Le Trio Joubran’dan Türkiye turnesi
Çağdaş ud müziğinin uluslararası ölçekte tanınan en önemli topluluklarından Le Trio Joubran, 9 Mart - 11 Nisan tarihleri arasında 5 konser ve bir Ramazan etkinliğinde sahne alıyor.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
Filistinli üç kardeşin ellerinde yeniden hayat bulan ud, hafızanın ve direncin sesi hâline geldi. Uluslararası çağdaş dünya müziği sahnesinin en etkileyici topluluklarından biri kabul edilen Le Trio Joubran, Filistin müziğinin geleneksel dokusunu çağdaş kompozisyon teknikleriyle birleştirerek son yirmi yılda dünya müziği sahnesinde kendine özgü bir alan açtı. Müzikte 20. yıllarını kutladıkları uluslararası turne kapsamında ve Ramazan ayı programları çerçevesinde, yoğun ilgi ve artan talep üzerine 9 Mart - 11 Nisan tarihleri arasında arası gerçekleşecek 5 Türkiye konseriyle geleneksel Ortadoğu tınılarını modern bestecilik diliyle buluşturacak topluluk, ayrıca 17 Mart’ta İstanbul’da Çırağan Sarayı’nda gerçekleştirilecek Ramazan etkinliğinde sahne alacak.
Topluluk, Türk dinleyiciye yabancı değil. Üç kardeş daha önce farklı yıllarda Türkiye’de sahneye çıktı; özellikle 2012 yılında İstanbul’da verdikleri konser, grubun Türkiye’deki ilk geniş yankı uyandıran performanslarından biri olarak hatırlanıyor. Daha sonra ki yıllarda da bir çok kez Türkiye’de sahne alan topluluk on olarak 10 Ocak 2026’da İstanbul’daki Haliç Kongre Merkezi sahnesinde dinleyiciyle buluşarak Filistin müziğinin çağdaş yorumunu şehrin kültür takvimine taşıdı. 2026 Türkiye Turnesi ise Gaziantep’ten başlayarak farklı şehirlerde devam edecek.
Le Trio Joubran 2026 Türkiye Turne’si kapsamında ilk olarak 9 Mart Pazartesi akşamı Gaziantep dinleyiciyle buluşacak. Bu konseri 10 Mart’ta Ankara’da gerçekleşecek performansın ardından 11 Mart Konya konseri izleyecek. Bahar programında ise 10 Nisan’da Kocaeli ve 11 Nisan’da İstanbul konserleri yer alıyor. Böylece Joubran kardeşler, Türkiye’nin farklı şehirlerinde gerçekleştirecekleri bu konser dizisiyle udun çağdaş yorumunu geniş bir dinleyici kitlesiyle buluşturmayı sürdürecek.
Tellerde bir aile geleneği
Topluluğun üyeleri Samir Joubran, Wissam Joubran ve Adnan Joubran, Filistin’in köklü ud yapımcıları ve müzisyenlerinden gelen bir ailenin çocukları. Ailelerinin müzikle kurduğu ilişki yalnızca icrayla sınırlı değil; aynı zamanda enstrüman yapımıyla da doğrudan bağlantılı. Bu nedenle Joubran kardeşlerin müziği, udun teknik olanaklarını yakından tanıyan bir ustalık ve gelenek bilgisiyle şekilleniyor.
Ailenin kökleri Filistin’in tarihî şehirlerinden biri olan Nasıra’ya uzanıyor. Joubran ailesi, bölgede kuşaklar boyunca ud yapımı ve icrasıyla tanınan saygın bir müzisyen soyuna mensup. Bu miras, üç kardeşin müziğinde yalnızca teknik bir beceri olarak değil, kültürel bir hafıza biçimi olarak da hissediliyor.
Samir Joubran
Topluluğun en büyük üyesi olan Samir Joubran, aynı zamanda Le Trio Joubran’ın kuruluş sürecinde belirleyici rol oynayan isim. 1973 yılında Nasıra’da doğan Samir Joubran, henüz genç yaşta ud çalmaya başladı ve kısa sürede Filistin müzik sahnesinin dikkat çeken isimlerinden biri hâline geldi.
