Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » “Kar bir örtüden çok bir ara yüz”

“Kar bir örtüden çok bir ara yüz”

“Kar bir örtüden çok bir ara yüz”02 Şubat 2026 - 04:02
Hasan Cem Araptarlı’nın “Kar: Bir Hikâyenin İlk Cümlesi” isimli fotoğraf sergisi, küratör Derya Yücel’in seçkisiyle, Bozlu Art Project iş birliğiyle, Yapı Kredi bomontiada’da izleyiciyle buluşturuyor. 7 – 22 Şubat 2026 tarihleri arasında ziyaret edilebilecek olan sergi, sanatçının Türkiye’nin doğu coğrafyasında kış mevsiminde çektiği yeni serisine odaklanıyor. Karın manzara üzerindeki etkisini yalnızca bir doğa olayı olarak değil; zaman, bellek ve insan deneyimiyle ilişkilenen güçlü bir imge olarak ele alıyor.
Fotoğraf üretimleri uluslararası alanda birçok ödüle değer görülen Hasan Cem Araptarlı bu serisinde karla kaplanan köyler, dağ yolları ve kent dokuları aracılığıyla hem coğrafyanın hem de gündelik yaşamın dönüşümünü görünür kılıyor. Fotoğraflar, karın dünyayı sadeleştiren beyazlığıyla birlikte bir tür zamansal askıya alma hâli yaratıyor, hareketin yavaşladığı, sesin inceldiği, iç dünyanın belirginleştiği bir eşik sunuyor. Araptarlı’nın kadrajında kar, hem örten hem açığa çıkaran bir güç olarak beliriyor. Unutturan ama bir yandan da hatırlatan, görünmeyeni görünür kılan bir ara yüz.
 
 
Hasan Cem Araptarlı, “Askıda”, Kar Serisi, 2022-2025
 
Küratör Derya Yücel sergiye dair şöyle diyor: “Araptarlı’nın fotoğrafları, karın yarattığı sessizliği bir manzaradan çok bir düşünme alanı olarak açıyor ve izleyiciyi hem dış dünyanın hem de iç dünyanın izlerini yeniden okumaya davet ediyor.” “Kar: Bir Hikâyenin İlk Cümlesi”, sanatçının belgesel duyarlık ile estetik sezgiyi bir araya getiren yaklaşımının yeni bir durağı olarak, izleyiciyi coğrafyanın sessiz ritimleri, mekânın kırılganlığı ve insanın içsel manzaralarıyla yeniden ilişki kurmaya davet ediyor.
“Kar: Bir Hikâyenin İlk Cümlesi” sergisini Hasan Cem Araptarlı ve küratör Derya Yücel ile konuştuk.
 
 
Hasan Cem Araptarlı
 
Kar imgesini bu seride bir “ara yüz” olarak tanımlıyorsunuz. Bu ara yüz kavramını biraz açar mısınız?
Hasan Cem Araptarlı: Kar, modern dünyanın süreklilik ve hız mantığını bozar. İşlevlerin, rollerin, sınırların, hiyerarşilerin bir süreliğine askıya alındığı bir duraklama hâli yaratır. Araçsal akıl, her şeyi işlevi ve verimliliği üzerinden tanımlarken; kar bu mantığı geçici olarak felce uğratır. Bir özgürleşme alanı açar.
 
Bu nedenle kar bir örtüden çok bir ara yüz işlevi görüyor bana göre. Görünenle gizlenen, hızla yavaşlık, gündelik olanla düşünsel olan arasında bir geçiş alanı kuruyor.
 
Doğu coğrafyasının mekânsal ve kültürel hafızası bu fotoğraflara nasıl sızıyor?
 
