Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » Kültürler arasında 30 yıl

Kültürler arasında 30 yıl

Kültürler arasında 30 yıl15 Temmuz 2026 - 06:07
Elektronik müziğin en uzun soluklu ve en özgün kolektiflerinden Thievery Corporation, ‘30th Anniversary Tour - Est. 1996’ isimli 30. Yıl Turnesi kapsamında 16 Temmuz'da Zorlu PSM Turkcell Sahnesi'nde dinleyiciyle buluşuyor.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
 
Elektronik müziğin son otuz yılına damgasını vuran oluşumlardan Thievery Corporation, ‘30th Anniversary Tour - Est. 1996’ adını taşıyan 30. Yıl Turnesi kapsamında Piu Entertainment organizasyonuyla 16 Temmuz'da İstanbul'da Zorlu PSM Turkcell Sahnesi'ne konuk oluyor. Biletleri satışa çıkar çıkmaz yoğun ilgi gören konser, grubun Türkiye'deki dinleyicileriyle yeniden buluşmasını sağlarken kariyerleri boyunca inşa ettikleri kültürler arası müzik anlayışını da canlı performans aracılığıyla bir kez daha sahneye taşıyacak.
 
Washington'dan dünyaya yayılan ortaklık
 
Thievery Corporation'ın temelleri 1995 yılında Washington D.C.'de, dönemin önemli kulüplerinden Eighteenth Street Lounge çevresinde atıldı. DJ ve prodüktör kimlikleriyle tanınan Rob Garza ile Eric Hilton elektronik müziği caz, dub, reggae, EDM, caz ve Latin ritimleriyle buluşturacak ortak bir üretim dili geliştirmeye başladı. İkilinin aynı dönemde kurduğu ESL Music (1996) etiketi ise yalnızca kendi kayıtlarını yayınlayan bir şirket olmanın ötesine geçerek uluslararası elektronik müzik sahnesinin önemli bağımsız plak şirketlerinden biri haline geldi.
 
Downtempo ve lounge etkili elektronik müzik, 1990'ların sonlarında Thievery Corporation gibi sanatçılar ve kulüp kültüründe rahatlama odalarının yükselişiyle geniş bir popülerlik kazandı.
 
 
1996 tarihli ilk albüm “Sounds from the Thievery Hi-Fi” acid jazz, dub ve lounge estetiğini elektronik altyapılarla buluşturan yaklaşımıyla kısa sürede dikkat çekti. Albümde yer alan "Shaolin Satellite", "2001: A Spliff Odyssey" ve "Incident at Gate 7" gibi parçalar grubun sonraki yıllarda geliştireceği ses evreninin ilk örneklerini oluşturdu.
 
2000 yılında yayınlanan “The Mirror Conspiracy”, Thievery Corporation'ın uluslararası ölçekte tanınmasını sağlayan çalışma oldu. Albümdeki "Lebanese Blonde", "Focus on Sight" ve "Air Batucada" gibi parçalar sinema ve televizyon yapımlarında kullanılmaları sayesinde geniş kitleler tarafından da benimsendi. Özellikle "Lebanese Blonde", yıllar içinde grubun en çok bilinen kayıtlarından biri haline geldi.
 
2001 yılında, Verve Records'un 1960'lar ve 1970'lerden kalma en iyi eserlerinden oluşan bir derleme olan “Sounds From The Verve Hi-Fi”ı yayınladılar. Bu derlemede Cal Tjader, Wes Montgomery, Sérgio Mendes & Brasil '66, Luiz Bonfá gibi sanatçıların caz, bossa nova ve Latin caz eserleri yer aldı.
 
Elektronik müzikte coğrafyaları buluşturan diskografi
 
Grubun 2002 tarihli üçüncü stüdyo albümü “The Richest Man in Babylon” reggae, Orta Doğu ezgileri, soul ve elektronik müziği aynı potada buluşturan yapısıyla kariyerlerinin dönüm noktalarından biri kabul edildi. ESL etiketli ve 15 parçadan oluşan bu albüm, 2000 yılında çıkan “The Mirror Conspiracy” albümüne ses ve tını olarak benziyor ve Emilíana Torrini, Pam Bricker ve Loulou Ghelichkhani gibi vokalistlerin performanslarını içeriyordu.
 
Bunu izleyen ve daha karanlık, psikedelik bir sese sahip olan “The Cosmic Game” (2005) albümü David Byrne, Perry Farrell, The Flaming Lips solisti Wayne Coyne, Gunjan ve Notch gibi farklı müzisyenlerle gerçekleştirilen iş birlikleri sayesinde grubun ses paletini daha da genişletti.
 
