LP üç konser için Türkiye’de
On yıl önce bir şarkıyla dünyanın kapısını açan LP, şimdi iki yıllık sahne arasının ardından yeni albümü “Room 12” ve “All Is Not Lost Tour” ile üç konser için Türkiye’ye geliyor
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
Bir şarkının hayat değiştirmesi, müzik dünyasında anlatılan en tanıdık hikâyelerden. Fakat LP’nin hikâyesinde bu dönüşümün kendine özgü bir paradoksu var: Dünyanın onu tanıdığı “Lost on You”, aslında bir başlangıç şarkısından çok, bitmekte olan bir ilişkinin içinden doğdu. LP, yıllar boyunca başkaları için şarkılar yazdıktan, kendi albümlerini yayınlayıp yeterince karşılık bulamadığı dönemlerden geçtikten sonra, bir ilişkinin sona ermekte olduğunu fark ettiği o uzun ve sancılı dönemi müziğe dönüştürdü. Şarkı önce Avrupa’da ülkeden ülkeye, neredeyse kulaktan kulağa yayıldı; ardından LP’nin kariyerinin yönünü değiştirdi.
Şimdi o şarkının üzerinden tam on yıl geçmiş durumda. LP, 2026’da yalnızca geçmişinin en büyük hitini kutlamak için değil, kendisini yeni bir yaratıcı dönemin eşiğinde yeniden tanımlamak için yollarda. İki yıllık sahne arasının ardından başlayan “All Is Not Lost Tour”, adını doğrudan Lost on You’nun duygusal mirasıyla hesaplaşan bir cümleden alıyor. Turnenin Türkiye ayağında ise LP, 11 Ağustos’ta Ankara CerModern, 12 Ağustos’ta İzmir Tarihi Havagazı Fabrikası ve 14 Ağustos’ta İstanbul KüçükÇiftlik Park’ta dinleyici karşısına çıkacak. Türkiye tarihleri, Epifoni’nin 10. yılı kapsamında düzenlenen üç konserlik seri olarak duyurulurken, sanatçının 2026 uluslararası turne takviminde de Avrupa ayağının devamı olarak yer alıyor.
Daha önemlisi, bu konserlerde sahneye çıkacak LP, 2016’daki LP değil. Çünkü sanatçı Türkiye’ye bu kez yalnızca “Lost on You”yu söylemek için değil, on yılın ardından geldiği yeni noktayı göstermek üzere geliyor. 29 Nisan’da yayınlanan “Shelly”, LP’nin 2023’ten sonraki ilk yeni solo materyaliydi; 24 Haziran’da gelen “Love Is All I Have” ise 2 Eylül’de yayımlanacak sekizinci stüdyo albümü “Room 12”in ikinci işareti oldu.
Bir yıldızdan önce bir şarkı yazarı
LP’yi yalnızca “Lost on You”nun vokalisti olarak okumak, kariyerinin en önemli taraflarından birini gözden kaçırmak anlamına geliyor. Laura Pergolizzi’nin müzik yolculuğu, uluslararası bir pop yıldızı olmadan çok önce bir şarkı yazarı olarak şekillendi.
Long Island’da doğan sanatçı, 1990’ların sonunda New York müzik çevresinde görünmeye başladı. 1998’de Cracker grubunun “Gentleman's Blues” albümünde yer alması, ardından 2001’de “Heart-Shaped Scar” ve 2004’te “Suburban Sprawl & Alcohol” albümlerinin gelmesi, sanatçı kimliğinin ilk adımlarıydı. Ancak bu kayıtlar onu geniş kitlelere taşımadı. “Suburban Sprawl & Alcohol” olumlu eleştiriler almasına ve yoğun turne dönemine rağmen beklenen ticari karşılığı bulamadı.
İlginç olan, LP’nin asıl kariyer ivmesinin kendi albümlerinden değil başkaları için yazdığı şarkılardan gelmesiydi.
2000’lerin sonundan itibaren LP, müzik endüstrisinin perde arkasındaki üretim mekanizmasının önemli isimlerinden birine dönüştü. Rihanna’nın “Cheers (Drink to That)”ı, Christina Aguilera’nın “Beautiful People”ı, Backstreet Boys’un “Love Will Keep You Up All Night”ı, Cher’in “Red” ve “Pride”ı, Leona Lewis’in “Fingerprint”i, Celine Dion’un “Change My Mind”ı ve Cher Lloyd’un “Human”ı gibi farklı pop dünyalarına ait şarkılarda imzası bulunuyor.
