Kanaat, zanaat ve sanatın ‘GÖKzemin’deki halayı
İstanbul Modern Artistik Direktörü Çelenk Bafra’nın küratörlüğünde, bu kez ‘GÖKZemin’ teması ile yedincisi düzenlenen Mardin bienali, eski sınırının dışına çıkan sürprizli yapıt ve uğrak noktalarıyla başladı. Dara antik kentinden Kızıltepe’ye uzanan altı ayrı mekânda 20 ülkeden 42 sanatçıyı 21 Haziran’a kadar bir araya getiren etkinlik, Mardin Sinema Derneği ev sahipliği ile, altı ayrı mekânda her gün 10:00 ile 17:00 arası ücretsiz görülebilecek. Bienal sanatçıları, yapıtları ve bienalin bugüne varan öyküsünü Milliyet Sanat için yorumladı.
EVRİM ALTUĞ
evrimaltug@gmail.com
Yedinci Uluslararası Mardin Bienali, 15 Mayıs - 21 Haziran tarih aralığı ile kapılarını açtı. Mardin Sinema Derneği ev sahipliği ile direktörlüğünü Döne Otyam ve Hakan Irmak’ın üstlendikleri ücretsiz etkinlik, bu yıl Mardin Antik Kenti’ndeki Sakıp Sabancı Mardin Kent Müzesi ile, Kervansaray ve tarihi Marangozlar Kahvesi’nin de dışına çıkarak, Deyrulzafaran Manastırı, Dara Antik Kenti ve Kızıltepe Ateş Beyler Hamamı gibi farklı coğrafi ve tarihsel adreslere de yayıldı.
Ana sponsorluğunu Peugeot’nun üstlendiği etkinlik, bu yıl, ‘Gök Zemin’ adıyla, etkinliğin de destekçileri arasında bulunan İstanbul Modern Artistik Direktörü, Küratör, Apaçık Radyo Program Yapımcısı ve AİCA Türkiye üyesi Çelenk Bafra imzasıyla düzenlendi. Bienal, beraberinde Mardin Antik kentinde açılan birçok bağımsız ve kurumsal paralel serginin de izlenmesine sahne oldu. Etkinlik öte yandan, Dara Antik kentinde Pazartesi günleri kapalı iken, Deyrulzafaran Manastırı’nın girişlerinde ise ziyaretçilerden belli bir ücret alındığı vurgulandı.
Mekân destekçileri arasında Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Mardin Büyükşehir Belediyesi, Artuklu Belediyesi, Exit Kolektif ve Kızıltepe’den Ateş Beyler Ailesi’nin yer aldığı etkinliğin kurumsal yoldaşları arasında ise, BorSanat, Lokalist, Saha ve Meshru ile Gençoğlu Grup ve Club Marvn ile Mavi gibi imzalar da başı çekti.
Zahit Mungan’ın ‘Akrep’i Mardin ve Türkiye göklerinde
Tarihi Mardin yapıları arasında hizmet veren Çocuk Kültürhanesi’ndeki ‘Çocuk Atölyeleri’ sponsorluğunu hepsiburada.com un üstlendiği bienal dolayısıyla, Mardinli sanatçı Zahit Mungan tarafından tasarlanan özel bir de ‘akrep’ biçimli uçurtma tasarımı meraklılara sunuldu. Gök ile zemini seviştiren Bienalin ulusal ve uluslararası basın ile önizlemeye davetli isimlerine yönelik ilk iki günlük turu ise güneş, rüzgâr, yağmur ve gökkuşağını hakikaten kesiştiren dört mevsimlik bir ruhani ve meteorolojik atmosfer zenginliğinden nasibini aldı.
Zahit Mungan, “Akrep”
Ankara Brezilya Büyükelçiliği, İstanbul Modern, Hamm, Art On, Faruk Sade Sanat Fonu, Instituto Guimaraes Rosa gibi kurumların da katkısı ile yapılan ve tarihi İpek Yolu’na paralel güzergâhta ziyaret edilen 7. Mardin Bienali’nde bu yıl, 20 ülkeden, toplam 42 imzaya ait sanat eserleri bir araya getirildi.
