Milliyet Sanat
Milliyet Sanat » Haberler » Diğer » Monika Bulanda Quartet İstanbul ve Bodrum’da

Monika Bulanda Quartet İstanbul ve Bodrum’da

Monika Bulanda Quartet İstanbul ve Bodrum’da11 Haziran 2026 - 07:06
Monika Bulanda farklı coğrafyaların ritimlerini cazın diliyle bir araya getirdiği quartet projesiyle 12 Haziran’da Nardis Jazz Club, 23 Haziran’da ise The Marmara Bodrum Pera 77 Sahnesi'nde olacak.
Suzan Somalı Sönmez
ssomalisonmez@gmail.com
 
Türkiye'de caz, uzun yıllar boyunca büyük şehirlerin belirli mekânlarına sıkışmış bir müzik türü olarak algılansa da son yirmi yılda hem dinleyici kitlesini hem de üretim alanlarını genişletti. Özellikle İstanbul, bu dönüşümün merkezinde yer aldı. Bir yanda yarım asrı aşan geçmişiyle uluslararası sanatçıları ağırlayan İstanbul Caz Festivali, diğer yanda 1991'den bu yana aralıksız devam eden Akbank Caz Festivali, Türk caz sahnesinin uluslararası görünürlüğünü artırırken yeni kuşak müzisyenlerin de yetişmesine katkı sağladı. Bugün İstanbul'da kulüp konserlerinden açık hava festivallerine uzanan canlı bir caz eko sistemi bulunuyor; özellikle Galata'daki Nardis Jazz Club, yerli ve yabancı müzisyenlerin buluştuğu en önemli sahnelerden biri olarak kabul ediliyor.
 
Son yıllarda cazın coğrafyası İstanbul'un da ötesine taşındı. Ankara’dan İzmir’e Antalya'dan Bursa'ya, Afyon’dan Denizli’ye, Ordu’dan Datça'ya, Bozcaada’dan Kaş’a kadar farklı şehirlerde düzenlenen festivaller, Türkiye'nin caz haritasını genişletirken Bodrum bu hareketliliğin en dikkat çekici merkezlerinden biri haline geldi. 2017'den bu yana düzenlenen ve bugün uluslararası ölçekte tanınan bir etkinliğe dönüşen Uluslararası Bodrum Caz Festivali, konserlerin yanı sıra söyleşiler, sergiler ve disiplinler arası etkinliklerle cazı yalnızca bir müzik türü değil, kültürel bir buluşma alanı olarak ele alıyor. Festival, her yıl Türkiye'den ve dünyadan çok sayıda sanatçıyı Ege kıyılarında bir araya getiriyor.
 
 
İşte Monika Bulanda'nın Türkiye'deki hikâyesi de tam olarak bu gelişen caz ikliminin içinde şekillendi. İstanbul'a ilk kez 2008 yılında gelen sanatçı hem kulüp sahnelerinde hem de ülkenin önde gelen festivallerinde yer alarak Türkiye caz çevresinin tanınan isimlerinden biri haline geldi. Bulanda’nın Nardis Jazz Club'dan Bodrum Caz Festivali'ne uzanan konser programı, yalnızca bir müzisyenin kariyer rotasını değil, aynı zamanda Türkiye'de cazın son yıllarda geçirdiği dönüşümü de yansıtıyor.
 
Kraków doğumlu davulcu, besteci ve multidisipliner sanatçı Monika Bulanda’nın müziği, coğrafyalar arasında dolaşan bir anlatı kuruyor. Katowice Müzik Akademisi Caz Davul Bölümü’nde aldığı akademik eğitimin ardından Varşova’daki Chopin Caz Okulu’nda Polonya cazının önemli isimlerinden Kazimierz Jonkisz ile çalışan Bulanda, kariyerinin erken döneminde teknik yetkinliğini sağlam bir temele oturturken eş zamanlı olarak Varşova Üniversitesi Sinoloji Bölümü’nden mezun olarak kültürel ve dilsel bir derinlik de kazandı. Bu çift yönlü eğitim, sanatçının müziğinde belirgin biçimde hissedilen çok katmanlı yapının da başlangıç noktası oldu.
 
