ortak hafızasında silinmez izler bıraktılar. 17. Uluslararası İstanbul Opera ve Bale Festivali kapsamında sanatseverlerle buluşacak olan “Altın Çağın Kadınları” konseri ile mitolojinin büyülü dünyasından tragedyanın derin dramatik çatışmalarına uzanan bir yolculuğa çıkacak olan sanatseverler altın çağın kadın figürlerini bazen bir tanrıçanın kudretiyle, bazen bir âşığın kırılganlığıyla, bazen de kaderine meydan okuyan bir kahramanın cesaretiyle tanımaya davet ediliyorlar.
...
“Opera Studio Istanbul” Sezon Finali
2 Haziran
20.00 AKM İstanbul Tiyatro Salonu
Opera Studio İstanbul Projesi Genç Yetenekler: Derin Akdeniz / Sinem Güç / İpek Zehra Evre / İrem Büşra Bayır / Efe Doğrukul / Erencan Karadi / Uğur Etiler / Arda Durgut / Talip Savranbaşı / T. Berke Tükenmez
Piyano: Gizem Alkan Dalkılıç
Opera Studio İstanbul Projesi; genç seslerin uluslararası düzeyde önemli kariyerlere sahip orkestra şefi, pera Sanatçısı, Pedagoglar ile buluşturularak repertuvar gelişimi, vokal tekniği, reji, dramaturji, kariyer yönetimi tavsiyeleri, opera sanatının tarih içerisindeki farklı stillerinin yorumlanması gibi konularda eğitim görmelerine olanak sağlıyor. Proje kapsamındaki bu yoğun ve ilham verici eğitim süreci, genç sanatçıların sahne üzerindeki gelişimlerini izleyiciyle buluşturuyor ve özel bir sezon finali konseri ile taçlanıyor.
...
3-10 Haziran
“Swan Lake/Kuğu Gölü” Balesi
20.00 AKM İstanbul Türk Telekom Opera Salonu
Müzik: Pyotr İlyiç Çaykovski
Orkestra Şefi: İbrahim Yazıcı
Koreografi: Ricardo Amarante (M. Petipa ve L. Ivanov'dan Sonra)
Konuk Sanatçı: Ricardo Amarante
Dekor Tasarımı: Ferhat Karakaya
Kostüm Tasarımı: Serdar Başbuğ
Işık Tasarımı: Ahmet Defne
Çaykovski’nin 1875-76 yıllarında bestelediği ve orijinalinde dört perdeden oluşan “Kuğu Gölü” balesi dünyada ilk kez Julius Reisinger’in koreografisiyle 4 Mart 1877 tarihinde Moskova’daki Bolşoy Tiyatrosu’nda sahnelendikten sonra, 15 Ocak 1895 tarihinde Marius Petipa ve Lev Ivanov’un özgün koreografisiyle St.Petersburg’daki Mariinsky Tiyatrosu’nda seyirciyle buluştu. Bu yeni versiyon, büyük başarı kazanarak Kuğu Gölü’nü dünya bale repertuvarının en önemli yapıtlarından biri hâline getirdi ve günümüzdeki bale topluluklarının çoğu da bu versiyonu baz alır oldu. Özellikle “Beyaz Kuğu” (Odette) ve “Siyah Kuğu” (Odile) rollerinin zıtlığı, bu balenin en çarpıcı unsurlarından. Romantik ve dramatik unsurları bir araya getiren başyapıt; iyiyle kötünün çatışmasını, aşkın kurtarıcı gücünü ve kaderin değiştirilemez oluşunu gözler önüne seriyor. Ülkemizde ilk kez Dame Ninette de Valois’nın koreografisiyle 29 Ekim 1965 tarihinde Ankara Devlet Opera ve Balesi tarafından icra edilen “Kuğu Gölü”, İstanbul Devlet Opera ve Balesi tarafından ilk kez Güloya Gürelli’nin yorumuyla 14 Mart 1971 tarihinde Maksim Sahnesi’nde seyirciyle buluşturuldu. Petipa ve Ivanov’un versiyonundan hareketle, Ricardo Amarante’nin koreografisiyle, İstanbul Devlet Opera ve Balesi tarafından iki kez sahnelenecek “Kuğu Gölü” balesi, Çaykovski’nin duygusal ve görkemli müziği eşliğinde izleyiciye unutulmaz anlar yaşatmayı vadediyor.