Danışma Kurulu’nda Esra Aliçavuşoğlu, Evin Sevgi Baran, Fırat Arapoğlu, Mehmet Said Aydın, Paolo Colombo gibi isimlerin yer aldığı etkinlikte gezilen, Mardin’in 30 km. güneydoğusundaki, M.S. 6’ncı yüzyıldan kalma Dara Antik Kenti’nde, ‘Nekropolis’ ve ‘Zindan’ alanlarına yayılan eserleriyle, Xul Solar (Nekropolis) ve Selçuk Artut, Alper Aydın (Zindan) ile KİTE inisiyatifi ve Sejla Kameric hazır bulundu.
Aydın’ın ihtişamlı figürü, Artut’un elleri ve sesleri
Dara Antik Kenti’ne yapılan turistik ziyaretlerin de etkisiyle, en azından her gün yüzlerce kişiye ulaşacak eserler arasında, Alper Aydın imzalı devasa gerçeküstücü heykel, mekânın atmosferini dönüştüren en önemli parçalar arasındaki yerini aldı. Sanatçının yaklaşık dört ayda tamamladığı beyaz yapıtı, mekâna yapılan çalışmalar sonucunda beş parçanın bir araya getirilmesiyle ortaya çıktı.
Eserde bir melek ve yılana göndermede bulunan ve bu sıra dışı varlığı sarnıçtan baş aşağı sarkıtan Aydın, kendi kendini yiyip bitiren devasa bir sürüngen üzerinden, mevcut hayat ve mevcut olmayan hayal arasında dramatik bir karşı duruş üretmeyi başardı. Eser, yerçekimine meydan okuyan tasarımıyla olduğu kadar, malzemesi ve renginin yarattığı manyetik illüzyonla da mekândan beslendiği her şeyin kuşkulu bir yankısı halindeydi.
Alper Aydın “Sistem Hatası: Güncelleyiniz!”
Teknoloji sponsorluğunu Arçelik’in yaptığı Bienalde, Aydın’ın “Sistem Hatası: Güncelleyiniz!” adlı çalışması üzerine bir metin kaleme alan Semra Fırat ise, izleyicilere (özetle) şu bilgileri vermekteydi: “Sanatçının enstalasyonu, tarihsel bir yapının mimari ve kültürel hafızasını güncel bir varoluş meselesine dönüştürür. Mekånın hafızasını silmek yerine, onunla birlikte düşünür; taş kemerlerin ritmi, yeraltının karanlığı, akustiği ve boşluğu eserin dramatik kurgusunu belirleyen başlıca unsurlar haline gelir.”
Zindan olarak da kullanılmış cehennemvari boş sarnıçtaki yapıta akustik olarak biricik ve önemli bir katkı sunan Selçuk Artut’un, yapıdaki etkileşimli, akustik mekâna özgü yerleştirmesi adına da aynı şey söylenebilirdi.
Yukarı Mardin’de - yine Peugeot ile - özel bir mekânsal deneyim ve tasarım projesi sunan Artut’un çalışması, zindanın yüzyıllarına kulak kabartmamıza vesile olan, yüceliğini tevazu seviyesinden alan kibar bir müdahale olarak bienal kayıtlarındaki yerini aldı. Artut etkileşimli eserinde elleri birer beyaz mendil ile de perçinleyerek, zamana ve insana olan duyarlığını görselleştirmiş bulundu.
Bienali gezenlerden açık öneri: Bir ay daha uzatılabilir
İşin değerli yönü gerek Artut gerekse Aydın’ın çalışmalarının birbirleri ve mekânla yarattıkları geleceğe dönük tahlil ve tasvir etkisiydi. Bu yönüyle T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle izlenen bu güncel sanat yapıtlarının, mekânda olabildiğince uzun ömürle kalması da düşünülebilir, hayali kurulabilir kültürel unsurlardan biri olarak kayıtlara geçti. Keza bienal önizlemesine katılan bir çok ziyaretçi açık açık, etkinliğin süresinin de bir ay değil, en az iki ay olması dileğinde içtenlikle bulundu.
