Katatonia İstanbul’da
Melankoliyi bir sanat formuna dönüştüren Katatonia, 6 Mayıs’ta Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde karanlıkla duygunun kesiştiği o büyülü atmosferi yeniden kuracak.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
Metal dünyasında kült statüsüne ulaşmış İsveçli grup Katatonia, İstanbul’da sahneye çıkıyor ve dinleyicisini yine o tanıdık karanlığın içine çağırıyor. ‘90’ların başında Stockholm’ün gri ufkunda doğan grup, yıllar içinde melankoliyi bir ifade biçimine dönüştürerek metalin sınırlarını kendine özgü bir dille yeniden tanımlayan grubun Zorlu PSM’nin güçlü akustiğiyle birleşecek performansı hem geçmişin izlerini hem de grubun yeni döneminin keskin hatlarını bir araya getiren özel bir ana dönüşecek. Melankoli, bu kez yalnızca bir duygu değil, sahnede kurulan estetik bir dünya olacak.
Doom’dan alternatif melankoliye
1991’de Stockholm’de Jonas Renkse ve Anders Nyström tarafından kurulan Katatonia, ismini psikiyatride içe kapanma ve hareketsizlik hâlini tanımlayan ‘katatoni’ teriminden alıyor. Bu kelime psikiyatride hareketsizlik ve içe kapanma hâlini ifade ediyor. Jonas ve Anders, bu kelimenin yarattığı karanlık ve durağan çağrışımı, müziklerinin duygusal yoğunluğuyla birleştirerek Katatonia’yı seçti. İsim, grubun temel estetiğini yansıtan bir metafor: Sessizlik, melankoli ve içsel çöküşün sanatsal bir yorumu. Bu tercih, grubun müziğinde en başından beri hissedilen o durağan, içsel ve karanlık atmosferin de bir özeti gibi. İlk yıllarda death/doom metal ekseninde şekillenen Katatonia, kısa sürede bu çerçevenin dışına çıkarak daha geniş ve katmanlı bir anlatım dili geliştirdi.
1993 tarihli “Dance of December Souls”, grubun karanlık köklerini ortaya koyarken; 1996’daki “Brave Murder Day” hem müzikal hem de yapısal bir kırılma anıydı. Doom ve gotik unsurları harmanlayan bu albümde vokalleri Mikael Åkerfeldt üstlenirken, tekrar eden gitar motifleri ve atmosferik yapı Katatonia’nın ileride derinleştireceği melankolik dilin ilk güçlü sinyallerini verdi. Aynı dönem, Renkse’nin harsh vokalden uzaklaşmasına neden olan fiziksel zorlanmalarla birlikte, grubun daha melodik ve temiz vokal merkezli bir anlatıma yönelmesini de beraberinde getirdi.
1998’de gelen “Discouraged Ones” ile Katatonia’nın müziği belirgin biçimde değişti: Daha sade, daha içe dönük ve daha kırılgan. Bu dönüşüm, grubun yalnızca metal sahnesinde değil, alternatif ve gotik müzik çevrelerinde de karşılık bulmasını sağladı. 1999’da gelen “Tonight’s Decision” ile grup, daha melodik ve depresif bir çizgiye yöneldi. 2000’ler boyunca yayınlanan albümlerle birlikte Katatonia, progresif dokunuşları artırarak kendi kimliğini daha da keskinleştirdi. “The Great Cold Distance” (2006), yoğun prodüksiyonu ve katmanlı yapısıyla bu evrimin zirve noktalarından biri olarak öne çıktı ve grubun en çok övgü alan albümlerinden biri olarak modern metalin melankolik yüzünü tanımladı
Sonraki yıllarda gelen “Night is the New Day” /2009), “Dead End Kings” (2012)ve “The Fall of Hearts” (2026) grubun atmosferik ve duygusal derinliğini genişletirken; 2020 tarihli “City Burials”, kısa bir aranın ardından gelen olgun ve dengeli bir geri dönüş olarak değerlendirildi. 2023’te yayınlanan “Sky Void of Stars” ve 2025 tarihli “Nightmares as Extensions of the Waking State” ise Katatonia’nın hem daha sert hem de daha cesur bir sayfa açtığını gösterdi.