...
3 Haziran
“Suleika Lied Akşamı” Konseri
20.00 Kadıköy Belediyesi Süreyya Opera Sahnesi
Solist: Carolina Ullrich (Soprano)
Piyano: Ahmet Sait Karabulut
Doğu'nun gizemli rüzgarı Batı'nın notalarıyla buluşuyor. Goethe'nin "Doğu-Batı Divanı"nda ölümsüzleştirdiği Suleika'nın zarif karakteri, Romantik dönemin en güzel liedlerinde hayat buluyor.
Ünlü bestecilerin notalarında piyano eşliğinde yeniden canlanan bu eserler, izleyiciyi edebiyat ile müziğin büyülü uyumunda bir Lied Akşamı'na davet ediyor. Johann Wolfgang von Goethe’nin 1819 yılında yayımlanan ünlü şiir kitabı “West-östlicher Divan/Batı-Doğu Divanı içinde yer alan en büyüleyici figürlerden biri olan Suleika hem Doğu şiir geleneğinden esinlenerek yaratılan bir karakter hem de Goethe’nin hayatındaki Marianne von Willemer’in edebi bir yansıması. Goethe’nin Doğu edebiyatına duyduğu derin hayranlık, Batı-Doğu Divanı’nın temel ilham kaynaklarından biri olmasının yanı sıra kitabın “Suleika Kitabı” bölümünde yer alan şiirlerinde, Goethe ile Marianne von Willemer arasında gelişen duygusal ve entelektüel bağın izleri görülüyor. 17. Uluslararası İstanbul Opera ve Bale Festivali kapsamında sanatseverlerle buluşacak olan “Suleika” lied akşamında, Suleika karakteri doğanın ritmini, aşkın coşkusunu ve ruhsal özgürlüğü temsil eden şiirsel bir ses olarak karşımıza çıkıyor.
...
4 Haziran
“Kız Doğdu / III - Hiç Kuş Yok” Modern Dans - Söyleşi
20.00 AKM İstanbul Tiyatro Salonu
İstanbul Devlet Opera ve Balesi Modern Dans Topluluğu İstanbul (Mdtist)
“Kız Doğdu / III – A Girl is Born / III”
Dansçılar: Ayyüce Uzunlular / Beste Demir / Ece Gül / Eylül Doğan / İlayda Kolaylı / Nil Saraçoğlu
Konsept ve Koreografi: Aslı Öztürk
Müzik: Ah! Kosmos
Işık Tasarımı: Kemal Yiğitcan / Utku Kara
“Kız Doğdu”, ilk olarak 2014 yılında İstanbul Devlet Opera ve Balesi MDTİstanbul Projesi kapsamında düet olarak yaratıldı, 2015 yılında “Çıplak Ayaklar Kumpanyası” çatısı altında yeniden üretilerek farklı bir sahneleme anlayışıyla izleyiciyle buluştu. 2025 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi İstanbul Devlet Konservatuvarı Modern Dans Anasanat Dalı için genişletilerek altı kişilik bir grup işine dönüşen eser bugün “Kız Doğdu / III” adıyla bağımsız olarak sahneleniyor. Hüzünle özdeşleştirilen tüm kadınlara ithafen yaratılan ve altı kadın dansçının fiziksel sınırlarını uç noktalara kadar zorladığı performans, izleyiciyi kadın bedeninin her zaman görmeye alışık olmadığımız bir formdaki gücüne, direnişine, dayanıklılığına ve dayanışmasına tanıklık etmeye davet ediyor.
“Hiç Kuş Yok
20.00 AKM İstanbul Tiyatro Salonu
Dansçılar: Demet Aksular / Tuğçe Göncü / Seçil Yenigün / Destan Taşdan / Gökçe Aksu / Miray Bacı / Anna Viktoria Zasekes / Gül Dağaşan / Özge Arslan / Beril Şenöz / Nil Batırbaygil
Koreografi / Choreography: Ferhat Güneş
Müzik - Ses Tasarımı / Music&Volume Design: Özge Arslan
Ortalık kıyamet gibi… (Gören varsa anlatsın) koltuk kaldı geriye, eski! Eteklerimiz uçtu, gazeteler de bunu yazdı. geriye tek bir ses kaldı: Hiç kimse anlamadı kimin ne anlattığını, ama hikâye çoktan kocaman, devasa duvarlarınıza yazılmıştı.