Horoz Lojistik’in katkılarıyla hayata geçen bienalde, Dara Antik Kenti’nde gezindiğimiz sırada, gelincik, gübre kütleleri, buzağılar, boğa ve inek ve papatyalar arasından geçtiğimizde, antik Bizans metinlerinin taş lokmaları ardında keşfettiğimiz kıymetli sürprizlerden biri ise, Sejla Kameric’den geldi. Kameric’in çok kültürlü Mardin’e ve antik çeyizine ‘Sevgi’nin enternasyonal tabirleri ile güzellemede bulunduğu heykelsi mekâna özgü düzenlemesi, ziyaretçilere ölümsüzlüğün kartpostalını vadeden bir sempati ve merakla yüklüydü.
Sejla Kameric, “Agape Bankı”
Yakın zaman önce Kahve Dünyası’nın süregelen kamusal alan projesi ‘Yan Köşe’ye de seçilerek emek vermiş bulunan sanatçı Alper Aydın, gerek Marangozlar Kahvesi, gerekse Dara’ya getirdiği imgeleri hakkında Milliyet Sanat’a da özel açıklamalarda bulundu. Sanatçı, şu ifadeleri kullandı:
“Kendi özelimde bana teklif edilen yer Dara Antik kenti oldu, daha önce mekânlara dair / ‘site -spesifik’ müdahale yapmamdan dolayı, üç teklif oluşturdum. Bunların üçü de Dara’nın, tarihinden, arkeolojisinden yola çıkan öneriler idi, Çelenk Bafra, benim Dara Zindan kısmındaki önerimi seçti, bu seçimin bir kaç nedeni vardı, yılan, bildiğiniz üzere Mardin için çok mitolojik bir varlık, ama bunun dışında, dünya üzerindeki ilk biyolojik savaş da Sasani’lere karşı burada gerçekleşmiş ve bu savaşta düşmanlara karşı, yılanlar / akrepler kullanılmış.
Benim çalışmam özelinde bütün bilgiler, bir kaynak oluşturdu. Yerin 15 metre altında bir enstalasyon bu, yani tam da bir yılanın yaşayabileceği bir karanlıkta ve büyüklükte…
Bu heykelde bir anı görüyoruz. Her ne kadar imgesini geçmişten alsa da, bu gün hem Mardin’in hem de ülkenin içinde bulunduğu sıkışma ve gerilimi ilk elden ortaya koyan, durumu iki varlık üzerinden anlatan mekâna özel bir çalışma bu.”
Buna mukabil, aynı alanda yer alan bir diğer keşif, Oglala Lakota yerlisi, Dr. Suzanne ‘KİTE’nin ürettiği yalın ‘land art’ / ‘arazi sanatı’ işi oldu. Sanatçı, doğadan emanet eserleriyle teması ‘Gök Zemin’ olan bienalin tema ve duygularına gönderme yapmakla kalmayıp, uçurtmaların birer kırlangıç gibi göklerinde gezindiği Mardin’in görsel ve görsel çeyizine nazik bir katkı daha bırakmış bulundu. Bölgenin bir diğer misafir sanatçısı da, Nekropolis girişindeki grafik çalışmasıyla, Xul Solar’dı.
Kızıltepe’nin tarihi hamamı da güncel sanatla doldu
Mardin’in yedinci Bienali’ne zenginlik veren bir diğer sanat alanı, tarihi Kızıltepe Ateş Beyler Hamamı oldu. Mekân sahibi Kızıltepeli Ateş Beyler ailesinin katkılarıyla kapısını yaklaşık 20 yıl ardından bir sanat etkinliğine yeniden açan hamam yapısının sanatsal tasarımı, yine hamamın duruşu ile ‘kadınlar ve erkekler’ olarak ayrılırken, tam bu ayrımda Gazze Bienali İnisiyatifi’nin yapıtları da unutulmamıştı. Yukarı Mardin’den Kızıltepe’ye sarkan bienalin çarpıcı ‘güncel kalıntısı’na en çok iz bırakan imzalar, ruhanî ve kadınsı samimiyetleri ile birbirine tutunan eserleriyle biraz da kadınlar oldu dense, yeriydi.
