Kültürpark ve Congresium’da Ibrahim Maalouf gecesi
Modern cazın usta ismi Ibrahim Maalouf yenilikçi müzikal projesi “T.O.M.A.” ile 3 Haziran’da İzmir’de, 5 Haziran’da ise Ankara’da sahne alıyor.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
Trompet virtüözü Ibrahim Maalouf cazdan klasiğe, elektronik dokulardan Orta Doğu makamlarına uzanan çok katmanlı müzik dilini “The Trumpets of Michel-Ange - Vol. 2” projesiyle Türkiye sahnesine taşıyor. İzmir ve Ankara konserleri, sanatçının disiplinler arası üretiminin güncel bir kesitini sunuyor.
Modern cazın sınırlarını genişleten isimler arasında anılan Ibrahim Maalouf, yalnızca bir trompet virtüözü olarak değil, aynı zamanda besteci, aranjör ve disiplinlerarası bir müzik anlatıcısı olarak konumlanıyor. Maalouf sanatçı bir aileden geliyor; babası Nassim Maalouf trompet ustası, annesi Nada Maalouf piyanist. Türkiye'de de çok sevilen yazarlardan Amin Maalouf ise sanatçının amcası, ayrıca gazeteci, şair ve müzik-bilimci Rushdi Maalouf'un torunu. 1980 yılında Beyrut’ta doğan sanatçı, Lübnan İç Savaşı’nın etkisiyle ailesiyle birlikte Fransa’ya göç ettikten sonra müzik eğitimini Paris’te sürdürdü. Babası, trompetçi ve pedagog Nassim Maalouf’un geliştirdiği dört sübaplı trompet sistemi, sanatçının müzikal kimliğinin temelini oluşturdu. Bu enstrüman sayesinde Batı müziğinin yarım ton sisteminin ötesine geçerek çeyrek tonları icra edebilen Maalouf, Arap müziğinin mikrotonal yapısını caz ve klasik müzikle aynı düzlemde buluşturarak dünyada oryantal çeyrek ton trampet çalabilen ve bu müzik aletine sahip tek kişi unvanını aldı.
Klasikten caza
Paris Konservatuvarı’nda klasik trompet eğitimi alan Maalouf, henüz 15 yaşında iken seslendirmiş olduğu Bach'ın “No. 2 Brandenburg Konçertosu” ile müzik dünyasına giriş yaptı. Üniversitede matematik okudu fakat müzik hep ana tutkusu oldu. Genç yaşta uluslararası klasik müzik yarışmalarında dereceler elde etti ancak kariyerini yalnızca klasik repertuvarla sınırlamak yerine doğaçlamaya ve türler arası geçişlere açık bir müzikal yönelim benimsedi. 2007 yılında yayınladığı ilk albümü “Diasporas”, bu yaklaşımın erken bir manifestosu niteliğindeydi. Bunu izleyen 2009 tarihli “Diachronism” ve 2011’de yayınlanan “Diagnostic” albümleri, caz armonileri ile Orta Doğu melodik yapılarının iç içe geçtiği bir dilin giderek belirginleştiğini gösterdi.
2012 tarihli “Wind”, 2013’te yayınlanan “Illusions”, 2014 tarihli “Au pays d'Alice...” ve 2015 tarihli “Kalthoum”, sanatçının diskografisinde daha geniş orkestrasyonlara yöneldiği bir dönemi temsil etti. Özellikle “Kalthoum”, Mısır’ın efsanevi sanatçısı Ümmü Gülsüm’e bir saygı duruşu niteliği taşıyor ve uzun formda kurgulanmış yapısıyla dikkat çekiyordu. 2015 yılına tarihlenen bir diğer albüm “Red & Black Light”, vokal kullanımının daha belirginleştiği ve pop etkilerinin arttığı bir üretim olarak kayda geçti. Doğu'nun makamlarını caz müzik ile buluşturan ve caza yeni bir yorum getiren sanatçı bu albümü kadınlara adayarak, albümde Beyonce‘nin “Run the World (Girls)” şarkısını coverladı.
Bu albümün ardından 2017’de, efsanevi sanatçı Dalida'nın anısına çıkardığı bir saygı duruşu (tribute) albümü olan "Dalida by Ibrahim Maalouf" geldi. Dalida'nın ölümünün 30. yılı anısına Barclay plak şirketi tarafından Maalouf'a teklif edilen bu özel proje, sanatçının caz ve big band tarzındaki özgün aranjmanlarıyla şekillendi. Dalida'nın hafızalara kazınan en popüler 11 eserinin caz, pop ve dünya müziği tınılarıyla yeniden yorumlandığı albümde Maalouf Alain Souchon, Melody Gardot, Mika, Monica Bellucci, -M- (Matthieu Chedid) ve Rokia Traoré gibi dünyaca ünlü çok sayıda prestijli konuk sanatçıyı ağırladı.