Söyleşi:
Eserlerin koreografları, sanatçıları seyircilerle buluşuyor.
...
5-6 Haziran
“La Traviata”
20.00 AKM İstanbul Türk Telekom Opera Salonu
Libretto: Alexandre Dumas'ın (oğul) “Kamelyalı Kadın” Adlı Romanından Hareketle Francesco Maria Piave
Müzik / Music: Giuseppe Verdi
Konuk Sanatçılar:
Azerbaycan Devlet Akademik Opera ve Bale Tiyatrosu Sanatçıları
Inara Babayeva (Soprano), Ramil Qasimov (Tenor)
Orkestra Şefi: Eyyub Quliyev / Zdravko Lazarov
Koro Şefi: Paolo Villa
Dramaturji: Recep Ayyılmaz
Koreografi: Kürşat Kılıç
Rejisör: Recep Ayyılmaz
Dekor Tasarım: Çağda Çitkaya
Kostüm Tasarımı: Gizem Betil
Işık Tasarım: Yakup Çartık
Alexandre Dumas'nın (oğul) 1848 yılında kaleme aldığı “Kamelyalı Kadın” romanı elde ettiği başarının ardından sadece edebiyat dünyasında değil, tiyatro ve bale gibi sahne sanatlarında da yankılanarak zamansız bir hikâyeye dönüşen ölümsüz bir eser. Giuseppe Verdi’nin bu eşsiz hikâyeyi operatik bir başyapıta dönüştürdüğü “La Traviata”, opera tarihinin en çok sahnelenen ve hayranlık uyandıran eserlerinden biri olarak tahtını koruyor. Verdi’nin “Rigoletto - Il Trovatore – La Traviata” üçlemesinin en tanınmış eseri “La Traviata”. Francesco Maria Piave’nin yazdığı libretto, Alexandre Dumas'nın (oğul) romanının özünü kusursuz bir şekilde sahneye taşıyor. Verdi’nin müziği, bu hikâyeye evrensel bir ruh kazandırırken Violetta’nın melankolisi, Alfredo’nun tutkusu ve Germont ailesinin toplumsal baskıları, her biri ayrı ayrı müzikal olarak canlandırılarak her notada ve her melodide, karakterlerin yaşadığı duygusal fırtınalar gözler önüne seriliyor. “La Traviata”, sadece bir aşk hikâyesi değil, aynı zamanda dönemin toplumuna tutulan bir eleştiri aynası. Paris’in eğlence dolu yüzeyinin altında, toplumsal tabular, kadınlara biçilen roller ve aşkın özgürleştirici gücü sorgulanıyor. Violetta, hem güçlü hem de kırılgan bir karakter olarak, bu çatışmaların tam merkezinde ve ttrajedisi, bireysel arzular ile toplumsal normlar arasındaki uzlaşmaz gerilimin bir yansıması. Paris sosyetesinde geçen dramatik bir aşk hikâyesini anlatıyor. Lirik melodileri ve güçlü dramatik yapısıyla geniş izleyici kitlesine hitap eden yapım, festival programının merkez taşlarından.
...
6-10 Haziran
“Küçük Prens” Çocuk Operası Dünya Prömiyeri
13.00-16.00 Kadıköy Belediyesi Süreyya Opera Sahnesi
Libretto: Antoine de Saint-Exupéry Aynı Adlı romanından Hareketle Eseri Uyarlayan Ali Yoleri
Müzik - Orkestra Şefi: Ahmet Sait Karabulut
Sahneye Koyan: Şahan Gürkan
Çocuk Balesi Koreografi: Çiğdem Erkaya Öztürk
Antoine de Saint-Exupéry’nin kült çocuk romanı “Küçük Prens”, bir çocuğun gözünden anlatılan bir yolculuktur; çocuklara yalnızca hayal kurmayı öğretmez, aynı zamanda sorumluluğu, dostluğu, sadakati ve sevmenin anlamını da anlatırr. “Küçük Prens”in yaptığı bu yolculuk, aslında insan ruhunun yolculuğudur. Gerçek zenginliğin sahip olduklarımızda değil, kurduğumuz bağlarda saklı olduğunu, bir çiçeği değerli kılan şeyin onun güzelliği değil, ona gösterdiğimiz özen ve sevgide olduğunun altını çizen “Küçük Prens”, bugünün hızla büyümeye zorlanan dünyasında çocuklara acele etmemeyi, merak etmeyi, soru sormayı ve en önemlisi insan kalbinin görünmeyen tarafını anlamayı öğretir. Hayat boyu içimizde yaşamaya devam eden bir hikâye olan bu eser, çocuklara büyümenin yalnızca yaş almak olmadığını, iyi bir insan olmanın bir seçim olduğunu anlatır. Dünyanın en sevilen hikâyelerinden biri olan “Küçük Prens”, çocukların kalbine dokunan büyülü bir çocuk operası deneyimiyle İstanbul Devlet Opera ve Balesi tarafından sahneye taşınıyor.