Bu dönem LP için yalnızca ekonomik olarak ayakta kalmasını sağlayan bir ‘şarkı yazarlığı kariyeri’ değildi. Aynı zamanda kendi müzikal dilini geliştirdiği bir laboratuvardı.
2017’de verdiği bir röportajda LP, bir sanatçının yabancılarla dolu bir odaya girip kalbinden gelen bir şarkı yazmasının ne kadar zorlayıcı olduğunu anlatıyordu. Ona göre şarkının en önemli unsurlarından biri duygusal içeriğiydi. Başkalarının kariyerlerinin parçası olmak ise kendi ifadesiyle, yaptığı işin değerini daha fazla anlamasını sağlamıştı.
Dolayısıyla LP’nin hikâyesinde ‘şarkıcı’ ile ‘şarkı yazarı’ birbirinden ayrı iki kimlik değil. Tam tersine, bugünkü LP’nin sesinin oluşmasında bu iki taraf sürekli birbirini besliyor.
“Lost on You”: Bir ayrılığın küresel şarkıya dönüşmesi
LP’nin uluslararası kariyerindeki kırılma noktası 2015’te yayımlanan “Muddy Waters” ile başladı. Ardından “Lost on You” geldi.
Şarkının yayınlanma tarihi konusunda küçük ama önemli bir ayrım var: “Lost on You” single olarak 2015’in sonlarında ortaya çıktı; şarkının bağlı olduğu dördüncü stüdyo albümü “Lost on You” ise 2016’da yayınlandı. Dolayısıyla bugün kutlanan ‘10 yıl’, esas olarak şarkının ve albüm döneminin dünya çapındaki patlamasının yıl dönümü olarak okunmalı.
Ve bu başarı, klasik bir Amerikan pop endüstrisi formülüyle gerçekleşmedi.
LP’nin 2017’de anlattığına göre “Lost on You” önce Yunanistan’da beklenmedik biçimde büyük ilgi gördü. Ardından Fransa, Romanya, Polonya, Belarus ve İsrail gibi ülkelerde listelerin zirvesine çıktı ve bir dönem dünyanın en çok Shazam’lanan dördüncü şarkısı oldu. LP özellikle bunun planlanmış bir radyo kampanyası sonucunda gerçekleşmediğinin altını çiziyordu: Şarkı, farklı ülkelerde kendi dinleyicisini kendisi bulmuştu.
Bugünden geriye bakıldığında bu ayrıntı daha da anlamlı. Çünkü LP’nin kariyerinin küresel karakteri, hiçbir zaman tek bir pazarın başarı formülüne tam olarak uymadı. Şarkıları ABD’den Avrupa’ya doğru klasik bir pop zinciriyle ilerlemek yerine, farklı coğrafyalarda farklı dinleyici toplulukları tarafından keşfedildi.
“Lost on You”nun bugün hâlâ bu kadar güçlü olmasının nedeni de burada yatıyor.
Şarkı, bir ilişkinin sona ermekte olduğunu fark eden kişinin geçmişe dönüp baktığı o karmaşık ruh hâlini anlatıyor. LP, şarkıyı yazdığında ilişkinin bitmesine daha yaklaşık bir yıl olduğunu söylüyordu. Kendi ifadesiyle bu, bir anda kopan bir ilişki değil, insanın yavaş yavaş nefessiz kaldığını fark ettiği bir dönemdi.
Bu nedenle “Lost on You” yalnızca bir ayrılık şarkısı değil ilişkinin sonuna yaklaşırken geçmişte yaşananlara yeniden anlam verme çabası.
LP’nin şarkıyı söylerken kullandığı o karakteristik yüksek perdeli vokal çığlıkları da bu duygunun merkezinde duruyor. Vokal, burada yalnızca melodiyi taşımıyor; sözlerin söylemekte zorlandığı şeyi de söylüyor.
Belki de bu nedenle şarkı farklı diller konuşan ülkelerde aynı anda karşılık buldu.
LP’nin sesi neden bu kadar kolay ayırt ediliyor?
LP’nin müzikal kimliğini yalnızca ‘alternatif pop’ etiketiyle açıklamak yetersiz kalıyor. Pop-rock, alternatif rock, folk ve singer-songwriter geleneğinin farklı parçaları onun müziğinde yan yana gelebiliyor. Ancak asıl ayırt edici unsur tür değil, vokalin kullanılış biçimi.
LP’nin sesi aynı şarkı içinde hem kırılgan hem meydan okuyan bir karakter taşıyabiliyor. Göğüs ve kafa rezonansları arasında hızlı geçişler, yüksek perdedeki güçlü vokal atakları, yer yer neredeyse çığlığa dönüşen melodik süslemeler ve bunun karşısında daha sade, konuşur gibi bölümler sanatçının canlı performanslarını kayıtlarından farklılaştırıyor.
