Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » LP ile unutulmaz bir gece

LP ile unutulmaz bir gece

LP ile unutulmaz bir gece17 Ağustos 2026 - 05:08
11 Ağustos’ta Ankara CerModern ve 12 Ağustos’ta İzmir Tarihi Havagazı Fabrikası’nda sahne alan LP, üç şehirlik Türkiye konser serisinin üçüncü ve son durağında 14 Ağustos’ta İstanbul KüçükÇiftlik Park’ta dinleyicileriyle buluştu. Epifoni’nin 10. yılına özel konser serisi kapsamında gerçekleşen gecede LP, güçlü vokali ve sahne enerjisiyle binlerce kişiye unutulmaz bir konser yaşattı.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
 
LP konseri için “muhteşemdi” demek az kalıyor. KüçükÇiftlik Park’ı daha önce hiç bu kadar kalabalık görmemiştim. Hınca hınç doluydu. İğne atsan yere düşmeyecek denir ya, tam olarak öyleydi. Sahnenin önü de arka tarafı da insan seliydi. Belli ki LP’nin İstanbul’daki karşılığı, dijital dinlenme rakamlarının çok ötesine geçiyor; insanlar onun sesini canlı duymak için bir araya geliyor.
Laura Pergolizzi, yani LP, sahneye çıktığı andan itibaren bunun nedenini hatırlattı. Sahnesi öyle büyük prodüksiyon numaralarıyla, sürekli değişen dekorlarla ya da gösterişli koreografilerle kurulmuş değildi. Ama buna ihtiyacı da yoktu. Çünkü LP’nin elinde çok daha güçlü bir şey var: Sesi.
 
 
O ses, canlıda gerçekten başka. Güçlü, kendine özgü, yer yer kırılgan ama bir anda yükselip bütün alanı doldurabilen bir ses. LP, şarkılarını kayıtlardaki gibi söylemekle yetinmeyip onları sahnede yeniden kuruyor. Yorumu, nefesi, vokalindeki kendine has çatlaklık ve sahne hâkimiyeti, kalabalığı tek bir noktada topluyor. Konser boyunca asıl gösteri zaten buydu.
 
Üstelik gecenin güzel sürprizlerinden biri de müzisyenlerin seyirciyle kurduğu ilişkiydi. Konserin gitaristlerinden özellikle söz etmek gerekiyor. Biri, gösterişli sahne kıyafetleri, tavırları ve özellikle gitar üzerindeki hâkimiyetiyle klasik glam rock gitaristlerini aratmıyordu. LP’nin vokaline eşlik etmekle kalmıyor, soloları ve sahnedeki enerjisiyle konserin rock damarını da belirginleştiriyordu. Diğer gitaristin Türkçe konuşması ve seyirciye Türkçe teşekkür etmesi ise gecenin hoş jestlerinden biriydi. LP’nin konser boyunca dilinden düşürmediği “teşekkür ederim”leri ve yüzünden eksilmeyen tebessümü de sahnedeki bütün o yıldız ışıltısının ötesinde, seyirciyle kurduğu samimi bağı gösteriyordu. O teşekkürlerin karşılığını vermek gerekiyor: Böyle bir performans için, bu kadar iyi müzik yapmak ve binlerce insanı aynı anda aynı duyguda buluşturmak için biz teşekkür ederiz.
LP’nin müziğinde sevdiğim en önemli şeylerden biri, türler arasındaki sınırları rahatça aşabilmesi. Güçlü pop melodilerini alternatif rock, indie, folk ve blues etkileriyle buluşturan sanatçı, kendine özgü vokaliyle geniş bir dinleyici kitlesine ulaşıyor. Ancak canlı performansta bütün bu tür tanımlar bir kenara çekiliyor. Geriye ses kalıyor. Ve o ses gerçekten çok iyi.
 
