İstanbul’un değişen yüzünün unutulmuş mimarları
Hasan Kuruyazıcı’nın İstanbul Araştırmaları Enstitüsü tarafından yayımlanan “Batılılaşan İstanbul’un Mimarları, 1800-1950” kitabı, kentin 19. YY’dan 20. YY ortalarına uzanan dönüşümünde rol oynayan yaklaşık 850 mimarın izini sürüyor.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
İstanbul’un bugün alışıldık görünen pek çok yapısının ardında, adı yapının kendisi kadar görünür olmayan mimarlar var. Özellikle 19. YY’da Pera ve Beyoğlu başta olmak üzere kentin farklı semtlerinde yükselen neoklasik, neorönesans ve neobarok yapılar, İstanbul’un mimari çehresini belirgin biçimde değiştirdi. Ancak bu yapıların önemli bir bölümünü tasarlayan mimarların kimlikleri zaman içinde kayboldu. Hasan Kuruyazıcı’nın uzun yıllara yayılan araştırmasının ürünü olan “Batılılaşan İstanbul’un Mimarları, 1800-1950”, bu isimleri yeniden kayda geçiriyor. İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nün Özel Dizi’sinden yayımlanan 632 sayfalık kitap, Temmuz 2026 tarihini taşıyor.
Bir cephedeki imzadan başlayan araştırma
Çalışmanın başlangıç noktası, bugün Pera Müzesi’ne ev sahipliği yapan eski Bristol Oteli’nin cephesinde bulunan küçük bir ayrıntı: “A. Manussos-Architecte” imzası. “Mimar A. Manussos” anlamına gelen bu ibare, Kuruyazıcı’yı İstanbul sokaklarındaki mimar imzalarının peşine düşürdü. Yaklaşık yedi yıl boyunca Pera ve Beyoğlu’ndan Şişli, Galata, Sirkeci ve Balat’a uzanan geniş bir alanda bina cephelerini inceleyen araştırmacı, karşılaştığı mimar adlarını, baş harflerini ve imzaları fotoğraflayarak yapılarla mimarlar arasındaki bağlantıları belgeledi.
Sokak araştırmasının ardından çalışma arşivlere taşındı. Kuruyazıcı, 1880-1930 yılları arasında İstanbul’da yayımlanan Fransızca ticaret yıllığı “Annuaire Oriental”ın Türkiye’de ve yurt dışında farklı koleksiyonlara dağılmış 33 nüshasını taradı. Mimarların adresleri, çalışma dönemleri ve mesleki ortaklıkları üzerinden ilerleyen araştırma, İstanbul’da farklı dönemlerde etkin olmuş yaklaşık 850 mimarın çalışma yıllarının belirlenmesini sağladı. Bu isimler kitabın biyografik omurgasını oluştururken meslek örgütü kayıtları, mimarlık yayınları, anılar, aile arşivleri ve sözlü kaynaklar da araştırmaya dahil edildi.
Okulsuz yılların mimarlık ortamı
Kitabın ele aldığı dönem, İstanbul’da mimarlık mesleğinin kurumsallaşma sürecinin de önemli bir bölümünü kapsıyor. Hassa Mimarları Ocağı’nın 1831’de kapatılmasından Sanayi-i Nefise Mekteb-i Âlisi’nin 1882’de kurulmasına kadar İstanbul’da bağımsız bir mimarlık okulu bulunmuyordu. Bu süreçte kentin değişen görünümünde Avrupa’daki École des Beaux-Arts ve Accademia di Belle Arti gibi okullarda eğitim alan Rum, Ermeni ve Levanten mimarların yanı sıra İstanbul’a gelen Avrupalı mimarlar da önemli rol üstlendi.
Mesleğe ilişkin düzenli kayıtların sınırlı olması, bu mimarların bir bölümünün zaman içinde mimarlık tarihinin dışında kalmasına neden oldu. Kuruyazıcı’nın çalışması, yalnızca yapıların kim tarafından tasarlandığını saptamaya değil, aynı zamanda 19. YY İstanbul’undaki çok dilli ve çok cemaatli mimarlık ortamını ortaya koymaya odaklanıyor. Enstitünün kitap tanıtımında da belirtildiği üzere çalışma, Balyan Ailesi, Fossati kardeşler, Alexandre Vallaury, Raimondo D’Aronco ve Giulio Mongeri gibi bilinen isimlerin yanı sıra ilk kez bu araştırmayla gün ışığına çıkan onlarca mimarı da kayda geçiriyor.