Bu nedenle LP konserleri, şarkıların stüdyo versiyonlarının yeniden üretilmesinden çok, onların fiziksel olarak yeniden yaşandığı alanlara dönüşüyor.
Nitekim kariyeri boyunca 150’den fazla şehirde kapalı gişe performanslara ulaşması ve farklı
coğrafyalarda geniş bir dinleyici kitlesi oluşturması, bu sahne kimliğinin yalnızca “Lost on You” başarısının uzantısı olmadığını gösteriyor. Güncel turne duyurularında LP’nin farklı platformlarda 3 milyarı aşan dinlenmeye ulaştığı da vurgulanıyor.
“Lost on You”dan sonra ne oldu?
Bir hitin ardından gelen kariyerler genellikle iki yoldan birine sapıyor: Sanatçı ya aynı başarının formülünü tekrarlıyor ya da o başarının gölgesinden çıkmaya çalışıyor.
LP ikinci yolu tercih etti.
2018’de “Heart to Mouth” geldi. Albüm, “Girls Go Wild” ve “Recovery” gibi şarkılarla sanatçının alternatif pop ile rock arasındaki çizgideki yerini daha da belirginleştirdi. 2021 tarihli “Churches” ise “The One That You Love”, “How Low Can You Go”, “One Last Time”, “Goodbye” ve “Angels” gibi şarkılar üzerinden daha geniş bir duygusal ve prodüksiyon alanı açtı. 2023’te yayımlanan Love Lines ise “Golden”, “One Like You” ve “Long Goodbye” gibi parçalarla LP’nin daha olgun bir dönemini temsil etti.
Bu albümlerin ortak noktası, “Lost on You”nun başarısını taklit etmek yerine LP’nin şarkı yazarlığı tarafını genişletmeleri oldu.
Başka bir deyişle LP, kariyerini tek bir şarkının üzerine kurmadı. O şarkının yarattığı küresel görünürlüğü, yıllar içinde farklı ses dünyalarını denemek için kullandı.
İki yıl boyunca sahneden uzak kaldı
2026 turnesini asıl önemli kılan gelişmelerden biri ise LP’nin iki yıllık sahne arasından sonra yeniden yollara çıkması.
29 Nisan’da yeni şarkısı “Shelly”yi yayımlarken duyurduğu turne, sanatçının iki yıl aradan sonraki uluslararası dönüşü olarak açıklandı. LP bu dönemi ‘yazmak, yaşamak, iyileşmek ve müziğinin kendisi için ne ifade ettiğini yeniden öğrenmek’ üzerinden tarif ettiğini açıkladı. Ayrıca yeni şarkıları paylaşmanın heyecanından ve dinleyicilerini özlediğinden söz etti.
Bu açıklama, yeni dönemin neden yalnızca bir ‘geri dönüş’ olarak okunmaması gerektiğini de gösteriyor.
LP iki yıl boyunca ortadan kaybolmuş değil; yaratıcı olarak başka bir yerde durmuş.
Bu duruşun ilk sonucu “Shelly”.
Şarkı, bir ayrılık ya da dramatik bir aşk hikâyesinden değil, gerçek bir arkadaşın portresinden doğdu. LP, yapımcı Mike Del Rio ile stüdyodayken arkadaşı Shelly’den gelen bir telefonun şarkının fikrini tetiklediğini anlatıyor. Sanatçı, bunun bir arkadaşını böylesine doğrudan bir şarkının merkezine aldığı ilk çalışması olduğunu belirtiyor. Şarkının yapısındaki daha aydınlık, hareketli hava da LP’nin önceki dönemlerinin ağır duygusal tonundan farklı bir kapı açıyor.
Bu açıdan “Shelly”, LP’nin yeni döneminin küçük ama anlamlı bir manifestosu gibi duruyor: Geçmişin acısını anlatan sanatçı, artık hayatın kendisine bakmaya başlıyor.
“Room 12”
LP’nin 2026’daki dönüşünün asıl büyük haberi ise “Room 12”.
2 Eylül’de yayınlanacak albüm, LP’nin 2023 tarihli “Love Lines”ın ardından gelen sekizinci stüdyo albümü. Albümün yayınlanması, “All Is Not Lost Tour”un da yalnızca bir nostalji turnesi olmadığını kesinleştiriyor. Turnenin headline konserlerinde yeni albümden şarkıların yanı sıra “Lost on You” dönemine özel bir bölüm de bulunacak. Vancouver’daki resmi salon duyurusunda, LP’nin yeni albümden parçalar seslendireceği ve Lost on You albümünü bütünüyle çalacağı özel bir 10. yıl seti hazırladığı belirtiliyor.
