James Van Der Beek’in ardından
‘90’ların sonunda, televizyonun puslu ve masum atmosferinde bir nesil onunla birlikte aşık olmayı, hayal kurmayı ve büyümenin kaçınılmaz sancısını öğrendi. Odasındaki film posterleri arasında dünyayı anlamlandırmaya çalışan ‘Dawson Leery’, gerçek hayatın en sert perdesini kapatarak aramızdan ayrıldı.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
Bazı insanlar vardır, hayatımıza nasıl girdiğini tam hatırlamayız ama hep oradaymış gibi hissederiz. James Van Der Beek de onlardan biriydi. “Dawson’s Creek” dizisiyle 1990’ların sonuna damgasını vuran oyuncu, bir süredir mücadele ettiği kolorektal kanser nedeniyle yaşamını yitirdi. Van Der Beek’i kaybermek, gençliğimizden bir parçaya veda etmek gibi.
Capeside’ın hayalperesti
8 Mart 1977’de Connecticut’ta doğan James Van Der Beek, oyunculuk tutkusuna henüz bir çocukken kapılmıştı. Yale Üniversitesi’nde bulunduğu dönemde başladığı tiyatro çalışmalarıyla yeteneğini geliştiren Van Der Beek, ilk olarak bağımsız filmlerde ve Broadway yapımlarında küçük rollerle sahne tozu yuttu. Ancak dünya onu 1998 yılında, Kevin Williamson’ın kaleminden çıkan ve gençlik dizilerinin çehresini sonsuza dek değiştiren “Dawson’s Creek” ile tanıdı. Dawson Leery karakteri, dönemin klişe ‘yakışıklı ve sığ’ genç adam profilini yıkan; sinema tutkunu, naif, konuşkan ve duygularını saklamayan bir karakterdi. James, bu rolle sadece bir başrol oyuncusu değil, bir kuşağın ‘ideal arkadaşı’ ve ‘ilk aşkı’ haline geldi.
Katie Holmes (Joey Potter), Joshua Jackson (Pacey Witter) ve Michelle Williams (Jen Lindley) ile paylaştığı o efsanevi set, Van Der Beek’i dünya çapında bir şöhrete taşıdı. Altı sezon boyunca süren bu serüvende James Van Der Beek, ergenliğin en karmaşık labirentlerinde izleyiciye rehberlik etti. Dizinin sona ermesinin ardından kariyerine hem sinemada hem de televizyonda devam eden oyuncu, özellikle “Varsity Blues” (1999) filmindeki unutulmaz performansıyla gençlik draması türünde sinemada da rüştünü ispatladı. Ancak asıl başarısı, üzerine yapışan ‘gençlik ikonu’ etiketini mizahla kucaklamasıydı. “Don’t Trust the B---- in Apartment 23” dizisinde kendisinin karikatürize edilmiş bir versiyonunu oynayarak egosundan arınmış, zeki ve öz farkındalığı yüksek bir sanatçı olduğunu tüm dünyaya gösterdi. Bu dönemde ayrıca “CSI: Cyber” ve “Pose” gibi dizilerdeki rolleriyle farklı karakterlere bürünme yeteneğini de sergiledi. Son olarak 2019 yılında “Dancing with the Stars” şov programındaki etkileyici performansıyla hayranlarını şaşırttı ve dans yeteneğini de gözler önüne serdi.
TV dizileri
James Van Der Beek’in kariyerinde “Dawson’s Creek”in yanı sıra pek çok önemli durak bulunuyor. 1999 yapımı “Varsity Blues” filminde canlandırdığı Jonathan ‘Mox’ Moxon karakteriyle sinemada geniş kitlelere ulaşan oyuncu, 2002 tarihli “The Rules of Attraction”ta ‘Sean Bateman’ rolüyle karanlık ve çarpıcı bir performans sergiledi. 2012-2013 yıllarında yayınlanan “Don’t Trust the B---- in Apartment 23” dizisinde kendisinin parodisini yaparak kariyerinin en cesur işlerinden birine imza attı. 2015-2016 arasında “CSI: Cyber”da ‘Elijah Mundo’ karakteriyle izleyici karşısına çıkan Van Der Beek, 2018’de “Pose” dizisinde ‘Matt Bromle’ rolüyle dramatik yönünü pekiştirdi. Ayrıca onlarca önemli dizi de yan rollerde oynadı.