 
Gecenin repertuvarında “Lost on You” başta olmak üzere “Muddy Waters”, “Recovery”, “Girls Go Wild”, “One Last Time” ve “Golden” gibi LP’nin farklı dönemlerinden sevilen parçalar öne çıktı. Özellikle 2016’da yayımlanan “Lost on You”, sanatçıyı dünya çapında geniş bir dinleyici kitlesiyle buluşturan en önemli şarkılarından biri olarak gecenin en güçlü anlarından birine dönüştü. KüçükÇiftlik Park’ta binlerce kişinin aynı anda eşlik ettiği parça, konserin kolektif coşkusunu en iyi yansıtan anlardandı. LP’nin kariyerinin farklı dönemlerinden parçaları bir araya getiren repertuvarı hem eski hayranlarını hem de onu daha yakın dönemde keşfeden dinleyicileri aynı gecede buluşturdu.
 
Konser çıkışı sınavı
 
KüçükÇiftlik Park’ın böylesine dolu olması da ayrıca önemli. İstanbul’un konser haritasında bu mekânın ne kadar güçlü bir yere sahip olduğunu bir kez daha gösterdi. Ancak konserin sonunda başka bir gerçekle de yüzleşiyorsunuz: Böyle bir konser deneyiminin tamamlanması için yalnızca iyi bir sanatçı, iyi bir ses sistemi ve iyi bir mekân yetmiyor.
Çünkü eve dönmek adeta bir işkence.
 
Sürekli olarak bütün dünyada etkili olan bir konser turizminden söz ediyoruz. Dünyanın küresel ölçekteki konser destinasyonları arasına giren Türkiye’nin bundan payını alabileceğini, İstanbul’un bu rotalardan biri olmaya başladığını anlatıyoruz. Ama bu iş böyle olacaksa, kusura bakmayın, zor kardeşim.
 
 
KüçükÇiftlik Park harika bir konser mekânı. Fakat konser bitince oradan evinize dönmek başlı başına bir mesele. Kapının önünde, abartmıyorum, yüzlerce taksi duruyor. Neden oradalar, bilmiyorum. Çünkü sizi almıyorlar. Asla. Sırıtarak bakıyorlar ve birbirlerine paslıyorlar. “Şu tarafa gitmem”, “öbürü alsın”, “ileride başka taksi var” derken ortada kalıyorsunuz.
Bu artık sadece bir ulaşım sorunu değil, vicdan meselesi.
 
Nitekim bu konserde ciddi bir tansiyon sorunu yaşadım. Kalabalığa kalmadan biraz erken çıktık. Ben zorlukla ayakta dururken oğlum panikle bir araç bulmaya çalışıyordu. Kapının önündeki onca taksiden hiçbiri yardımcı olmadı. Sağlık sorununuzun olması bile umurlarında değil. Bir insanın o anda yardıma ihtiyacı olup olmadığı, belli ki onların meselesi değil.
 
Nihayetinde daha önce hiç kullanmadığımız bir aplikasyon imdadımıza yetişti. O sırada her zaman kullandığımız uygulamadan daha az yoğundu. Durumumuzu mesajla anlattığımızda bir insan evladı bizi aldı ve gideceğimiz yere bıraktı. Bu kez şanslıydık.
Ama mesele şans olmamalı.
 
 
Konser turizmi yalnızca sanatçı getirmek, bilet satmak ve mekânı doldurmakla olmaz. Ulaşım bu işin lojistiğinin en önemli ayaklarından biri. Dünyanın farklı kentleri büyük konserleri bir turizm unsuru olarak değerlendirirken, biz hâlâ konser çıkışında “Eve nasıl döneceğiz?” sorusuyla uğraşıyoruz.
Taksi sorununu artık kanıksadık. Ama bu sorunun giderek bir vicdansızlık sorununa dönüşmesini kanıksamamak gerekiyor.
 
Bu sorun nasıl çözülür bilemiyorum ama LP gibi bir sanatçının binlerce insanı İstanbul’da buluşturduğu bir gecenin hatırası, “Ne muhteşem konserdi!” cümlesiyle bitmeliydi.
“Allah’ım eve nasıl gideceğiz?” diye değil.
 
Etiketler: LP  konser  küçükçiftlik park