Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » Lo-Fi kuşağının simgesi İstanbul yolunda

Lo-Fi kuşağının simgesi İstanbul yolunda

Lo-Fi kuşağının simgesi İstanbul yolunda01 Temmuz 2026 - 02:07
Kanadalı müzisyen Mac DeMarco, Avrupa Turnesi kapsamında 2 Temmuz’da KüçükÇiftlik Park'ta sahne alacak. Konserin açılışını Otto Benson yapacak.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
 
Slacker rock akımının öncülerinden Kanadalı şarkıcı, söz yazarı, multi-enstrümantalist ve prodüktör Mac DeMarco, Epifoni'nin 10. yılı kapsamında 2 Temmuz Çarşamba akşamı KüçükÇiftlik Park'ta İstanbul dinleyicisiyle buluşacak. Lo-fi estetiğini indie rock, slacker rock, folk ve psychedelic pop öğeleriyle birleştiren sanatçı, yaklaşık on beş yıldır bağımsız müzik sahnesinin en etkili isimleri arasında yer alıyor. Kendine özgü kayıt anlayışı, üretim modeli ve sahne performanslarıyla geniş bir dinleyici kitlesi oluşturan DeMarco, İstanbul konserinde hem kariyerinin klasikleşen parçalarını hem de 2025 tarihli son albümü “Guitar”dan eserleri seslendirecek.
 
 
Bağımsız müziğin kendine has sesi
 
30 Nisan 1990'da Kanada'nın British Columbia eyaletindeki Duncan kentinde Vernor Winfield McBriare Smith IV adıyla dünyaya gelen Mac DeMarco, çocukluk ve gençlik yıllarını Edmonton'da geçirdi. Müzikle ilk ciddi ilişkisini lise yıllarında kuran sanatçı punk, rock ve alternatif müzik gruplarında çaldıktan sonra kariyerine Makeout Videotape adlı grupla başladı. 2009 yılında yayınlanan “Heat Wave” albümü, sanatçınınev kayıtlarına dayalı üretim anlayışının ilk örneklerinden biri olarak kabul ediliyor.
 
2011'de Montréal'e taşınan DeMarco, Captured Tracks etiketiyle yayınladığı “Rock and Roll Night Club” EP'si ve aynı yılın devamında çıkan ilk stüdyo albümü “2” ile uluslararası müzik basınının dikkatini çekti. Analog kayıt estetiğini, sıcak gitar tonlarını ve gündelik yaşamdan beslenen sade şarkı yazımını merkezine alan müzisyen, kısa sürede bağımsız müzik çevrelerinin en çok konuşulan isimlerinden biri haline geldi.
 
Mac DeMarco'nun kariyeri, her albümünde farklı bir anlatım dili geliştiren üretim çizgisiyle öne çıkıyor. 2012 tarihli “2”nin ardından gelen “Salad Days*”(2014), uluslararası çıkışını sağlayan çalışma oldu. Albümde yar alan "Chamber of Reflection", "Passing Out Pieces" ve "Salad Days" gibi parçalar sanatçının kariyerinde dönüm noktası oluşturdu. 2015'te yayınlanan mini LP “Another One”, romantik anlatımıyla dikkat çekerken 2017 tarihli “This Old Dog” ise daha kişisel sözleri ve akustik ağırlıklı yapısıyla eleştirmenlerden övgü aldı.
 
Diskografisini 2019'da “Here Comes the Cowboy”, 2023'te enstrümantal ağırlıklı “Five Easy Hot Dogs” ve aynı yıl yayınladığı, 199 parçadan oluşan deneysel projesi “One Wayne G” izledi. DeMarco'nun altıncı stüdyo albümü “Guitar” ise 2025 yılında yayınlandı. Albümdeki tüm besteler, kayıtlar, enstrüman performansları, prodüksiyon ve miks çalışmaları sanatçının kendisi tarafından gerçekleştirildi. Bu yönüyle “Guitar”, DeMarco'nun üretim sürecini tek başına üstlendiği en kapsamlı çalışmalarından biri olarak öne çıktı.
 