Gazze Bienali İnisiyatifi – Yasmeen Al Day
Sanatçı Bawer Doğanay’ın gerçeküstü, özgür kompozisyonlarıyla baştan aşağı dönüştürdüğü hamamın göbek taşı etrafına serpilen yapıtlarıyla burada Hilal Can, Gözde İlkin ve Senem Rabia Sekban ve Fatma Alara Akgün’den oluşan Bi Acayip Hane inisiyatifinin eserleri buluştu. Işığı, gölgeyi, birikmişliği ve bütüncüllüğü art arda kullanan özgün eserler özellikle bölge hafızası, kadının varlığı ve insanın varoluş yolculuğuna gönderme yaptıkları, Sufizm ve güncel sanatı edebiyat ve felsefe ile seviştiren, kanaat ve zanaatteki samimi duruşlarıyla bienalin önizlemesine katılan birçok sanatçı, basın mensubu, koleksiyoner ve galerici tarafından takdir ve ilgiyle karşılandı.
Bawer Doğanay
Gözde İlkin
Hilal Can
Bulutlar, şimşekler, bonkör ve sürpriz yağmur bulutları, yakan güneş ışıkları ve keskin ayaz rüzgârların kucaklaştığı Mardin’de keşfedilen ilgili Hamam yapıtları arasında bu yönüyle, kendisi de Kızıltepeli Boran’ın, ‘diaspora halini tek bir nesne ile ifade etme’ anketinin plastik sonuçları da, ilgiyle karşılanan yapıtlar arasında başı çekti. psikolojik ve sosyolojik bir rölyef olarak Hamam’ın gri tenine teğellenen bu imgeleşmiş kırılgan seramik nesneler, ürettikleri suskun çığlıkla Ateş Beyler Hamamı’nda alternatif bir siyasi yankı üretmeyi de başardı. Siyaset demişken, ironiyi nezaketle kucaklaştırdığı ‘Tangocu Polisler’ temalı videosu ile Arjantinli güncel sanatçı Carlos Aires’in eseri de hamamda yankılanan bir diğer kıymetli yapıt oldu.
Hamam ayrıca, bienal kavramsal çerçevesi GÖK/Zemin’le temas kuran Feriüddin-i Attar ve Aristophanes çıkışlı ‘Kuşlar’ okumaları ile de öne çıktı. Keza Boran, “Büyülü Ev” isimli 2018 tarihli işi ile, bienal mekânlarından, tarihi Marangozlar Kahvesi’nde yer alan dört sanatçıdan da biri oldu. Boran, emeği hafıza ile kesiştirdiği araştırmacı eserleriyle tanınırken, tarihin kurgulanması, yapılması ve kalıntılaşması hakkında yaptığı sanatsal girişimlerle zaten yaklaşık 10 yıldır da öne çıkıyordu.
Mehmet Ali Boran
Kızıltepeli sanatçı Boran’dan özel Bienal analizi
Sanatçı Boran, Milliyet Sanat’a yaptığı değerlendirmede, bienalin ‘GÖKZemin’ ile seçilen eserleri ve mekânlar arasında nasıl bir irtibat kurduğunu, kültürel ve sanatsal emeğini kendi toprağında nasıl yankıladığını bizlere şöyle aktardı:
”16 yılda, Mardin’de yedi bienal gerçekleşti. Yaşanan Pandemi ile Kobani süreçleri sebebi ile yaşanan kayıp bir edisyon da söz konusu. Yedinci Bienale gelene kadar, benim bienal ekibine yazılı ve sözlü mecralarda benim ve Mişar Art’ın dillendirdiği kimi taleplerim oldu. Bu taleplerin yerine yavaş yavaş geldiğini, 2018 edisyonundan bu yana görüyorduk. Ancak, her şey kendi içinde bir eksiklik taşır.