2018 tarihli Doğu Akdeniz (Levant) bölgesinin kültürel çeşitliliğine, tarihine ve ortak kökenlerine adanmış çağdaş bir senfonik eser olan "Levantine Symphony N°1"ı yayınladı. New York Kennedy Center'da prömiyeri yapılan çalışma; caz, klasik batı müziği ve geleneksel Orta Doğu tınılarını benzersiz bir şekilde birleştiren yapısıyla Lübnan, Suriye, Filistin ve Ürdün gibi Levant bölgesi kültürlerinin birbirine bağlılığını müzikal bir dille savundu. Kesintisiz bir müzikal anlatı sunan yedi ana bölümden oluşan eserde Maalouf'un trompetine Paris Senfoni Orkestrası, çocuk koroları, caz üçlüsü ve geleneksel enstrümanlar eşlik etti.
“S3NS”, Latin ve Afro-Karayip ritimleriyle kurduğu ilişki üzerinden Maalouf’un küresel müzik yaklaşımını genişletirken; 2020’de çıkan “40 Melodies”, sanatçının kariyerinden seçilmiş temaların yeniden yorumlandığı retrospektif bir çalışma olarak öne çıktı. 2022 tarihli “Capacity to Love”, vokal ağırlıklı yapısı ve daha doğrudan anlatımıyla Maalouf’un farklı bir anlatı katmanına yöneldiğini gösterdi.
Sıradışı projeler
2022’de yayınlanan “Queen of Sheba” isimli yedi bölümlük senfonik eser, ve tematik yapısıyla dikkat çekti. Maalouf'un 5 Grammy ödüllü Benin asıllı dünyaca ünlü sanatçı Angélique Kidjo ile ortaklaşa hazırladığı büyüleyici stüdyo albümü, Afrika ile Orta Doğu kültürlerini müzikal bir köprüyle birbirine bağlayarak Saba Kraliçesi Makeda ile Kral Süleyman'ın Kudüs'teki efsanevi buluşmasını konu alıyordu. Angélique Kidjo'nun Batı Afrika (Yoruba) kökenli ritimleri ve güçlü vokalinin Maalouf'un Doğu Akdeniz (Levant) tınıları taşıyan mikrotonal trompet ezgileriyle birleştiği albümdeki her parça, Kraliçe Saba'nın Kral Süleyman'ın bilgeliğini sınamak için ona sorduğu 7 şiirsel bilmeceyi temsil ediyordu. Kesintisiz bir anlatıya sahip yedi parçadan oluşan albümdeki tüm şarkı sözleri Kidjo tarafından Yoruba dilinde kaleme alınmıştı.
Maalouf 2022 yılında Mister Ibé etiketiyle bu kez kentsel müzik kültürlerine ve özellikle Amerikan hip-hop tınılarına kapılarını açan 15. stüdyo albümü "Capacity to Love"ı yayınladı. Albüm; farklılıkların ayrıştırıcı bir unsur olmaya başladığı modern dünyada birlikteliği, hoşgörüyü ve kapsayıcılığı savunan kültürel bir manifesto niteliğindeydi. Geleneksel trompet ezgilerinin ilk defa trap ritimleri, Nu-Jazz ve UK Drill gibi modern kentsel müzik türleriyle bu denli yoğun şekilde harmanlandığı albümde Charlie Chaplin'in ünlü konuşma kayıtlarının yanı sıra sinema ve müzik dünyasından Flavia Coelho & Tony Romera, Alemeda, D Smoke, Pos of De La Soul, Cimafunk & Tank and The Bangas, Erick the Architect, JP Cooper, M- (Matthieu Chedid) & Sheléa, Erick the Architect, Dear Silas, Gregory Porter ve Sharon Stone gibi ikonik isimlerin sesleri de yer aldı. “Humble” isimli tek bir enstrümantal parçanın yer aldığı bu ilginç projede sanatçı bu ilk kez Amerikalı prodüktörler Henry Was ve NuTone ile ortak çalıştı.