...
8 Haziran
“Aurora” Konseri
20.00 AKM Türk Telekom Opera Salonu
Devlet Çoksesli Korosu ve İstanbul Devlet Opera ve Balesi İş birliği ile
Koro Şefi: Burak Onur Erdem
Piyano: Gülce Sevgen
Arp: İlayda Sezen
Perküsyon / Percussion: Miraç Biçer / Mehmet Çınar Yılmaz
Devlet Çoksesli Korosu’nun yoğun ilgiyle takip edilen konseri AURORA, İstanbul’da dinleyicileriyle buluşuyor. Gecenin en karanlık anındaki ilk ışıklardır AURORA.Klasik bale repertuvarının önemli eserlerinden “Sleeping Beauty/Uyuyan Güzel” balesinden ilhamla sahneye taşınan “Aurora”, teknik zarafet ve masalsı anlatımı bir araya getiriyor. Özellikle klasik bale tekniğinin saflığını öne çıkaran koreografisiyle dikkat çekiyor. Gökyüzü aydınlanmaya başladığında ve baş her yukarı çevrildiğinde hissedilen o sonsuz ihtişamla; evrenin büyüklüğünden insanın yalnızlığına, oradan da kendi yarattığı karanlığa uzanan bir yolculuğa çıkılıyor. Konserde, evrenin sesini cam bardaklarla sahnede yeniden var ediliyor. Kuzey ışıklarının büyüleyici etkisinin ışık tasarımıyla hissedileceği bu yolculukta sadece ışığa değil; insanlığın demir ve silahla olan sarsıcı yüzleşmesine de tanıklık ediliyor.. Bu derin hesaplaşma, Veljo Tormis’in "Demire Lanet" (Curse Upon Iron) eserinin Türkçe çevirisiyle sahneye taşınıyor. Peki, gerçek lanet demirde mi, yoksa insanın derinlerine kök salmış açgözlülükte mi? Gecenin en karanlık anındaki ilk ışıklar “Aurora”; anlatıyor.
Not: Etkinlik boyunca kullanılan ışık tasarımı, ışığa duyarlı epileptik nöbetleri tetikleyebilecek görsel efektler içerebilir. Bu tür sağlık hassasiyeti bulunan izleyicilerin etkinliğe katılım konusunda dikkatli olmaları uyarısı yapılıyor.
...
“Saraydan Kız Kaçırma” Operası
20.00 Kadıköy Belediyesi Süreyya Opera Sahnesi
Müzik: Wolfgang Amadeus Mozart
Libretto: Johann Gottlieb Stephanie
Orkestra Şefi: Zdravko Lazarov
Koro Şefi: Paolo Villa
Koreografi: Tan Sağtürk
Rejisör: Caner Akın
Dekor ve Kostüm Tasarımı: Olcay Engin Kaymaz
Işık Tasarımı: Taner Aydın
Sahnelendiği ilk günden beri kapalı gişe oynayan “Saraydan Kız Kaçırma” operası, festivalde de sanatseverlerle buluşuyor. Eser hem komik hem de derinlikli bir yapıt olarak; kahramanlık, aşk, özgürlük ve onur gibi evrensel temaları işlerken, dönemin sosyal sınıf yapıları ve harem kültürü hakkında da önemli izlenimler sunuyor. İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin sahneleyeceği, Wolfgang Amadeus Mozart'ın bestelediği “Saraydan Kız Kaçırma” operası, klasik haline sadık kalınarak, Caner Akın rejisi ile sahneleniyor ve festivalin kapanışını yapıyor.
...
Etiketler: Milliyet Sanat İstanbul Devlet Opera ve Balesi müzik