Ama bu eksiklikler her şeyiyle yerini bulacaktır. Ama her şeyi ile tastamam bir bienal, eminim Venedik Bienali’nden de, İstanbul Bienali’nden de beklenmiyordur. Eksiklikler, bir yerde kendi anlatısını da oluşturuyor. Ve biz, o eksikliklerle bir şekilde yol alıyoruz, konuşuyor ve tartışıyoruz, en önemlisi hissediyor ve öğreniyoruz.
Bienalin bu yedinci edisyonunda, Çelenk Bafra’nın küratör olarak seçilmesinden sonra, her bienali inceleyen, gözlemleyen biri olarak söylemem gerekirse, Bafra’nın buraya sürekli seyahat etmesi, her defasında sanatçı atölyelerini geniş geniş ziyaret etmesi, insanlarla görüşmesi, burada iki ayrı konuşma yapıp, sadece İstanbul’da bir basın toplantısı yapmayıp burada da bir basın toplantısı yapmış olması takdire şayandı.
Küratör Çelenk Bafra
Sanatçı seçimlerinden bahsedecek olursak, Mardin Bienali’nde, hiç olmadığı kadar buradan sanatçıların, Kürt kökenli sanatçıların yer aldığını gördük. Daha önce böyle bir sayıya ulaşılmamıştı. Gerek diasporada olan Kürtler, gerekse burada yaşayan Kürt sanatçılar olsun; tabii, kendilerini de bu şekilde tanımlayıp tanımlamadıklarını da bilmiyorum. Ben sadece buradan bunları söylemiş oluyorum.
Bizim eleştirilerimiz arasında, bienalin sadece eski şehirde, yani Artuklu bölgesi diye de tabir edilen alanda cereyan etmesi de bulunmaktaydı. Bu cereyan kendi içinde tıkanıp kalıyor ve Mardin içinde ilerlemeden yüzmeye çalışan bir hal üretiyordu. Sadece Diyarbakır Kapı’dan Savur Kapı’ya kadar gidiyor, oradan geri gelip, ara sokaklara bile dalmadan, bulanık bir suda, kendi suyunda ilerlemeye çalışıyordu. Oysa şimdi bu kapıdan da dışarı çıkıp, Daryulzafaran Manastırı’na erişiyor. Buranın dini bir temsiliyeti var ve çok da mühim bir yer.
Orada da konumlanan bienal, elini Nusaybin yakınındaki Dara antik kentine uzattı. Keza oradan İpek Yolu’na da uzanan bir çemberle Kızıltepe’ye vardı. Öyle ki burası, güncel sanat dinamikleri adına çok mühim bir yerdir. 2010’da başlayan Mardin Bienali ile birlikte burada güncel sanat pratikleri icra edilmeye başlamıştır. Ben de bu icralardan hareketle bu pratiğe haiz olup, bunun peşinde koştum.
Keza, 2007’de Kızıltepe Ateş Beyler Hamamı’nda, yine Bienal ekibinin halen direktörlüğünü yapan Hakan Irmak ile beraber, Mehmet Çeper ile bir güncel sanat sergisi yapmıştık. Oradan buraya, Bienalin yeniden Kızıltepe ile Ateş Beyler Hamamı’na inmiş olması, çok çok kıymetlidir.
Şu anda, yedinci bienalin, Mardin’in o çok gözenekli, çok girintili, çıkıntılı, yükseltili, merdivenli mimarî yapılarının içerisinde konumlanan bir etkinlikten ziyade, düz duvarları da olan bir yapıya dek taşınmış olması ve 400 bin nüfuslu Kızıltepe’ye inmiş olması, demokratik bir bienal başlangıcı, girişimi olduğunu bize mekânsal yerleşim, konsept ve sanatçıların eserlerin seçimi bağlamında bize pekalâ söyleyebilmektedir.”