Hasan Cem Araptarlı: Doğu’nun zamanı, modern Batı’nın doğrusal ve ilerlemeci zamanından farklı olarak daha döngüsel, daha ağır ve daha hatırlamaya dayalı bir ritme sahip. Kar yağışıyla birlikte mekânın yavaşlaması, bu zamansallığı yeniden açığa çıkarıyor. Sokaklar, evler, yüzeyler yalnızca bugüne ait değilmiş gibi, geçmişle şimdi arasında asılı kalan bir hal alıyor. Ayrıca, Doğu coğrafyasının mekânsal ve kültürel hafızası, fotoğraflara bir yalnızlık ve mesafe duygusu olarak da sızıyor. Bu hafıza, fotoğraflarda özellikle insanın geri çekilişiyle beliriyor. Figür ya tamamen yok ya da neredeyse silikleşmiş durumda. Bu coğrafyadan yansıyan kar fotoğrafları sadece bakılmak için değil, bir süre orada kalmak için varmış gibi geliyor bana.
 
 
Hasan Cem Araptarlı, “Varolmayan S¸o¨valye”, Kar Serisi, 2022-2025
 
Karın manzarayı sadeleştiren etkisi, sizin görme biçiminizi nasıl dönüştürdü?
 
Hasan Cem Araptarlı: Kar, manzarayı sadeleştirirken aslında benim görme biçimimi yeniden eğiten bir etki yarattı. İşlevsellik geri çekildiğinde, göz de neye baktığını değil, nasıl baktığını sorgulamaya başlıyor. Bu yüzden fotoğraflarda kompozisyon giderek sadeleşti, kadrajlar genişledi, boşluklar çoğaldı. Görme eylemi bir yakalama ya da sahip olma biçimi olmaktan çıkıp, karşındakine alan tanıyan bir ilişkiye dönüştü.
 
Bu seride estetik kararlar mı sizi yönlendirdi, yoksa sahadaki koşullar mı estetiği belirledi?
 
Hasan Cem Araptarlı: Bu seride, estetiğin büyük ölçüde sahada, koşulların dayattığı belirsizlikler içinde şekillendiğini söyleyebilirim. Kar, planlananı sürekli bozan; ışığı, mesafeyi, hareketi ve zamanı her an yeniden tanımlayan bir doğa hâli. Bu da fotoğrafçıyı önceden belirlenmiş estetik reçetelerden vazgeçmeye zorluyor. Bu anlamda estetik, dayatılan bir form değil, koşullarla kurulan bir müzakerenin sonucu oldu.
 
 
Hasan Cem Araptarlı, “Ayna”, Kar Serisi, 2022-2025
 
Bu seride hikâye izleyicinin katılımıyla nasıl şekilleniyor? 
 
Hasan Cem Araptarlı: Bu fotoğraflar bir öykünün ilk cümlesi, bir başlangıç noktası. Birçoğuna bakarken ben de hikâyenin devamı hakkında düşünmeye, tahminlerde bulunmaya devam ediyorum. Bu karelerde anlatılan kadar anlatılmayan, görünen kadar görünmeyen de var. Kar ne kadar örterse örtsün hep bir şeyleri açıkta bırakır; bir iz, bir bakış, bir form, çocukluğundan bir hatıra, bir duygu…
Bu beyaz örtü iç manzaramıza tutulmuş bir ayna gibi.
 
Fotoğraflara bakan izleyici hikâyeyi kendi iç dünyasının materyalleriyle tamamlayacak.
 
 
Derya Yücel
 
Bu sergiyi kurgularken karı bir manzara unsuru olmaktan çıkarıp bir “düşünme alanı” olarak ele alma fikri nasıl şekillendi?
 
Derya Yücel: Hasan Cem Araptarlı’nın bu serisinde kar, sadece görsel bir atmosfer olarak değil, algıyı dönüştüren bir durum olarak var. Karın dünyayı geçici olarak susturan, sadeleştiren ve zamanı askıya alan etkisi benim için manzaradan çok bir düşünme zemini öneriyordu. Sergiyi kurgularken, karın “neyi gösterdiği”nden ziyade “neyi geri çektiği”yle ilgilendik. Fazlalıkların ortadan kalktığı bu beyaz örtü, izleyiciye hızdan, işlevsellikten ve alışkanlıklardan uzaklaşabileceği bir alan açıyordu. Bu nedenle “kar”ı bir doğa olayından çok bakışı yeniden düzenleyen ve düşünceyi tetikleyen bir eşik olarak ele alıyoruz.
 