2006 yılında grup, Thievery Corporation'ın diğer sanatçılar için yaptığı remikslerden oluşan “Versions” adlı bir seçki yayınladı. Amerika Birleşik Devletleri'nde turneye çıktılar ve Lollapalooza'da sahne aldılar. Turne, Thievery Corporation'ın sitarist ve gitaristi Rob Myers tarafından fotoğraflandı ve Blurb platformunda yayınlanan fotoğraf kitabı “Thievery Corporation 2006”da yer aldı.
 
Aynı yıl Red Hot Organization tarafından üretilen AIDS yardım albümü “Silencio=Muerte: Red Hot + Latin Redux” için "Sol Tapado"yu kaydetti. Ayrıca, 2006 yılında Xbox için çıkan “Tiger Woods PGA Tour” oyununda kullanılan müzikleri oyunun soundtrack'i olarak da yayınlandı. Yine 2006 yılında, o zamanlar Ras Puma olarak bilinen Puma Ptah, Thievery Corporation'a katıldı ve onlarla turneye çıktı ve bugün de turneleyer almaya devam ediyor.
 
Eylül 2008'de yayınlanan beşinci stüdyo albümü “Radio Retaliation” küresel siyaset, medya ve toplumsal meseleleri odağına alan sözleriyle önceki albümlerden ayrılırken ‘Best Recording Package’ dalında Grammy'ye aday gösterildi.
 
 
Washington, DC'deki 9:30 Club'da art arda beş sold out konserle başlayan turnenin ardından Ağustos 2009'da Landover, Maryland'deki FedExField'da Paul McCartney'nin açılış gösterisini yaptılar.
 
Temmuz 2010'da, kurucu üye Eric Hilton'ın ilk sinema yönetmenliği deneyimi “Babylon Central” filmi gösterime girdi. Bir yıl sonra yayınlanan altıncı stüdyo albümü “Culture of Fear” (2011), elektronik müziğin dans odaklı yapısını korurken sosyal ve politik göndermelerini sürdürdü. Albümde yer alan "Overstand" ve "False Flag Dub" parçalarında o zamanlar ‘Ras Puma’ olarak bilinen Puma Ptah'ın vokal katkıları da yer aldı.
 
Ocak 2012'de Thievery Corporation, elektronik müzik okulu Dubspot iş birliğiyle “Culture of Fear Remix Contest” adlı bir remix yarışması düzenledi. Dünyanın farklı noktalarından katılımcıların “Culture of Fear” parçasını yeniden yorumladığı yarışmada kazanan çalışma, Rob Garza ve Eric Hilton tarafından seçilen Kaleidoscope Jukebox imzalı remix oldu. Bu versiyon, ESL Music etiketiyle yayınlanan özel “Culture of Fear Remix” 7 inçlik single'ın B yüzünde yer aldı.
 
Aynı yıl, Thievery Corporation'dan Eric Hilton, Washington D.C. merkezli reggae grubu The Archives’ın ilk albümü “Archives”ın prodüktörlüğünü üstlendi.
 
2014 yılında yayınlanan “Saudade”, grubun kariyerindeki en farklı çalışmalardan biri olarak öne çıktı. Büyük ölçüde Portekizce seslendirilen albüm, bossa nova geleneğine doğrudan bir saygı duruşu niteliği taşıdı. Ardından Jamaika'nın Kingston kentinde kaydedilen “The Temple of I & I” (2017), reggae kültürünü grubun elektronik üretim anlayışıyla yeniden yorumladı. "Ghetto Matrix" bu albümden yayınlanan ilk single oldu.
 
Bu albümün devamı niteliğindeki “Treasures from the Temple” (2018) ise aynı kayıt döneminde üretilen yeni eserleri dinleyiciyle buluşturdu.
 
2020 yılında yayımlanan “Symphonik”, grubun kariyerindeki önemli projelerden biri olarak öne çıktı. Thievery Corporation bu çalışmada önceki yıllarda ürettiği bestelerini senfonik düzenlemeler eşliğinde yeniden yorumladı ve elektronik müzik ile klasik orkestrasyon arasında yeni bir köprü kurdu.
 
Otuz yıllık üretim süreci boyunca "Until the Morning", "Warning Shots", "Amerimacka", "Beautiful Drug", "The Heart's a Lonely Hunter", "Sweet Tides", "Letter to the Editor" ve "Voyage Libre" gibi parçalar grubun konser repertuvarının vazgeçilmezleri arasında yer aldı.
 
Stüdyo albümlerinin yanı sıra Thievery Corporation, kariyeri boyunca çok sayıda derleme albüm, remix ve seçki çalışmasına da imza attı. 
 