Asya’dan İstanbul’a uzanan ritim hattı
 
Bulanda’nın müzikal rotası, Avrupa merkezli bir caz kariyerinin ötesine geçerek Asya’ya uzandı. Çin’de geçirdiği dönem, sahne deneyimiyle birlikte geleneksel müzik yapılarıyla doğrudan temas kurmasını sağladı. Kuala Lumpur’da ‘Sonor Drums’ atölyelerini yönetmek üzere davet edilmesiyle icracılığın yanı sıra aynı zamanda bir eğitmen ve üretim süreçlerine müdahil bir figür haline geldi. Hindistan’da Karuna Moorthy ve Mattanur Sankarankutty gibi ustalarla gerçekleştirdiği performanslar ise ritim anlayışını belirgin biçimde genişletti. Özellikle Güney Hindistan perküsyon gelenekleri, sonraki yıllarda geliştirdiği kompozisyon dilinde izlenebilir bir etki yarattı.
 
2008 yılında Amerikalı basçı Tony Jones’un davetiyle Türkiye’ye gelmesi, Bulanda’nın kariyerinde yeni bir dönemin başlangıcını oluşturdu. İstanbul’da farklı müzik gelenekleriyle kurduğu temas, sanatçının kendi projelerini üretmeye yönelmesinde belirleyici oldu. Türkiye’de geçirdiği yıllar boyunca cazın yanı sıra geleneksel Türk müziğine de yönelen Bulanda, Hasan Kiriş ile çalışarak yaylı tambur eğitimi aldı ve bu enstrümanı kendi müzikal diline dahil etti.
 
Uluslararası sahne ve işbirlikleri
 
Monika Bulanda, kariyeri boyunca hem Avrupa’da hem Türkiye’de önemli festivallerde sahne aldı. ‘Nişville Uluslararası Caz Festivali’ ve ‘Novi Sad Caz Festivali’ gibi Avrupa caz sahnesinin önemli duraklarının yanı sıra ‘İstanbul Caz Festivali’, ‘Alanya Caz Günleri’ ve ‘Kalamış Caz Festivali’ gibi etkinliklerde yer aldı. Bu süreçte Türkiye ve Polonya’nın önde gelen caz müzisyenleriyle gerçekleştirdiği işbirlikleriyle ki ülke arasında hareket eden bir müzikal köprü oldu.
 
Sanatçı, caz sahnesinin yanı sıra pop müzik alanında da aktif bir performans kariyeri yürüttü. Kenan Doğulu, Ajda Pekkan, Mustafa Sandal ve Mabel Matiz ile gerçekleştirdiği dünya turneleri, Bulanda’nın sahne pratiğini geniş kitlelerle buluştururken farklı müzikal formatlara uyum sağlama becerisini de pekiştirdi. Bu paralel kariyer hattı hem ana akım hem de alternatif üretim alanlarında varlık göstermesine olanak tanıdı.
 
 
Kayıtlar ve solo üretimler
 
Monika Bulanda’nın diskografisi, ağırlıklı olarak işbirlikleri ve uluslararası projeler üzerinden şekillendi. Sanatçı, farklı caz projeleri kapsamında çeşitli albümlerde davulcu ve perküsyonist olarak yer aldı; bu kayıtlar Avrupa caz sahnesinde dolaşıma giren bağımsız ve kolektif üretimlerin parçası olarak yayımlandı. Türkiye’deki çalışmalarında da benzer bir hat izleyen Bulanda, gitarist Bilal Karaman’ın 2011 tarihli “Bahane” albümünde davulcu olarak yer alırken, 2017’de Selen Gülün’ün “Kadınlar Matinesi” projesinde performansçı kimliğiyle sahne aldı. Bu tür işbirlikleri, sahne pratiği ile kayıt üretimi arasındaki sürekliliği belirleyen temel unsurlar arasında yer aldı.
 
Kendi adıyla gerçekleştirdiği solo üretimlerde ise besteci ve prodüktör kimliği öne çıktı. Bu hattın ilk örneklerinden biri, 2013 yılında yayınlanan “Multi City” oldu. Aynı adlı multi disipliner projesine paralel olarak geliştirilen bu çalışma, Bulanda’nın müzik ile görsel anlatıyı bir araya getirdiği erken dönem üretimlerinden biri olarak kayda geçti. 2015 yılında yayınlanan ilk solo albümü “Forever I’ll Be Young”, sanatçının farklı coğrafyalardan edindiği ritmik ve melodik birikimi caz, pop ve dünya müziği etkileriyle bir araya getirdiği ilk uzunçalar çalışma oldu ve bağımsız üretim hattının temelini oluşturdu.
 
