Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » İstanbullunun kültürle ilişkisini bilet fiyatı ve ekran süresi belirliyor
İstanbullunun kültürle ilişkisini bilet fiyatı ve ekran süresi belirliyor
İstanbul Planlama Ajansı’nın temmuz ayı İstanbul Barometresi araştırması, kentte kültür-sanat etkinliklerine katılımın önündeki en büyük engelin yüksek bilet ve giriş ücretleri olduğunu ortaya koydu. 758 kişiyle yapılan araştırmaya göre İstanbulluların yüzde 45,8’i son bir yılda hiçbir kültür-sanat etkinliğine katılmazken, konserler yüzde 33,9 ile en çok tercih edilen etkinlik oldu. Günlük dijital eğlence tüketimi ise ortalama üç saat sekiz dakikaya ulaştı.
Suzan Somalı Sönme
ssomalisonmez@gmail.com
İstanbul’un kültür hayatında etkinlik sayısı, mekân çeşitliliği ve seyirci seçeneği artarken, bu etkinliklere erişimin herkes için aynı ölçüde mümkün olmadığı bir kez daha araştırma verileriyle ortaya çıktı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İstanbul Planlama Ajansı’nın (İPA) temmuz ayı İstanbul Barometresi’nde ele aldığı “İstanbul’da Kültür ve Eğlence Alışkanlıkları” başlıklı tematik araştırma, kent sakinlerinin kültür-sanat etkinliklerine katılımını, bu katılımın önündeki engelleri, ekonomik koşulların harcama tercihleri üzerindeki etkisini ve dijital eğlence alışkanlıklarını inceledi. Araştırma 758 kişiyle gerçekleştirildi.
Araştırmanın ilk dikkat çekici sonucu, İstanbulluların önemli bir bölümünün kültür-sanat etkinliklerinin dışında kalması. Katılımcıların yüzde 45,8’i son bir yıl içinde herhangi bir kültür-sanat etkinliğine katılmadığını belirtti. Etkinliklere katılanlar arasında ise en çok tercih edilen alan konserler oldu. Konserlerin oranı yüzde 33,9 olarak ölçülürken, tiyatro ve stand-up gösterileri yüzde 21,8, sanat galerisi ve müze ziyaretleri yüzde 21,2 seviyesinde kaldı. Kitap fuarı veya yazar buluşmalarına katılanların oranı yüzde 16,2, sokak festivali ve açık hava etkinliklerine katılım yüzde 16,1, film festivallerine katılım ise yüzde 11,9 oldu. Tasarım, fotoğraf ve moda etkinlikleri yüzde 6,2, dans gösterileri yüzde 5,9, opera, bale ve klasik müzik dinletileri ise yüzde 5,7 oranında tercih edildi.
En büyük engel bilet fiyatları
Kültür-sanat etkinliklerine katılımı zorlaştıran nedenler içinde en yüksek oran doğrudan ekonomik erişimle ilgili. Katılımcıların yüzde 45’i, ‘bilet ve giriş ücretlerinin yüksekliği’ni etkinliklere katılmanın önündeki en önemli neden olarak gösterdi. İkinci sırada yüzde 38,1 ile iş ve okul nedeniyle zaman bulamamak yer aldı. Böylece araştırma, kültürel yaşama katılımın yalnızca ekonomik koşullarla değil, kentte yaşayanların gündelik zaman kullanımıyla da doğrudan bağlantılı olduğunu ortaya koydu.
Bu sonuç, özellikle konserlerin kültür-sanat etkinlikleri içinde en yüksek katılım oranına sahip alan olmasıyla birlikte değerlendirildiğinde dikkat çekiyor. Konser, tiyatro, festival ve müze gibi fiziksel mekân gerektiren etkinliklere erişimde bilet bedelinin yanı sıra çalışma ve eğitim hayatının yarattığı zaman kısıtı da belirleyici oluyor. Araştırmada bu iki unsur, kültür-sanat katılımının önündeki en güçlü engeller olarak sıralanıyor.