İstanbul’u yeniden okumak
“Batılılaşan İstanbul’un Mimarları, 1800-1950”, yalnızca tanınmış mimarların biyografilerini bir araya getiren bir kaynak değil. Kitapta mimarların eğitimleri, aile ilişkileri, çalışma adresleri ve ortaklıkları; özgün çizimler, fotoğraflar, cephelerdeki imzalar ve arşiv belgeleri eşliğinde aktarılıyor. Yapısı belirlenememiş olsa bile dönemin kayıtlarında mimar olarak yer alan isimler de çalışmanın dışında bırakılmıyor; bu isimler kitabın sonunda ayrıca sıralanıyor.
Kuruyazıcı’nın daha önce İstanbul’daki Ermeni mimarların çalışmalarına odaklanan araştırmasının kapsamını bütün bir döneme genişleten kitap, böylece modern İstanbul’un yapılı çevresini oluşturan mimarlar topluluğunu daha geniş bir çerçevede ele alıyor. Kentin bugün farklı semtlerinde görülen Batılı mimari üslupların arkasındaki mesleki hareketliliği, mimarlar arasındaki ortaklıkları ve dönemin uluslararası bağlantılarını da izlemek mümkün hale geliyor. Kitap, bu yönüyle yalnızca mimar isimlerini sıralayan bir başvuru kaynağı değil, İstanbul’un 19. YY’dan 20. YY ortalarına uzanan mimarlık tarihine ilişkin kapsamlı bir biyografik sözlük niteliği taşıyor.
İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nün tarih öncesinden günümüze kentin araştırılmasına yönelik çalışmaları arasında yayımlanan kitap, İstanbul’un modern mimarlık tarihindeki isimleri yapıların önüne değil, yapıların tarihsel bağlamının içine yerleştiriyor. Kuruyazıcı’nın yıllar süren sokak taramalarından ve arşiv araştırmalarından çıkan yaklaşık 850 isim, kentin değişen yüzünün tek bir mimari anlayıştan değil, farklı eğitimlerden, topluluklardan ve ülkelerden gelen mimarların oluşturduğu geniş bir çevreden doğduğunu gösteren kapsamlı bir kayıt oluşturuyor.
‘Yapı Polisi’
1939’da İstanbul’da doğan Hasan Kuruyazıcı, 1966’da GSA Yüksek Mimarlık Bölümü’nden mezun oldu. İTÜ Mimarlık Fakültesi ile Yıldız Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi Mimarlık Bölümü’nde asistanlık yaptı; 1979’da Edirne Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi Mimarlık Bölümü’nde yeterliliğini verdi. Trakya Üniversitesi Mimarlık Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde öğretim görevlisi olarak çalıştıktan sonra 2002’de emekli oldu. Akademik çalışmalarının yanı sıra serbest mimarlık yaptı, çeşitli ansiklopedilerin mimarlık ve sanat tarihi bölümlerinde yayın yönetmenliği üstlendi. 2006’dan bu yana Bahçeşehir Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nde öğretim görevlisi olarak görev yapan Kuruyazıcı, İstanbul’un yapılarını ve mimarlık tarihini izleyen çalışmaları nedeniyle ‘yapı polisi’ olarak da anılıyor.
Hrant Dink Vakfı ve Zoğrafyon Lisesi Mezunları Derneği gibi kurumlarla iş birliği içinde yürüttüğü "Batılılaşan İstanbul'un Ermeni Mimarları" ve "Batılılaşan İstanbul'un Rum Mimarları" gibi diğer öncü sergi ve kitap projeleriyle de tanınan mimar ve mimarlık tarihçisi Hasan Kuruyazıcı, bu anıtsal çalışmasıyla İstanbul'un çok kültürlü mimarlık mirasını korumak adına devasa bir akademik envanter sunuyor. Şimdiden önemli bir kaynak olacağı belli olan “Batılılaşan İstanbul’un Mimarları, 1800-1950”, kitapçılardan ve Pera Müzesi Artshop’tan edinilebiliyor. İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nün Beyoğlu Tepebaşı’ndaki galerisi ise pazar günleri dışında her gün 10.00-19.00 saatleri arasında ziyaret edilebiliyor. Enstitünün kütüphanesi de İstanbul araştırmaları için başlıca başvuru merkezlerinden biri olarak çalışmalarını sürdürüyor.
“Batılılaşan İstanbul’un Mimarları, 1800-1950”
Dizi: İstanbul Araştırmaları Enstitüsü Özel Dizisi
Yazar: Hasan Kuruyazıcı
Yayınevi: İstanbul Araştırmaları Enstitüsü
Yayın tarihi: Temmuz 2026
Sayfa sayısı: 632
Fiyat: 1.500 TL
Etiketler: Hasan Kuruyazıcı istanbul araştırmaları enstitüsü mimar