Film müzikleri ve ödüller
Uzun ve kısa metrajlı olmak üzere birçok filmin soundtrack'ında yer alan sanatçı 2016 yılında Festival International de Comédie de l'Alpe d'Huez'dan ödül alan ve yönetmenliğini Mohamed Hamidi'nin üstlendiği popüler Fransız komedi filmi “The Cow”ın müziklerini hazırladı. 2020’de Mister Ibé etiketiyle, yönetmenliğini yine Mohamed Hamidi'nin üstlendiğbir başka Fransız komedi filmi "Une belle équipe/A Beautiful Team” için hazırladığı resmi film müziği albümüne imza attı. Maalouf, bu projede filmin dinamik ve neşeli ruhuna uygun olarak enerjik ritimler ile caz tınılarını harmanladı. Albümün en dikkat çeken vokalli parçası "Who's That Girl", Fransız sanatçı Thaïs Lona eşliğinde kaydedildi. Yönetmen Hamidi, kurduğu güçlü sanatsal ortaklık sayesinde filmlerinin neşeli ve kültürel çeşitlilik içeren atmosferini Maalouf'un özgün müzikleriyle taçlandırdı.
2010 yılında Fransız Caz Ödülleri'nde ‘Yılın Enstrümantal Keşfi’ ödülü, 2014 yılında Fransız Müzik Ödülleri'nde ‘En İyi Uluslararası Müzisyen’ ödüllerinin sahibi oldu ayrıca Cesar ‘En İyi Özgün Müzik Ödülü’nü kazandı. 2019’da yayınlanan “Queen of Sheba” albümü ‘En İyi Global Müzik Albümü’ kategorisinde Angelique Kidjo ile birlikte ilk Grammy adaylığını getirdi. 2022 tarihli “Capacity to Love”dan “Todo Colores” şarkısı ile bu kez ‘En İyi Global Müzik Performansı’ kategorisinde ikinci Grammy adaylığını aldı.
“T.O.M.A”
Sanatçının güncel üretim hattını temsil eden “The Trumpets of Michel-Ange” projesi ise bu uzun diskografik birikimin sahneye yansıyan yeni bir formu olarak öne çıkıyor. Projenin ilk bölümü 2022’de yayınlanırken, devamı niteliğindeki “The Trumpets of Michel-Ange - Vol. 2”, daha geniş bir topluluk düzeni ve sahne kurgusuyla izleyici karşısına çıkıyor. Maalouf’un geliştirdiği trompet yaklaşımını, repertuvar seçimini ve sahne estetiğini kapsayan bütüncül bir proje olarak tanımlanan “T.O.M.A” aynı zamanda Ibrahim Maalouf’un Fransız üreticilerle iş birliği yaparak yaratığı trompet markasının da adı. Yarım yüz yılı aşkın bir süre önce babası Nassim Maalouf'un icat ettiği, geleneksel üç sübaplı trompet yerine çeyrek tonların çalınmasına imkan veren dört sübaplı trompeti çalan sanatçı bu özgün enstrümanı genç müzisyenlere de öğretiyor.
Maalouf’un müzikal üretimi, farklı coğrafyaların seslerini tek bir eksende birleştiren bir yaklaşım üzerine kurulu. Kariyeri boyunca Wynton Marsalis, Sting, Matthieu Chedid, Elvis Costello, Marcel Khalife, Salif Keita, Amadou & Mariam, Lhasa de Sela, Jon Batiste ve Josh Groban gibi isimlerle aynı sahneyi paylaşan sanatçı, son on yılda 40’tan fazla ülkede Paris’ten İstanbul’a kadar büyük arenaları doldurdu, caz festivallerinden büyük konser salonlarına uzanan geniş bir performans alanında yer aldı. 2021’de Bastille Günü’nde Eyfel Kulesi önünde altı milyon kişiye konser veren ve New York Times tarafından ‘virtüöz’ olarak tanımlanan Maalouf, doğaçlama ile yazılı müzik arasındaki dengeyi sahnede kuran icracılar arasında gösteriliyor.
Türkiye ayağında ise proje, 3 Haziran akşamı İzmir Kültürpark Açıkhava Tiyatrosu’nda ve 5 Haziran’da Congresium Ankara sahnesinde izleyiciyle buluşacak. Piu Entertainment organizasyonuyla gerçekleşecek konserler, Maalouf’un diskografisinde yıllar içinde şekillenen çok katmanlı müzik dilinin canlı performanstaki karşılığını izlemek açısından önemli bir durak olarak öne çıkıyor. Günümüzde Paris Konservatuvarı'nda klasik müzik öğrencilerine doğaçlama dersler de veren sanatçının repertuvarı, caz doğaçlamasından klasik formlara, elektronik dokulardan Orta Doğu melodik yapılarına uzanan geniş bir alanı kapsarken; sahne performansı, bu farklı katmanları tek bir akış içinde birleştiren bir yapı sunuyor.
Etiketler: Ibrahim Maalouf KültürPark Congresium