Tasarruf ilk olarak sosyal hayattan
Ekonomik koşulların kültür ve eğlence harcamalarına etkisi sorulduğunda da benzer bir tablo ortaya çıktı. Son bir yıl içinde en fazla kısıntıya gidilen harcama kalemi, yüzde 41,4 ile restoran ve kafe gibi sosyal mekân harcamaları oldu. Buna karşılık katılımcıların yüzde 39,8’i hiçbir harcama kaleminde kısıntıya gitmediğini belirtti.
Kültür-sanat alanındaki harcamalarda ise konser veya tiyatro bileti alımında kısıntıya gidenlerin oranı yüzde 37,6 olarak ölçüldü. Sinema biletlerinde bu oran yüzde 37,2’ye ulaştı. Müze ziyaretlerinde yüzde 26, kitap, dergi ve dijital içerik alımında yüzde 25,9, yayın platformu aboneliklerinde ise yüzde 25,2 oranında kısıntı yapıldı. Veriler, kültür ve eğlence harcamalarının ekonomik koşullara karşı farklı ölçülerde hassasiyet taşıdığını gösteriyor.
Burada dikkat çeken bir başka nokta, fiziksel deneyime dayalı kültür harcamalarıyla dijital abonelik ve içerik tüketiminin aynı ekonomik tabloda yer alması. Sinema, konser ve tiyatro gibi etkinliklere yönelik harcamalarda yüzde 37’nin üzerinde kısıntı görülürken, yayın platformu aboneliklerinde bu oran yüzde 25,2 seviyesinde kaldı.
Konseler hâlâ ilk sırada
Araştırmanın kültür-sanat tercihleri bölümünde konserlerin yüzde 33,9 ile açık ara ilk sırada olması, İstanbul’un canlı müzik kültürünün kent sakinlerinin kültür tüketimindeki ağırlığını koruduğunu gösteriyor. Tiyatro ve stand-up yüzde 21,8 ile ikinci, müze ve galeri ziyaretleri yüzde 21,2 ile üçüncü sırada yer alıyor.
Kitap fuarları ve yazar buluşmalarının yüzde 16,2, sokak festivalleri ve açık hava etkinliklerinin yüzde 16,1 oranında tercih edilmesi, kültürel deneyimin yalnızca kapalı mekânlarda gerçekleşmediğini de gösteriyor. Buna karşın film festivallerinin yüzde 11,9’da kalması, festival kültürü içinde sinema etkinliklerinin konser ve açık hava organizasyonlarının gerisinde olduğunu ortaya koyuyor. Tasarım, fotoğraf ve moda etkinlikleri, dans gösterileri ile opera, bale ve klasik müzik dinletilerinin oranları ise yüzde 6,2 ile yüzde 5,7 arasında değişiyor.
Fiziksel etkinlik mi, dijital içerik mi?
İstanbul Barometresi’nin tematik araştırmasında kültürel deneyimlerin dijitalleşmeyle ilişkisi de ayrı bir başlık olarak ele alındı. Katılımcıların yüzde 56,9’u fiziksel olarak etkinliklere katılmayı tercih ettiğini belirtirken, yüzde 28,5’i kültürel deneyimler yerine sosyal medya ve dijital içerikleri tercih ettiğini söyledi.
Dijital içeriği kültürel deneyimlere tercih edenlerin gerekçelerinde ise pratiklik ve ekonomik erişim öne çıktı. Katılımcıların yüzde 34,3’ü, zaman kısıtlı olduğunda dijital içeriğin çok daha pratik olmasını tercih nedeni olarak gösterdi. Dijital içeriklerin daha erişilebilir ve uygun fiyatlı olması yüzde 29,6 ile ikinci sırada yer aldı. Sosyal çevrenin de dijitale yönelmesi yüzde 18,1, fiziksel mekânlara ulaşmanın zor veya yorucu olması ise yüzde 12,5 oranında kaldı.