Hasan Cem Araptarlı’nın bu serisini, sanatçının önceki üretimleri içinde nasıl konumlandırıyorsunuz?
 
Derya Yücel: Araptarlı’nın önceki projelerinde de insan, coğrafya ve yaşam biçimleri arasındaki görünmez bağları araştıran güçlü bir belgesel ve düşünsel damar bulunuyor. Water World, Indian Gypsies ya da İstanbul Balıkçıları gibi çalışmalarda bu bağ daha çok insanın dünyayla kurduğu fiziksel ve toplumsal ilişkiler üzerinden şekilleniyordu. Kar serisi ise bu anlatım metodunun içinde açılan başka bir patika gibi okunabilir. Burada bakış, insan figüründen bütünüyle kopmadan geri çekiliyor, coğrafya, mekân, bellek ve iç dünya daha belirgin bir yoğunluk kazanıyor. Bu yönüyle seriyi, sanatçının pratiğinde bir farklılıktan ziyade, bakışın sadeleştiği, derinleştiği ve daha düşünsel bir zeminde ilerlediği bir durak olarak görüyorum.
 
 
Hasan Cem Araptarlı, “Tepenin Ardı”, Kar Serisi, 2022-2025
 
Sergi mekânında izleyicinin yavaşlamasını ve sessizlikle temas kurmasını sağlayan küratoryal tercihleriniz neler oldu?
 
Derya Yücel: Sergi kurgusunda hız duygusunu özellikle kırmak istedik. Fotoğrafları tematik gruplar hâlinde yerleştirirken aralarda bilinçli boşluklar bıraktık. İzleyicinin bir imgede durmasına, acele etmeden bakmasına imkân tanıyan bir ritim kurduk. Duvar metinleri kısa ve yönlendirici ama açıklayıcı olmayan bir dilde kurgulandı. Işık, yerleşim ve akış da bu yavaşlamayı destekleyecek şekilde düşünüldü. Ama en belirleyici unsur, fotoğrafların kendi sessizliğiyle izleyiciye alan açması. 
Küratöryal olarak bu sessizliğe müdahale etmemeye özellikle dikkat ettim.
 
Fotoğraflar coğrafya, mekân, bellek ve iç dünya arasında güçlü bir ilişki kuruyor. Sizce serginin merkezindeki temel gerilim nedir?
 
Derya Yücel: Bence serginin merkezindeki temel gerilim, tanıdık olanla yabancılaşmış olan arasındaki ince çizgide ortaya çıkıyor. Karla örtülmüş manzaralar çoğu zaman bildik mekânlara ait ancak aynı zamanda mesafeli ve belirsiz. Bu durum, coğrafyayla kurulan aidiyet duygusunu kırarken, belleği ve iç dünyayı daha görünür kılıyor. İzleyici, fotoğraflara bakarken bir yandan dışarıya, coğrafyaya bakıyor bir yandan da kendi içsel manzarasıyla karşılaşıyor. Sergi, bu iki alan arasındaki geçiş hâlini sürekli canlı tutuyor.
 
 
Hasan Cem Araptarlı, “Onun Bı·lı·p de Benı·m Bı·lmedı·gˆı·m Ne Acaba”, Kar Serisi, 2022-2025
 
“Kar: Bir Hikâyenin İlk Cümlesi” izleyiciye nasıl bir okuma ya da deneyim alanı açmayı amaçlıyor?
 
Derya Yücel: Bu sergi, izleyiciye tamamlanmış bir anlatı sunmak istemiyor. Başlığın da ima ettiği gibi, fotoğraflar bir hikâyenin başlangıç noktası olarak kurgulandı. Devamı açık. Tekil ve sabit değil. İzleyici, bu hikâyenin pasif bir tanığı olmaktan çok eksik kalan yerleri kendi deneyimi, belleği ve bakışıyla tamamlayan bir özne hâline geliyor. Serginin açtığı deneyim alanı, yavaşlamaya, durmaya ve dünyaya başka türlü bakmaya davet eden geçici ama yoğun bir aralık. Benim için bu serginin en önemli önerisi tam da bu. Acele etmeden bakmanın ve düşünmenin mümkün olduğu bir alan açmak.