Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » Melankoli ve tutkunun sahnesi

Melankoli ve tutkunun sahnesi

Melankoli ve tutkunun sahnesi05 Şubat 2026 - 02:02
Türk rock müziğinin en kendine özgü seslerinden Feridun Düzağaç, 5 Şubat’ta İş Sanat sahnesinde yıllara damga vurmuş şarkılarıyla dinleyicilerini bir kez daha duyguların en derin katmanlarına davet ediyor.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
 
İstanbul’un kültür takviminde özel bir akşam olarak işaretlenen 5 Şubat, İş Sanat İş Kuleleri Salonu’nda Feridun Düzağaç’ın konseriyle müzikseverlere unutulmaz bir buluşma vaat ediyor. “Beni Bırakma”, “Alev Alev”, “Lavinya”, “Hayat Nedir?” ve “FD” gibi şarkılar Türkiye’de rock müziğin melankolik damarını besleyen bir yolculuğun kilometre taşları. Düzağaç, sahneye çıktığında yalnızca şarkılarını değil, bir kuşağın duygusal hafızasını da yeniden canlandırıyor.
 
Türk rock müziğinin en melankolik ve edebi damarını temsil eden isimlerden biri olarak hem şarkı sözlerindeki derinlik hem de albümlerindeki çeşitlilikle Türkiye’de alternatif müziğin dönüşümünde belirleyici bir rol oynayan Feridun Düzağaç, 1968’de Adana’da doğdu. Üniversite yıllarında kurduğu Tını grubuyla kendi şarkılarını yazmaya başlayan Düzağaç, 1990’ların ortasında solo kariyere yönelerek, Türkiye’de rock müziğin bireysel duygulara ve edebi göndermelere açılan yeni bir yolunu açtı. Yalnızlık, aşk, varoluş ve melankoli üzerine kurulu sözleriyle bir kuşağın içsel dünyasını dile getirdi.
 
 
Bir kuşağın iç sesi
 
İlk albümü “Beni Rahatta Dinleyin” (1996), alternatif rock sahnesinde güçlü bir çıkış olarak kabul edildi. Albümde yer alan “Beni Bırakma” ile kısa sürede alternatif rock sahnesinin en özgün isimlerinden biri haline geldi. Ardından gelen “Köprüden Önce Son Çıkış” (1998), toplumsal ve bireysel çıkmazları işleyen sözleriyle geniş bir dinleyici kitlesi kazandırdı.
 
2001’de yayınlanan “Tüm Hakları Yalnızlığıma Aittir”, melankolik imzasını pekiştiren bir albüm oldu. 2003’teki “Orjinal - Alt Yazılı”, ironik ve deneysel yaklaşımıyla dikkat çekti. 2005’te çıkan “Bir Devam Filmi/Siyah Beyaz Türkçe Dublaj” müzikal çizgisini daha da derinleştirdiği, rock sahnesinde edebi göndermeleri en yoğun kullandığı albümlerden biri olarak öne çıktı.
 
2008’de kişisel bir dönüm noktası olarak görülen “FD”, 2010’da daha deneysel ve elektronik dokularla zenginleştirilmiş bir çalışma olan “Flu”, 2012’de akustik ve daha sade düzenlemelerle öne çıkan “Başka”, 2015’te rock çizgisini sürdürdüğü yedinci stüdyo albümü,“FD7” ve sonrasında gelen konser kayıtları, tekliler müzikal yolculuğunda hem kişisel hem de toplumsal temaları işleyen bir devamlılık sundu. Özellikle “Hayat Nedir?”, “Lavinya” ve “Alev Alev” gibi şarkılar hem radyo listelerinde hem de konserlerde dinleyicilerin ortak duygularını dile getiren parçalar olarak hafızalara kazındı.
 
Düzağaç, kariyeri boyunca farklı müzik ödüllerinde adaylıklar ve ödüller aldı. 2000’lerin başında Blue Jean Müzik Ödülleri ve çeşitli radyo ödüllerinde ‘En İyi Rock Sanatçısı’ kategorilerinde öne çıktı. Özellikle söz yazarlığı ve sahne performansıyla takdir topladı, şarkıları yalnızca listelerde değil, dinleyicilerin kişisel hikâyelerinde de yer buldu.
 