 
“One Wayne G”
 
Mac DeMarco'nun Nisan 2023 tarihinde kendi bağımsız plak şirketi Mac’s Record Label aracılığıyla müzik dünyasına sunduğu "One Wayne G", geleneksel albüm formatlarına meydan okuyan, tam 199 parçalık ve yaklaşık 8 saat 43 dakika süren devasa bir derleme projesi. Kanada kökenli sanatçı, bu çalışmasında 2018 ile 2023 yılları arasında ev stüdyosunda kaydettiği tüm taslakları ve bitmemiş demoları adeta dijital bir zaman kapsülü gibi hayranlarıyla paylaştı. İsmi ve tam 199 şarkıdan oluşmasıyla, kendisi gibi Edmonton doğumlu olan efsanevi Kanadalı buz hokeyi oyuncusu Wayne Gretzky'ye (forması 99 numaradır) doğrudan bir saygı duruşu niteliği taşıyan, sanatçının kendine has, zahmetsiz ve samimi lo-fi estetiğini sonuna kadar hissettiren bu seçkideki parçaların çok büyük bir kısmı "20190724" gibi sadece kayıt tarihlerini gösteren rakamlardan oluşuyor ve tamamen kronolojik bir sırayla akıyor. Projedeki 181 parça dinlendirici gitar tonları ve davul ritimlerinden oluşan enstrümantal taslaklarken, aralarında "20191009 I Like Her", "20200817 Proud True Toyota" ve "20200819 She Get the Gold Star" gibi geleneksel Mac DeMarco tarzını yansıtan ve kısa sürede dinleyicilerin favorisi haline gelen sadece 18 adet sözlü/vokalli şarkı da yer alıyor.
 
Mac DeMarco’nun "One Wayne G" albümünü yayınlamasındaki temel amaç, modern müzik endüstrisinin dayattığı katı pazarlama kurallarına ve yapay mükemmeliyetçilik algısına doğrudan meydan okumaktı. Sanatçı, müzik yapım sürecinin arkasındaki gizemi tamamen ortadan kaldırarak, bir şarkının ham, işlenmemiş ve hatalarla dolu ilk hallerinin de en az bitmiş bir eser kadar sanatsal değer taşıdığını savunuyor. Yıllar boyunca kişisel hard diskinde biriken ve geleneksel bir albüme dönüştürülmediği takdirde dijital bir çöplük gibi kaybolup gidecek olan yüzlerce taslağı silmek yerine özgür bırakmayı seçen DeMarco, albümün kronolojik yapısıyla dinleyicilerine adeta beş yıllık şeffaf bir müzikal günlük sundu. Modern müzik piyasasının ‘hit odaklı ve hızlı tüketim’ baskısına ironik bir yanıt olarak 9 saatlik devasa bir çalışma sunan sanatçı, dinleyiciyi müziği yavaşça keşfetmeye zorlarken, parçaların minimalist ve enstrümantal yoğunluğuyla da günlük hayata eşlik edebilecek lo-fi bir arka plan ambiyansı yaratmayı felsefe ediniyor.
 
"One Wayne G" projesi, hem müzik eleştirmenleri hem de hayran kitlesi arasında büyük bir şaşkınlık yarattı ve topluluğu ikiye bölen kutuplaştırıcı bir yankı uyandırdı. Pitchfork gibi prestijli müzik mecraları, albümü dijital yayın çağının kurallarına zekice uydurulmuş devasa bir arşiv dökümü olarak tanımladı; esere ortalama puanlar vererek parçaların çoğunu günlük işlere eşlik edebilecek lo-fi tarzı birer ‘arkaplan veya ders çalışma müziği’ olarak nitelendirdi. Bazı sert eleştirmenler ise albümün aşırı uzunluğunu, birbirini tekrar eden yapısını ‘tembelce ve göz boyamacı’ bir hamle olarak görerek projenin dinlenmesi zor bir karmaşadan ibaret olduğunu savundu.
 