Gazze Sanat İnisiyatifi de tarihi Kızıltepe Hamamı’nda
Bunun gibi, soyunmalıklarıyla da aktif birer diyalog alanı olarak kullanılan ve Serra Küçükoğlu imzasıyla sanat adına dönüştürülen hamamda yer alan Gazzeli sanatçılar Yasemin Al Day ile Fares Ayash da, mekândaki politik farkındalığı perçinledikleri grafik, politik, anti-anıtsal, sivil samimiyetle yüklü işleriyle kayda geçti. Bunu, Alfredo Jaar’ın etkinliğe bağışladığı felsefi, politik ve yankısı yüksek eseri bilahare bütünlemiş oldu. Hamam alanı, bienalin aynı anda hem en içeride, hem de dışarıda - ötede, kendi âleminde var olabilmeyi misafir sanatçılarının mekânla yaşadıkları empati sayesinde ortaya koyabildikleri bir alan olarak kayıtlara geçti. İlçede yok olmaya yüz tutmuş mevcut tek hamam yapısının çağrıştırdığı bilinç, duyu ve ifade kesişimleri, sahiciliği hayal ile seviştirdikleri dobra atmosfer ile yine bienalin en çok akılda kalan deneyimlerindendi.
Fares Ayash
Alfredo Jaar
Ama Marangozlar Kahvesi demişken, ilgili noktada Mardin Ovası’na açtığı ‘tenden bayrak’ ile yine bölgeden çıkan bir uluslararası imza olan ve halen Arter’de sergisi ile yer alan Mehtap Baydu, bilahare alkış toplarken, içeride Mehmet Ali Boran’a refakat eden diğer sanatçılar ise, videosu ile Hamra Abbas ve yine görsel emeği ile Alper Aydın oldu. Aydın burada Dara’daki heykelinin çizimini kamuya açarken, Hamra Abbas da Boran’a yakın bir duyarlıkla, ‘alkışladıkça elleri patlayıncaya kadar yok olan’ ellerin çelişkili varoluşunu Mardin’in insan uğultusuna sindiriyordu.
Alper Aydın
Mehtap Baydu
Yapılarla empati halindeki yapıtlara büyük övgü var
Yedinci Mardin Bienali’nde dikkatimizi çeken bir diğer unsur, mekânlara sindirilen işlerin, zamana, eşyaya ve insana gösterdikleri empatik sağduyu oldu. Eserler, tıpkı Deyrulzafaran Manastırı’ndaki Isaac Chong Wai ile hayatını New York, Malatya ve dünyanın birçok kenti arasına almış güncel sanatçı ve arı yetiştiricisi Vahap Avşar ya da Atinalı Maro Michalakos ve Canan Dağdelen adlı sanatçılar gibi, mekâna, zamana, insana olabildiğince hürmetkâr biçimde misafir edilmişti. Bu yapıtlar ile öyküleri, bienali gezen ziyaretçiler ve basın mensuplarınca büyük ilgi gördü.
Maro Michalakos
Bu meyanda, bienalde Artuklu Belediyesi’nin koruyup işlettiği tarihi bir diğer mekân olan Kervansaray da bienalin bir anlamda karargâhı denebilecek Sakıp Sabancı Mardin Kent Müzesi karşısında, yine aynı tutumu gözetiyordu. Buradaki sergiye eserleri ile Basım Magdy, Esmeralda Kosmatopoulos, Ekin Kano ve Rozelin Akgün katıldı. Bunlar arasında özellikle Ekin Kano’nun tarih ve mülk arasına sağduyu ile yerleştirdiği, organik malzeme kullandığı kuş imgeleri hatırda kalırken, onlara Esmeralda Kosmatopoulos’nun devasa, renkli tekstil malzeme ile dokuduğu kanatları refakat etti.
Esmeralda Kosmatopoulos
Keza Sakıp Sabancı Mardin Kent Müzesi’nde de aynı ‘zanaat, kanaat ve icraat’ üçgeninin çok nitelikli delilleri, üst üste gelmekteydi. Bunlar arasında özellikle Ahmet Doğu İpek, Michael Rakowitz, Jakup Ferri, Erinç Seymen, Maro Michalakakos, Slavs and Tatars, Cansu Çakar, Hüseyin Aksoy ile, yine Isaac Chong Wai ve Camila Rocha, birbirlerine verdikleri duygusal, plastik ve kavramsal selâmlarla Mardin’de gök ile zemini birbirine koşturan kültürel bir halay çekiyor dense yeriydi.