1990’lı yılların sonlarına gelindiğinde Avrupa’da konserler vermeye başlayan Joubran, 2003 yılında yayınladığı ilk solo albümü “Taqassim” ile uluslararası müzik çevrelerinin ilgisini çekti. Bu çalışma, klasik Arap taksim geleneğini çağdaş bir yorumla sunması bakımından önemli bir dönüm noktası sayılır. Ardından gelen “Sou’fahm” (2004) albümü ise Samir Joubran’ın besteci kimliğini daha geniş ölçekte ortaya koydu.
Samir Joubran’ın müzikal yaklaşımı, Arap klasik müziğinin doğaçlama geleneğini modern kompozisyon anlayışıyla birleştirmeye dayanıyor. Bu yaklaşım, kısa süre sonra kardeşleriyle birlikte kuracağı topluluğun estetik yönelimini de belirleyen ana unsur oldu.
Le Trio Joubran’ın doğuşu
Le Trio Joubran resmi olarak 2004 yılında kuruldu. Samir Joubran’a önce kardeşi Wissam Joubran, ardından birkaç yıl sonra en küçük kardeş Adnan Joubran katıldı. Üç udun aynı sahnede buluşması, geleneksel Ortadoğu müziğinde alışılmış bir yapı değildi. Joubran kardeşler bu formatı yalnızca teknik bir deneme olarak değil, bestecilik açısından yeni bir alan olarak değerlendirdi.
Topluluğun diskografisi bu yaratıcı arayışın izlerini açık biçimde taşıyor. İlk albüm “Tamaas”, 2005 yılında yayınlandı. Bu çalışma, udun melodik gücünü çok sesli bir yapı içinde kullanma arayışının ilk somut örneği olarak kabul ediliyor.
2007’de yayınlanan “Majaz”, grubun uluslararası müzik festivallerinde daha görünür hâle geldiği döneme denk geliyor. Albümdeki besteler, Filistin müziğinin makam geleneğini modern ritmik düzenlemelerle birleştiriyor.
2009 tarihli “AsFâr”, Joubran kardeşlerin müzikal yolculuğunu daha geniş bir duygusal anlatıya taşıyan bir albüm oldu. Bu çalışma, hem Avrupa hem de Orta Doğu basınında geniş yer buldu ve grubun dünya müziği sahnesindeki konumunu güçlendirdi.
2013 yılında yayınlanan “The Long March”, Filistinli şair Mahmoud Darwish’in şiirlerinden ilham alan tematik bir albüm olarak dikkat çekti. Joubran kardeşler Darwish ile daha önce çeşitli sahne projelerinde de çalışmış, müziklerini onun şiirsel dünyasıyla buluşturmuştu.
Topluluğun bir sonraki stüdyo çalışması “The First 10 Years” 2013’te yayınlandı ve grubun ilk on yılını özetleyen bir seçki niteliği taşıdı. Bu albümde önceki kayıtların yeni düzenlemeleri ve canlı performanslardan alınmış versiyonlar yer aldı.
2016 yılında yayınlanan “The Long March - Live”, grubun konser enerjisini belgeleyen canlı kayıt olarak diskografiye eklendi. Ardından 2018’de gelen “The Long March II” projesi, Joubran kardeşlerin sinematik anlatı diliyle bestelenmiş eserlerini içeriyordu.
Grubun en yeni stüdyo albümü “The Third of Three”, 2021 yılında yayınlandı. Bu çalışma, üç kardeşin yıllar içinde geliştirdiği müzikal diyaloğun olgunluk dönemini temsil ediyor. Albümde minimal melodilerle geniş atmosferler kuran besteler dikkat çekiyor.