“Abductions and Reconstructions”, “Rare Tracks: 18th Street Lounge”, “DJ-Kicks: Thievery Corporation”, “Departures”, “Sounds from the Verve Hi-Fi”, “The Outernational Sound”, “Versions”, “Red Hot + Latin: Silencio = Muerte Redux” ve “It Takes a Thief” gibi derleme albümler, grubun farklı dönemlerdeki üretimlerini, remix çalışmalarını ve DJ kimliğini yansıtan önemli kayıtlar arasında yer aldı.
 
1996'dan itibaren yayınladıkları "2001 Spliff Odyssey", "Shaolin Satellite", "The Foundation", "Lebanese Blonde", "Focus on Sight", "The Richest Man in Babylon", "The Heart's a Lonely Hunter", "Warning Shots", "Originality", "Supreme Illusion", "Vampires" ve "Culture of Fear" başta olmak üzere çok sayıda tekli ise grubun elektronik müzik, dub, trip-hop ve dünya müziğini buluşturan üretim anlayışının farklı dönemlerini belgeledi.
 
Kurucu üyelerden Eric Hilton da grup çalışmalarını solo kariyeriyle paralel sürdürdü. Hilton'un “Peace Bureau Inner City Booms”, I”nfinite Everywhere”, “The Impossible Silence”, “Ceremony”, “Lost Dialect”, Natalia Clavier ile hazırladığı “Corazón Kintsugi”, “Sound Vagabond”, “Out of the Blur”, “Midnight Ragas” ve 2026 tarihli “A Sky So Close” albümleri ambient, downtempo, dub ve elektronik müzik eksenindeki kişisel üretimini yansıtan çalışmaları arasında bulunuyor.
 
Sinema ve televizyon yapımlarında geniş yer bulan müzikler
 
Thievery Corporation'ın kayıtları yalnızca konser salonlarında değil, sinema ve televizyon dünyasında da geniş bir kullanım alanı buldu. Özellikle "Lebanese Blonde" başta olmak üzere çok sayıda eserleri uluslararası dizi, belgesel ve sinema filmlerinin müziklerinde kullanıldı. Grubun çalışmaları yıllar içinde “Garden State”, “Entourage”, “Nip/Tuck”, “Ugly Betty”, “The L Word”, “Alias”, “CSI: Miami” ve farklı televizyon yapımlarında duyuldu. Bu görünürlük, topluluğun elektronik müzik dinleyicilerinin dışına taşarak daha geniş kültürel çevrelerde tanınmasına katkı sağladı.
 
 
Konuk sanatçılarla büyüyen kolektif yapı
 
Bağımsız müzik basını tarafından yıllardır elektronik müziğin en kalıcı kolektiflerinden biri olarak gösterilen Thievery Corporation, klasik anlamda yalnızca iki kişilik bir elektronik müzik grubu olmadı. Üretim sürekliliği, bağımsız yayıncılığı ve farklı kültürleri ortak bir müzik dili içinde buluşturmasıyla öne çıkan grubun festival sahnelerinden konser salonlarına uzanan uluslararası turneleri, dünya çapındaki dinleyici kitlesini sürekli genişletti.
 
İkili, özellikle 1960'ların Bossa Nova müzik akımına olan düşkünlüklerini röportajlarında ve albümlerinin notlarında defalarca dile getirdi. İlk kayıtlarından bazılarına, João Gilberto (1973 tarihli kendi adını taşıyan albümü) veya Tom Jobim (“Stone Flower”) gibi bossa nova sanatçılarının klasik albümlerine özel bir saygı duruşunda bulunan sanat eserleri eşlik etti. 1997'deki ilk albümleri de Brezilyalı müzisyen Antonio Carlos Jobim'in anısına ithaf edildi
 
Grubun kariyeri boyunca kullandığı şarkı sözlerinin dilleri arasında İngilizce, İspanyolca, Fransızca, İtalyanca, Farsça, Portekizce, Romence ve Hintçe yer aldı.  Ayrıca LouLou Ghelichkhani, Puma Ptah, Frank Orrall, Sleepy Wonder, Racquel Jones, Mr. Lif, Gunjan, Verny Varela ve Notch gibi çok sayıda vokalist ve müzisyen projeye katıldı.
 
Latin Amerika'dan Orta Doğu'ya, Jamaika'dan Hindistan'a uzanan farklı müzikal gelenekleri aynı sahnede buluşturan bu yaklaşım, grubun dünya müziği nden aldığı ilhamı yansıtan ve canlı performanslarını kayıtlarından ayıran temel özelliklerden biri haline geldi.
 