Ahmet Doğu İpek
Buradaki eserler ve elbette müsebbibi olan sanatçılar, hayal gücünü kavramsallıkla sarmalamayı başarırken, oryantalizm tuzağına düşmemesini de, birbirleriyle münakaşa değil, münazara halinde olabilmesini de pekâlâ bildi. Bunda da elbette sergilerin düzenlenme biçimine emek veren bütün bienal ekibi ve küratörün katkısı ise gayet aleni idi.
Mardin’in ‘paralel sergiler’i, Bienal haritasını daha da perçinliyor
Malgorzata Mirza-Tas’ın müze cephesine bıraktığı figüratif dışavurumcu ‘yapı şalları’ ile zenginliğini katlayan yedinci Mardin bienali, elbette ‘Off-Bienal’ diyebileceğimiz, en az 10 civarı paralel proje ve sergileriyle de, zenginliği, çeşitliliği ve demokratik ifade kapasitesini kat be kat perçinledi. Bunlar arasında örneğin, Mardin Müzesi İdare Binası Yanı’ndaki Tahsin Baravi sergisi ‘Temas’, ya da Peşangeha Weneyan Fotoğraf sergileri, veya Cumhuriyet Meydanı üstünde kalan müzenin arkasına düşen noktadaki Hicret Ayaz sergisi ‘Taşlar ve Düşler’, yine bununla birlikte Kadın Fotoğraf ve Film Yönetmenleri Derneği’nin İstanbul’dan misafir edildikleri JOUSKA karma sergisi ile, Cebrail Özmen’in Mardin Müzesi kapsamında açtığı dışavurumcu fotoğraf ve video sergisi ‘Zamana Düşen Mırıltı’ ve Mehmet Çeper’in 239. Cadde 47000 Sokak’da bulunan Artuklu - Mardin bölgesi sergisi ‘Atmosferin Yankısı’ / Dengvedana Derudore’ kayıtlara alınan kimi paralel sergiler arasında geldi.
Özlem Erhan, “Taşlaşmış Delilik”
Enver Basravi
Metin Özgör, “Eşik”
Bunlara eklenen öteki sergiler arasında ise, Şar Mahallesi 228. Sokak’da bulunan, Meyman Sanatevi’ne komşu ‘Ne Yerde Ne Gökte’ sergisi ile, Özlem Erhan’ın Mehmet Latif Sağlam küratörlüğündeki ‘Taşlaşmış Delilik’ sergileri ve Mahmut Wenda Koyuncu’nun kurduğu Meyman Sanatevi’nin Galeri Miz’e kapısını açtığı karma sergi ‘Eşik’ de listeye dahil edildi. Bu sergiler bütününe eklenen bir başka proje de, Esengül Bozdağ Alan’ın soyut heykel sergisi ‘Baskı Altında’ oldu. Bu kapsamda bienal sponsoru Peugeot’nun Alman Karargah binasında düzenlediği ‘Bienale özel deneyim alanı’ Art on Cars’a da Luna Merdin Bienal Özel Koleksiyonu ile katıldı. Burada ayrıca interaktif bir ses duvarı da deneyimlendi. Aynı yapıda ayrıca ‘Aslanın Yansımaları’ da ziyaretçilerin merakına sunuldu. Mardin sokaklarında açılan bir diğer paralel sergi ise, Mardin Artuklu Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığı Dijital Sanatlar Topluluğu çatısı altındaydı. Şehidiye Genç Ofis’deki sergi ‘Mesafe’ adını taşırken, soyut dışavurumcu sergiye eserleriyle Dilan Abak ve Mercan Ataözcan katıldı. Bu manzarayı bütünleyen bir diğer çalışma ise, yakın zaman önce kaleme aldığı bilabedel ‘Hakikat Hasreti’ kitabı / güncel sanat projesi ile gündem yaratan Enver Basravi’nin Yukarı Mardin ana caddesi üzerine konuşlandırdığı fotoğraf düzenlemesi oldu.
Bilgi: mardinbienali.org
Etiketler: Milliyet Sanat Çelenk Bafra mardin bienali