Dünya sahnesinde bir ‘Filistin Hikâyesi’
Le Trio Joubran, kurulduğu günden bu yana Avrupa’dan Amerika’ya, Orta Doğu’dan Asya’ya uzanan geniş bir konser coğrafyasında sahne aldı. Topluluk, özellikle dünya müziği festivallerinde ve prestijli konser salonlarında düzenli olarak davet edilen topluluklar arasında yer alıyor.
Joubran kardeşler aynı zamanda sinema ve sahne projelerinde de müzikler besteledi. Filistin sinemasının uluslararası alanda tanınan yönetmenlerinden Elia Suleiman’ın bazı projelerinde müzikleri kullanıldı. Bunun yanı sıra şiir ve tiyatro projeleri için de besteler yaptılar.
Grubun müziği çoğu zaman politik bir söylemle ilişkilendirilse de Joubran kardeşler eserlerini daha çok kültürel hafıza ve insan deneyimi üzerinden tanımlıyor. Onlara göre ud, yalnızca bir enstrüman değil; bir halkın tarihini, acısını ve umudunu taşıyan bir anlatı aracı.
Müzikal tanıklık
Samir Joubran, Wissam Joubran ve Adnan Joubran sahnede yalnızca bestelerini icra etmiyor; aynı zamanda üç ud arasında kurulan benzersiz bir müzikal diyaloğu dinleyiciye sunuyor.
Konserlerde duyulacak her melodi, Ortadoğu’nun kadim müzik geleneğiyle modern kompozisyon anlayışı arasında kurulan bir köprü gibi işliyor. Udun sıcak ve derin tınısı, Joubran kardeşlerin elinde zaman zaman bir ağıt, zaman zaman bir dua, kimi zaman da umut dolu bir çağrı hâline geliyor.
Bu nedenle Le Trio Joubran konserleri yalnızca bir müzik dinletisi değil; aynı zamanda kültür, hafıza ve kimlik üzerine kurulan güçlü bir sahne anlatısı olarak görülüyor. 5 konserlik buluşmalar da dinleyicilere, tellerden yükselen bir halk hikâyesini yakından dinleme fırsatı sunacak.
Le Trio Joubran 2026 Türkiye Turne’si kapsamında ilk olarak 9 Mart Pazartesi akşamı Gaziantep Şahinbey Kongre ve Kültür Merkezi sahnesinde dinleyiciyle buluşacak. Bu konseri 10 Mart’ta CSO Ada Ankara Ziraat Bankası Ana Salon’da gerçekleşecek performans izleyecek. Turne 11 Mart’ta Konya Selçuklu Kongre Merkezi Anadolu Sahne ile devam ederken, bahar programında ise 10 Nisan’da Kocaeli Kongre Merkezi ve 11 Nisan’da İstanbul Bahçeşehir Kültür Merkezi konserleri yer alıyor. Böylece Joubran kardeşler, Türkiye’nin farklı şehirlerinde gerçekleştirecekleri bu konser dizisiyle udun çağdaş yorumunu geniş bir dinleyici kitlesiyle buluşturmayı sürdürecek.
17 Mart Çırağan Sarayı Ramazan etkinliği
Konya’daki konserin ardından topluluk, kısa süre sonra kentin en ikonik mekânlarından birinde yeniden dinleyiciyle buluşmaya hazırlanıyor. Le Trio Joubran bahar konserleri öncesi, 17 Mart’ta Boğaz kıyısındaki tarihi saray kompleksinde düzenlenecek özel bir etkinlik kapsamında sahne alacak.
Çırağan Palace Kempinski’de gerçekleştirilecek gece, Ramazan dönemine özgü bir iftar daveti ile konser deneyimini bir araya getiren farklı bir formatta tasarlandı. İftarın ardından başlayacak programda Joubran kardeşlerin ud için yazdıkları besteler, küçük bir enstrümantal topluluk eşliğinde sahnede hayat bulacak; müzik ile görsel sanatların birleştiği atmosferde Filistin kültürünün şiirsel ve duygusal dünyası dinleyicilere yeniden aktarılacak.