Albümün şu an açıklanan parça listesi bile LP’nin yeni dönemine ilişkin önemli ipuçları veriyor:
“Shelly”, “Best In Life”, “Love Is All I Have”, “Mi Corazón”, “Thirty 2nd Chances”, “Heaven and Earth”, “Amnesia”, “Jonesin’”, “Loner”, “Don’t Stop”, “When I Think of You” ve “Chasing & Waiting”.
LP’nin resmi mağazasında albümün plak edisyonu da ön siparişe açılmış durumda.
Bu listenin özellikle “Love Is All I Have” bölümü önemli.
24 Haziran’da yayınlanan şarkı, Mike Del Rio ile birlikte yazıldı ve LP’nin ilişkilerden geriye kalan duygulara bakışını sürdürüyor. Şarkının bir ukulele üzerinde başladığı ve birden fazla ilişkinin sona erişinden süzülen duyguları bir araya getirdiği belirtiliyor. Buradaki temel duygu yalnızca kaybetmek değil gitmesini istemediğiniz birinin ardından yaşanan çaresizlik ile özgürleşme hissinin aynı anda var olabilmesi.
Dolayısıyla “Room 12”, LP’nin önceki kariyerinden kopuk bir albüm değil. Aksine, sanatçının yıllardır yazdığı ilişkinin, ayrılığın, yeniden başlamanın ve kendini yeniden kurmanın hikâyesinin yeni bölümü.
“All Is Not Lost”
Belki de bütün bu dönemi en iyi anlatan ifade turnenin adı: “All Is Not Lost”.
“Lost on You”nun merkezinde kayıp, pişmanlık ve geriye dönüp bakmak vardı. On yıl sonra LP aynı ‘lost’ kelimesini tersine çeviriyor.
Artık mesele neyin kaybedildiği değil, kayıptan sonra neyin kaldığı.
Turnenin 10. yıl konsepti bu yüzden yalnızca bir albüm yıl dönümü kutlaması değil. LP’nin kariyerindeki bir döneme yeniden bakma biçimi. 2016’da küresel bir yıldız hâline getiren albümün tamamını yeniden sahneye taşımak, o dönemin duygusunu bugün yeniden yorumlamak anlamına geliyor. Turnenin çeşitli Avrupa ve Kuzey Amerika duraklarında açıkça “Lost on You”nun 10. yılıyla ilişkilendirilmesi de bunu doğruluyor.
Üstelik turne, yalnızca geçmişe dönmüyor. 2026 takviminde LP’nin Avrupa’da Danimarka, Finlandiya, İsveç, Hollanda, Belçika, Almanya, Polonya, Avusturya, Macaristan, İtalya, İsviçre, Çekya, Romanya, İspanya, Portekiz, Monako, Yunanistan ve Türkiye gibi çok sayıda ülkede sahne aldığı görülüyor. Türkiye konserlerinin ardından 2 Eylül’de San Francisco’da Kuzey Amerika ayağı başlayacak; sonbaharda Kanada, ABD ve Avrupa konserleri devam edecek.
Yani Ankara, İzmir ve İstanbul konserleri, tek başına Türkiye’ye özel kısa bir ziyaret değil. LP’nin yeniden dünya sahnelerine döndüğü geniş bir uluslararası programın parçası.
Türkiye ile LP arasındaki bağ
2026 buluşmasının bir başka önemli ayrıntısı ise bunun LP’nin Türkiye ile ilk karşılaşması olmaması.
2019’da “Heart to Mouth” döneminde Türkiye’de özel bir tanıtım çalışması gerçekleştiren LP, ÖMC Dergi’nin Haziran sayısının kapağında yer aldı ve albüm hakkında röportaj verdi. Aynı dönem İstanbul, İzmir ve Ankara’da konserler gerçekleştirdi.
Aradan geçen yedi yıl ise iki buluşma arasındaki farkı daha da ilginç hâle getiriyor. 2019’daki LP, “Heart to Mouth” dönemindeki sanatçıydı. 2026’daki LP ise “Love Lines” sonrasında iki yıl sahneden uzak kalmış, yeni bir albüm hazırlamış ve “Lost on You”nun onuncu yılına geri dönmüş bir sanatçı.
Başka bir deyişle Türkiye, LP’nin kariyerinin iki farklı dönemine tanıklık ediyor.