Sinema
James Van Der Beek’in sinema kariyeri ise 1990’ların ortasında “Angus” (1995) ve” I Love You, I Love You Not” (1996) gibi yapımlarla başladı. 1998’de “Harvest” filminde rol alan oyuncu, asıl çıkışını “Varsity Blues” (1999) filmindeki Jonathan ‘Mox’ Moxon karakteriyle yaptı. Ardından “Scary Movie” (2000) filminde Dawson Leery karakterine gönderme yapan kısa ama unutulmaz bir cameo performans sergiledi.
2000’li yıllar boyunca “Texas Rangers” (2001), “Jay and Silent Bob Strike Back” (2001), “The Rules of Attraction” (2002), “Standing Still” (2005) ve “Castle in the Sky”ın Disney yapımı İngilizce dublajında ‘Pazu’ karakterini seslendirdiği versiyon gibi farklı türlerde projelerde yer aldı. Korku türündeki “The Plague” (2006), gerilim filmi “Final Draft” (2007) ve politik drama “Formosa Betrayed” (2009) oyuncunun daha karanlık rollere yöneldiği yapımlar arasında yer aldı.
2010’lu yıllarda “The Big Bang” (2010), “Backwards” (2012), “Labor Day” (2013) ve kısa film “Power/Rangers” (2015) gibi projelerde rol aldı; “Power/Rangers”ta aynı zamanda senarist olarak da görev aldı. 2017’de “Downsizing” filminde, 2019’da “Jay and Silent Bob Reboot”ta yine kendisini canlandırdı. Son dönem işlerinde ise “Bad Hair “(2020) filminde ‘Grant Madison’ rolüyle ve “Sidelined: The QB and Me” (2024) ile devam filmi “Sidelined 2: Intercepted” (2025) projelerinde izleyici karşısına çıktı.
Ödüller
Başarıları ödül sezonlarında da karşılık bulan Van Der Beek, “Varsity Blues ile 1999 MTV Movie Awards’ta ‘En İyi Çıkış Yapan Erkek Oyuncu’ ödülünü kazandı; “Scary Movie” ile ‘En İyi Cameo’ dalında MTV ödülüne layık görüldü. “Dawson’s Creek” ile Teen Choice Awards’ta ‘En İyi TV Erkek Oyuncu’ dalında aday gösterilirken, “Don’t Trust the B---- in Apartment 23” dizisindeki performansıyla ‘En İyi Erkek Sahne Çalan Oyuncu’ kategorisinde aday oldu. 2009 yılında “Formosa Betrayed” filmiyle San Diego Film Festivali’nde ‘En İyi Erkek Oyuncu’ ödülünü kazandı. Ayrıca internet kültüründeki etkisi, 2011 NewNowNext Awards’ta ‘OMG Internet Award’ ile taçlandırıldı.
Hastalık süreci
James Van Der Beek’in hayatının son dönemi her ne kadar profesyonel kariyeriyle devam etse de, arka planda büyük bir metanetle sürdürdüğü bir yaşam mücadelesine sahne oldu. 2024 yılının sonbaharında kendisine üçüncü evre kolorektal kanser teşhisi konulduğunu kamuoyuyla paylaşan aktör, bu süreci elden ayaktan çekilmek yerine farkındalık yaratarak geçirmeyi seçti. Teşhisin ardından yoğun bir tedavi sürecine giren Van Der Beek ameliyatlar, kemoterapi ve radyoterapi seanslarıyla zorlu bir dönemi geride bırakmaya çalıştı.
Altı çocuk babası olan James Van Der Beek, hastalığını öğrendiği andan itibaren ailesine duyduğu bağlılığı ve hayata olan tutkusunu her fırsatta dile getirdi. Eşi Kimberley, bu süreçte en büyük destekçisi oldu ve onunla birlikte kanser farkındalığı kampanyalarına katıldı. Sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımlarda, kanserle mücadelenin sadece fiziksel bir savaş değil, ruhsal bir yolculuk olduğunu vurguladı. “Hastalığım bana anın değerini ve her nefesin bir mucize olduğunu öğretti” diyen usta oyuncu, tedavisi devam ederken bile setlerden kopmamaya çalıştı ve benzer zorlukları yaşayan binlerce insana ilham kaynağı oldu. Kamuoyuna açık bir şekilde yaşadığı zorlukları paylaşması, özellikle gençlerde kolorektal kanser farkındalığının artmasına büyük katkı sağladı.