2010’lu yılların ikinci yarısından itibaren dijital platformlara yönelen Bulanda, tekli formatında daha yoğun bir üretim sürecine girdi. 2019 yılında yayınlanan “Waiting For You” ve aynı yıl dinleyiciyle buluşan Türkçe sözlü “Dur”, bu dönemin ilk örnekleri arasında yer aldı. Bu teklilerde caz altyapıları ile etnik ritim unsurlarını bir araya getiren hibrit bir yapı dikkat çekti. 2021 yılında caz gitaristi Can Ömer Uygan ile birlikte kaydettiği “Free Falling”, sanatçının doğaçlama temelli caz yaklaşımını daha çağdaş bir prodüksiyon diliyle buluşturduğu bir çalışma olarak diskografiye eklendi.
 
Aradan geçen dönemin ardından Bulanda, 2024 yılında yayınadığı “Ven Conmigo” ve “Leave Me” teklileriyle çok dilli ve çok katmanlı müzikal yaklaşımını sürdürdü. 2025 yılı ise sanatçının solo üretimleri açısından yoğun bir dönem olarak öne çıktı. Aynı yıl içinde yayınlanan “Out Of Control” ve “Good Bye” teklileri, daha sade prodüksiyon yapılarıyla dikkat çekerken anlatı açısından daha doğrudan bir çizgi izledi. Bu üretim hattının devamı olarak 2025 yılında yayınlanan “Fragments” albümü, Bulanda’nın bugüne kadar ki en kapsamlı solo çalışması olarak konumlandı. İstanbul’da şekillenen çok kültürlü yaşam deneyiminin izlerini taşıyan albüm, sanatçının farklı coğrafyalardan beslenen müzikal dilini bütünlüklü bir yapı içinde bir araya getirdi.
 
Bulanda’nın kayıt kariyeri yalnızca müzikle sınırlı kalmadı. 2025 yılının Nisan ayında yayınlanan “Drums and Dreams” başlıklı otobiyografik kitabı sanatçının Polonya’dan Asya’ya, oradan İstanbul’a uzanan kişisel ve sanatsal yolculuğunu belgeleyen bir metin olarak, diskografisine paralel ilerleyen yazılı bir anlatı hattı oluşturdu.
 
Sanatçı, İstanbul’daki Polonya Büyükelçiliği ve Konsolosluğu’nun desteğiyle geliştirdiği projelerde Polonya ve Türk halk müziği arasında bağ kuran çalışmalar gerçekleştirdi. Bu projelerle ‘Uluslararası Bursa Festivali’, ‘Sound of Europe Festivali’ ve İstanbul’daki ‘Polonya Kültürü Festivali’ gibi etkinliklerde Polonya’yı temsil etti. Bu üretimler, Bulanda’yı kültürlerarası etkileşim alanında aktif bir üretici konumuna yerleştirdi.
 
Nardis’te Quartet gecesi
 
Monika Bulanda Quartet, sanatçının bugüne kadar edindiği tüm bu birikimin sahnedeki güncel karşılığı olarak öne çıkıyor. 12 Haziran 2026 akşamı Nardis Jazz Club’da gerçekleşecek konser, caz formunun içinde doğaçlama ile yapı arasındaki dengeyi, farklı coğrafyalardan beslenen ritmik yapıların eşliğinde kurmayı hedefliyor. Quartet formu, Bulanda’nın davul ve perküsyon merkezli anlatısını daha geniş bir armonik ve melodik çerçeveye taşıyor. Monika Bulanda (davul, vokal), Barış Ertürk (saksafon), Onat Murat (piyano) ve Baran Say (kontrbas)’dan oluşan quartet, genellikle çağdaş caz ve fusion ekseninde, özgün besteler ile doğaçlamaları bir araya getiren bir repertuvar sunuyor.
 
Bodrum Caz Festivali’ne uzanan program
 
Monika Bulanda Quartet, İstanbul'daki Nardis Jazz Club konserinin ardından yaz konser programını Bodrum'da sürdürecek. Performans, sanatçının Türkiye’deki festival dolaşımının devamı niteliğinde, farklı dinleyici kitleleriyle buluşacağı bir diğer önemli durak olarak programda yer alıyor.
 
Topluluk, 15-28 Haziran tarihleri arasında düzenlenen 10. Uluslararası Bodrum Caz Festivali kapsamında bu kez 23 Haziran akşamı The Marmara Bodrum Pera 77 Sahnesi'nde dinleyiciyle buluşacak.
 
Etiketler: Milliyet Sanat  Monika Bulanda  Nardis Jazz Club