Ankara’dan İstanbul’a üç gecelik yolculuk
LP’nin Türkiye programı 11 Ağustos’ta Ankara CerModern’de başlayacak; 12 Ağustos’ta İzmir Tarihi Havagazı Fabrikası, 14 Ağustos’ta ise İstanbul KüçükÇiftlik Park’ta devam edecek.
Ancak bu üç konseri asıl dikkat çekici kılan, LP’nin yalnızca kariyerinin klasikleşmiş şarkılarını seslendirecek olması değil. “All Is Not Lost” turnesinin güncel duyurularında, “Love Lines” döneminden parçaların yanı sıra yeni çalışmaların da repertuvarda yer alacağı belirtiliyor. Turnenin özel 10. yıl konseptinde ise Lost on You albümünün tamamının yanı sıra yeni albüm “Room 12”den şarkıların da sahneye taşınacağı açıklandı. Böylece Türkiye’deki dinleyici, bir yandan LP’yi dünya çapında tanımlayan “Lost on You” başta olmak üzere geçmişten bugüne uzanan şarkıları dinlerken, diğer yandan sanatçının yeni döneminin ilk örnekleriyle buluşma fırsatı bulacak. Bu yönüyle Ankara, İzmir ve İstanbul konserleri, yalnızca bir nostalji buluşması değil; LP’nin on yıllık bir dönemi geride bırakıp yeni bir müzikal sayfa açtığı ana tanıklık edecek.
LP’nin asıl hikâyesi ‘kayıp’ değil, yeniden yazmak
LP’nin kariyerini geriye doğru izlediğimizde dikkat çeken şey, sanatçının sürekli olarak bir kayıp duygusunu üretime dönüştürmesi.
Müzik sektöründe kendisine albüm çıkarmak için verilen fırsatların boşa gitmesi…
Başka sanatçılar için yazarken kendi sanatçı kimliğinin geri planda kalması…
“Lost on You”nun doğduğu ilişkinin sona ermesi…
Dünyanın bir anda kendisini tanıması…
Ve ardından o başarının gölgesinden çıkabilmek için yıllar boyunca başka şarkılar yazması…
Şimdi ise iki yıllık sahne arasından sonra yeni bir albümle geri dönmesi.
Bu nedenle LP’nin 2026 hikâyesini yalnızca “Lost on You’nun 10. yılı” olarak anlatmak eksik kalır.
Asıl hikâye, bir sanatçının kendi geçmişine bakıp orada takılı kalmaması.
“Lost on You”, LP’nin kaybettiği şeyi anlatıyordu. “All Is Not Lost” ise geriye kalanları.
Ve belki de “Room 12” tam olarak bu nedenle doğru zamanda geliyor.
Çünkü LP artık 2016’daki o ayrılığın içinden şarkı söylemiyor. O ayrılığın üzerinden geçen on yılın içinden söylüyor.
Bu yaz Ankara, İzmir ve İstanbul’da dinleyicinin karşısına çıkacak LP’nin sahnesinde geçmiş ile gelecek aynı anda bulunacak: Bir yanda “Lost on You”, “Muddy Waters”, “Other People”, “Girls Go Wild”, “Recovery”, “One Last Time” ve “Golden” gibi kariyerinin farklı dönemlerine damga vuran şarkılar; diğer yanda “Shelly” ve “Love Is All I Have” ile kapısını araladığı “Room 12”.
On yıl önce dünyaya “Lost on You” diye seslenen LP, şimdi başka bir cümle kuruyor:
Her şey kaybedilmiş değil.
Türkiye konserlerinden hemen önce Milliyet Sanat dergisinde
LP’nin Türkiye buluşmasını daha da özel kılan gelişmelerden biri de sanatçının Milliyet Sanat’ın Ağustos 2026 sayısında Defne Akman’a verdiği söyleşi. LP, Türkiye turnesi öncesinde gerçekleşen bu kapsamlı söyleşide 2 Eylül’de yayınlanacak yeni albümü “Room 12’i, müzikal üretimindeki yeni dönemi ve iki yıllık sahne arasının ardından yeniden yollara çıkışını anlatıyor. Söyleşi, sanatçının “Lost on You” ile başlayan küresel hikâyesinin bugün hangi noktaya ulaştığını anlamak açısından da önemli bir pencere açıyor. Böylece LP’nin Ankara, İzmir ve İstanbul konserleri yalnızca bir turne durağı olarak değil, sanatçının yeni albümünün hemen öncesinde Türkiye’de dinleyiciyle kurduğu daha kapsamlı bir buluşmanın parçası olarak öne çıkıyor. Bu güzel söyleşiyi okumanızı tavsiye ederim.
Etiketler: LP konser Türkiye