Hayran cephesinde ise sadık dinleyiciler, albümü sanatçının endüstriye karşı yaptığı samimi bir ‘punk duruşu’ ve müzikal günlük olarak görerek sahiplendi; neredeyse 9 saatlik bu çalışmanın içinden zamanla rastgele harika enstrümantal inciler keşfetmenin tadını çıkardıklarını belirttiler. Buna karşın, DeMarco’nun eski, melodik ve vokalli indie-rock tarzını özleyen geleneksel hayranlar, bu projeyi bitmek bilmeyen tekrarlardan oluşan aşırı deneysel bir deneme olarak görerek hayal kırıklıklarını dile getirdiler.
 
“Guitar”
 
“Guitar”, Mac DeMarco'nun 22 Ağustos 2025 tarihinde kendi plak şirketi üzerinden yayınladığı, 2019'daki “Here Comes the Cowboy” kayıtlarından sonra paylaştığı altıncı stüdyo albümü. Sanatçının ‘bugünkü hayatımın kağıda dökülmüş en dürüst yansıması’ sözleriyle tanımladığı çalışma, Kasım 2024'te Los Angeles'taki ev stüdyosunda tamamen tek başına yazıldı, çalındı ve kaydedildi.
 
Toplam 12 şarkıdan oluşan albüm, sanatçının eski işlerindeki elektronik ritim kalıplarını ve yoğun synth dokularını bir kenara bırakarak, dinleyiciyi adeta akustiğe yakın minimalist, ham ve samimi bir soft rock evrenine davet ediyor. Albümün çıkışından önce yayınlanan "Home", "Holy" ve "Phantom" gibi tekliler bu durgun atmosferin habercisi olurken şarkı sözlerinde yaşlanma, geçmişin hatalarıyla yüzleşme ve ölüm korkusu gibi olgun temalar melankolik ama yer yer umutlu bir tonla işleniyor. Geleneksel hit şarkı formüllerinden uzak, eforsuzca akan ve pazar günü sabahlarına eşlik eden bir müzikal günlük hissi veren albüm dijital platformlardan dinlenebiliyor.
 
‘Jizz Jazz’
 
Mac DeMarco, müziğini esprili bir yaklaşımla ‘jizz jazz’ olarak tanımlasa da üretimi indie rock, slacker rock, lo-fi, soft rock, folk ve psychedelic pop arasında kurduğu geçişlerle şekilleniyor. Michael Jackson, Neil Young, Black Sabbath, Genesis, Sting, Weezer ve Jonathan Richman gibi farklı kuşak sanatçılardan etkilenen DeMarco, gitar odaklı bestelerini düşük çözünürlüklü analog kayıt estetiğiyle buluşturuyor. "Ode to Viceroy", "Freaking Out the Neighborhood", "My Kind of Woman", "For the First Time", "Nobody", "On the Square" ve "Chamber of Reflection", kariyerinin en çok dinlenen eserleri arasında yer alıyor. Özellikle "Chamber of Reflection" ve "My Kind of Woman", sosyal medya platformlarında yeniden keşfedilerek milyonlarca yeni dinleyiciye ulaştı.
 
 
Kült statü
 
Mac DeMarco, yalnızca kayıtlarıyla değil, yoğun turne programı ve festival performanslarıyla da uluslararası görünürlüğünü artırdı. Coachella, Glastonbury, Lollapalooza, Primavera Sound ve Fuji Rock Festival başta olmak üzere dünyanın önemli müzik festivallerinde sahne alan sanatçı, samimi konser atmosferi ve doğaçlamaya açık performanslarıyla tanınıyor.
 
Kariyerinin ilk yıllarında müziği kadar sıra dışı sahne tavrıyla da gündeme gelen DeMarco, özellikle 2013-2015 dönemindeki konserlerinde mizahı ve absürt doğaçlamaları öne çıkaran performanslarıyla bağımsız müzik çevrelerinde geniş yankı uyandırdı. Daha sonraki yıllarda verdiği röportajlarda bu dönemi gençlik yıllarının kontrolsüz sahne anlayışı olarak değerlendiren sanatçı, son turnelerinde müziği merkeze alan daha sade bir performans çizgisi benimsedi. Buna karşın seyirciyle kurduğu doğrudan iletişim ve spontane sahne dili, konserlerinin ayırt edici özellikleri olmaya devam ediyor.
 