 
Kültürel dönüşümde köprü
 
Düzağaç’ın şarkı sözleri, Türk rock sahnesinde edebi göndermelerin en yoğun kullanıldığı örnekler arasında yer alır. “Lavinya”da mitolojik bir isim üzerinden aşkın imkânsızlığını işlerken, “Hayat Nedir?”de varoluşsal sorgulamalarıyla felsefi bir derinlik yaratır. “Tüm Hakları Yalnızlığıma Aittir” albümünde ise yalnızlığı bir mülkiyet gibi sahiplenerek, bireysel duyguları toplumsal bir metafora dönüştürür. Bu yaklaşım, müziğini yalnızca popüler bir rock çizgisi olmaktan çıkarıp edebi bir anlatıya dönüştürür.
 
1990’ların sonunda ve 2000’lerin başında Türkiye’de rock müzik, daha çok sert ve protest bir çizgide ilerlerken, Feridun Düzağaç bu müziğe melankolik ve bireysel bir damar ekledi. Şarkıları, rock müziğin yalnızca toplumsal bir başkaldırı olmadığını aynı zamanda bireyin içsel dünyasını ve kırılganlığını da dile getirebileceğini gösterdi. Bu yönüyle Düzağaç, Türkiye’de rock müziğin kültürel dönüşümünde önemli bir köprü işlevi gördü; hem edebiyatla hem de müzikle kurduğu bağ ile kuşağının en özgün sanatçılarından biri haline geldi.
 
 
Yeniden sahnede
 
Feridun Düzağaç uzun süredir sessizdi; ne yeni bir albüm yayınladı ne de düzenli olarak sahneye çıktı. Son stüdyo albümü “FD7” 2015’te gelmişti ve o tarihten bu yana yalnızca birkaç tekliyle varlığını hatırlattı. Konser tarafında da arada özel etkinliklerde göründü ama uzun soluklu bir sahne programı olmadı. Kısa süre önce kendisini görüş almak için aradığımda “bir şeyler söylemeyi bırakalı çok oldu” demişti; bu cümle hem müziğe hem hayata dair bir yorgunluk ifadesi gibi kalmıştı aklımda.
 
Tam da bu yüzden, 2025’te Pasaj Müzik etiketiyle Refik Durbaş’a adanan saygı albümünde Yassassin ile birlikte seslendirdiği “Bu Kitabın Özeti” teklisi dikkatimi çekti. Uzun süren sessizliğin ardından yeniden sesini duymak, karakteristik vokaliyle bir şiire hayat vermesi hem nostaljik hem de çağdaş bir atmosfer yaratması önemliydi. Bu tekli, yıllar sonra yeniden müziğe dokunmasının işareti gibiydi.
Şimdi ise 5 Şubat 2026’da İş Sanat sahnesine çıkacak olması onu sahnelerde daha sık göreceğimizin işareti belki de. Çünkü Feridun Düzağaç’ın şarkıları bir kuşağın, bizim kuşağın adeta duygusal hafızası. “Beni Bırakma”, “Lavinya”, “Alev Alev” hem kişisel hem toplumsal tarihimizin aynası. Böyle sanatçıları sahnede daha fazla görmeye ihtiyacımız var. Uzun süren sessizliğin ardından yeniden sahneye dönmesi, özlediğimiz bir sesi ve yıllardır eksikliğini hissettiğimiz bir duyguyu geri getirmek anlamına geliyor.
 
Düzağaç’ın konserleri, seyirciyle kurduğu doğrudan ve samimi iletişimle bir tür ortak terapi seansı gibidir. Dolayısıyla 5 Şubat Perşembe saat 20.30’da İş Kuleleri Salonu’nda gerçekleşecek buluşma, yılların birikimini taşıyan şarkıların yeniden söylenmesiyle hem nostaljik bir hatırlama hem de bugünün duygularına dokunan bir deneyim olacak. Kaçırmayın derim.