Toplumsal duyarlılık
 
Thievery Corporation, otuz yıl boyunca insan hakları, küresel eşitsizlik, savaş karşıtlığı ve gıda güvenliği gibi toplumsal konularda açık tutum alan müzisyenler arasında yer aldı.
 
İkili, 2005 yılında Irak Savaşı'nın sona erdirilmesi çağrısıyla düzenlenen “Operation Ceasefire” konserine katıldı. Politik yönü belirgin çalışmaları arasında öne çıkan “Radio Retaliation” (2008) savaşlar, işkence uygulamaları, ekonomik krizler ve küresel adaletsizliklere yönelik eleştirel yaklaşımıyla dikkat çekti.
 
Albüm kapağında Zapatista Ulusal Kurtuluş Ordusu'nun sözcüsü Subcomandante Marcos'un yer alması ve repertuvardaki bazı parçaların Latin Amerika'daki siyasal hareketlere göndermeler içermesi de bu yaklaşımın bir yansıması oldu. Rob Garza, albüm döneminde yaptığı açıklamalarda, dünyanın önemli krizlerle karşı karşıya olduğu bir dönemde sanatçıların toplumsal meseleler karşısında sessiz kalmaması gerektiğini vurguladı.
 
Grup, ayrıca Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı'nın (WFP) destekçileri arasında yer alarak açlıkla mücadele çalışmalarına da katkı verdi.
 
 
Geniş müzisyen kadrosu
 
Thievery Corporation'ın yaratıcı çekirdeğini kuruluşundan bu yana Rob Garza ile Eric Hilton oluşturuyor. Beste, prodüksiyon ve düzenlemelerin yanı sıra bas gitar, gitar ve klavye gibi enstrümanları da üstlenen ikili, konser ve stüdyo çalışmalarında geniş bir müzisyen kadrosuyla çalışıyor. Davulda Jeff Franca, gitar ve sitarda Rob Myers, perküsyon, davul ve vokalde Frank Orrall ile bas gitarda Dan Africano grubun canlı performanslarında ve kayıtlarında düzenli olarak yer alıyor.
 
Grubun yıllar içerisinde şekillenen ses dünyasına hem stüdyoda hem de canlı konserlerde vokal katkısı sunan isimler arasında ise Natalia Clavier, LouLou Ghelichkhani, Shana Halligan, Racquel Jones, Mr. Lif, Notch, Puma, SEE-I ve Laura Vall bulunuyor. Farklı ülkelerden gelen müzisyen ve vokalistlerle kurduğu bu geniş kolektif yapı, grubun kültürler arası müzikal yaklaşımının sahnedeki en belirgin yansımalarından biri olarak öne çıkıyor.
 
İstanbul'da 30 yıllık repertuvardan seçkiler
 
1996'daki kuruluşunun 30. yılını kutlayan Thievery Corporation, "30th Anniversary Tour - Est. 1996" kapsamında 2026 boyunca Kuzey Amerika ve Avrupa'yı kapsayan geniş bir turne gerçekleştiriyor. Mart ayında başlayan turnenin açıklanan programında ABD, Yunanistan, Türkiye, Sırbistan, Romanya, Hırvatistan, Hollanda, Birleşik Krallık ve Almanya'nın da aralarında bulunduğu çok sayıda ülke yer alırken İstanbul konseri Avrupa ayağının duraklarından birini oluşturuyor. Şu ana kadar duyurulan takvim, Eylül 2026 sonuna kadar uzanıyor.
 
16 Temmuz akşamı Zorlu PSM Turkcell Sahnesi'nde Piu Entertainment organizasyonuyla  gerçekleşecek, sahne üzerinde ve ayakta gerçekleştirilecek özel yerleşim düzeniyle planlanan performansta Thievery Corporation, otuz yıllık kariyerinden seçtiği eserleri yeni düzenlemeler, doğaçlamalar ve geniş canlı kadrosuyla seslendirecek.
 
Elektronik müziği dünyanın farklı coğrafyalarından gelen ritimler ve melodilerle buluşturan topluluk, İstanbul konserinde de repertuvarını her turnede olduğu gibi yeniden şekillendirerek dinleyiciyi çok katmanlı bir ses yolculuğuna davet edecek.
 
Downtempo, trip-hop, dub, bossa nova, reggae ve Orta Doğu ezgilerini buluşturan geniş repertuvarıyla saat 21.00'de başlayacak konser, Washington D.C.'de otuz yıl önce başlayan ve üç kıtaya yayılan Thievery Corporation'ın müzikal yolculuğunu bu kez İstanbul'a taşıyacak.
 
Etiketler: Milliyet Sanat  Thievery Corporation  30th Anniversary Tour - Est. 1996