Bağımsız üretim
 
Mac DeMarco'nun kariyerindeki en belirgin özelliklerden biri de üretim süreçlerini büyük ölçüde kendi kontrolünde yürütmesi. Şarkı yazımından kayıt ve miks aşamalarına kadar pek çok süreci tek başına üstlenen sanatçı, 2023 yılında kurduğu Mac's Record Label aracılığıyla hem kendi çalışmalarını yayımlıyor hem de bağımsız müzik üretimini destekliyor. Büyük plak şirketlerinden bağımsız hareket eden bu model, DeMarco'yu çağdaş indie müzik sahnesinin en güçlü ‘DIY’ üreticilerinden biri haline getirdi.
 
 
Başarılar
 
Mac DeMarco'nun kariyeri büyük ödüllerden çok eleştirmenlerin ve bağımsız müzik çevrelerinin ilgisiyle şekillendi. “Salad Days”, 2015 yılında Kanada'nın saygın müzik ödüllerinden **”Polaris Music Prize*” uzun listesine seçildi. “This Old Dog*”ve “Here Comes the Cowboy” ise yayınlandıkları dönemde birçok uluslararası müzik dergisinin yıl sonu listelerinde yer aldı. Sanatçı ayrıca kariyeri boyunca ”Juno Awards”'ta alternatif müzik kategorilerinde adaylıklar elde etti. Bugün lo-fi estetiğinin ana akım dinleyiciye ulaşmasında etkili isimlerden biri olarak gösterilen DeMarco, çağdaş indie rock kuşağını etkileyen müzisyenler arasında kabul ediliyor.
 
İstanbul konserinde ön grup Otto Benson
 
Mac DeMarco'nun Epifoni organizasyonuyla 2 Temmuz Çarşamba akşamı KüçükÇiftlik Park’ta gerçekleşecek İstanbul konserinde kapı açılışı 19:00'da yapılacak ve ön grup olarak saat 19.30'da Otto Benson sahne alacak.
 
New York, Brooklyn merkezli solo kayıt sanatçısı ve müzisyen Otto Benson; pop-ambient, sürrealist synth-pop ve lo-fi estetiğini bir araya getirerek modern şehir hayatının melankolisini rüya gibi ve sinematik ses katmanlarıyla işleyen bağımsız bir proje.
 
Şarkılarında analog synthesizer tonları, derin vokal reverbleri ve minimalist ritim kalıpları kullanan ve soyut hikayeleri melodilerine yansıttığı özgün diskografisiyle tanınan sanatçı, Mac DeMarco'nun Avrupa ve İstanbul turnesi kapsamındaki canlı performansları için sahneye özel bir telli çalgılar üçlüsüyle (string trio) çıkıyor.
 
Canlı sahne kadrosunda vokal ve gitarda kendisi yer alırken, gitarda Sean Patrick Quinn ve pedal steel gitarda Henry Munson’ın eşlik ettiği bu tamamen yaylı ve telli enstrümanların hakim olduğu ekip, albümlerdeki lo-fi, saykedelik akustik ve pop-ambient atmosferi KüçükÇiftlik Park'ta canlı olarak zenginleştirerek dinleyicileri hipnotize edici ses katmanlarıyla ana gruba hazırlayacak.
 
Ardından saat 22.00’de Mac DeMarco sahne alacak. DeMarco'nun, kariyerinin farklı dönemlerinden oluşan geniş bir repertuvar sunması beklenirken; "For the First Time", "My Kind of Woman", "Freaking Out the Neighborhood", "Chamber of Reflection", "Ode to Viceroy" ve "Salad Days" gibi klasikleşen parçaların yanı sıra, 2025 tarihli “Guitar” albümünden seçilmiş eserlerin de konser programında yer alması öngörülüyor.
 
Yaklaşık on beş yıldır bağımsız müziğin en üretken ve en özgün isimlerinden biri olarak kariyerini sürdüren Mac DeMarco, İstanbul konserinde lo-fi estetiğini belirleyen müzikal yaklaşımını bir kez daha canlı performansa taşıyacak.
 
 
 
 
Etiketler: Lo-Fi  müzik  rock