Hâlâ dönüşebilen, risk alabilen ve sertlik ile melankoli arasında yeni dengeler kurabilen Katatonia’nın müziğinde tekrar eden yalnızlık, kayıp, içsel çatışma ve varoluşsal sorgular gibi temalar Jonas Renkse’nin şiirsel ve çok katmanlı söz yazımıyla birleşerek dinleyiciye kişisel bir alan açıyor. Bu yüzden Katatonia yalnızca dinlenen değil, deneyimlenen bir grup olarak konumlanıyor.
Anders Nyström’ün ayrılığı ve Katatonia’nın yeni dönemi
Kurucu kadroda Jonas Renkse ve Anders Nyström dışında, ilk dönemlerde Dan Swanö (prodüksiyon ve kısa süreli klavye desteği) ve Blackheim takma adıyla bilinen Nyström’ün yakın çevresinden müzisyenler yer aldı. Jonas başlangıçta davulda, Anders ise gitar ve beste tarafında ağırlıktaydı; vokaldeki kırılganlık ve atmosferik gitar dokusu, Katatonia’nın imzası hâline geldi.
Katatonia, kariyerine death/doom metal tınılarıyla başladı; ancak kısa sürede bu dar çerçeveyi aşarak gotik, progresif ve alternatif unsurları harmanlayan bir kimlik kazandı. Jonas Renkse’nin kırılgan ama güçlü vokalleri, Anders Nyström’ün gitar dokuları ilve grubun melodik ve atmosferik yaklaşımı, Katatonia’yı yalnızca bir metal grubu olmaktan çıkarıp duygularla örülü bir deneyime dönüştürdü. Her albüm, bir dönüşümün hikâyesi oldu; ama özünde hep aynı soruyu sordurdu: Melankoli bu kadar güzel mi olur?
Grubun kurucu gitaristi Anders “Blakkheim” Nyström, Mart 2025’te gruptan ayrıldı. Ayrılık haberi, Jonas Renkse’nin 17 Mart’ta yaptığı “Anders Nyström ve ben yollarımızı ayırıyoruz,” açıklamasıyla duyuruldu. Ertesi gün Anders, ‘Önümüzdeki yollar çok genişledi ve birbirinden uzaklaştı,’ sözleriyle kararı doğruladı. 34 yıllık birlikteliğin sona ermesi, grubun tarihindeki en belirgin kırılma anlarından biri olarak kayda geçti. Ayrılığın temelinde yaratıcı farklılıklar vardı. Anders, Katatonia’nın canlı performanslarında erken dönem parçalarına yeterince yer verilmediğini düşünüyor ve bu eserlerin sahnede eşit şekilde temsil edilmesi gerektiğini savunuyordu. Jonas ise grubun yeni materyale odaklanmasını tercih ediyordu. Bu vizyon çatışması, 34 yıllık ortak yolculuğun sonunu getirdi. Anders, yaptığı açıklamada Katatonia’nın mirasının hem eski hem yeni dönemden oluştuğunu, ancak geçmişe daha fazla yer verilmemesinin profesyonel duruşuna uymadığını belirtti. Jonas ise ayrılığı ‘yaratıcı tercihlerin ve yaşam temposunun doğal sonucu’ olarak tanımladı ve Anders’in katkısını “inkâr edilemez” olarak vurguladı.
Bu ayrılık, Katatonia’nın ivmesini düşürmek yerine yönünü keskinleştirdi. Jonas Renkse liderliğinde kadro yeniden şekillendi. Gitar kadrosuna katılan eski Entombed üyesi Nico Elgstrand ve eski In Mourning üyesi Sebastian Svalland ile birlikte grup, daha sert riffler ve daha yoğun bir sahne enerjisi yakaladı. “Nightmares as Extensions of the Waking State” albümünde hissedilen bu yeni yaklaşım, konser setlistlerine de doğrudan yansıyor. Klasik parçalar korunurken, yeni dönemin karanlık ve progresif dokusu belirgin biçimde öne çıkıyor. Bu durum da aslında zaten başından beri bu yaklaşımı savunan Anders Nyström’ün ayrılışını tekrar sorgulatıyor.
