Kamusallığın hafızasında yeni bir durak
Merve Elveren ve Meriç Öner küratörlüğündeki “VarYok” programı, “Anıtsı / Monumentesque” başlıklı son bölümüyle 16 Ağustos 2026’ya kadar YUNT’ta izleyiciyle buluşuyor.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
Kâr amacı gütmeyen sanat ve etkileşim alanı YUNT’un ev sahipliği yaptığı “VarYok” programı, üç bölümlük yapısıyla bir yıl boyunca kamusallık kavramını farklı sanat pratikleri üzerinden ele aldı. Programın son aşaması olan “VarYok: Anıtsı / Monumentesque”, 16 Ağustos’a kadar ziyaret edilebiliyor.
Merve Elveren ve Meriç Öner’in küratörlüğünü üstlendiği ve üç bölüm hâlinde bir yıla yayılan sergi; kişiler, cisimler, mekânlar ve tarihler aracılığıyla birbirine teğet geçen geçmiş ve gelecek tahayyüllerini ortaya seriyor. Farklı an ve coğrafyalara sıçrayan sergide katılımcılar, araştırmalarını ve üretimlerini temelsizleştirilmiş özel/kamusal gerilimi üzerinden yeniden yorumluyor.
Küratörler Merve Elveren ve Meriç Öner
Projenin birinci bölümü “VarYok: Canlı”, 11 Ekim 2025 - 1 Şubat 2026 tarihleri arasında mimarlık tarihçisi Gürbey Hiz’in bilim ve edebiyat dergisi Servet-i Fünûn’dan yola çıkarak oluşturduğu eleştirel modernite atlasından bir seçkiyi sanatçı Emre Hüner’in Neochronophobiq (2015) isimli videosu ve video için tasarladığı seramik karakterler ile buluşturdu.
Üç bölüm hâlinde bir yıla yayılan serginin ikinci durağı, katılımcılar Metehan Özcan ile Mona Mahall ve Aslı Serbest’in uzun soluklu araştırmaları üzerinden geçmiş ve geleceğe alternatif bakışlar öneren “VarYok: Halı Altı”, 4 Şubat 2026 - 3 Mayıs 2026 tarihleri arasında YUNT’ta sergilendi.
Kişiler, yapılar, nesneler ve tarihsel anlatılar üzerinden kamusal alanın nasıl kurulduğu, dönüştüğü ve zaman içinde nasıl görünmezleştiği üzerine odaklanan programın 6 Mayıs’ta başlayan “Anıtsı / Monumentesque” bölümü ise özellikle tarihsel hafızada iz bırakan ancak çoğu zaman geri planda kalan figürlere ve mekânlara bakıyor.
Sergi, büyük anlatıların dışında kalan hikâyeleri görünür kılarken, aidiyet, temsil ve kamusal alana katılım kavramlarını farklı coğrafyalardan ve dönemlerden örneklerle ele alıyor.
Kadın banilerin görünmeyen mirası
Sergide yer alan sanatçı Firuzan Melike Sümertaş, Osmanlı döneminde kadın baniler tarafından inşa ettirilen yapılara odaklanan araştırmasıyla, kadınların İstanbul’un fiziksel ve sosyal dokusundaki etkisini inceliyor.
Tarih yazımında çoğunlukla ‘anne’, ‘eş’ ya da hanedan ilişkileri üzerinden tanımlanan kadınların, yaptırdıkları yapılar aracılığıyla kamusal hayatta nasıl etkin roller üstlendiklerini araştıran Sümertaş, özellikle 17. YY’da Kösem Sultan tarafından yaptırılan Büyük Valide Han üzerinden bu görünmez mirası ele alıyor.
İstanbul’un ticaret tarihinin önemli yapılarından biri olan Büyük Valide Han, bugün fiziksel olarak yıpranmış ve mülkiyet açısından parçalı bir yapıya sahip olsa da kent hafızasındaki yerini koruyor. Eminönü’ndeki dükkânları, atölyeleri, ticari kullanımları ve son yıllarda sosyal medya aracılığıyla yeniden ilgi gören çatısı ve kubbeleriyle yapı, geçmiş ile bugünün iç içe geçtiği bir kamusal alan örneği olarak sergide yer alıyor.
Bu anlatı kapsamında sanatçı Metehan Özcan’ın fotoğrafları, Büyük Valide Han’ın güncel durumunu belgeleyerek tarihsel yapının bugünkü dönüşümünü izleyiciye aktarıyor.
Firuzan Melike Sümertaş
Deniz Tortum’dan var olma hâllerine deneysel bakış
“VarYok: Anıtsı / Monumentesque”in bir diğer sanatçısı Deniz Tortum ise sinema pratiği üzerinden farklı bir zaman ve mekân algısı kuruyor. Sanatçının 2011 tarihli “Dünya” adlı deneysel filmi, Upstate New York ve New Jersey’de gerçekleştirilen çekimler aracılığıyla bilinmeyen bir coğrafyada dolaşan kameranın izini sürüyor.
Şair, çevirmen ve tarihçi Efe Murad’ın aynı adlı şiirinden hareketle geliştirilen film var olma ve yok olma, dahil olma ve dışarıda kalma gibi karşıtlıklar üzerinden bireyin çevresiyle kurduğu ilişkiyi araştırıyor. Tortum şiiri sinemasal bir dile dönüştürürken klasik anlatı kalıplarının dışında, gözlemci ve deneysel bir film dili oluşturuyor.
“Dünya”, yalnızca bir mekân kaydı değil; insanın kendisini, çevresini ve zaman içindeki konumunu sorguladığı görsel bir araştırma olarak sergide yer alıyor.
Deniz Tortum
Sanat, düşünce ve etkileşim alanı
Sultanbeyli’de faaliyet gösteren YUNT, kâr amacı gütmeyen yapısıyla sanat üretimini, kültürel karşılaşmaları ve entelektüel paylaşımı destekleyen bağımsız bir sanat alanı olarak çalışmalarını sürdürüyor.
Sergi programlarının yanı sıra eğitim çalışmaları ve yayın projeleriyle de sanat ile toplum arasındaki ilişkiyi güçlendirmeyi amaçlayan YUNT, farklı disiplinlerden üreticileri ve izleyicileri bir araya getiren bir platform oluşturuyor.
“VarYok” programı kapsamında dönüşerek ilerleyen sergi mekânı da bu yaklaşımın bir parçası olarak ele alınıyor. Bir yıl boyunca eklenen, değişen ve birbirine bağlanan üretimler aracılığıyla sergi alanı sürekli yeniden şekillenirken; “VarYok: Anıtsı / Monumentesque”, kamusallığın dönüşümüne dair kolektif bir düşünme alanı yaratıyor.
Etiketler: Merve Elveren Meriç Öner YUNT