Acı haberi eşi duyurdu
Henüz 48 yaşında aramızdan ayrılan ünlü aktörün vefatı eşi Kimberly Van Der Beek tarafından yapılan duygu dolu bir açıklamayla douyuruldu. Yapılan açıklamada, "Sevgili James bu sabah huzur içinde aramızdan ayrıldı. Son günlerini cesaret, inanç ve zarafetle karşıladı" ifadelerine yer verildi.
Ünlü oyuncunun sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda ailesi için "Mahremiyet" istendi. Açıklamada, "Sevgili James David Van Der Beek bu sabah huzur içinde öldü. Son günlerini cesaret, inanç ve zarafetle karşıladı. İstekleri, insanlık sevgisi ve zamanın kutsallığı konusunda paylaşacak çok şey var. O günler gelecek. Sevgili eşimiz, baba, oğul, kardeşimiz ve arkadaşımızın yasını tutarken şimdilik huzur dolu mahremiyet istiyoruz." denildi.
Veda ve anma törenine ilişkin detayların, ailenin talebi doğrultusunda ilerleyen günlerde kamuoyuyla paylaşılması bekleniyor.
“Dawson's Creek” buluşması
James Van Der Beek’in hastalık sürecinde geride bıraktığı en dokunaklı anlardan biri, aylar önce New York’ta düzenlenen özel bir “Dawson’s Creek” buluşmasıydı.
Birkaç ay önce “Dawson’s Creek” dizisinin oyuncuları, kanserle mücadeleye dikkat çekmek ve destek sağlamak amacıyla New York’ta özel bir etkinlikte bir araya gelmişti. Sağlık sorunları nedeniyle geceye katılamayan James Van Der Beek, hayranlarını video mesajıyla selamlamış ve “Orada olmadığıma, oyuncu arkadaşlarımı canlı olarak göremediğime inanamıyorum” sözleriyle duyduğu üzüntüyü dile getirmişti.
Van Der Beek, sahnedeki yerini ünlü Broadway yıldızı Lin-Manuel Miranda’nın alacağını da duyurarak esprili bir şekilde, “Çocuklarım onun benim geliştirilmiş bir versiyonum olduğunu düşünebilir” demişti. Etkinlik sırasında Van Der Beek’in eşi Kimberly ve çocukları da sahneye çıkarak dizinin açılış jenerik müziği, Paula Cole’ 1996 tarihli “This Fire” albümünde yer alan ikonik şarkısı “I Don’t Want to Wait”i seslendirmiş, geceye duygusal anlar damga vurmuştu.
Dawson’s Creek ekibinden duygusal veda
“Dawson’s Creek” dizisi ekibi, acı haberi büyük bir üzüntüyle karşılayarak duygusal taziye mesajları yayımladı:
Katie Holmes (Joey Potter): “James benim ilk gerçek sahne partnerimdi. Onunla geçirdiğim her an, karakterlerimizin ve bizim büyümemizin bir parçasıydı. Kalbim onun eşi ve çocuklarıyla. Huzur içinde uyu, sevgili dostum.”
Joshua Jackson (Pacey Witter): “Dawson’ım... Bu habere inanmakta zorlanıyorum. James, ekranda bana rakip, gerçek hayatta ise harika bir dosttu. Onun mizahını ve zekâsını özleyeceğim. Işıklar içinde uyu.”
Michelle Williams (Jen Lindley): “Jen’in Dawson’ı ne kadar sevdiğini biliyorsunuz. James, hayatımdaki en önemli insanlardan biriydi. Onunla birlikte büyüdüm. Yüreğim, ailesiyle birlikte.”
Kevin Williamson (Dizinin yaratıcısı): “James, Dawson Leery’yi sadece oynamadı, o Dawson’dı. Onun yaratıcılığı, hassasiyeti ve tutkusu bir neslin kalbini fethetti. Çok erken ayrıldı ama ardında silinmez bir iz bıraktı.”