Vokalde Jonas Renkse, bas gitarda Niklas Sandin, davulda Daniel Moilanen ve gitarlarda Nico Elgstrand ile Sebastian Svalland’dan oluşan yeni kadro, Katatonia’nın dönüşümünü İstanbul sahnesine taşıyacak.
Karanlığın poetik yankısı
Otuz yılı aşan kariyerinde Katatonia, yalnızca türler arasında geçiş yapan bir grup olmadı aynı zamanda melankoliyi estetik bir dile dönüştüren öncü yapılardan biri hâline geldi. Grup, yüzeyde ‘alternatif metal’ başlığı altında anılsa da, aslında türler arası bir geçiş hattında duruyor. Müziğin omurgasında hâlâ doom metalin ağırlığı ve temposu hissediliyor; ancak bu yapı, klasik doom’un karanlık yoğunluğunu daha minimal, kontrollü ve atmosfer odaklı bir dile evirmiş durumda.
Erken dönemdeki death/doom karakteri (yavaş tempolar, ağır riffler, karanlık armoniler), zamanla yerini daha temiz gitar tonlarına, tekrar eden melodik motiflere ve katmanlı prodüksiyona bıraktı. Bu noktada Katatonia’yı klasik metal gruplarından ayıran şey, agresyonu geri çekip yerine duygusal gerilim koyması. Yani sertlik tamamen kaybolmuyor; sadece ifade biçimi değişiyor.
Vokal tarafı bu dönüşümün merkezinde: Jonas Renkse’nin clean vokalleri teknik gösterişten uzak, kırılgan ve düz bir hat üzerinde ilerliyor. Bu da müziği dramatize etmek yerine daha içe dönük ve samimi bir alan açıyor. Katatonia’da vokal çoğu zaman bir “anlatıcı” değil, doğrudan duygunun kendisi gibi konumlanıyor.
Müzikal yapı açısından bakıldığında ritimler genellikle orta tempo, nadiren hızlanıyor, gitarlar distortion’dan çok atmosfer kurmaya hizmet ediyor, melodi ön planda ama ‘akılda kalıcı’ olmaktan çok ‘çeride yankılanan’ bir yapıda. Prodüksiyon ise modern dönemde oldukça temiz, katmanlı ve sinematik. Bu yüzden yaptıkları müziği artık ‘melankoliyi merkeze alan, doom köklerinden gelip alternatif ve progresif bir dile evrilmiş atmosferik metal’ olarak tanımlamak mümkün.
Albümleri, Kerrang!, Metal Hammer ve Prog Magazine gibi yayınlarda sıkça yılın en iyileri arasında gösterilen Jonas Renkse’nin vokal performansı ve grubun prodüksiyon kalitesi, eleştirmenler tarafından defalarca övgüyle anılan grup günümüzde Opeth ve Anathema gibi isimlerle birlikte, melankolik metalin modern formunu tanımlayan gruplar arasında anılıyor. Ancak onları ayrı bir noktaya taşıyan teknik ustalıktan ziyade duygusal süreklilik: Her dönüşümde değişen form, ama aynı kalan ruh.
Konser detayları
İlk kez 2020’de ülkemize gelen Katatonia, 6 Mayıs 2026 Çarşamba akşamı İstanbul’da sahne alacak. Konser, Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde gerçekleşecek. Kapı açılışı 20.00, performans başlangıcı ise 21.30 olarak planlanıyor.
Etkinlik, %100 Metal iş birliğiyle Vera Music Productions tarafından düzenleniyor, program Katatonia’nın tek setlik performansı üzerine kurulu.
Sahne alacak güncel kadro şu isimlerden oluşuyor: Vokalde Jonas Renkse, bas gitarda Niklas Sandin, davulda Daniel Moilanen ve gitarlarda Nico Elgstrand ile Sebastian Svalland. Bu kadro, grubun hem klasik döneminden seçkiler hem de son albüm “Nightmares as Extensions of the Waking State” ağırlıklı bir setlist ile sahnede olacak.
Konser 18+ yaş sınırına sahip; 14-17 yaş arası dinleyiciler ise ebeveyn refakatiyle alana giriş yapabiliyor. Zorlu PSM’nin sahne teknolojisi ve akustik altyapısı, grubun katmanlı ve atmosferik sound’unu güçlü biçimde yansıtacak şekilde hazırlanmış durumda.