Bu dağılım, kültür tüketiminde dijitalleşmenin yalnızca teknolojik bir değişim olmadığını ortaya koyuyor. Zaman ve maliyet, fiziksel bir etkinliğe gitmek ile bir içeriğe dijital ortamdan ulaşmak arasında tercih yapılırken doğrudan etkili oluyor. Araştırmada dijital içeriklerin öne çıkmasının temel nedenleri olarak pratiklik ve erişilebilirlik gösteriliyor.
Günde üç saat sekiz dakika dijital eğlence
Araştırmanın en çarpıcı verilerinden biri günlük dijital eğlence tüketimine ilişkin. Katılımcıların günlük ortalama dijital eğlence içeriğine ayırdığı süre üç saat sekiz dakika olarak hesaplandı.
Aynı araştırmada iş, uyku, yemek ve çocuk bakımı dışında kalan günlük serbest zamanın ortalama 3 saat 44 dakika olduğu belirlendi. İki süre arasındaki farkın yalnızca 36 dakika olması, günlük serbest zamanın çok büyük bölümünün dijital eğlence içerikleriyle geçirildiğini gösteriyor. Araştırmayı aktaran değerlendirmelerde de bu yakınlığın, boş zamanın önemli bölümünün dijital içerik tüketimine ayrıldığına işaret ettiği belirtildi.
Bu tablo, fiziksel kültür-sanat etkinliklerine katılımın önündeki ekonomik ve zamansal engellerle dijital eğlencenin yükselişini aynı çerçevede okumayı mümkün kılıyor. Bir konser ya da tiyatro gösterisi için bilet almak, ulaşım sağlamak ve etkinliğe ayrılacak zamanı yaratmak gerekirken dijital içerik, aynı boş zaman içinde daha düşük maliyetle ve mekân değiştirmeden tüketilebiliyor. Araştırmada dijital içeriği tercih edenlerin yüzde 34,3’ünün ‘zaman kısıtlıyken daha pratik’ gerekçesini vermesi de bu farkı doğrudan ortaya koyuyor.
Kültür tüketiminde ekonomik eşik
İPA’nın araştırması, İstanbul’un geniş kültür-sanat arzının kentte yaşayan herkes için aynı ölçüde erişilebilir olmadığını gösteren güncel veriler sunuyor. Son bir yılda kültür-sanat etkinliğine hiç katılmayanların oranının yüzde 45,8 olması, etkinliklere katılabilenlerin içinde konserlerin öne çıkması ve katılımın önündeki en önemli nedenin bilet fiyatları olarak belirlenmesi aynı tabloda birleşiyor.
Ekonomik koşulların harcamalara yansıması da bu tabloyu tamamlıyor. Restoran ve kafelerden konser ve tiyatro biletlerine, sinemadan kitap ve dergiye kadar farklı alanlarda tasarruf yapılırken dijital içeriklerin erişilebilirliği ve düşük maliyetli oluşu, bu alanın kültür ve eğlence alışkanlıklarındaki yerini güçlendiriyor. Araştırmanın ortaya koyduğu veriler, İstanbul’da kültürel yaşama katılımın yalnızca etkinliklerin varlığıyla değil, bu etkinliklere ulaşmanın maliyeti, zamanı ve biçimiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.
İstanbul Barometresi’nin “İstanbul’da Kültür ve Eğlence Alışkanlıkları” araştırması, kentte kültür tüketiminin iki farklı alan arasında şekillendiğini ortaya koyuyor: Bir yanda konser, tiyatro, müze ve film festivali gibi fiziksel deneyimler; diğer yanda zaman ve maliyet avantajıyla büyüyen dijital içerik tüketimi. İstanbul Planlama Ajansı’nın düzenli veri çalışmaları içinde tematik araştırmalar, kentin sosyal ve kültürel hayatına ilişkin bu tür göstergeleri dönemsel olarak izlemeye devam ediyor.
Etiketler: İstanbul bilet ekran süresi


